Dünyanın Oluşumu Günceli

CD3.21 – Sisli Kanyon

Eylül 19, 2016


Eğer biri `Gizli Ejderkan Öğretileri`ni kullanmak istiyorsa, kanındaki Ejderkan yoğunluğunu belli seviyeye çıkarmak zorundaydı. Fakat bunun için sadece iki yol vardı. Birincisi direk doğuştan kandaki yoğunluğun yeterli olması, ikincisi ise yasayan bir ejderin taze kanını içmekti.

Fakat ne yazık ki yasayan bir ejderin kanını içmek aşırı tehlikeli bir olaydı.

Ejder kanını içmek söyle bir kenarda dursun, deriye bile azcık uygulanması inanılmaz acılara neden olabilirdi. Yine de dünyada erseyin dengeleyen bir zıttı vardı ve Mavi kalp­otu da bunun dengeleyicisiydi. Mavi­kalp otu, Ejderkani ile eşleştirildiğinde son derece tesirli bir karışım ortaya çıkardı. Fakat Mavi­kalp otu inanılmaz nadir bulunan bir bitkiydi ve Linley önceden fiyatını bile sormuştu.

Tek bir bağ Mavi­kalp otu on binlerce altın ediyordu. Dahası satın almak istesen bile aşırı nadir olduğundan, paran olsa da alamıyordun. Doehring Cowart bir kez söylemişti, “Yasayan ejderlerin kani aşırı güçlüdür. Genelde bir bağ Mavi­kalp otu yetmez. İçeceğin ejder­kani miktari fazlaysa Mavi­kalp otu çok daha fazla olmalı.“

Bir bağı bile bu kadar pahalıyken. Linley`nin gücü nasıl buna yetebilirdi? Belki de bu aylarda kazandığı bütün serveti, 70.000, sadece bir bağ almaya ancak yeterdi.

“Mavi­kalp otu, bu Mavi­kalp otu! Cennetler bana karşı gerçekten çok nazik.“ Linley inanılmaz bir sevinç yaşıyordu.

Enerjik bir şekilde aşağı zıpladı, metrelerce düşerek diğer taraftaki uçurumun yakasına kondu. Hemen ardından büyülü sözleri mırıldanmaya başladı. Rüzgar elemental esans parçacıkları etrafında dönmeye ve Linley`nin bütün vücudunu kaplamaya başladı.

Besinci seviye rüzgâr stili büyü – Havada Süzülme Teknigi

Şuan ki seviyesinde, Linley uçmaktan ziyade, sadece vücudunun havada durmasını sağlayabiliyordu. Sadece aşağı yukarı veya yatay olarak süzülebiliyordu. Boşluğa doğru bir adim attı, sonrada havada dururken yavaşça aşağı süzülmeye başladı. Derin, sisli kanyonda azar azar alçaldı. Bebe`de imrenen gözlerle Linley`nin omuzlarında bekliyordu. Bebe her ne kadar güçlü olsa da, uçma yeteneği yoktu. Ucan bir tur büyülü yaratık değildi ve ancak aziz seviyesine ulaşınca uçabilecekti.

Kanyon, etrafı bulanıklaştıran sisle kaplıydı. Linley aşağı indikçe kanyonun iki yakası git gide birbirinden uzaklaştı ve sonunda Mavi­kalp otunun yanına kondu.

“Mavi­kalp otu yeşil olmasına rağmen, mavi bir ışıkla parlar. Dokununca bir ferahlık hissi verir. Yaprakları kırılınca içinden çıkan koyu yeşil siviyi içerseniz içinizi serinlik kaplar.“ Linley Ernst Enstitüsünün kütüphanesinde okuduklarını net hatırlıyordu.

Linley kayalardan dışarı cikmis, rüzgârlarla hafifçe dalgalanan Mavi­kalp otuna bakıyordu. Derin bir nefes aldı ve dikkatlice topraktan çıkardı.

“Gerçekten soğuk.“ Mavi­kalp otuna dokunduğunda, sanki bir buz kalıbına dokunmuş gibi hissetti. Hemen onu çantasına yerleştirdi ve etrafa bakınmaya başladı. “Acaba burada daha fazla Mavi­kalp otu var mıdır?“

Bir bağ yetiştirebilecek verimde bir alan, neden bir ikincisini de yetiştirmesin.

Süzülme tekniğini kullanarak, dalgalanan bulanık sisin içinde aşağı doğru ilerlemeye devam etti. Ayni zamanda da etrafı inceliyordu. Sis her şeyi bulanıklaştırsa da, uçurumdan aşağı kıvrılarak ilerleyen sarmaşıkları ayırt edebiliyordu.

“Ne kadar büyük!“

Linley aşağı indikçe, bu yerin ne kadar büyük olduğunun farkına varmaya başladı. Zirvede, iki yakanın arası belki de bir kac yüz metreydi, fakat şuan Linley aradaki mesafenin en az bir kaç bin metre olduğundan emindi.

“Roar…”

“Grrr….”

Aniden bir sürü, çeşit çeşit hırlama sesi yükselmeye başladı. Sesler her yerden geliyordu. Sadece seslere bakılarak aşağıda yüzden fazla büyülü yaratığın olduğu anlaşılabilirdi. Linley`nin kalbinde bir ürperti oluştu. “Büyülü yaratıklar. Aşağısı büyülü yaratık kaynıyor.“

Linley kendini uçurumun duvarına sabitledi ve sarmaşıklara tutunarak aşağı doğru daha yavaş ve daha dikkatli inmeye başladı.

“Patron, eğer hislerim doğruysa aşağısı tehlike kaynıyor.“ Bebe de Linley`i uyarmaya başlamıştı.

Linley`nin zaten kalbi sıkışmaya başlamıştı bile. Aşağı indikçe uğultular git gide netleşiyordu. Gelen sesler fiziksel olarak büyük yaratıklara ait gibiydi. Her güçlü yaratık büyük olacak diye bir kural yoktu ama büyük olan çoğu yaratık genelde güçlüydü.

“Mavi­kalp otu!“

Linley aniden, aşağısında, biraz uzakta, bir başka bağ Mavi­kalp otu gördü. Mavi­kalp otunun çevresi küçük ağaçlar ve sarmaşıklarla kaplıydı. Linley zaten çok korkan bir insan değildi. Mavi kalp otunu görünce de hic düşünmeden, sarmaşıklara tutunarak oraya doğru süzüldü.

Fakat tamamen dikkatinden kaçan bir şey vardı…

Mavi­kalp otunu çevreleyen bitki örtüsünün içinde devasa bir piton yılanı kıvrılmış yatırıyordu. En az yirmi metre uzunluğunda, iki insanın birleşip etrafını ancak sarabileceği bir kalınlıktaydı. Devasa piton da yeşildi ve o da sarmaşıklar gibi kıvrılmıştı. Sisi de sayarsak, Linley`nin yılandan haberi bile yoktu.

Linley alçaldıkça, Mavi­kalp otuna yaklaştı.

“Patron, dikkat! Önünde kocaman bit piton var!“ Bebe hemen aceleyle zihinsel olarak Linley`i uyardı.

“Piton?“ Linley sasırdı.

Neredeyse bütün piton türü büyülü yaratıklar inanılmaz güçlüydü. Üçboynuz pitonu bile altıncı seviye büyülü yaratıktı. Linley hemen etrafını dikkatlice taradı. Şuanda Linley dev pitondan yaklaşık yüz metre ilerdeydi. Dikkatlice aradıktan sonra yılanın yerini saptadı.

“Whoah.“ Linley korkmuş bir şekilde nefes bıraktı.

Otuz metre boyunda, bir su varili kalınlığındaki yılan Linley`nin kalbini titretti. “Yeşil Dövmeli Piton. Yedinci seviye bir büyülü yaratık.“ Hemen bilgileri gözünün önüne geldi.

Simdi, Linley kanyonun neden beyaz sisle dolu olduğunu anlamıştı.

“Sis Tekniği, basit bir birinci seviye su büyüsü tekniği. Sadece yedinci seviye bir Yeşil Dövmeli Piton tek başına çevresine inanılmaz miktarda, neredeyse sinirsiz beyaz sis yayabilir. Ama kanyonda bu kadar yoğun sis varsa, kesinlikle birden fazla Yeşil Dövmeli Yılan olmalı.“

Linley hemen bu sonuca varmıştı.

Şuanda olduğu kanyon on kilometre civarı genişlik ve derinliğe sahipti. Böyle büyük bir yer tamamen sisle kaplıysa, kim bilir kaç tane piton vardı. Kıvrılmış yatan Dövmeli Piton aniden kıpırdadı, kafasını döndürüp, sanki sadece bakarak öldürebilecek iki gözüyle Linley`e bakmaya başladı.

“Grrrr….”

Korkunç bir hırlama sesi duyuldu ve aniden Yeşil Dövmeli Piton bütün hızıyla atıldı.

“Rawr!” “Hiss!” “Grrr!” bir anda bütün kanyon seslerle dolmuştu. Linley aşağı doğru bir bakış atti ve kendine yaklaşan on tane devasa yaratığın olduğunu gördü. Linley bu on tanesinin, bütün bu dalgalanmanın sadece ilk kısmı olduğunu biliyordu.

Yeşil Dövmeli Piton `un saldırdığını görünce, Linley tüm gücüyle yukarı doğru uçmaya başladı. Rüzgârı kontrol

ederek, vücuduna yapılan hava basıncını azalttı ve bir mermi gibi yukarı, gökyüzüne uçtu. Yukarı doğru çıkarken Yeşil Dövmeli Pitonun da kanyonun duvarında kıvrılarak onu takip ettiğini gördü. Soğuk gözleri Linley`den bir an olsun ayrılmazken, sürekli hiss`liyordu.

Aşağıdan kulakları tırmalayan bir kus çığlığı duyuldu ve bir düzine devasa kuş aniden Linley`e yaklaşmaya başladı.


“Ejder­Sahinleri! Bunlar Ejder Şahini!“ Linley`nin yüzü bembeyaz oldu.

Yorum Yap "CD3.21 – Sisli Kanyon"