Otto Von Bismark Günceli

CD3.19 – Siyah Hançer

Eylül 19, 2016


Sıradağlarda 51. Gün…

“ Bütün bu katiller beni kolay lokma mı sanıyor? Beni görenin gözü kararıyor.“ Linley siyah elbisesinin içindeki kadın assassine baktı. Sadece besinci seviye bir savaşçıydı. Büyülerinin de yardımıyla Linley kendi başına öteki dünyaya postalamıştı onu.

Doehring Cowart bir kahkaha atti. “Seni kim görse çocuk sanıyor. Goklerin ne kadar yüksek, topragin ne kadar derin olduğunu bilmeyen, dağlarda tek basina dolanmaya cikmis saf bir çocuk. Neden senin gibi bir çömezin tekine saldırmasınlar ki?“

Linley bu konuda çaresizdi.

Hala on bes yaşındaydı. Fiziksel olarak tam bir yetişkin gibi olsa da, yüzü her şeyi ele veriyordu.

“Ölürken bir de beni yaraladı. Neyse… Başka bir yara daha eklenmiş oldu. Üstüne elbiselerimi mahvetti. Geriye yalnızca tek bir set kıyafet kaldi.“ Elbiselerindeki devasa deliği görünce, Linley ağlasa mı gülse mi şaşırmıştı.

Linley kendine sürekli saldıran suikastçılardan pek cok elbise seti almıştı. Faka daha da fazlasını burada, Büyülü Yaratık Sıradağlarında kaybetmişti.

“Patron, bunun çantasındaki büyü özütleri bir kac bin altin eder. Bir set elbise o kadar eder mi?“

Bebe`yi duyunca Linley gülmeye basladi.

Bir aydan uzun suredir burada kalan Linley`nin hatırı sayılır sayıda yarası olmuştu, tabi bir o kadar da büyü özütü kazanmıştı.

“Sikt.r et. Bundan sonra belden yukarı çıplak dolanacağım. Son set elbiseyi geri dönüş yolculuğuna saklayacağım. Dağlarda beni kim görecek ki.“ Linley kararlı bir şekilde yırtık elbiseleri fırlatıp attı. Göğsü acik, elinde siyah hançeri yola koyuldu.

Bütün bu zaman boyunca siyah hançerin epey yardımı dokunmuştu.

Biraz yürüdükten sonra Linley büyülü sözleri mırıldanmaya başladı. Kisa bir sure sonra Linley`nin etrafında rüzgârlar dönmeye başladı. Bu Kesif­ruzgari büyüsüydü. 300 metre çaplı bir alanda hiçbir şey Linley`nin dikkatinden kaçamazdı.

Genel olarak konuşmak gerekirse Linley biraz yürüdükten sonra dikkatli olmak için tekrar Kesif­ruzgari büyüsü yapardı. Rutin bir şekilde biraz daha yürüdükten sonra yine büyüyü tekrar etmişti.

“Bir grup insan? Niye ağacın tepesinden saklanıyorlar ki?“ Linley şüphelenmişti.

Şuanda yuz metre güneyde, yedi kişinin bile çevresini saramayacağı büyüklükte bir agacin tepesinde on ya da daha fazla adam saklanıyordu. Linley merakla biraz daha yaklaştı.

Yavaş ve dikkatli bir sekilde otların arasında sürünerek, adamları görecek bir noktaya ilerledi.

Adamların hepsi siyah elbiseler giyiyordu ve hepsinin belinde birer siyah hançer vardi.

“Siyah hançer?“ Linley bakışları hançerlere takılmıştı.

Renk ve sekil olarak Linley`nin elindekiyle aynıydılar. Ek olarak, ağaçtaki adamlar Linley`nin ilk karşılaştığı suikastçıyla ayni uğursuz hissi veriyorlardı.

“Ayni kıyafetler, ayni siyah hançerler ve…“ Linley sırtlarının da biraz çıkıntılı olduğunu fark etti.

Elinde olmadan ilk karşılaştığı assassinin çantasını nasıl elbiselerinin altına sıkıca bağladığını hatırladı. Bebe elbiselerini paramparça edince orada çanta olduğunu fark etmişlerdi.

“Ayni organizasyona aitler.“ Bir aptal bile bu sonucu çıkarabilirdi.

Linley`nin kalp atışları hızlanmaya başlamıştı. Ağaçtaki adamlar alçak bir sesle birbirleriyle konuşuyorlardı.

“Neden numara 18 ve 7 henüz gelmedi?“ Siyah elbiseli adamlardan biri mutsuz bir şekilde sordu.

“Muhtemelen nalları dikmişlerdir.“ Diger bir siyahlı adam cevapladı.

“Zamanı takip edin. Gece çökene kadar bekleyeceğiz. Gece olduğunda hala gelmemişlerse, canlı ya da olü, basarisiz olmuş sayılacaklar.“ Diğer bir adamın soğuk sesi duyuldu. Sesi duyunca öteki siyahlı adam sustu.

Altta cimlerin içinde saklanırken Linley, son konuşan adamın liderleri olduğunu tahmin edebiliyordu. Tedirgin olmaya başladı. “Beni öldürmeye çalışan adam, altıncı seviyeydi ve karanlık stilinde uzmanlaşmıştı. Liderleri kim bilir ne kadar güçlüdür.“

Linley hemen geri çekilmeye başladı, fakat bir iki adim attıktan sonra…

Liderleri hemen somurtup, dönerek Linley`e baktı.

Aniden siyah bir gölge hızla Linley`e doğru atıldı. Linley sok olmuş bir şekilde onu fark ettikleri anladı. Hemen Supersonic büyüsünü yaptı ve ulaşabileceği son hızda ormanın içine doğru koşmaya başladı.

Linley`nin bilgisine göre ormanın ne kadar derinine inersen o kadar tehlikeli olurdu. Onu takip eden kişi derinlere ilerlediğini görünce, belki tereddüt eder hatta pesini bırakırdı. Linley biraz derinlere inince hemen yönünü değiştirip ayrılmayı planlıyordu.

Linley`nin elinde siyah hançeri, arkasında da siyah çantayı görünce grubun liderinin yüzündeki ifade değişti.

“2 Numara sen ilgilen.“ Siyahlı lider hemen emretti.

Sıralama yükseldikçe, güç seviyesi de yükseliyordu. Lider çoktan Linley`nin hareketlerinden onun güç seviyesini çıkarmıştı.

“Evet, efendim.“ Siyahlı adamlardan biri hemen asagi firladi. Ve inanılmaz bir hızla Linley`i takip etmeye başladı. Fakat Linley`nin ani deparı sayesinde aralarındaki fark 70 metreydi.

Siyahlı adam epey hızlıydı, hatta Linley`nin ilk karşılaştığı assassinden bile daha hızlı görünüyordu.

“Ne kadar hizli.“ Linley atik bir sekilde ormanda ilerledi. Bazen sürünüyor, bazen zıplıyordu.

Fakat arkasındaki adam ciddi bir şekilde takibe devam etti. Aradaki mesafe azalmaya başlamıştı; 60 metre, 50 metre, 40 metre, 30 metre. Git gide daha da yaklaşıyordu.

10 metre, 9 metre, 8 metre, 7 metre!

Korkmuş olan Linley ormanın daha da içlerine yöneldi.

“Rüzgâr stili büyücü?“ Siyahlı adam Linley`nin rüzgâr tarafından desteklendiğini anlamıştı. “Rüzgâr tarafından desteklenmesine rağmen ne kadar yavaş. Dördüncü seviye filandır, en cok dördüncü seviyenin uç noktasına gelmiştir.“ Linley`i öldürebileceğinden son derece emin bir şekilde adam yaklaşmaya devam etti.

Dış görünüşte Linley korkudan ölmek üzereydi, oysa içinde bundan eser yoktu. Gayet sakin ve kararlıydı.

“Bir kaç kilometre gittik bile. Arkadaki assassinlerin artık bizi görebileceğini sanmıyorum.“ Bir anda Linley`nin yüzünde soğuk bir ifade belirdi. Bütün zaman boyunca `korkmuş` olan Linley`nin omuzunda kıvrılmış bekleyen küçük Gölgefare, hemen fırladı.

Assasinin gözleri önünde bir anda vücudu büyümeye başladı ve göz açıp kapayıncaya kadar ona vardı. Assassin net bir şekilde ona doğru parlayan keskin dişleri görebiliyordu…


…………….

Yorum Yap "CD3.19 – Siyah Hançer"