Otto Von Bismark Günceli

CD3.13 – Tehlike

Eylül 19, 2016


“Phew. Sonunda gittiler.“ Linley o rahatlamanın etkisiyle, derin bir nefes bıraktı.

Linley dördüncü seviye bir savaşçı olarak güçsüz olduğunu biliyordu. Besinci seviye Ruzgar­kurtlariyla yakin dövüşe girmek ölüme yürümekten farksızdı. Sadece büyülerine güvenerek hayatta kalabilirdi. Fakat bu kadar hızlı olduğu gerçeği olmasaydı, nasıl o kadar büyü yapma imkân bulabilecekti. Neyse ki epey hızlıydı ve bir şekilde bu durumdan kurtulmuştu.

“Altıncı seviye bir büyücünun bile benim yaptığımdan cok daha iyi birsey yapabileceğini sanmıyorum. Zaten hiz olarak kurtlari da atlatamazdı. Bu kadar kurt onu bir kistirdi mi, buyu yapmaya firsati bile olmayacakti.“ Linley artik savaşçı eğitimini bırakmayarak ne kadar doğru bir karar verdiğini biliyordu.

Linley sol elindeki Kivrilan Ejder Yüzüğüne bir bakis atti. Elleri yeterli büyüklüğe ulastigindan beri yüzüğü parmagina takıyordu.

“Neyse ki bu yüzüğe sahibim! Yoksa nasıl o kadar besinci seviye büyü yapabilirdim?“

Besinci seviye büyücüler iki tane besinci seviye büyü yaptıklarında büyü gücü neredeyse tükenmenin esiğine geliyordu. Fakat Linley için durum farkliydi. Az once alti tane besinci seviye büyü kullan misti; uc kez `Kirilmis Kayalar`, bir kez `Super Yercekimi Alani`, bir kez `Toprak Koruma` ve bir kez `Toprak Mizragi Dizilimi`.

Bunu nasıl yapmıştı? Tabii ki Kıvrılan Ejder Yüzüğü sayesinde!

Cok uzun zaman once Doehring Cowart kazara bu yüzükle karşılaşmıştı. Bir defasında Doehring Cowart büyü yaparken, şaşırıp kalmıştı. Eğer büyüyü bu yüzük uzerinden yaparsan normalde gereken buyu­gucu ve ruhsal enerjinin altida birini kullanarak ayni etkiyi veriyordu.

Cok acik bir şekilde, Kivrilan Ejder Yüzüğünü takan kisi elemental esansi daha net hissediyor ve manipüle edebiliyordu. Ek olarak gereken buyu­gucu ve ruhsal enerjiyi azaltıyordu.

Alti da bir. Bu ne denli önemliydi?

Aziz seviye bir magus, dehşet verici `Mahveden Firtina` büyüsünü yalnızca bir kez kullanabilirdi. Fakat Kivrilan Ejder yüzüğünün yardimiyla, alti kez yapabilirdi! Bu inanılmaz guc Doehring Cowart`i heyecanla titretmişti. Bu keşfettiği gücün, toprak ananın bir kutsaması olduğunu düşünmüş ve de ismini `Dunya­yuzugu` koymuştu.

Kutsal bir hazine, `Dunya­yuzugu`.

Bu Doehring Cowart`in yüzüğe bahşettiği isimdi. Dohring Cowart`in dediklerine gore Yulan kıtasında maguslarin büyü yapmasını kolaylaştıracak, fazlasiyla güçlü hazineler olsada, neredeyse hic biri bu `Dunya­ yuzugu` ile eşit derecede değildi.

Fakat Kıvrılan Ejder yüzüğünü aldiktan sonra, Linley eğitimi esnasında başka bir sey keşfetmişti.

“Sadece toprak­stili değil! Ruzgar büyüsü de, hatta o küçük ates büyüsü de, Kivrilan Ejder Yuzugu üzerinden kullanıldığında altida bir enerji harcıyor.“ Yüzüğe baktıkça Linley daha da mutlu oluyordu.

Doehring Cowart ortaya cikmak için bu ani seçmişti.

“Ona bakmayı birak. Benim cağımda, Kivrilan Ejder Yüzüğü elime geçtikten sonra, bundan kimseye bahsetmeye cüret etmedim. Eğer birinin bundan haberi olsaydı, epey sayida aziz­seviye dövüşçü gelip benden almaya çalışacaktı. Fakat sunu söylemeliyim ki, ben bile bunun ates ve rüzgâr büyüsünü de etkileyeceğini düşünmedim.“ Doehring Cowart ic cekti.

Linley kafa sallayarak, “Gelecekte bende bunun sirrini saklayacağım.“ Linley kendisi de bu yüzüğün ne kadar değerli olduğunu biliyordu. Eğer bu sır disari sizarsa Yulan kitasindaki bütün aziz­seviye dövüşçülerin hedefi olurdu.

“Patron, bitirdin mi?“ Bebe cok da uzak olmayan, çimenlik bir alanda duruyordu. Savaşa hiç katılmamış, sadece uzaktan izlemişti.

Linley güldü.

“Ahh, aciyor.“ Göğsündeki yara ve paramparça olmus, kan içindeki elbiselerini görünce, Linley dikkatlice yarayı temizlemeye ve elemental esansla kapatmaya başladı.

Bebe de endişeli bir şekilde Linley`nin yarasına bakıyordu.

“Patron, eger tekrar böyle birsey olursa. Bende dalacağım.“ Bebe zihinsel olarak Linley ile konuşuyordu.

“Gerek yok. Baktın ki yapacağım birsey kalmadi ve olumun esiğindeyim, iste o zaman harekete geçebilirsin. Aksi takdirde… burada egitim yapmamin anlami ne?“ Linley`nin sesi sert ve kararliydi. Bebe konusmayi birakti. Cok önceden beri kanlı kavgalara atılmak istiyordu ama Linley henüz kabul etmemişti.

Şuan da Linley`den otuz metre uzakta, otların içinde, siyah bir gölge pusuda bekliyordu.



“Az önce, savaşırken, başlangıçtan bitişe, alti tane besinci seviye büyü kullandi. Besinci seviye büyüler olsa da, alti tane kullandığına gore, muhtemelen altinci seviye bir büyücü olmali. Dovus yetenekleri de dördüncü seviye savasci olduğunu gösteriyor. Hareketleri ruzgar büyüleri tarafından desteklendiğine gore, rüzgâr büyüsüne de sahip olmali. Özetle dual­element altinci seviye bir büyücü ve dördüncü seviye bir savasci.“

Uzaktaki gölge hesaplarını yapıyordu.

“Öldürme ihtimalim %90. Harekete geçebilirim.“ pusudaki kişi kararını verdi.

Linley daha yeni, zor bir kavgadan cikmisti. Dogal olarak suan rahatlamis durumdaydı. Siyah gölge hic kıpırdamadan duruyordu. Karanlik gecenin içinde başka bir gölgeden fazlası değildi. Liney bir yana küçük Gölgefare, Bebe`nin bile en ufak bir şekilde ondan haberi yoktu.

Yerde toprak esansıyla parlayan alan da kayboldu

Süper Yerçekimi Alanı sona ermişti.

“Simdi!“ Tüm sure boyunca pusuda bekleyen gölge, sanki hayali bir kilic gibi Liney`e doğru sessizce, uçarak fırladı.

Linley`nin bütün hisleri bir anda alarma geçti. Bütün hızıyla arkasına dönerken kaçmaya calisti. Karanlık bir gölgenin arkadan onu bıçaklamaya calistigini gördü. Elindeki bıçak, bakanların içini titretecek soğuk bir ışıkla parlıyordu. Gölgenin duygusuz soğuk, öldürme isteğiyle dolu gözleri Linley`nin kalbinin sıkışmasına neden oldu.

“Ne kadar hizli!“ Linley aceleyle geri çekildi, fakat acik bir sekilde gölge daha hizliydi. Parlayan siyah bıçak neredeyse gözlerine varmıştı bile.

Çarpışan metal sesi duyuldu.

Linley bıçağı karşılamak için düz keskiyi çıkarmıştı ve siyah bıçak düz keskiyle sert bir sekilde çarpıştı. Kıvılcımlar çıkarken havada metal sesleri dağılıyordu. Bir anda düz keski parçalara ayrıldı ve bazi parçalar Linley`nin yuzunu kesti. Arkada kanayan izler bıraktılar.

Yedi sekiz tane rüzgâr kilici aniden Linley`nin yanında ortaya cikti ve karanlık gölgeye saldirdi. Linley`nin şuan ki yeteneğiyle, hic ses cikarmadan bile rüzgâr kilici büyüsünü yapabiliyordu. Saldıran yedi sekiz tane rüzgâr kilici, siyah bir isik yayan gölgeyle çarpıştığında, tamamen ortadan kayboldular.

“Karanlik­stili savaş qi`si“ Linley hemen ne olduğunu anladi.

Bu yedi sekiz kılıç karanlık gölgeyi tamamen durdurmayı başaramasa da, onu bir anlik terettut ettirmişti. Linley hemen çevresinde dönüp, yaydan çıkan bir ok gibi fırladı. Yine de karanlık gölgenin refleksleri çok iyiydi, Linley`i daha da büyük bir hızla takip etmeye basladi.

Havada, Linley ile yüzleşirken, bir kez daha bıçağıyla Linley`nin kalbini hedef aldi. Tam o anda Linley`nin aklına Büyülü Yaratık Sıradağlarına girerken gördüğü beş ceset geldi. Hepsi kalbinden bıçaklanarak ölmüştü.

“Geber!“

Karanlik gölge kendinden son derece emindi. Siyah bir isikla parlayan bicagi Linley`nin göğsüne varmıştı bile. Suan havadaydılar ve Linley`nin saklanacağı bir yer de yoktu. Tek seçeneği anında yapabileceği en dayanaklı kalkanı yapmaktı; toprak kalkani! Normalin üçte biri büyüklüğünde, küçük bir toprak kalkanı aniden Linley`nin göğsünün önünde belirdi.

“Hrmph!”

Karanlik gölge küçümsercesine bir ses cikardi. Elindeki bicak daha da hizlanarak kalkani delmeye basladi. Karanlık gölgenin seviyesindeki bir adam için böyle bir kalkan hic bir anlam ifade etmiyordu.

Boyut olarak küçüldükten sonra, aslinda kalkan önemli bir koruma derecesine ulasmisti. Fakat bu bıçağa karsı yavaşlatmaktan başka bir ise yaramadı. Linley göğsünde biraz aci hissetti. Bicak tamamen kalkanı delmişti.

Bir anda ürpertici bir ses duyuldu. Küçük Gölgefare, Bebe, kulakları tırmalayan sert bir çığlıkla, aniden karanlık gölgenin hemen bileğinin yanında ortaya cikti. Bir insanın elini tek bir ısırıkta tamamen yiyecek kadar büyüktü. Disleri ise önüne cikacak herseyi delip geçebilirdi. Bebe adamın bileğinden sağlam bir ısırık aldi. Acı dolu bir çığlıkla, siyah gölge elini bilekten aşağı kaybetmişti.

Geriye kalan tek şey, kalkani delerek Linley`nin göğsüne saplanmış duran elin yarisiydi.


…….

Yorum Yap "CD3.13 – Tehlike "