Tankların Tarihi Günceli

CD3.11 – Kurt Sürüsü

Eylül 19, 2016


Hala bağdaş kurmuş oturan Linley`nin bir anda gözleri acildi ve dikkatle güneye doğru bakmaya başladı. Fakat o yönde dikenli yaban otlarında başka bir sey yoktu. Zaten bu yüzden Linley dinlenme yeri olarak burayı seçmişti. Bu kadar karmasik bir bitki örtüsü olunca, yakindaki büyülü yaratıklar bile onu fark etmeyebilirdi.

“Iki büyülü yaratik yaklaşıyor ve şuan yaklaşık kirk metre civarındalar.“ Linley havadaki titreşimlere dayanarak ilerde iki tane büyülü yaratik olduğunu kesin olarak söyleyebilirdi.

Yabani otlarla, sarmaşıkların karıştigi yerin köşesine gitti ve aralarından bir göz attı. Otuz metre ilerde, güçlü yapili iki tane Ruzgarkurt`u ona doğru geliyordu. Gittikleri rotaya bakılırsa, kesinlikle Linley`nin yakınından geçeceklerdi. Aniden Linley omuzlarında bir ağırlık hissetti. Tabii ki bu Bebe`ydi.

“Patron sadece bir çift Ruzgarkurtu. Ersnt Enstitüsünde defalarca gördük zaten bunlari.“ Bebe zerre endişe duymadan, gayet olağan bir şekilde konuşuyordu.

Linley`nin bakışları iki kurda kilitlenmişti. “Evet, bunlar Ruzgarkurdu. Kurtlarda uc ana tur var; Disli­Kurtlar, Ruzgar­Kurtlari, Kar­Kurtlari, bu türler en güçlü olanlari. Bu ucunun içinde Dişli­Kurtlar en zayif olanıdır, Kar­ Kurtları ise en güçlü. Ruzgar­kuratlari bu ikisinin ortasinda bir yerdedir. Ruzgar­kurtlarinin en zayifi bile dördüncü seviye bir büyülü yaratıktır. Elitleri bes hatta altinci seviye olabilir. En güçlüleri ise sekizincisi seviye olmasi lazim.“

Sıradan Ruzgarkurtlari bile dördüncü seviyeydi. Tek boynuzlu yaban domuzunun lafi bile olmazdi.

“Savaşçı olarak dördüncü seviyedeyim. Fiziksel gücümle bu ikisini yenmeme imkân yok.“ Linley heyecanlanmaya başlamıştı. “Fakat bu bir meydan okuma sayilir.“

Iki Ruzgarkurdunun yaklaşmasını izlerken Linley`nin dudakları hareket etmeye basladi. Yuzunde soğuk bir şekilde büyülü sözleri soyluyordu.

Derin bir gümbürdemeyle, boyları bir metreye yaklaşan on ya da daha fazla büyük kaya kurtlara doğru uçmaya başladı. Kurtlar üstlerine gelen kayaları görünce aninda hizli bir refleksle geri kaçmaya başladılar.

Kayaların çarpma sesi duyuldu.

Ama kurtlar o kisa surede gerçekten hızlı tepki vermişti. Bir tanesinin ayağı ezilmişti ama oteki cevik bir sekilde gelen bütün taslardan kacmayi basarmisti.

“Gerçekten de isimlerinin hakkini veriyorlar. Rüzgar kadar hizlilar.“

Linley yeni bir büyü daha yaparken kendi kendine düşünüyordu. `Supersonic!`. Ayni anda duz keskisini de cikardi ve yaralanmis geri çekilmeye calisan kurdun ustune hizla atildi .

Dördüncü seviye bir savasci, `Supersonic` büyüsüyle günlendirilince neredeyse yaralanmamış bir Ruzgar­ kurtuyla ayni hiza ulaşıyordu. Dogal olarak yarali kurt Linley`den cok daha yavasti.

Yaralı kurt bir yandan hırlarken bir yandan da telaş içinde, korkuyla kaçmaya calisiyordu.

Aniden üç tane ip seklinde, havadan oluşmuş bicak Linley`nin önünde belirdi.

“Bütün kurtlarin kafalari bakir, kuyrukları celik gibi saglamdi fakat belleri pamuk gibi yumusakti.

Linley cevik bir sekilde, üç basit haraket ile bicaklari atlattı ve yarali kurda daha da yaklasti. Bir tornado gibi, sol ayağıyla kurdu tekmeledi. Acımasızca, bir kirbac gibi beline saldiriyordu.

Tekmenin etkisiyle kurt aci içinde bir tarafa uçtu.

Linley yine kurda yaklaştı ve elindeki duz keski bir kac kez soğuk bir ışıkla parladı. Kurt’un göğsünde bir kaç kesik oluştu. Linley sanki elastik bir elbise kesiyormuş gibi hissetti. Sadece azıcık, kan cikacak kadar kesebilmişti.

“Ruzgar­kurtlarinin belleri zayif ama kürkleri epey sert ya da benim duz keskim yeterince keskin değil. Basit bir taşı kesip atabilir ama büyülü yaratıkların kürkleri normal taşlardan gerçekten daha saglam.“ Linley diger kurdu da arada kontrol ederken düşünüyordu.

Sağlam olan kurt aslinda kıpırdamıyordu bile. Sadece orda durmuş Linley`e bakıyordu. Soguk yeşil gözleriyle Linley`e öldürücü bir sekilde bakarken, sürekli uluyordu.

“Eger Ruzgar­kurdu yarali olmasa, sadece benim dördüncü seviye savsci gücümle onu öldürmeme imkân yok. Hayaldan başka bir sey olmaz.“ Linley, kendisi de Ruzgar­kurtlarinin hızını gayet iyi biliyordu ve eğer rüzgâr büyüsüyle desteklenmemiş olmasa hızına yetişmesi imkansizdi.

Linley hemen yeni bir büyü yapmaya basladi ama sözlerin ortasında yüzü bir anda degisti.

“Bu hic iyi değil!“

Rüzgar­kurdunun alçak sesli uluması bir anda bütün yönlerden gelen diger ulumalarla devam etti. Linley hemen hızlıca etrafını taradı ve bir cift daha karalikta parlayan yeşil göz gördü.

“Tek bir kurt değil… bu bir Ruzgar­kurdu sürüsü!“

Linley bir anda durumun vahametini anladi. Yanda oturan ve can sıkıntısından ölmekte olan Bebe`nin bile tüylerinin hepsi dikleşmiş bütün yönlere bakıyordu.

“Patron, ortam tehlikeli bir hal almaya başladı.“

“Büyük Baba Doehring, tahminin tam on ikiden vurdu gibi…“ Linley`nin yüzünde aci bir ifade vardi.

Büyülü Yaratık Siradaglarinda Ruzgar­kurdu sürüsünün içine düşmek, güçlü yaratıklarla karşılaşmakla ayni seydi.

“G.tümün on ikisi. Ben on binlerce kurdun içine atlamandan bahsediyordum. Oyle bir durumda g.otunden kanat çıkarmadığın surece kaçamazsın. Su anki durum o kadar kotu değil. En cok yirmi otuz tane var.“ Doehring Cowart`in sesi her zamanki gibiydi ama yüzünde ki ciddi ifade belli oluyordu. “Fakat biliyorsun ki ben sadece bir ruhum, kendi başının çaresine bakacaksin artik.“

Linley berbat hissediyordu.

“Yirmi, otuz tane Ruzgarkurdu ve hepsi en az dördüncüsü seviye. Ruzgar­kurtlarının cok hizli oldukları, yetmiyormuş gibi bir de büyü yapabiliyorlar. Bense sadece besinci seviyeyim.“ Linley üstünde inanilmaz bir baski hissediyordu. Şuanda etrafındaki kurtların uluması durmuştu.

Kurt sürüsünün içinden diğerlerinden daha da güçlü görünen iki tane kurt ileri cikti. Linley`nin önceden gördüğü Ruzgar­kurtlarinin neredeyse iki katıydılar. Zorla da olsa kurtulan, yaralı kurtta, hemen onların yanındaydı ve alçak sesle sızlanarak onlara bir şey diyordu.

İleri çıkan iki kurdun devasa gözlerini görünce, Linley git gide daha da endişelenmeye başladı. Ne yapacağını düşünüyordu.

“Bunlar kesinlikle Ruzgar­kurtlari arasinda onder gibi bir sey. En azindan besinci seviye olmalılar. Umarim altinci seviye değillerdir.“ Linley kalbi sıkışmış sekilde bu durumdan nasil çıkacağının hesaplarını yapiyordu.

Besinci seviye olsalar bile, bir cift besinci seviye Ruzgar­kurtu arkasında bir ordu dördüncü seviye kurt, hepsi Linley`e saldırılarsa… tahtalı köyün kapilari sonuna kadar acilmiş olur. Dördüncü seviye bir Rüzgar­kurdu bile Linley`nin maksimum hızıyla eşit seviyedeydi. Büyük ihtimalle Linley `Supersonic` kullansa bile besinci seviye bir kurdun hizina yetişemezdi.

Iki önder Ruzgar­kurdu soğuk gözlerle Linley`e baktilar. Tehlikeli bir aura yayıyorlardı.

“Elimden gelen ne varsa ortaya koymak zorundayım gibi görünüyor.“ Kurtlar tarafından çevrilmiş Linley`nin alnında soğuk terler akıyordu. Kalbi son hiz atarken büyülü sözler söylemeye basladi.

“Auuuuuuuu!“

Iki önder kurt aniden ulumaya başladı. Anında bekleyen yirmi otuz kurt rüzgâr gibi atildi. Linley`e doğru koşarken beyaz dişleri net görünüyordu. Ayni anda nerden geldiği belli olmayan, yüzden fazla, koyu yeşil rüzgâr kilici ortaya cikti ve her kilci birbirinden güçlü görünüyordu.

…….

Yorum Yap "CD3.11 – Kurt Sürüsü"