Otto Von Bismark Günceli

CD2.9 – Büyü Yatkınlık Testi (Part 2)

Eylül 18, 2016


“Unutma, ruhsal esans testine girdiğinde elinde gelenin en iyisini yap. Dayanabildiğin kadar dayan.“ Doehring Cowart ciddiyetle söyledi. “Rüzgâr­stili hakkında pek fazla bir sey bilmiyorum bu yüzden kesinlikle magus akademisine gitmen lazim. Böyle güçlü bir elemental esans yatkinligiyla, ruzgar­stili eğitimi almazsan, yazik olur.“

Linley de bunun farkındaydı.

“Lütfen büyü formasyonuna giriniz.“ yaslı kel Linley`e hitap ederken `lütfen` bile demişti.

Hatta yakındaki asiller bile Linley`e yeni bir ışıkla bakmaya başladı. Bir kişinin olağanüstü elemental yatkınlığı olmasi demek, cok kisa surelerde büyügücü üretebileceği anlamina geliyordu. Geri kalan bütün sure ruhsal enerjinin olgunlaştırılmasında kullanılabilirdi. Gelecekteki basarilarinin sınırı yoktu.

Linley büyü formasyonuna girdi.

Büyü formasyonu aninda beyaz bir isikla parlamaya basladi ve bir baski hissi aninda Linley`nin ruhuna çöktü.

Isik­stili elemental büyü – Overawe!

(Overawe : Korkutma, sindirme)

“Ne kadar zayif. Yarim yil önceki Siyah Ejderin korkutucu varlığının yanina bile yaklasamiyor.“ Linley rahatlıktan başka seyler bile düşünüyordu.

Zaman ilerledikçe, büyü formasyonunun aurasi git gide güçlenmeye basladi ve baskı da bununla beraber arttı. Büyük salondaki herkes nefeslerini tutmuştu. İzleyen herkes biliyordu, gelecekte, bu basit görünüşlü çocuk kesinlikle güçlü bir magus olacakti.

“Bu çocuğu tanıyan var mı?“ Hangi klana ait?“ öndeki asiller kendi aralarında fısıldaşıyorlardı.

Eger simdi bu inanilmaz yetenekli gençle yakınlaşabilirlerse, gelecekte asiri guclu bir arkadaş edinmiş olacaklardı.

“Onun ismi Linley?“ Bazi akademi yetkilileri ismini test yöneticilerinden öğrendi.

Az önce oturduğu yeden gülen bütün akademi yetkilileri, toptan koşarak izlemeye gelmişti. Böyle birini hangi magus akademisi istemezdi ki?

Büyü formasyonunun içinde, Linley tek basina direnmeye devam etti.

Linley şuanda agir nefes aliyordu ve basi da biraz dönüyordu. Güçlü ruhsal enerji ona bir dag gibi baski uyguluyordu ve baskinin kuvveti artmaya devam ediyordu. Fakat Linley`de pes etmemişti…

“Ne kadar cok dayanabilirsem, o kadar iyi bir akademiye girebilirim.“ Linley dişlerini sıkmaya devam etti.

Ve sonunda baski belli bir seviyeye ulaştığında, Linley dayanamaz hale geldi. Dizinin üstüne çöktü, yumruklarını yere koydu.

Bütün herkesin bakışları yasli kele döndü.

Yüzü mutlu, kirmizi bir isikla kaplanmis sekilde, acik bir sesle anons etti. “Ruhsal esans, yaşıtlarından on sekiz kez daha güçlü, yüksek seviye. Yüksek ruhsal esans, olağanüstü elemental yatkinlik.“

Bu noktada bütün akademilerden kayit için gelenler ileri atildi. “Merhaba, Linley. Ben Lander magus akademisinden geldim. Lander akademimiz içtenlikle sizi okulumuza kayit etmek istiyor. Kayit olduğunuz surece bütün okul ücretleriniz bedava olacaktır ve her yil, harcamalariniz için yüz bin altın sağlanacaktır. Ayrıca size özel yetenekli bir magus öğretmen atanacaktır.“

“Linley, ben Welling Akademisinden geliyorum. Biz…“

…..

Üstüne akın akın gelen, onu sicak bir sekilde selamlayan insanları görünce Linley uzun bir sure donup kaldi. Kalbinde büyük bir heyecan yasiyordu. Kisa bir surede pek cok yetkili onun ismini öğrenmişti. Gerçekten inanılmazdı.

“Hey, herkes yerine dönsün lütfen. Teste devam etmek zorundayız.“ Yaşlı kel nazik bir sesle söyledi.

Buradaki insanlara karsi kibirli davranabilirdi ve fakat magus akademilerinin temsilcilerine karsi nazik olmak zorundaydı.

“Linley. Ernst Enstitümüz sizi öğrencemiz olmanız için davet etmektedir.“ Uzaklardan, başka bir ses yükseldi ve tam o anda bütün salon sustu. Hatta yasli kel bile ses çıkarmıyordu.

Linley o yöne doğru döndü.

Beyaz elbiseli, orta yasli bir adam ona doğru yürüdü ve gülerek, “Olağanüstü elemental yatkınlık, yüksek ruh esansi ve dual­element. Linley, Ernst akademisi katılımınızdan aşırı memnuniyet duyar. Acaba Ernst Enstitusine katılmak istemiydiniz?“

Hillman de donmuş kalmıştı, hic ses çıkarmıyordu. Hemen Linley`nin yanina kostu, heyecandan elleri titriyordu.

Ernst Enstitüsü?

Yulan kitasinin bir numarali büyücü akademisi Ernst Enstitusune katılmak mı? Bu neyi ifade ediyordu?

Bu mezun olduğunda sıradan bir öğrenci bile olsan, kolayca yakindaki bir krallıkta kont olabileceğin anlamina geliyordu. Eger iyi bir öğrenciysen, dört büyük impratorluk bile sana hoşgörüyle kucak acardi.

Bütün Yulan kitasi boyunca, Ernst Enstitusu her yil kayitlarini yalnızca yüz kişiyle sinirli tutardi.

Yılda yüz kişi. İnanılmaz az bir sayi!

Ernst Enstitüsüne kayit olan herkes dahi sayılabilirdi.

“Linley, hemen onayla.“ Hillman heyecanla söyledi.

Linley de aşırı heyecanlıydı, fakat zihni gayet netti ve dışarıdan sakin görünüyordu. Linley cok acık biliyordu, eger Ernst Enstitüsüne kayit olursa ve Doehring Cowart`in egitmini de sayarsak, bir kaç on yılda yedi veya sekizinci seviye magus olmak cok zor olmayacakti.

Klanı yeniden canlanabilecekti.

“Bayim, Ernst Enstitüsüne kayıt olmak benim için onurdur.“ Linley nazikçe cevapladı.

Linley`nin sakin davranışlarından dolayi sasirmis bir sekilde, beyaz elbiseli adam “ Linley, enstitüye senin biyografik bilgilerini ileteceğim. Zamanı geldiğinde sadece kimliğini ispat eden belgeyi enstitüye getir ve bununla ilişkili ikinci teste gir. O zaman enstitümüzün resmi bir öğrencisi olacaksın.“

Başka birinin senin yerine testi almasini sağlamak saçma bir seydi, çünkü her okul zaten ikinci bir yedek test yapıyordu.

“Her akademik iki yil iki parçadan oluşuyor. İlk sömestr Subat 9 da başlıyor. Subat 9 a kadar geldiğin surece sorun yok. Bu da senin kimliğin, kabul edilişinin belgesi de sayılabilir.“ beyaz elbiseli adam elbise kollarından mühürlü kırmızı bir zarf cikardi.

Aslinda Linley`nin test sonuclarini öğrenir öğrenmez, Linley`nin bilgilerini zarftaki kagida hemen islemişti. Çünkü beyaz elbiseli adam Ernst Enstitüsü’nü şüphesiz kimsenin reddetmeyeceğine inanıyordu.

“Teşekküller.“ Linley zarfı kabul etti.

Linley dışarıdan hiç de heyecanli görünmüyordu, fakat Linley kontrol edilemez bir şekilde heyecanlıydı. Ernst Enstitüsünde bir öğrenci! Oraya girip de saygı görmeyen biri var mıydı? Linley`nin geleceği çoktan garanti altına alınmıştı bile.

“Hillman amca, hadi gidelim.“ Linley kırmızı zarfı elbiselerine yerleştirdi ve salonun çıkısına doğru Hillman`le beraber yürüdü.

O kadar sıkışıklığa rağmen, sıradan insanardan asillere kadar, herkes geçmeleri için yolu açtı. Az önce ona saf bir köylü muamelesi yapan asiller bile, arkadaşça bir tavırla gülümsüyordu. Tavırları inanılmaz iyiydi.

Bu Ernst Enstitü öğrencilerinin gücünün bir ispatiydi.

Kilise yetkilileri, asiller ve halkın bakışları altinda, Linley ve Hillman katedralden ayrıldı.

“Cyaaaak!“ katedralden çıktıktan sonra küçük Gölgefare`de Linley`nin heyecanını hissedip bağırdı.


Ancak şuan, Linley`nin heyecanı yüzüne yansıdı. Aniden ellerini yumruk yapti, gözleri parlıyordu. Hillman`e dönerek, “Hillman amca, hadi gidelim, eve geri dönelim! Wushan şehrine! Babama haberleri vermem lazım!“

Yorum Yap "CD2.9 – Büyü Yatkınlık Testi (Part 2)"