Otto Von Bismark Günceli

CD2.4 – Ernst Enstitüsü

Eylül 18, 2016


Zaman geçtikçe yalnız basina olan küçük Golgefare Linley`den git gide daha az korkmaya basladi. Sekizinci günde Linley tavşanı yere koyduğunda, sadece iki adim yana kaydi. Küçük Golgefare hemen yemek için koştu, hatta iki kez Linley`e ciyakladi.

Onuncu gün!

“Doğru, bu gün küçük Golgefareye pismis et vereceğim.“ Linley vahşi tavugu bir çuvala sardi ve mutlu bir sekilde malikânenin eski arka bahçesine gitti.

Doehring Cowart`ta Linley ile beraber yürüyordu, fakat Linley hariç onu görebilen kimse yoktu. Doehring Cowart o kadar geniş gülüyordu ki beyaz sakallari yana yatmisti. “Linley, geçtiğimiz bu dokuz günde, küçük Golgefare sana karsi olan korkusunu tamamen kaybetti. Hatta bu gün ona pismiş et bile veriyorsun. Cok mutlu olacak ve belki de sana daha da yaklaşacak.“

Bu sözleri duyunca elinde olmadan Linley`de kikirdamaya basladi.

Tam Linley bahçeye giriyordu ki…

“Squeak, squeak!“(ciyak, ciyak) Küçük Golgefare hemen Linley`e doğru kostu. Bir yandan hopluyor zipliyor bir yandan da sürekli Linley`e ciyakliyordu.

Hemen yaninda, Dehring Cowart`ta kendi varligindan habersiz olan kucuk Golgefareye gülüyordu. Doehring Cowart gülerek “Görünüşe göre, artik sana epey yakin hissediyor.“

“Cyaaaaak!” Golgefare o küçük, masum gözleriyle Linley`e bakti ve sabirsizlikla daha da cok ciyakladi. Sanki Linley`e acele edip, hemen ona yemeğini vermesini söylüyordu.

“Sabirsizlanma.“ Linley çuvaldan kizartilmis tavugu cikardi.

Kizarmis tavuğun konusunu alir almaz, küçük Golgefare`nin gözleri parladi ve Linley acinacak bir sekilde bakti. Bunu görünce Linley dayanamayıp midesi aciyana kadar güldü. Geçmişte Linley küçük Wharton`a yemek verirken, küçük Wharton da acinakli gözlerle “Abi, istiyorum.“ derdi.

Simdi bu küçük Golgefare`de aynisini yapiyordu!

“Hehe, hepsi senin!“ Linley kızartılmış tavuğu Golgefareye verdi.

Kucuk Golgefare sevinçle bir ciyakladi ve aninda kizarmis tavuğu kapti. Ilk ısırığı aldiktan sonra, küçük Golgefare git gide daha da hizli yemeye basladi. Kisa bir sure içinde Golgefareyle ayni boyutta olan kizartilmis tavuk tamamen ortadan kaybolmuştu.

“Aklim almıyor, nasil bütün bunlar midesine sığıyor. Nasil bu kadar yemeği yutabiliyor?“ Linley ic çekerken bir yandan da gülüyordu.

Bu sefer küçük Golgefare yemeğinden epey hoslanmis gibi görünüyordu. O kadar mutluyduki hemen Linley`e ciyaklarken hoplayıp ziplamaya basladi. Hatta ön ayaklariyla Linley`nin ayagini bile kucakladı. Linley cok keyifli hissediyordu, ilk kez küçük Golgefare ona bu kadar yakin davranmıştı. Hatta bunu yemeğini bitirdikten sonra

yapmıştı.

“Linley, tüylerini okşamayı dene bakalim. Cogu büyülü yaratik aile üyelerinin kendilerini tımarlamasından ve tüylerini okşamasından hoşlanır.“ Doehring Cowart hemen tavsiyede bulundu.

Linley çekinerek elini uzattı ve küçük Golgefare`nin kafasına dokundu. Küçük Golgefare en ufak bir sekilde kacmadi. Tersine gözlerini yariya kapattı. Linley biraz daha emin bir sekilde, tüylerini okşamaya başladı. Küçük Golgefare o kadar konforlu hissettiki hırıldamaya başladı.

“Bu küçük sey cok sevimli.“ Linley de git gide küçük Golgefare`den daha da cok hoşlanmaya baslamisti.

“Büyük Baba Doehring, büyülü yaratiklar cok garip. O Velocidragon o kadar büyüktü, sapasağlam pullari vardi, bu da onu yedinci seviye bir büyülü yaratik yapiyordu. Fakat bu küçük Golgefare de büyüdüğünde yedinci seviye olacak. Ikisi de ayni seviye olacak, niye bu kadar cok fark var aralarında?“

Küçük Golgefare`yi severken Linley saskinligini gizleyemedi.

“Onlari dis gorunuslerine gore yargilayamazsin. Belkide yolda giderken gördüğün yasli bir ihtiyar ejder sürebiliyordur ve belkide bir el sallamayla koca bir daği yikabilir.“ Doehring Cowart neşeyle güldü.

Linley mantigi anlamisti.

Fakat bilinçsizce yine dis görünüşle yargilamaya devam etti.

Ornegin, o Velocidragon. Devasa vücudunu, donuk altin bir isikla parlayan pullarini gören her hangi biri onun ne kadar güçlü olduğunu söyleyebilir.

“Merak ediyorum, acaba ne zaman bu küçük Golgefare benimle `eşitlerin­bagi` oluşturacak.“ Linley mirildandi. Yapabileceği hic birsey yoktu. `Esitlerin bagi` yalnızca büyülü yaratiklar tarafından yapilabilirdi. Bu yüzden beklemekten başka çaresi yoktu.

Doehring Cowart güldü. “Olaylar güzel ilerliyor. Unutma! Sabırlı olmalisin.“

“Dogru, anladim.“ Linley`de güldü.

…..

Zaman su gibi akip gitti. Linley küçük Golgefare`yi yirmi gun boyunca besledi ve şuan küçük Golgefare Linley`e asiri yakin davraniyordu. Fakat cok yakin olmalarina rağmen, her nedense küçük Golgefare `eşitlerin bagi` kurmayi denemiyordu.

Karanlık topragi kaplamisti ve bütün Wushan sehrinde cit cikmiyordu.

Baruch klaninin oturma otasinda, sallanan mum ışığı altinda Linley ve ailesi, kahya Hiri de dahil, yemek masasinda aksam yemeğinin tadini çıkarıyordu.

“Linley, arka bahçeye sıklıkla kizartilmis tavsan götürdüğünü duydum?“ yemeğin ortasinda Hogg, elindeki catali, bicagi birakip Linley`e dondü.

Linley tedirgin oldu.

“Itiraf zamani gibi gorunuyor.“ Linley kendi kendine konustu ve Hogg`a bakip kafa salladi. “Baba, son zamanlarda arka bahcede yasayan sevimli bir hayvan buldum, asiri sevimli bir hayvan. Bende sık sık yemek verdim.“

“Sevimli bir hayvan mi?“ küçük Wharton`in gozleri parladi.

“Oh“

Hogg onaylar sekilde basini salladi.“ Insanlar cok nadir arka bahceye gidiyor, orada hayvan olmasi cok dogal. Dogru. Yaklasik bir hafta icinde Fenlai sehrinde baska bir büyü yatkinlik testi ve büyücü kaydi olacak. Katilmak istiyor musun?“

“Ah, büyücülük testi ve kaydi?“ Linley de aniden hatirladi.

Sadece Linley`nin görebildiği bır isik huzmesi Kivrilan Ejder Yüzüğünden disari firladi. Disari cikan Doehring Cowart gülerek, “Linley, büyücülük testi ve kaydi senin için sadece bir tercih. Benim yönlendirmem altinda, magus akademisinden daha asagida kalma ihtimalin var mı?“

Linley de bu düşünceye katiliyordu.

Doehring Cowart Aziz­seviye bir Grand Magus`tu. Magus akademilerinin hic birinde Aziz­seviye Grand Magus varmiydi ki?

“Ne, gitmek istemiyor musun?“ Hogg`un az önce gülen yüzü aniden soğudu ve kaşlarını catti.

Hogg Linley`nin sekizinci seviye dual­element magus ile küçük parti arasinda gecen kavgayi gördüğünden beri magus olmayi cok istediğini net hatirliyordu. Simdi neden tereddüt ediyordu? Hogg kalbinde oğlunun magus olabilmesini diliyordu.

“Baba, ben…`

“Hayir, Linley, babanin teklifini kabul et.“ Doehring Cowart somurtarak aniden söyledi.

Linley`nin kelimeleri agzindan cikmadan son buldu. Ayni anda, şüpheli bir sekilde, “Büyük Baba Doehring, öğretmen olarak sana sahibim, değil mi? Sen bana öğretirken neden magus akademisine ihtiyacim olsun ki? Bu sadece aile kaynaklarini boşa harcamak olmaz mı?“

“Hayir.“ Doehring Cowart ciddiyetle söyledi. “ Bes bin yildir Yulan kitasinda yoktum. Bes bin yıl, Linley! Bu gecen zaman boyunca dünya üstündeki pek cok büyücünün sürekli olarak arastirma yaptigini ve yeni büyüler geliştirdiğini anlaman lazim. Kim bilir o aralikta ne kadar yeni büyü geliştirildi.“

Linley`de simdi farketmisti.

“Ve Linley, sunu bilmelisin ki sahne alacagin yer Wushan Sehri değil. Cok daha yüksek yerlere adim atacaksin.“ Doehring Cowart ciddi bir tonla söyledi.

“Cok daha yüksek yerler…“

Linley bu sözlerden etkilendi.

Elinde olmadan devasa Velocidragon`u ve `Ates Yilanlarinin Dansi`nin yikici gucunu, rahat bir sekilde sinirsiz kayayi kontrol edip tam bir felakete yol açan Aziz­seviye Grand Magus `Rudi`yi hatirladi.

“Gelecekte…“

Linley`nin kalp atislari hizlandi. Eger bir gun bir ejderhanin kafasinin ustune adım atabilecek ve dehşet verici güçleri kontrol edebilecekse, eger o da insaligin zirvesinde durabilmenin verdiği gucu hissedebilecekse, bu inanilmaz bir his olmaliydi. Linley bunlari düşünürken kanının kaynadigini hissediyordu.

“Linley, ne düşünüyorsun?“ Hogg`un morali bozuldu. Linley ile konuşurken, o hayallere dalip gitmişti.

“Ah, yok birsey!“ Linley hemen Hogg`a bakti ve hizla kafasini salladı. Sonra ciddi bir yüzle “Baba, kalbimde, gerçekten bir büyücü olmak istiyorum. Lütfen bir hafta içinde Fenlai sehrine gidip, büyücülük testine girebilmem için ayarlamalari yap.“

Sözleri duyunca, sonunda Hogg`un morali yerine geldi.

“Magus, ooo, ooo, o ateş püskürten magus gibi mi?“ dinlerken Wharton da küçük ellerini çırpıyordu.

“Wharton, o sadece bir sirk numarasaydi. Sirk numaralariyla, gerçek büyüleri birbirine karistirma.“ Hogg ciddi bir tonla söyledi.

“Ah.“ Küçük Wharton somurtup, konuşmayı bıraktı.

Linley kikirdayarak, dönüp Hogg`a bakti. “Baba, pek cok magus akademisi olmali. Hangileri iyi? Doğru, hic savasci/büyücü birleşik akademi var mı?“

Hogg da kahkaha atti. “Aslinda, dört büyük impratorluk da ve iki onemli birlik de kendi elit akademilerine sahip.

Senin de bildiğin gibi dört büyük imparatorluktan biri olan O`Brien imparatorluğu en güçlü askeri güce sahip.“

Linley kafa salladı. Herkes bunu zaten biliyordu.

“O`Brien imparatorluğundaki en elit okul, Yulan kitasinda en iyi savasci akademisi olarak ün salmış olan O`Brien akademisi, Fakat büyücülere gelecek olursak…“

Hogg hafiften güldü. “ Tüm Yulan kitasindaki bir numaralı büyücü akademisi bizim Kutsal Birligimize ait. Ismi efsanevi Kutsal Kilisenin Kutsal Imparatorundan geliyor, `Kutsal Imparator Ernst`. `Ernst Enstitüsü.“

Yorum Yap "CD2.4 – Ernst Enstitüsü"