Otto Von Bismark Günceli

CD2.3 – Acemi Bir Metot (Part 2)

Eylül 18, 2016


Linley hemen koşup, tek eliyle tavsani kapti. Crack! Az once acı ile kivranan tavsan iki kez seğirdi ve donuk bir hal aldi. Yarim yil once meydana gelen iki savaşı izlediğinden beri Linley`nin damarlarındaki Ejderkaninin dogasi olan `Kana susamışlık` hala kendini gösteriyordu.

“Ayni anda hem birinci seviye savaşçıyım hem de büyücü, ama saldırı gücü olarak büyülerim daha güçlü.“ tavşanı kavrarken Linley gülüp ic cekti.

Büyücüler dokuz sınıfa ayrılıyorlardı ve birinci seviye büyücü olmak kolaydi. Fakat ilerledikçe seviye atlamak cok zorlasiyordu. Pek cok buyucu yedinci veya sekizinci seviyede yuz yillarini harcadı, ama hala bir sonraki seviyeye geçmekte güçlük yasiyorlar.

Fakat birinci seviye, yetenekli herhangi biri için yeterliydi. Hatta cok yeteneği olmayan birisi bile gereken temel gereksinimleri karşıladığı surece iki veya uc yil, büyücü olmasi için yeterli olacaktır.

Avucunda tavsan, Linley dağdan aşağı koşmaya başladı.

“Linley, neden pişirmiyorsun onu? Gölgefare cig et sevsede, favori yiyeceği kızarmış ettir.“ Doehring Cowart`in sesi Linley`nin zihninde yankilandi.

“Büyük Baba Doehring, bahse girerim daha once hic çocuk kandirmadin.“ koşarken Linley alayci bir dille cevap verdi.

Doehring Cowart sasırdı. Hic torunu olmamisti ve ayrica neden saygideger bir Grand Magus tanimadigi cocuklari kandirmaya calissin ki?

“Um, hayir, hic kandırmadım.“ Doehring Cowart kabul etmek zorunda kalmisti.

Linley kendine güvenen bir tonta, “Bense sürekli küçük Whartonla ugrasmak zorundayim. Sana sunu soyleyeyim, eger bir çocuğa bir sey vermek istiyorsan, aninda cok güzel birsey veremezsin. Yoksa gelecekte, her seferinde cok daha iyi birsey bekler. Şuanda Gölgefare taslari çiğniyor. Eger çiğ et verirsem, gerçekten mutlu olacaktır. Yedi, sekiz gün cig et vereceğim ve sonra pismis et vermeye baslayacagim. Bu onuda daha da mutlu edecektir.“

Doehring Cowart simdi anlamisti.

İnsanlar yaslandikca daha da kurnaz olurdu. Nasil olurdu da bunu kaçırırdı? Emri altindakileri bu yolla yönlendiriyordu. Önce azcik veriyordu sonraysa fazla, eger en bastan cok verirsen gelecekte isteklerini karşılayamazsın.

“Ben bunu maymunları büyütme hakkında bir kitapta da okumuştum.` Sabah üç tane deyip öğleden sonra dörde yükseltmek, sabah dört tane deyip öğleden sonra ucu indirmekten cok daha iyiydi.“ Linley kıkırdadı.

Doehring Cowart aniden, sekiz yasindaki Linley`nin diger yetiskenlerden cok farki olmadigini hissetti.

“Görünüşe göre Baruch klaninin eğitim metotlari epey etkili.“ Doehring Cowart sessizce övgüyle bir ic cekti. Egitim bir kişinin bilgisini artirabilir ama çoğu siradan insan gerekli eğitime erişmeyi basaramiyordu. Halkin çoğu magus yada savasci akademilerine girmek için gerekli yeteneklere ya da paraya sahip değildi.

…..

Wushan dagindaki hic kimse Linley`nin elinde tavsan, dağdan asagi kosmasini garip karsilamadi. Aslinda Linley `Toprak Civisi`ni ogrendiginden beri sıklıkla eve vahşi tavşanlar getirmeye baslamisti.

“Genc efendi Linley gerçekten yetenekli. Baska bir tane daha vahşi tavsan yakalamis.“ sehir halki Linley geçerken aralarinda gülüşüyordu.

Linley`de sokaktan geçerken nazikçe gülerek karsilik verdi.

“Merak ediyorum, acaba Gölgefare baskalarinin verdiği yiyecekleri yer mi?“

Derin bir nefes alip Linley ailesinin malikânesine girdi ve arka bahçeye geçti. Dikkatli adimlarla Golgefare`nin ortaya ciktigi yere doğru yaklasti. Adimlarindan hic ses cikmiyordu. Kisa bir sure sonra Linley ayrildigi yere gelmişti.

“Nerde bu Golgefare?“ Linley eski binaya baka kaldi, moloz yiginlari ve curuyen yapraklardan başka birsey yoktu.

Bazi taslarda dis izleri vardi, ama tum bölgeyi dikkatlice taramasina rağmen Gölgefare`den hic eser yoktu. Linley kendini umutsuz ve berbat hissetti. “Büyük Baba Doehring, Golgefare yok burada artik. Sadece bir saat oldu, çoktan gitti mi?“

Kivrilan Ejder Yüzüğünden bir ışık huzmesi disari firladi ve Doehring Cowart beyaz elbisesiyle ortaya cikti.

Deohring Cowart da bir ic geçirdi. “Olmamasi lazim, sadece bir saat oldu, hemen nereye gitti bu?“

Aniden!

“Crunch, crunch.“ (Catir, cutur) Yeniden o alisildik cigneme sesleri gelmeye basladi. Linley`nin gözleri bir anda parladı, hemen yandaki bahçeye kostu. Girise geldiğinde, Golgefare`nin kipirdamadan taslari kemirdiğini gördü. Heykel gibiydi, taslari sasilacak sekilde yiyordu.

Linley kapi önünde bekledi.

Tap! Linley bilerek ayagini kapiya carpip ses cikardi.

“Eek!“

Siyah Golgefare aniden kacip, kasla goz arasinda on metre ilerde ortaya cikti. O minicik saf gözleriyle kapiya bakti, ve aniden Linley`i gördü. Gözleri dikkatle dolmuştu.

“Al, bu et senin için, ye bakalim.“

Linley Golgfareye guldu ve vahşi tavsani kapinin onune firlatti. Belki Golgefare insan dilini anlamiyordu ama Linley, zeki büyülü yaratıkların gülücüğün anlamını bileceklerini tahmin etmişti.

Sonucta büyülü yaratiklar vahşi hayvanlar gibi değildi. Zekâ seviyeleri insanlardan cok az gerideydi, bazi güçlü sihirli yaratiklar inanilmaz kurnazdi.

“Acele etme, acele etme.“ Linley sürekli kendi kendine tekrar ediyordu, kendini yavaşça yürümeye ikna ediyordu.

Linley`nin ayrildigini gören Golgefare, vahşi tavşana bakti. Kisa bir sure direnmeyi basardiktan sonra, isik hizinda tavşana uçtu, ayni anda da uzaktaki Linley`e bakıyordu. Sonra tekrar tavşana bakmaya basladi. Aniden sevinçle dolan Golgefare hoplayıp ziplamaya basladi.

“Squeak, squeak!“ (*ciyaklamak) Golgefare mutlu sesler cikariyordu.

Ve sonra tavsani yemeye basladi. Sivri dişleri ile inanilmaz hizli çiğniyordu. Golgefarenin vücudu küçük olsada kendinden daha büyük olan tavsani kürkü hariç tamamen yedi. Kemiklerini bile ayirmadi.

“Buuuurp!“Kucuk Golgefare bir geğirme sesi çıkarttı ve asiri memnun bir sekilde, sanki bir insanmis gibi

göbeğini ovdu.

Taşlarla karşılaştırılınca, cig et acik bir sekilde cok daha tatliydi.

Yemeğini bitirtikten sonra, ayrilmakta olan Linley`nin yönüne doğru tekrar bir bakis atti. Golgefare azda olsa bu genç adama karsi bir yakinlik hissetti. Sonuçta daha yeni doğmuş, bebek bir büyülü yaratıktı. Bebek Golgefare beklenti içine bile girdi. Acaba bu genç adam gelecekte başka vahşi tavşanlarda getirir miydi?

Ayni gün aksam yemeğinden once.

“Merak ediyorum, acaba Golgefare tavsani yedimi.“ Linley suan malikânenin arka bahçesindeydi ve tavsani attigi yere doğru yürüyordu.

“Linley, endişelenme. O sadece bir bebek büyülü yaratık. Her zaman ac zaten.“ Doehring Cowart`in gülücükleri Linley`nin kafasinin içinde yankilandi.

Linley hafifçe kafa salladı. Hemen kapi eşiğine vardi ve yerde üstünde kan izleri olan bazi tavsan kürkü parcalari gordu. Gorur gormez Linley`nin gözleri parladi.

“Harika!“ Linley yumruğunu sıktı.

Birinci adim basarili olmuştu. Artik azimle devam etmekten başka bir sey yapmasına gerek yoktu.

Ertesi gün öğle, Linley başka bir vahşi tavsan ve bir tanede vahşi kus avladi. Vahsi tavsani aksam yemeği için Hiri Amcaya verdi ve kuşu ise önceden tavşanı attigi ayni yere, bahçedeki kapinin önüne firlatti

“Gölgefare zaten burada, bana bakiyormus.“ Golgefare`nin içeride Linley`nin yaklaşmasını izlediğini görünce Linley kıkırdadı.

“Linley, isler yolunda gidiyor gibi. Seni gördüğünde direk kacmadi, demekki senden cok korkmuyor.“ bunu görünce Doehrin Cowart Linley için sevindi. Böyle harika bir yavru büyülü yaratıkla karsilastigi için Linley cok sansliydi.

“Merak ediyorum da acaba bu küçük arkadaşın ebeveynleri nerde?“ Doehring Cowart bu durumu şüpheli bulmuştu.

Kuşu kapı önünde biraktiktan sonra Golgefare`ye bir kac söz söyledi, güldü ve sonra geri çekildi. Fakat bu sefer hemen ayrılmadı, yanda bekledi ve izledi. Kısa sure sonra Golgefare disari çıktı. Etrafina bakindi ve uzaktaki Linley`i gördü, cok korkmuş değildi. Hemen kafasini indirdi ve kuşu yemeye basladi.

….

Ucuncu gun. Dorduncu gun. Besinci gun.

Ayni olaylar günlerce tekrarlandi. Linley Golgefare için vahşi tavsan ve diğer hayvanlari avlamaya gittiğinde meditasyon eğitimi yapmaya devam etti. Wushan şehrinde hic kimse Hogg ve Hillman`de dahil, Linley`nin büyü ogrendigini bilmiyordu. Ayni sekilde Linley`nin dördüncü seviye bir yavru büyülü yaratiga baktigindan da kimsenin haberi yoktu.

Sadece Linley`nin olgunlasmasini izleyen Doehring Cowart herseyi biliyordu.


“Küçük Wushan sehrinin Linley için yeterince büyük olmasina imkân yok.“ Liney`nin meditatif duruma geçtiğine gören Doehring Cowart`in yüzündeki heyecan hissediliyordu. “Er ya da gec Linley yaninda yetişkin bir Eflatun Gölgefare ile Yulan kitasinin sinirsiz dünyasına adim atacak.“

Yorum Yap "CD2.3 – Acemi Bir Metot (Part 2)"