Kilimanjaro Günceli

CD2.25 – Altı Yıl

Eylül 18, 2016


Akan su sakırdamaya devam etti, Linley ise suyun yanında bağdaş kurmuş oturuyordu. Elinde bir düz keski ve diğer avucunda bir tas vardı.
                                                    
“Işe her zaman temellerinden başlamak lazım. Bu küçük taşla eğitimime başlayacağım…“

Linley Ernst Enstitüsünün arkasındaki dağlarda tek başına oturuyordu. Doehring Cowart`in eğitimi altında, heykeltıraşlık sanatına başladı. Bu sanat hakkında git gide daha fazla sey öğrendikçe, Linley ilerleyen aşamalarda neden Duz Keski Okulu`nun ruhsal esansa katkıda bulunacağını da yavaşça anlamaya başlamıştı.

Diğer heykeltıraşlar, oyma yaparken, sayısız alet kullanıyorlardı.

Hangi aleti kullanacaklarını belirlemek için uzun zamanlar ve zihinsel enerji harcıyorlardı. Dogal olarak bu yorucuydu. Her bir parça sanat eseri onların kanını, terini ve dikkat dolu cabalarını temsil ediyordu.

Fakat Duz Keski Okulu farkliydi.

Kullanılan tek alet duz keskiydi, bu yüzden hangi aletin kullanılacağına düşünmeye hic gerek yoktu. Tabi doğal olarak tek alet kullanıldığı için zorluk derecesi de aşırı artıyordu. Örneğin, normalde yeşim tas bıçağıyla oyacağın yerleri düz keski ile oymak için tasin formunu inanilmaz düzeyde anlayıp, kavraman gerekir.

Ek olarak aşırı miktarda güç gerekir.

Eğer biri düz keskiyi testere kullanılarak yapilan yerlerde kullanacaksan, doğal olarak yeterince güçlü olmak zorundasın.

Toprak stili büyücüler toprakla olan bağlarını taşın esasisini anlamak için kullanabilirlerdi. Fakat bilek gücü de geliştirilmek zorunda. İkinci seviye bir büyücü olarak Linley`nin bilek gücü fena değildi, yine de bu sadece küçük parçaları oymaya yetiyordu. Eger büyük bir sey yapmaya kalkarsa bilek gücü buna yetmeyecekti.

Bunula birlikte…

Şuanda, Linley sadece isin temelleri üstünde çalışıyordu.

………….

Okul yili sona erdiğinde, Linley evi, Wushan şehrine döndü.

Yeni yıldan sonra, küçük Wharton ve abisi Linley, sadece bir kac gün vakit geçirebildiler. Ve sonra ağlayarak da olsa küçük Wharton Linley`den ayrıldı. Kâhya Hiri`nin himayesi altında, Wharton O`Brien imparatorluğuna doğru yola koyuldu. Linley`nin özlemle Wharton`in ayrilisini izlemekten başka yapabileceği bir şey yoktu.

Zaman aktı geçti…

Linley Ernst Enstitüsündeki yalnız hayatına devam etti. Zamanının çoğu arkadaki dağlarda sıkı çalışarak geçti.

Ergenlik dönemine giren Linley`nin iştahı inanılmaz derece artmıştı ve git gide boyu daha da uzadı. Fiziksel gücü ve kasları gelişti. Doehring Cowart`in yönlendirmesi altında, heykeltıraşlık sanatında, bitmeyen azmiyle

ilerlemeye devam etti.

…………..

Ilk bahar bitti, sonbahar geldi. Çiçekler acip yeniden soldu. Göz acip kapayıncaya kadar üç yıl geçti.

Ernst Enstitüsünün arkasındaki şelalede…

Şelalenin suları yükseklerden gelip zemine sertçe çarpmaya devam ediyordu.

Linley şelalenin hemen yanında, elinde otuz santimlik düz keski, insan büyüklüğünde bir kaya bloğunun üstünde çalışıyordu. Duz keski elinde bir illüzyonmuş gibi dans ediyordu. Duz keskinin geçtiği yerlerdeki pürüzler aniden yok oluyordu. Heykelin özü taşın içinden ortaya çıkmaya başlamıştı.

Sabah başlayıp aksama kadar devam etti ve heykelin formu git gide netleşti.

Linley tamamen taşa odaklanmıştı. Şuanda bütün varlığı tasla bütünleşmiş haldeydi, kalbi sanki tasin içindeydi. O kadar harika bir duyguydu ki zamanin nasil geçtiğini hissetmedi bile. Doğayla olan bu birlesim Linley`nin ruhsal enerjisinin cok doğal, organik bir sekilde artmasina neden oldu.

Fakat Linley`nin kendisi bunun farkında değildi.

O duz keskiyi heykelin üstünde durmadan oynatmaya devam etti.

Tasin gereksiz kisimlari yere düştükçe, heykelin detaylari daha da ortaya cikti. Gunes battiginda Linley`nin elindeki duz keski sonunda durdu.

Oh be!

Linley son bir nefes birakti ve tasin üstünde kalan son pürüzleri süpürtü. Bütün heykel şekillenmişti. Yarım metre uzunluğunda neşeli bir fare Linley`nin önünde duruyordu. Biri görse gerçek fareyle bile karıştırabilirdi. Bebe, bunu görünce heyecanla ciyaklamaya basladi.

Başlangıçtan sona kadar Linley tek seferde ulaşmıştı.

“Ne kadar harika bir duygu.“ Ancak şuan Linley ruhsal enerjisinin önemli ölçüde arttığını fark edebilmişti.

Doehring Cowart beyaz giysilerinin içinde, neşeli bir şekilde, “Linley, bu günden itibaren ucu ucuna da olsa isin temellerini kapmış buluyorsun. Hissetmeye başladın mı? Fakat senin eserin ancak ustun görü yapilmis değersiz bir eser sayilir şuan. Belki Proulx`un standart salonuna girecek kadar değerlidir. Ama eğer oraya korsan, ben bu utançla yasayamam. Yık sunu.“

“Tamam, Büyük Baba Doehring.“

Linley`nin elindeki duz keski bir kaz kez parladi ve heykel bir anda on parçaya ayrildi. Bu yıl Linley sonunda heykeltıraşlığın ana kurallarını öğrenmişti.

Ve bu yıl Linley, on üç yaşındaydı.

Günler günleri izledi… Yıllar yılları….

Heykeltıraşlığın temellerini öğrendikten sonra Linley`nin ruhsal esansı cok daha hizli gelişmeye basladi. Linley dokuz buçuk yaşındayken ikinci seviye büyücü olmuştu, on bir yaşına geldiğinde üçüncü seviyeye ulaştı ve on üç yaşına geldiğindeyse dürtünce seviye bir büyücü oldu.

Tabiiki seviyeler ilerledikçe atlaması daha da zor bir hal alıyordu. Mantiken konuşursak dörtten beşe geçmesi Linley`nin en az üç yılını almalıydı.

Fakat gerçekte…

Yulan takviminde, yil 9996, Linley on dört buçuk yaşındayken besinci seviyeye ulasti. Dördüncü seviyeden beşe geçmesi yalnızca bir buçuk yilini almisti. Üçten dörde geçerken harcadığı zamandan bile kısaydı bu.

Bu Duz Keski Okuluna girmenin ödülüydü.

…..

Yulan takviminda yil 9997, Linley`nin Ernst Enstitüsündeki yedinci yılı. Bu yil, Linley on bes yaşındaydı.

Gök mavisi bir elbisenin içinde, Linley Ernst Enstitüsün de bir yolda yürüyordu. Omuzlarında ise küçük Gölgefare. Alti­yedi yil geçmesine rağmen Bebe hic degismemisti.

Suan Linley 1.8 boyunda, kalıplı bir gençti. Toprak ve rüzgâr elemental esansı sürekli vücudunu güçlendiriyordu. Linley sürekli devam eden eğitimi ve Ejderkan Savaşçısı soyundan gelen avantajlarla, dördünce seviye bir savasci olmuştu.

Yüzlerce kilo taslari kolayca kaldırabiliyor, yumruklarıyla kolayca kayaları parçalayabiliyordu.

On üç yaşından beri Duz Keski Okuluda hizla onun ruhsal esansını geliştiriyordu.

9997 yilinin baslarinda, Linley Ernst Enstitüsünde besinci derece sınıfların dersine girmeye başladı, Enstitunun bir numaralı dâhisiyle ayni sinifa. Dörtten besinci seviyeye geçmek Dixie`nin uc yılını almıştı, fakat besten altıya hala geçememişti.

On bes yaşında. Besinci seviye bir magus!

Linley ve Dixie, ikisine de doğaüstü canlılar olarak bakılıyordu. Ama öğrencilerin cogu için Linley daha da tuhaf bir seviyedeydi, çünkü dördüncü seviye değerlendirmesinden sonra bir buçuk yil harcayıp besinci seviyeye geçmişti.

Linley`nin gelişim hızı herkesi sok etmişti.

Şuan Linley, Dixie ile beraber Ernst Enstitüsünün zirvedeki iki dahisi olarak anılıyordu.

“Bak, bu Linley, değil mi? Iki yil once dördünce seviyeye ulaşmıştı ve hemen gecen yil besinci seviye oldu. Sadece bir yılda! İnanılmaz. Bu gidişle bahse girerim Linley Dixie`den önce altıncı seviye olacak.

“Linley`nin her gün arkadaki dağlarda egitim yaptigini duydum. Dixie de dağlara eğitime gitmeye başlamış. Büyük ihtimale Linley`den esinlendi.“

“Muhtemelen. Linley`nin inanılmaz gelişme hızına bakılırsa, büyük ihtimale Dixie`yi gölge de bırakıp Ernst Enstitüsünün bir numarasi olacak gibi.“

…….

Sokaklarda pek cok kişi Linley`i gördüğünde tartışmaya başlıyordu. Ernst Enstitüsünün bir dâhisi olarak Linley nereye gitse, kendisi hakkında dedikodu eden kişileri görüyordu. Linley`nin gücü artmaya devam etse de yıllık turnuvalara katılmayı hâlâ reddediyordu.

“Dahi mi?“ Linley kendisini hic dahi olarak düşünmemişti. Gücü her gün canını dişine takarak yaptığı çalışmalardan geliyordu. Altı yıldır hızını hic düşürmeden devam ettiği çalışmalar. Ve buna Doehring Cowart`in eğitimleri de eklenince şu anki basarilarini elde etmişti.

“Fakat şuan, gücüm hala Bebe`nin gücünden daha az.“ Linley omuzlarındaki Bebe`ye bir bakis atti. “Bebe, kacinci seviyeye ulaştın sen?“

“Cyak cyak“ Bebe önce güler gibi ciyakladı, sonra zihinsel olarak “Bende bilmiyorum, diğer buğulu yaratıklarla hic yarışmadım. Fakat sen kesinlikle bana denk değilsin.“ Bebe kendinden son derece emindi.

Ona hayranlıkla bakan gözleri yok sayarak, Linley Ernst Enstitüsünün arka kapısından cikti ve dağlara girdi. Bir kez daha eğitimine başladı. Basarisinin sireri her günü böyle geçirdiği altı yılda yatıyordu.

Linley cabuk ve olağan bir sekilde ormanlarin içinde süzüldü. Bir yandan da omuzundaki küçük Gölgefare `Bebe` ile sohbet ediyordu. “Patron, ne zaman gücümüzü test etmek icin Büyülü Yaratik Sıradağlarına gideceğiz? Çoktan besinci seviye bir büyücü oldun. Kendini test etmeye başlayabilirsin. Ve ben Bebe, sonunda muhteşem yeteneklerimi gösterebilirim.“

“Acelesi yok.“ Linley`nin cevabi kısa ve özdü.

“Niye bana işkence ediyorsun. Sen hayatinda Buyulu Yaratik Sıradağlarını bir defa bile gitmemiş büyülü yaratik hiç gördün mü? Utancımdan dışarı çıkmaya korkuyorum!“ Alti yildan sonra, Bebe, kendini ifade etme konusunda önemli gelişme saglamisti.

“Sessiz ol. Eger konuşmaya devam edersen, bu gun ki pismis eti rüyanda görürsün.“ Bebe anında ağzını kapattı ve çıt çıkarmadı.

Dağlara girdikten sonra, Doehring Cowart`ta disariya cikmis, gururla Linley`e bakıyordu.

“Linley.“

Linley kafasını döndürdü ve güldü. Doehring Cowartla zihninden sohbet etmeye basladi. “Büyük Baba Doehring bir sorun mu var.“

Doehring Cowart guldu. “Son yaptigin eserlere bakilirsa, resmi olarak belli bir seviyeye geldiğini söyleyebilirim.“

Linley`nin gözleri parladi.

Büyük Baba Doehring`in tuhaf bir mizaci vardi. Onun gözünde belli bir standarti olmayan herhangi bir heykel anında yıkılmalıydı. “Eger bu sanat eseri gun yüzüne cikarsa, benim Duz Keski Okulumunun ve ben Aziz­ seviye Grand Magus`un gururu ne olur?“

Bu yüzden Linley yaptığı bütün heykelleri yikmak zorunda kalmisti. Satsa para edecek olmalarına rağmen.

“Belli bir seviye mi? Büyük Baba Doehring, yoksa?…“ Linley şaşkınlıkla Doehring Cowarta bakıyordu.

Doehring Cowart mutlu bir sekilde kafasini salladı. “Doğru. Bugünden itibaren, heykellerini bitirdikten sonra, onları yıkmak zorunda değilsin. Artık bu dünyada kalacak kadar değerliler. Doğal olarak eğer arzu edersen heykellerini satmak için Proulx Galerisine de götürebilirsin. Böylece Duz Keski Okulu için itibar kazanmaya da baslamis olursun. Ayni anda da kendine de biraz para kazanırsın.“


…………………………..…..…………......…...…………… 2.Kitap Sonu ……….………..……………..…..……………………………

Yorum Yap "CD2.25 – Altı Yıl"