Kilimanjaro Günceli

CD2.19 – Bir Numara Kim?

Eylül 18, 2016


Ernst Enstitüsünün arkasındaki dağlık alan huzur dolu bir yerdi.

Linley akan suyun yanında bağdaş kurmuş oturuyordu. Akan suyun sakinleştirici sesi eşliğinde meditasyona girdi, yakindaki bütün toprak ve ruzgar esansi aninda parlamaya basladi. Yaklasik 10 metre içindeki hersey Linley için bir anda netleşti.

Toprak ve rüzgâr esansi bacaklarindan, kollarindan vücuduna girdi. Eti, kemiği ve organlarının hepsi bundan beslendi. Yavaşça fakat kararli bir sekilde, vücudunun gücü artmaya devam ediyordu.

Ek olarak, büyük bir porsiyon toprak ve rüzgâr esansi, saflastirma işleminden sonra göğsünün ortasinda ki enerji merkezinde depolandi.

“Splash, splash.” Akan suyun sesi kesilmeden devam ediyordu.

İlerisinde, küçük Gölgefare, `Bebe`, vahşi bir ördeği kemirmekle meşguldü. Manzara o kadar huzur doluydu ki, sanki bir tablodan firlamis gibiydi.

Burasi huzurla doluyken, Ernst Enstitüsü tam tersi inanilmaz gürültülüydü. Binlerce öğrenci, büyücüler ve hatta didardan pek çok önemli kişi şuan Ernst Enstitüsündeydiler. Çeşitli dövüşleri izliyorlardı.

Geleneksel yıllık turnuva.

Ernst Enstitüsünün bütün öğrencileri; gururlu, cennetin kutsadığı yeteneklerdi.

Her savaş inanılmaz geçiyordu. Birinci sinif öğrencileri arasinda, toprak toplari, yildirim parcalari ve ruzgar kiliclari bir yerden bir yere uçuşuyordu. Fakat üçüncü ve dördüncü derece öğrencilerin savaslari müthiş geçiyordu. Cesitli destekleyici büyüler ve alan etkili büyüler. `Kirilmis Kayalar` gibi büyüler simdi, onlarca büyük tasla rakibinin kafasına ezmeye çalışıyordu. Şimşekler durmadan cakiyordu.

Ya besinci ve altinci dereceler? Onlar daha da korkunç geçiyordu.

Bir suru inanılmaz büyü devamli olarak parıldıyor, sonu gelmeyen patlamalara neden oluyordu. İzleyen öğrenciler durmadan bağırıyordu ve ortamin enerjisi git gide artmaktaydı. Neredeyse Enstitüdeki herkes buradaydı.

……..

Yıllık turnuva bir aydan biraz daha cok surdu. Ernst Enstitüsünde dogal olarak da yılın en gürültülü ve vahşi gecen ayı bu ay olurdu. Bu coşkun sure zarfında, Linley arasira besinci ve altinci seviye büyücülerin maclarini izledi. Zamaninin kalaninda ise sakince kendi kendine eğitim yapti.

“Bu turnuvada bir kişi, karsıdakini kasten öldürmemeye dikkat etmek zorunda. Bir insanın elleri kolları bağlıyken nasıl olurda gerçek bir rekabet olur ki?“

Doehring Cowart`in etkisi altinda Linley`de artik turnuvayı küçümsemeye baslamisti.

“Linley, senin su anki görevin sıkı çalışıp, gücünü artirmak. Savas tecrübesine gelirsek, onu da besinci seviye

olunca, Büyülü Yaratik Siradaglarina girmelisin ve gerçekten yasamla olum arasindaki ince çizgide yürümelisin.“ Doehring Cowart Linley`i ikna ediyordu.

……..

Huadeli oteli, Ernst Enstitüsündeki en pahalı otel ve restorandi. Bu gece, Yale Yurt 1987 adına otelde, şık bir yemek düzenliyordu.

Huadeli otelinin ilk katında…

Otelin zemini ayna gibi pürüzsüzdü. Bir sira güzel garson kiz, hazir bir sekilde aninda isteklere cevap vermek icin bekliyodu.

Huadeli otelinde pek cok öğrenci kiyafeti giymiş kiz ve erkek vardi. Bunlar böyle yerlere gelmeye güçleri yeten, arkalarinda saglam ekonomik destekleri olan kişilerdi. Siradan bir masa onlarca altina mal oluyordu. Eger Linley kendi basina gelseydi, kesinlikle masrafları ödeyemezdi.

Yıllık turnuva daha yeni sona ermisti ve oteldeki bütün ogrenciler bunu tartisiyordu. Buradaki cogu insan gencti fakat bir masa dört çocuktan oluşuyordu.

“Bu yıl ki turnuvayı sadece düşünmek bile beni deli ediyor. Cok yakindim. Neredeyse yarı finallere giriyordum. Belkide zirvedeki uc kisiden biri olacaktim.“ Reynolds cani aşırı sıkkındı. Reynolds dörtlünün en genci, ayni zamanda en gururlu olaniydi.

Yale güldü. “Gercekten yazik oldu. Rand`in sonunda birinci olacağını hic ummamistim.“

George kikirdadi ama konusmadi.

George arkadas canlisi biriydi ve neredeyse hic kimseyle arasi kotu degildi.

“Rand? Doğru. Sizin daha önce onun hakkında konuştuğunuzu duymustum. Olağanüstü elemental yatkinlik ve ruhsal esans sahibi yeni ogrencilerden bir tanesi, degil mi?“ Linley Rand ismini hatirlamisti.

George gülerek, kafa salladi. “Dogru, o iste. Cok yetenekli biri. Egitim yapmadan önce bile, ruhsal esansi ikinci seviye büyücüye ulasmisti. Bütün yaptigi yeterince büyü gücü toplamak oldu. İkinci seviye buyucu olan birinin birinci siniflar arasindan zirveye yerlesmesi cokta zor da zor degil.“

“Yetenegine dayanarak mi? Is yetenege geldimi, Enstitünün bir numarali dahisi Dixie ile karsilastirilabilir mi ki?“ Yale dudaklarini burusturdu. “Rand hic birsey degil. Birinci sınıfların turnuvasını kazandida ne oldu. Linley, kazandiginda ne kadar kendini beğenmiş olduğunu görmedin sen. Gelecekte eger bes yada altinci seviye turnuvalarını kazanırsa ne yapacağını hayal bile edemiyorum.“

Magus güçlendikçe, ilerlemek cok daha zor bir hal alirdi.

Bu yüzden Ernst Enstitüsünün öğrencilerinin çoğu yüksek seviye buyucuydu. Yuksek seviyeli ogrencilerin yarismalari cok daha cetin geciyordu.

Reynolds da ayni fikirdeydi. “Ben de ondan hoslanmiyorum. Okulun dahisi, üçüncü seviye Dixie`ye bak, o da üçüncü derece yarışmasını kazandı ama ne kadar mütevazı! Ikisinin arasindaki fark cok büyük. Ayrica biz birinci sınıfların arasinda en güçlü olan Rand degil.“

“Doğru. Üçüncü kardes, sen katılmadın bile. Eger katılsaydın…“ Yale burnundan soluyordu.

Yaş ve kıdem olarak, dördü kendi aralarinda birbirlerine `birinci kardes`, `ikinci kardes` seklinde hitap etmeye karar vermislerdi.

“Hey, siz çocuklar ne sacmaliyorsunuz?“

Linley ve Yale kafalarını cevirdi. Dört tane cocuk ikinci kattan iniyorlardi. Liderleri, altin­sacli çocuk, soğukça Linley`nin grubuna bakti.

Yale yüksek sesle, “Oh, bu Rand değil mi. Ne oldu, ne dediğimizi duyamadın mi?“

Linley gülmekten kendini alamadi.

Yale ne cennetten ne cehennemden korkardı ama itibara aşırı önem verirdi.

“Hmph, duymadığımı düşünme.“ Rand soğukça soyledi,

Rand`in yanındaki kahverengi saclı çocuk da küçümseyici bir gülüş atti. Kibirli bir sekilde, “Rand bu dört ise yaramaz şeye aldırma. Vaktine değmez. Reynolds, neye bakıyorsun sen? Ne oldu, turnuvadaki kaybın yetmedi mi?“

Reynolds da aşağılayıcı bir sekilde kahverengi sacli çocuğa bakiyordu. “Sen kendini ne saniyorsun? Sansina bir kez beni yendin diye. Bu havalar ne?“

Kahverengi sacli çocuğun yüzü ciddi bir hal aldi.

George herkese güldü. “Rand, yeter bu kadar. Senin hakkinda böyle konusmamiz yanlisti. Unutalım gitsin.“

“Kapa ceneni, George. Bu seni ilgilendirmez.“ Rand hala Yale`e dik dik bakiyordu. “Yale, son kez seni Fragrant Elm barinda gördüğümde, küstah tavirlarin beni deli etmisti. Ve simdi yine, benim önümde bu kadar küstah davranıyorsun. G.tun yiyorsa gelde dövüşelim. Neden korkuyorsun?“

Konuştuktan sonra, Rand bilinçli bir sekilde dalga gecer gibi güldü.

Yale biraz sinirli olsada, rakibi kadar güçlü olmadigini biliyordu.

Aninda, oteldeki bütün gozler bu agiz dalasina dönmüştü. Pek cok yüksek seviyeli ogrenci ayaga kalkmış merakla iki gruba bakiyordu. Acikca, iki grupta sadece on yasindaydi.

“O altin sacli çocuğu taniyorum. Ismi Rand. Birinci siniflarin yıllık turnuvasini kazandi. Sanırım gelecekte, bazi başarılara imza atacaktir.“

“Yanındaki kahverengi sacli cocuk is Rickson. Birinci siniflar arasinda üçüncü oldu. Güç bakimindan Rand`in tarafi daha güçlü. Bu eglenceli olacak gibi.“

Bes ve altinci seviye büyücüler iki grubu izlerken kendi aralarında konusup, gülüyorlardı,

Diğerlerinin onlari fark ettiğini görünce ve üstüne kendinden birinci sınıf turnuvasinin kazananı olarak bahsedildiğini duyunca, Rand`in yüzü daha da kibirli bir hal aldi. Linley ve diğerlerine daha da aşağılayıcı bir sekilde bakmaya basladi.

`Hmph.“ Rand Linley ve diğerlerinin oturduğu masaya bir bakış atti.“ Meyve suyu? Siz hala meyve suyu mu içiyorsunuz? Oh, Yale, senin adına utandım. Biz dördümüz zafer şarabı içiyorduk. Sizse meyve suyumu içiyorsunuz?“

Rand`in susmak bilmeden, konuşmaya devam ettiğini görünce, Linley somurttu.

“Rand, biz dört kardeş burada yemek yemeye çalışıyoruz. Defol git.“ Linley ciddi bir yüz ifadesiyle diger dördüne bakti.

Linley eger eğitim yaparken yaratıklar tarafından rahatsız edilseydi, anında onlari öldürürdü.

“Oh, bir de bu var,“ Rand`in Linley`e bakarken gözleri parladi. “Nasil olduda Yale`in yurdunda senin gibi birinin yasadigini fark etmedim?“

Linley yüzü soğuk bir hal aldi.

Vahşi bir tavsan gibi, anından yerinden ileri doğru firladi. Rand`in sadece gözlerini büyütecek zamanı oldu, “Seni­!“. Tepki vermeye zaman bulana kadar, Linley Rand`i göğsünden tuttu ve sadece fiziksel gücüne dayanarak havaya kaldırdı.

“Wha, uh, uh…“ Rand konuşamıyordu bile ve gözleri korkuyla dolmuştu.

Linley soğuk gözlerle Rand`a bakti. Sanki her an onu öldürebilecekmiş gibi Rand`in kalbi korkuyla dolmuştu.

Şuanda, Linley damarlarındaki Ejderkaninin alevlendiğini hissedebiliyordu, kana susamış doğası yeniden gün yüzüne cikiyordu. Linley elinde olmadan sakinleşmeye çalışırken somurtuyordu. “Burası Ernst Enstitüsü. Birini nedensiz yere öldüremem.“

Rand`in yanindaki üç kişi korkmuş bir bicimde aval aval bakıyordu.

Linley bir kolunu sallayarak, sanki ici bos yastıkmış gibi Rand`i yere çaldı.

“S.ktir git!“

Yorum Yap "CD2.19 – Bir Numara Kim?"