Otto Von Bismark Günceli

CD2.17 – Öğrenme Dönemi

Eylül 18, 2016


İlkbahar bitti ve sonbahar geldi. Göz açıp kapayıncaya kadar Linley yarım yılını Ernst Enstitüsünde geçirdi.
                                       
Okulda gecen bu günlerde, Linley çölde susuz kalmış biri gibiydi. Çölün ortasinda vahaya atlamışçasına, büyünün temel prensiplerini aceleyle sömürdü. Rüzgâr büyüsü acısından da bu böyleydi; hem bilgisi hem gücü artti. Doehring Cowart da Linley`e sık sık tüyolar veriyordu.

Bu gün güneş yine tepede cikmis, ışıl ışıl parliyordu.

Yurt 1987`de ki dört birader ogle yemegini yeni bitirmislerdi. Enstitünün üniforması olan gök­mavisi birer takım giyiyorlardı. Linley sürekli devam eden fiziksel eğitim sayesinde, şık gök­mavisi elbisesi icinde artik daha büyüleyici görünüyordu. Sirf bu yüzden rüzgâr sınıfındaki bir kac kiz Linley ile sohbet etmekten cok hoşlanıyordu.

Dört birader yürürken, bir yandan da sohbet ediyorlardı…

“Dogru, Linley, bugün biz yeni öğrenciler kulübüne katılacağız. Geliyor musun?“ George sordu.

George öğrenci birliklerine ve kulüplere katilmaktan hoslaniyordu ve ayrica haberleri öğrenme, yeni arkadaşlar edinme konusunda çok iyiydi. Okulda geçirdiği sure sadece yarim yil olmasina rağmen, Ernst Enstitüsündeki birinci siniflar arasinda, George isteyince ortaligi ayağa kaldırabilecek biri haline gelmişti.

“Yok.“ Linley`nin cevabi kısa ve öz oldu.

“Haha, Linley kesinlikle gitmeyeceğini biliyordum.“ Reynolds sesli bir kahkaha atti.

Yale kolunu Linley`nin omuzlarina atarak, bir ic cekti. “Linley, adamim, calisma konusunda bu kadar gayretli olmana gerek yok. Yeteneğine bakılırsa, az bir caba harcasan da, otuz yil içinde kolaylıkla altıncı seviye magus olursun. Neden cildirmis gibi bu kadar sıkı calisiyorsun? Rahatlayip, hayatin tadini cikarmayi öğrenmelisin. Kulüp de pek cok güzel kiz olacak, biliyorsun degil mi?.“

“Doğru. Gercekten şirin kizlar.“ Reynolds gozlerini büyüterek, kafa salladi.

Linley çaresizce ic cekmekten baska birsey yapamadi.

Yale`in yönlendirmesi altinda, o masum cocuk, Reynolds, coktan yoldan çıkmaya başlamıştı bile.

“Yale, seni sapik, beni cekelemeyi birak. Pekala, benim egitime gitme vaktim. Yarın ayin son günü. O zaman sizle takılırım.“ Linley güldü. Her ayin son iki günü, Linley kendine tatil veriyordu.

Linley`nin huyunu bilen Yale, Reynolds ve George daha üstelemediler.

Linley hemen ayrildi. Sessizce fakat hizli bir sekilde okulun arkasındaki dağlara yöneldi. Enstitüde binlerce öğrenci vardı ve tabii ki pek çoğu yeni büyüler için arastirma yapiyordu. Dogal olarak pek çokta hizmetçi vardi. Kisacasi Ernst Enstitüsü nüfus acisindan baya kalabalikti.

Dağa giden yolda, pek cok mavi cübbeli öğrenci görebilirdiniz.

“Rawr…“ alçak bir kükreme duyuldu.

Linley dönüp baktığında gözleri parladı. “Bir büyülü yaratik!“

Dalgalanan bir yele, pürüzsüz acik mavi bir kurk ve dört kalin bacak. Vahsilik, siddet ve kotulukle dolu bir cift goz. Soguk soguk parlayan altin penceler, gorenlerin kalplerini titretti.

Büyülü Yaratik, “Ruzgarkurdu“

Rüzgâr kadar hizli haraket eden, dehset verici bir büyülü yaratik.

Büyülü yaratiklar ormaninda karsilasabilecegin en korkunc sey bir Ruzgar­kurdu sürüsüdür. Eger karsina çıkarlarsa, hizlarini düşünürsek, son duani etmeye baslamak yapabilecegin tek sey olur.

Yakışıklı, siyah sacli bir adam Ruzgar­kurdunun üstünde oturuyordu. Genc adam memnun bir sekilde cevresine bakiniyordu. Böyle güçlü bir sihirli yaratığa sahip olmanin verdigi gurur cok bariz görünüyordu.

“Bu bes ya da altinci seviye bir büyülü yaratik olmali.“ Linley uzaktan bir tartti.

Ernst Enstitüsünde, gercektende cok az kişinin büyülü yaratigi vardi. Enstitüye gelmesi için davet edilen büyücüleri saymazsak, bazi besinci ve altinci seviye öğrenciler ruh bağlama büyü formasyonu satin alabilimisler ve büyülü yaratiklari kendilerine binek hayvani olarak hizmet etmeleri için evcilleştirmeyi başarmışlardı.

“Sadece bir büyülü yaratik. Neyin havasini yapıyor bu kadar?“ Linley aşağılayıcı bir sekilde neredeyse kibirden kendinden geçmiş gence bakıyordu.

Linley okuldan ayrıldıktan sonra, arkadaki dağa girdi.

Ernst Enstitüsünün arkasındaki dağ aşırı geniş bir taneydi. Uzun, uzun zaman önce, büyülü yaratiklar burada yasarmis, fakat zaman geçtikçe, bütün büyülü yaratiklar Enstitü tarafından yok edilmiş. Şuanda dağda cok az büyülü yaratik yasiyor.

Daga girdiği gibi, Linley`nin hizi önemli ölçüde artti.

Doğal olarak ruzgar­stili `Supersonic` büyüsünü kullanmaya başlamıştı. Bütün vücudu tüy kadar hafif bir hal aldi. Bir ruh gibi süzülerek dağa ilerledi. Birkac kilometre koştuktan sonra, Linley hedefine vardi. Akmakta olan suyun yaninda bos bir alan…

“Cyak cyak“ Bebe Linley`e ciyakladi.

Linley gülerek “Ne oldu, yine oynamaya mı gitmek istiyorsun? Peki, ama cok uzağa gitme.“ Linley`nin Bebe`ye olan inanci epey fazlaydı. Tanışalı çoktan bir yil geçmişti, fakat yine de Bebe hic büyümemişti ve hala yirmi santimetreydi, fakat hizi önemli ölçüde artmisti.

“Büyücü mü? Belkide sekizinci seviye bir savasci bu küçük Golgefareyi ancak yakalayabilirdi, ama Aziz­seviye bir büyücü de ayni seyi yapabilirdi.“ Linley büyücülerin vücutlarının hangi derece de güçlü olduğunu biliyordu.

Küçük Gölgefare, Bebe, ormanlara doğru firladi.

“Büyük Baba Doehring, dışarı gelde, derse baslayalim.“ Linley hemen zihinsel olarak söyledi.

Bir isik huzmesi hemen yuzukten firladi ve Doehring Cowart`a dönüştü. Doehring Cowart gözlerini kirpti ve Linley`e bir bakis atti. `Linley, neler oluyor? Gecmiste, hep bu yasli ihtiyari yok sayip once meditasyon yapmaya başlamaz mıydın? Neden simdi beni cagirdin? Harika bir uykunun ortasindaydim, hmph. Guzel ruyami mahvettin.“

Linley dudaklarını büzdü.

Büyük Baba Doehring aziz seviye bir Grand Magus olsada, onu tanıdıktan sonra, Linley, dışarıdan sevimli cana yakin görünen bu adamin, içinde oyuncu bir haylaz olduğunu fark etmişti.

“Büyük Baba Doehring, büyücülükte ikinci seviyeye ulaştığımı hissediyorum. Bir göz atmani istiyorum.“ Linley sonunda söylemişti.

“Ikinci seviye bir büyücü mü?“

Merakli bir sekilde, Doehring Cowart bazi hesaplamalar yapti. “Hmm, doğru, benimle eğitime baslayali yaklasik

bir yil geçti. Tamam, ilk olarak giriş niteliğinde ki büyü `Kirilmis Kayalar`i yap bakalim. Fakat elinden gelenin en iyisini yap, anlasildi mi?“

“Kirilmis Kayalar“ ilerledikçe güçlenen bir büyü sayilirdi.

İlk seviye de `Kirilmis Kayalar` vardi, fakat aziz­seviye olunca `Kirilmis Kayalarin` ismi değişiyordu ve `Cennetsel Meteor Inisi` oluyordu. Kullanan toprak­stili buyucunun gücü arttikca doğal olarak büyünün de gucu artıyordu.

“Tamam, Büyük Baba Doehring.“

Linley hemen büyülü sözleri mirildanmaya basladi. Linley sozleri cok önceden, tek seferde takılmadan söyleyebilecek kadar ezberlemişti. Sözler ilerledikçe Linley bütün ruhunun ozel bir hal aldigini hissetti.

Toprak­stili büyü gücü göğsünde dalgalanmaya ve doğal elemental esans toplanmaya basladi.

Aniden yakındaki toprak catlayip, ayrilmaya basladi.

Bes kafatasi­büyüklüğünde tas uçarak, Linley`nin kafasının etrafından dönmeye basladi. Bu bes tasin etrafi toprak renkli ışıklarla parildiyordu ve Linley gözleri parlar sekilde, güçlü bir nara atti. Bes tas, etrafında rüzgârlarla uzak bir mesafeye mermi gibi firladi.

“Pat!“

Etrafi toprak renkli ışıklarla dolu bes tas ilerde kalin bir agacin gövdesine carpti. Agac sallandi, fakat kırılmadı. Sonunda da bes tas yere düştü.

“Evet, fana değil.“ Doehring Cowart gözlerinde bir isikla, “Bes tane tasi, böyle bir hizda kontrol etmek, gercektende, ikinci seviye bir buyucunun gücü.“ Doehring Cowart Linley`nin performansından memnun kalmisti.

Linley elinde olmadan güldü.

Hedefine doğru bir adim daha atmisti.

Linley babasinin ayrılırken ona söylediği sözleri hic unutmayacaktı. “Eger onu geri getiremezsen, ölsem bile, seni affetmeyeceğim!“ Bu sözler Linley`nin kalbini kesin bir bicak gibi delip geçmişti ve sözler sürekli Linley`nin zihninde canlaniyordu.

Şuanda Doehring Cowart mutlu bir sekilde gülüyordu. “Fakat Linley, sunu anlamalisin, ikinci seviye bir magus cok küçük bir ilerleme. Derecelendirme sisteminie gore, birinci ve ikinci seviye maguslarin tamami `giriş­ seviye`si büyücü sayiliyor. Üçüncü ve dördüncü seviye maguslar `orta seviye` ve bes­ altinci seviye maguslar `yüksek seviye`. Yedinci seviye bir magus `kidemli magus`, sekizinci seviye `usta magus` ve dokuzuncu seviye ise `arch magus`. Bu yediden dokuza kadar olan dereceler en yüksekleri. Daha gitmen gereken cok uzun bir yol var önünde.“

“Biliyorum.“ Linley kafa salladı.

“Güzel, sıkı çalış.“ Doehring Cowart yine Kivrilan Ejder Yüzüğüne girdi.

Linley kendini topladi ve ikinci seviye bir magus olmanin verdiği heyecani bastırdı. Tekrar sakin bir sekilde oturdu ve meditasyon yapmaya basladi.

Guc basamaklari teker teker cikarak, zaferleri ardi ardina elde ederek gelir.

Linley`den yaklasik uc kilometre uzakta…

Linley`nin rüzgâr stili öğretmeni, altinci seviye magus Trey, yüzünü buruşturdu. “Hmm, toprak­stili büyü `Kirilmis Kayalar`? Gücüne bakilirsa ikinci seviye olmali. Giris seviyesi bir büyücü dağa eğitim yapmaya mi gelmiş? Kim bu?“

Tam o an Trey `Kesif­ruzgari` büyüsünü yapmisti ve Linley`nin yaptigi toprak­stili büyüyü hissetmişti.

Büyü titreşimlerine bakarak, Trey, hangi büyü olduğunu söyleyebiliyordu.

Merakla o yöne doğru yürüdü. Altinci derece bir büyücü olarak hünerlerine bakilirsa, yaptigi `Supersonic` büyüsü Linley`nin kinden cok daha güçlüydü. Bulutlarin ya da sisin içinden geçer gibi, Trey kolayca ve sakin bir sekilde dağ boyunca süzüldü.

Göz acip kapayıncaya kadar, Trey Linley`nin iki yuz metre yakinindaki bir noktaya vardi.

Genis bir agacin yaninda dururken, ilerde Linley`i gördü.

“Bu o mu?“

Dogal olarak, Trey kendi öğrencisini tanidi. “Bu Linley isimli çocuk sinifta hic konuşmuyor. Yeni büyüler öğrendiklerinde bile herkes yapmak için çırpınırken, bu uzakta bir yerde gücünü hic göstermeden durup bakıyor. Görünüşe gore… bu Linley isimli cocuk çoktan ikinci seviyeye ulasmis. Sanirim yeni öğrencilerden biriydi. Bu kadar yetenekli olmasini beklemiyordum.“

Linley zaten nasil büyü yapılacağını biliyordu, bu yüzden ogretmen öğrencilere denemelerini söylediğinde, genelde kıpırdamadan sadece izlerdi.

Hiçbir grup aktivitesine katilmazdi, Linley`nin gizemli hali onu taniyan herkes tarafından kabul edilmişti.


“Hehe, öğrencilerim arasında bir dahi var gibi görünüyor. Mm. Sanirim bu yil ki birinci derece öğrenci yarismasi geldiğinde ödül alacagim.“ Trey`in yüzünde parlak bir gülücük vardi. Linley ise meditasyona devam ediyordu ve yüz metre disinda hiç birseyi hissedemiyordu.

Yorum Yap "CD2.17 – Öğrenme Dönemi"