Otto Von Bismark Günceli

CD2.15 – Yurt 1987`de Kardeşlik (Part 2)

Eylül 18, 2016


Ernst Akademisindeki çoğu öğrenci onlarca yil akademide kalırdı, bu yüzden mezuniyet zamani geldiğinde, oda arkadaşları inanilmaz samimi olmuş olurlardı. Yale, Reynolds, Linley ve George yaşıtlarından biraz daha olgun olsalarda, kalplerinde hala hepsi birer çocuktu.

Biraz sohbet ettikten sonra hepsi birbirine ısınmaya basladi.


“Millet, hadi günü kampüsü tanimaya calisarak geçirelim. Bu gece hepinize aksam yemeği ısmarlayacağım! Haha.“ Yale göğsüne vurarak, hevesle söyledi.

“Bu çocuğun büyü­kristal karti bile var, eğer bundan biz yararlanmayacaksak, kim yararlanacak?“ Reynolds güldü.

George ve Linley hala çocuk olduklarını gösterir bicimde, kötülük dolu bir kahkaha attılar.


“Cyak, cyak!“ Suan küçük Gölgefare `Bebe` kafasini Linley`nin elbiselerinden cikarmis bakıyordu. Daha yeni uyandığı için kendini yalnız hissetmiş ve kafasini dışarı uzatmisti.

“Whoah, o da ne?“ Reynolds bir anda oyle ürktü ki, yerinden zipladi.


“Bebe, uyandin mi?“ Linley gülerek Bebe`nin küçük kafasini oksadi. Bebe once, okşamanın verdiği hazla gözlerini kapattı, sonra acip Reynolds, Yale ve George`a dikkatle bakti. Uc kez koklar gibi burnunu çekti. Sanki onlari küçük görüyordu.

“Büyülü yaratik. Bu bir büyülü yaratik! Kitaplarda görmüştüm bunlari.“ Yale aniden bagirdi. “Linley, senin bir büyülü yaratık yoldaşın mı var?“ Reynolds ve George da şok olmuştu.
Hepsi daha çocuktu, nasil olurda bir büyülü yaratiklari olabilirdi.


“Bebe sadece bir bebek büyülü yaratik. Ona sadece biraz yiyecek verip, kendimi sevdirdim. Sonrada ruh bağlama yöntemiyle bağ kurduk.“ Linley gülerek anlatti.

“Yuce cennet, bu gercekten de bir büyülü yaratik! Linley, inanilmazsin. Küçüklüğümden beri bir taneye sahip olmayi düşlüyorum.“ Yale Bebe`ye bakti. Gözleri parlıyordu. “Ruh baglama büyülerine erisebiliyor olsam bile, hic birinin bana itaat etmesini sağlayamıyorum.“

Yale kederli bir tonda soyledi.


“Büyülü yaratigi itaat ettiremiyor musun?  Bebekleri bile mi?“ Linley güldü.


Yale kafasini salladı, “Birinci seviye bir büyücü bile değilim henüz. Gücümü gore, belki bir birinci veya ikinci seviye büyülü yaratigi eğitebilirim. Fakat bu kadar zayif bir yaratikla ne yapayim? Ve ayrica yedi ve sekizinci seviye büyülü yaratiklarin bebeklerini ele geçirmek asiri zor. Dahasi, bunlarin bebekleri benden daha güçlü, bebek olmalarina rağmen hemde.“

Linley onla ayni fikirdeydi, sesini bile çıkarmadı.

Küçük Gölgefare Bebe şuan besinci seviye bir büyülü yaratik kadar güçlüydü. Linley`den cok daha güçlü. Fakat son geçtikleri yârim yilda, Bebe vücut olarak hic büyümemişti. Bu Linley`ninde Doehring Cowart`inda kafasini karistirmisti.

“Linley, bu küçük Gölgefare`nin ismi Bebe`mi? Bende sarılabilir miyim?“ Reynolds`un bakislari Bebe`ye çakılıp kalmisti.

“Bebe?“


Linley hemen ruh bagiyla Bebe`ye sordu.


“Hayir, imkani yok.“ Bebe bazi basit ifadeleri Ruh bağı yoluyla Linley`e iletebiliyordu. Ayni zamanda Bebe pençelerini Reynolds`a doğru salladı. “Cyak, cyak!“ Kizgin bir sesle ciyakladi.

Reynolds elinde olmadan hayal kırıklığıyla dudaklarını buruşturdu.


“Reynolds, sana bir sir vereyim. Bebe kizartilmis et yemeye bayilir. Gelecekte, onu bazi kizartilmis tavuk veya ördekle besleyebilirsin. O zaman sana karsi cok saldırgan olacagini sanmam.“ Linley Reynolds`un gözlerinin parladığını görünce güldü.

“Yapabilirim.“


Reynolds yüzü asik bir sekilde Yale`e dondü.“Yale, gelecekte eger param biterse, bana biraz borç para ver. Büyük Baba Lomu geldiginde sana geri oderim.“

“Sorun degil.“ Yale cömertçe soyledi.


“Bahse girerim, kampuse iyice bir bakmaya henuz hic kimsenin vakti olmamistir, degil mi? hadi etrafta biraz dolanip, taniyalim, olur mu?“ George konusurken güldü.

Dört kardes icinde, George en sevimli ve düzenle olaniydi. Reynolds en çocuksu olani. Yale ise… playboy tipliydi. Linley`e gelirsek, diğer üçünün gözünde en gizemli olan oydu.

Dual­element magus, olağanüstü yatkınlık ve bir büyülü yaratik. Gercektende esrarengizdi.
Kadim Ernst Enstitüsü yaşları binlerce yılı gecen sayısız binaya sahipti. Hatta bazilarinin önünde tanıdım levhaları bile vardi.

En gencleri sekiz, en yaslilari on yasindaydi. Hayranlikla unlu isimlere baktılar, özellikle de kalplerinin daha da hizli atmasina neden olan Aziz­seviye dövüşçülerin tarihlerine. Hepsi bir gün aziz­seviye dövüşçü olmayi düşlüyordu.

Fakat Linley`nin hemen kulaginin yaninda bir ses mırmır etmeye devam ediyordu. “Sonradan sivrilmiş bir kac veletten baska birsey değiller. Bu arkadaş gerçekten de Eflatun­Dovmeli Siyah Ayi oldurmekle mi övünüyor? Aziz seviye değil de, zayif dokuzuncu seviye büyülü yaratiklari öldüren bir aziz­seviye dövüşçü, yeni yetme bir Aziz`den başka bir sey degildir.“

Ernst Enstitüsünden mezun olan pek cok ünlü isim, Doehring Cowart tarafından sanki konuşmaya bile değmeyeceklermiş gibi aşağılanmaktaydı suan.

….


Yurt 1987`nin dört biraderi, yanlarinda Bebe ile, tum kampüsü dolanip, çevreyi biraz daha tanıdılar. Ayni gece, dört birader; yurdun yaninda ki, süslü bir sekilde dekore edilmiş otele gittiler ve bir ziyafet çektiler. Tabi içtiklerinin meyve suyu olduğunu söylemeye gerek yok.

Ertesi gün, Subatin 9`u. Okul basladi.

Bu gün hic ders yoktu, dersler subat 10`da basliyordu. Subat 9, öğrencilerin sıkı çalışmalarını sağlamak için yönetim tarafından hazirlanmis bir dünya tembihi dinlemekle geçecekti. Yaşları alti ile 12 arasinda degisen çocuklar salonu doldurdu. Kendilerine konusmayi yapacak kişinin kim olacagindan haberleri yoktu. Cocuklarin cogu hayal dunyasina dalmisti bile. Seremoni bittiğinde ise herkes mutluca ayrildi.

Aksam yemeğinden sonra, 1987`nin dört biraderi birer sandalye çekip, dersler hakkında konuşmaya basladilar.

“Burasi epey kolay. Günde sadece bir ders. Ah, Linley dual­elementti. Yani onun iki dersi olacak.“ Yale bir ic cekti. “Fakat Ernst Enstitülüsü gerçekten cok rahat, eger derse girmek istersen girersin. İstemiyorsan ekersin.“

George sakince güldü. “Bu kadar kendini kaptırma. Fazla resmi kısıtlama olmasada, her yil öğrenciler için bir yetenek testi yapılıyor. Eger seviyen yükselmişse anca o zaman sinif atlayabiliyorsun. Eger sıkı calismazsan, demekki bir yuzyil burada kalmayi filan mı düşünüyorsun? Dahasi Ernst Enstitüsünde eger altmış yılda altinci seviyeye ulaşamazsan, kural gereği hiçbir şeye bakilmaksizin kovuluyorsun.“

Tanıtıcı kitapçıktaki Enstitüye ait cesitli kurallari okurken, Linley yavsca kafasini salliyordu.


Okul denetim acisindan gevsek olsada, altmis yila vardiginda eger altinci seviye büyücü olamamışsan, anında kovuluyorsun.

“Kovulmak?“ Yale irkildi. “Eger gerçekten kovulursam, benim yaşlı adam muhtemelen beni öldürür.“  Ernst Enstitüsünden çıkartılma inanılmaz büyük bir utanç kaynağıydı. Kimse bu yükün altina girmek istemezdi. Sonucta buraya kabul edildiklerine göre hepsinin yetenekli olmalari lazimdi.

“Yarin dersler basliyor. Acaba öğretmenlerimiz nasil insanlar. Eger Büyük Baba Lomu kadar iyi değilseler, o zaman buraya boşuna geldim.“ Reynolds mırıldandı.

“Reynolds, senin Büyük Baba Lomu magus mu?“ Linley sasırmış bir sekilde sordu.


“Tabii ki. O`Brien den Ernst Enstitüsüne gelirken, yolda bana büyü öğretmeye başlamıştı bile.“ Reynolds gururla söyledi.

Linley ve diğer üçü birbiriyle konuşurken, hepsi asiri heyecanlıydı.


“Toprak elementi dersi o kadar önemli değil. Toprak elementini anlama konusunda, nasil olurda Ernst Enstitüsünün öğretmenleri Büyük Baba Doehring yarisabilir ki? En önemli ders rüzgâr dersi. Acaba rüzgâr büyüleri nasil?“


Gün çoktan kararmaya basladi, fakat yurt 1987`de sohbet daha da koyulaşmaya, gülüşmeler havada uçuşmaya devam etti.

Yorum Yap "CD2.15 – Yurt 1987`de Kardeşlik (Part 2)"