Otto Von Bismark Günceli

CD17 – Felaket (Part 2)

Eylül 17, 2016


“Pat! Pat! Pat!”

Wushan sehrinden birkaç tane daha çarpma sesi yükseldi, fakat kisa bir sure sonra düşen taslar son buldu. Bütün kayalar yeşil elbiseli adam tarafından parçalandı. Ama şuan da Wushan sehrinin onlarin kavgasına bakacak enerjisi kalmamıştı.

“Lord Hogg, Wushan sehri kötü durumda. Tam o zaman­… Lord Hogg? Sorun nedir?“ Hillman malikâneye koştu. Tam sehrin durumu hakkında rapor verecekti ki Hogg`un hic ses cikarmadan afallamis durduğunu fark etti.

Hogg`un vücudu titredi ve yeniden kendine geldi. “Linley.“ şaşırtıcı bir hızla depoya doğru koştu. Bunu gören Hillman neler olduğunu tahmin edip Hogg`u izledi.

“Bam!“ Hogg moloza daha varmadan Hiri, Linley ve Wharton`i kaplayan taslar etrafa savruldu.

Evin kahyasi Hiri molozun ortasinda duruyordu.

“Hiri Amca, durum nedir?“ Hogg`un sesi titriyordu. Ayni anda yüzükoyun yatmış bedenlere baktı. Ilk gördüğü Linley`nin kafasi kanlarla dolu olduğuydu. Kanın görüntüsü aninda Hogg`un kafasini döndürdü ve neredeyse sendeleyip yere düşüyordu.

Su ana kadar Linley`nin vücudu yerden yüksek durumda durmsutu. Wharton`i ezmemek için yumruklarıyla sinav pozisyonu almis durumdaydı.

“Baba“ Alttan ince bir ses geldi.

Wharton yavaşça Linley`nin altindan cikti. Vucudu küçüktü bu yüzden Linley tarafından tamamen kaplanmıştı ve hic zarar görmemişti.

“Abi, abi, sorun nedir?“ Wharton Linley`nin vücudunu çekiştirdi.

“Linley. Linley!“ Hogg`un sesi titriyordu.

Hiri yandan seslendi. “Biraz yavaş kaldim. Son anda durdurmayi basardigim bir parça vardi. Cok asiri şiddetli vurmamis olmasi lazim.“

Zorla da olsa küçük bir gülüşle.“Ben.. Ben iyiyim.“ alçak ve boğuk bir sesle, Linley kafasını kaldırıp babası Hogg`a bakmaya calisti.

Tam o anda Hogg`un yüzünden yaşlar akmaya basladi.

Linley kendini doğrultup oturdu. Yuzu ve saclari gibi elbiseleri de kan içindeydi. Su an Linley`de sersemlemiş hissediyordu. Hala babasina bakıyordu. Linley alçak bir sesle “Baba, ağlıyorsun.“

“Ben, ben iyiyim.“ Hogg`un yüzünde heyecanlı bir gülüş oluştu.

“Wharton? Ne diye kapıda duruyordun?“ Linley küçük kardeşinin kafasını okşadı ve azarlayıcı bir tonla söyledi.

Wharton kendisi de bir yanlış yaptığını biliyordu. Kafasını eğerek “Abi, üzgünüm.“

Hiri, yan taraftan seslenerek, “Bunlarin hepsi benim hatam. Felaket cok hizli geldi ve Wharton`i depoya götürdüğüm gibi Linley`nin buyuk bir tehlike içinde olduğunu gordum, bu yüzden aninda ona yârdim etmek için koştum. Tam onda dev bir kayanında depoya geleceğini düşünemedim. Bu benim hatam.“

“Rumble!“

Aniden buyuk bi titreme yeryüzünü sarstı.

Herkesin yuz ifadesi doğuya, gokyuzune bakarken degisti. Yüzünde acimasiz bir ifade olan, on metre uzunluğunda, sıkı kasli bir dev ortaya cikmis gökyüzünde dolanıyordu. Butun vücudu sari toprak rengindeydi. Su anda bu toprak dev yeşilli kilic ustasıyla hiddetli bir savaşa tutuşmuştu. Ve her carpismalari simsekler oluşturuyor ya da göğü gürletiyordu.

Sadece darbelerin sesi bu toprak devin ne kadar güçlü olduğunu gösteriyordu. Her bir vurusu az önceki sayısız kayanın güçlerinin birleşiminden daha güçlüydü.

Linley hayranlıkla kavgayı izledi. “Bu toprak dev, gri elbiseli magusun büyüsüyle çağrılmış olması lazım.“ Linley kolayca bu sonuca varmıştı, sonuçta gri elbiseli magus epey guclu bir magustu.

“Linley, nasil hissediyorsun?“ Hogg tedirgin bir sesle sordu.

Linley hafif gülerek. `Ben iyiyim. Sadece başımda bir kesik var. Biraz kan kaybettim.“

“Genc efendi Linley, aslında epey bir kan kaybettin. Eğer cok kan kaybedersen ölebilirsin.“

Kâhya Hiri anindan depodan biraz gazli bez getirdi ve Linley`nin yarali kafasına sardi.

Hogg Linley`e yakindan bir bakti. “Hiri amca, yara nasıl görünüyor?“

Hiri Hogg`a gülerek. “Cok kotu değil. Linley`nin vücudu cok güçlü ve de bayilmadi. Endiselenecek cok bir sey olmamasi lazim. Onumuzdeki günlerde sadece biraz daha fazla et yiyip kaybettiği kani yenilerse iyi olacaktır.“

Ancak şuan Hogg tuttuğu nefesini gizlice bırakabildi.

Tam o an Linley`nin Wharton`u korumak için koştuğunu görünce, Hogg`un korkudan odu kopmuştu. Gerçekten oğullarının öleceğini düşünmüştü.

Derin bir nefes aldiktan sonra Hogg Hillman`e bakti. “Dogru, Hillman az once Wushan sehrinin kotu durumda olduğunu soyluyordun. Ne kadar kotu durumda?“

“Ne kadar kotu olduğunu tam olarak söyleyemem.“ ümitsiz bir ifadeyle “Fakat bazi insanlar ölmüş olmali ve pek cok yarali hatta sakat kalanlar var. Bu felaket çok hızlı geldi. Herkese saklanmaları için bağırmış olsam da, pek çok insan yer altı odalarına gidip saklanacak şansı bulamadı.“

“Gerçekten hızlı gerçekleşti.“ Hogg dönüp doğuda gökyüzüne bakti.

Aziz seviye savascilarin seviyeleri Wushan sehrinin halkindan cok farkli. Aziz seviye bir savasci butun sehri tek bir eliyle yok edebilirdi. Az önceki tas yağmuru ve yeşilli adamın onları parçalaması kavganın açılışından başka bir şey değildi.

Fakat sadece bu ilk test amacli carpismalarin yan etkileri bile Wushan sehrine felakat getirmeye yetmişti.

“Efsanevi onuncu seviye toprak­stili yasak büyü­ toprak elementi “Dunya Koruyucu“. Bu `Dunya Koruyucunun` gücü inanılmaz fazladır. Toprak­tarzi maguslarin en guclu saldiri büyüsü olarak görülür.“ Toprak deve bakarak konuşurken Hogg`un yüzü asildi.

Hogg Ejderkan Klaninin bir parcasiydi, Ejderkan klani zor zamanlar geçirmiş olsada bes bin yillik tarihi aile arşivlerinde, tarihteki en güçlü kişilerin kullandığı bütün güçlü saldırıları ile ilgili bilgi mevcuttu. Doğal olarak bir bakışta Hogg neler olup bittiğini söyleyebilirdi.

“Onuncu seviye bir büyü…“ Linley derin bir nefes aldi.

Linley asiri bicimde Siyah Ejder sürmek ve afet yaratan büyülerden yapmak istiyordu. Düşüncüleri doğal olarak büyücülük testi ve kayıt aşamasına döndü. “Test yalnızca sonbaharda, başkentte yapılıyor. Hala yârim yil var…“

Kalbinin derinliklerinde, Linley sabırsızlıkla yârim yil içindeki büyülü yetenek testini bekliyordu.

“Hillman, birazdan Wushan şehrinin vatandaşlarının durumunu incelerken bana eşlik et.“Hogg söyleyip Hiri`ye bakti. “Hiri amca, bu iki Aziz seviye dövüşçü gittikten sonra Linley`i eve götürüp üstünü değiştir ve dinlendiğinden emin ol.“

“Evet, Lord“ Hiri onayladı.

Hogg donup iki aziz seviye dövüşçünün kavgasıyla akli başından gitmiş olan Linley`e bakti, Gülerek “Ah, Linley, seni küçük velet, yaralanmış olmana rağmen hala aziz seviye dövüşçülerin kavgasını izlemek istiyorsun. Neyse ki aziz seviye magus `Dunya Koruyucu`yu cagirdigina bakılırsa, bu savaş sonuna gelmek üzere demektir.“

Uzaklarda gerçeklesen kavgaya dalıp gitmiş olan Linley göğsünde olanları fark etmemişti bile…

Kafası yaralandıği için boynuna taktiği ve `Kivrilan Ejder` dediği yüzükte kan içinde kalmıştı. Fakat kan tuhaf siyah materyal tarafından yavaşça emildikçe, sonsuz okyanusta kaybolan su gibi yok olmuştu.

Ve sonrasında Kıvrılan Ejder yüzüğü soluk los bir isik yaymaya basladi.


Fakat yüzük elbiselerin altında kaldigi için, Kivrilan Ejder yüzüğünün yüzeyinden gelen isigi kimse fark etmemisti.

Yorum Yap "CD17 – Felaket (Part 2)"