Otto Von Bismark Günceli

CD14 – Gökyüzünde Savaş

Eylül 17, 2016


Ertesi günün şafağı.

Her gun olduğu gibi Wushan`in doğusundaki bos arazi yine gençlerle doldu. Hillman ve diğer iki öğretmen henüz gelmemişti bu yüzden çocuklar kendi aralarında gürültülü ve enerjik bir sekilde sohbet ediyordu. Doğal olarak sohbetin konusu dun meydana gelmiş olan şok edici savaştı.

“Dünkü büyülü yaratik ne kadar gucluydu. Hillman amca ve diğerleri önde dururken bende arkada çaktırmadan izledim. Hic bir fikriniz yok. O devasa yaratik pençeleriyle basitçe toprağı çizdiğinde yerdeki taslar paramparça oldu. Evler sanki çamurdan yapilmis gibi yerle bir oldu.“ Cocuklarin ortasinda Hadley her zamanki gibi konuşkan bir sekilde anlatiyordu. Heyecanli bir sekilde ellerini sallayarak butun herseyi kendi gözleriyle görmüş gibi tarif ediyordu.

Butun çocuklar dikkatle Hadley`i dinliyordu.

Kahverengi sacli on uc yasinda bir çocuk homurdanarak “Hadley, dün sende bizimle beraber doğu tarafındaydın. Gitmeye cesaret edemedin. Nasil oldu da bunlari görmeyi basardin?“ dedi.

Biraz daha buyuk olan çocuklari kandirmak bu yedi sekiz yasindaki çocuklar kadar kolay değildi.

Hadley donup on uc yasindaki çocuğa bakti. Gozlerini daha da açarak “Faura bana inanmıyor musun? Ben Hadley, size ne zaman yalan söyledim?“ dedi.

Kahverengi sacli çocuk Faura, küçümseyerek “ Herkes senin ne kadar buyuk agizli olduğunu biliyor. Ne zaman doğru konuştun ki? Hadi çocuklar siz söyleyin Hadley`nin hic doğru konuştuğu oldu mu?“ yanindaki çocuklara söyledi.

On iki on bes yas arasi çocuklar gülmeye basladi. “Dogru dedin bu haylaz Hadley her zaman saçma sapan seylerden bahsetiyor.“

Yasça hafif buyuk çocuklar Faura`nin tarafini tutuyordu.

Hadley aninda “Bana inanmıyor musunuz? Tamam, inanmayin!“ Sinirli bir sekilde Hadley etrafında dondu, Linley`i bulana kadar heryeri aradi. Gozleri parlar bir sekilde “Amca Hillman ve ogretmenler haricinde Linley`ninde gittiğini burada ki herkes biliyor. O herseyi kendi gözleriyle gördü. Linley`nin diyecekleri doğrudur o zaman değil mi? Bırakın Linley karar versin benim doğru konuşup konusmadigima.“

“Genc efendi Linley?“ gençlerin hepsi Linley`e döndü.

Wushan sehrinin cocuklarinin gözünde Linley`nin belli bir onemi vardi. Ilk olarak o Baruch klaninin varisiydi ve ikincisi sekiz yasinda olmasina rağmen eğitimde 13­14 yas grubuna kafa tutabiliyordu. Savasla yatip kalkan Yulan kitasinda Linley Wushan sehrinin cocuklari için hayran olunacak biriydi.

“Genc efendi Linley herseyi kendi gözleriyle gordu. Dogal olarak Linley ne derse desin inanırız.“ Gencler kafa sallayarak onayladı.

Bu on uc, on dört yasindaki çocuklar biraz daha olgundu. Linley`nin onlar gibi olmadigini, bir asil olduğunu biliyorlardı. Neredeyse hepsi ona `Genc efendi Linley` diye hitap ediyordu.

“Ver agizlarinin payini Linley! Ben yalan mi soyluyorum? Anlat neler olduğunu!“ Hadley Linley`e doğru kostu, elini cekerek gizlice goz kirpti.

Linley elinde olmadan çaresiz hissetti. Nasil oldu da Hadley saçma bir sekilde onu da bu konuşmanın içine cekti?

“O buyulu yaratiga `Velocidragon` diyorlar ve yedinci seviye bir buyulu yaratik. Inanilmaz derecede guclu. Butun vücudu asiri sağlam pullarla kapli, normal silahlarla asilamaz bile. Ayrica kamci gibi bir kuyruk ve keskin pençelerle donanmis durumda. Yoldaki taslar ve binalarin zemin taslari sanki kagitmis gibi kuyruğu ve pençeleri tarafından parcalandi. Hatta agzindan ateş bile püskürtebiliyordu, o kadar sicaktiki kayalar bile catladi.“ Linley durustce anlatti.

Butun çocuklar sessizce Linley`i dinledi.

“Aslinda siz hepiniz onu gordugunuzde ne kadar güçlü olduğunu anlamıştınız, benim detayli anlatmama gerek bile yok.“ Linley güldü.

Bütün çocuklar onayladı.

Onceki gun çocuklar Velocidragon`u gördüklerinde hepsi korkudan donup kalmisti. Devasa gövdesi uçurum gibiydi ve bu buyuk kirmizi pullarin ne kadar sağlam olduğunu anlamak için cok dusunmeye gerek yoktu.

“Duydunuz mu? Demistim size, o Velocidragon canavari gerçekten cok guclu!“ Hadley yüksek sesle bagirmaya basladi.

Faura isimli genc ona bir bakis atti, tam bir seyler diyecekti ki…

“Hillman amca geliyor.“ Linley Hillman, Lorry ve Roger`in onlara doğru yürüdüğünü gördü ve hemen herkesi uyardı. Aninda bütün çocuklar sakinleşip, düzenli bir şekilde üç gruba ayrıldı.

Bos eğitim sahası anında sessizleşti. Sadece Hillman ve diğer ikisinin ayak sesleri duyuluyordu.

Hillman ve diğerleri uc grubun önüne yürüyüp, onlara doğru döndüler. Hillman gülerek direk herkesin aklından gecen seyi söyledi. “Herkes dun neler olduğunu biliyor, değil mi?“

“Evet.“ Hillman`in ne kadar rahat olduğunu gören çocuklar, onun sözlerini duyunca dinç bir şekilde cevap verdi.

“Harika.“ Hillman`in yüz ifadesi anında ciddi bir hal aldi. “O dev yaratik bir Velocidragon. Ustundeki magus ise inanilmaz guclu. Fakat herkesin bilmesi gereken bir sey var!“

Hillman`in bakışları çocukları tararken aninda keskinleşti .“ O gizemli magus bile gücünü sıfırdan başlayarak adim adim kazandi. O güçlü Velocidragon`u zapt etmek için, pek cok yılını cetin calisma ve uğraşmayla geçirdi. Eger sizde bir Velocidragon`u zapt etmek ya da o gizemli magus kadar güçlü olmak istiyorsanız tek yapmanız gereken ara vermeden sıkı çalışmak.“

“Her insanın güçlü olmak için potansiyeli vardır. Tek sorun, buna ulaşmak için yeterli çalışma azmine sahip misiniz?“

Hillman amcanın sözleri gayet acik ve netti. Bakışları sert ve soğuktu.

Bütün çocuklar sessizliğe bürünmüştü fakat hala hepsinin kafasında çılgın hayaller vardi ve gözleri farkli hayallerle parlıyordu.

“Simdi, sabah eğitiminin vakti geldi. Her zaman olduğu gibi­ güneşe dön ve `qi­ozumseme` eğitimine basla.“ Hillman duzenli bir sekilde günün programına başladı ve bütün çocuklar anında `qi­olusturma durusu` aldilar.

____________

Her grubun yeteneklerini gore Hillman farkli egzersizler ayarlamıştı. Uc yetişkinin yönlendirmesi altinda çocuklar titizlikle butun egzersizleri bitirdi. Bu gun eğitim atmosferi tamamen farkliydi. Neredeyse hiçbir çocuk yorgunluktan sikayet etmedi.

Her birinin içinde yanan baska atesler vardi, bu yüzden sıkı çalışıyorlardı.

“…elli …elli bir …“ Linley kendini parmak uclari ve ayak bas parmaklari ile dengelemiş yatay bir sekilde dururken içinden sayiyordu. Butun vücudu gergindi. Bes­parmak şınavi eğitiminin tam ortasindaydi.

Bu egzersiz sadece avuç ici gucunu artirmakla kalmıyor, ayni zamanda parmakları ve dirsekleri güçlendiriyor.

Basit ama etkili bir yöntem.

Eger biri guclu bir savasci olmak istiyorsa, normal de savaş­qisi geliştirme eğitimi yapar. Savas­qi`si gelistirme yetenegi ise vücudun ne kadar guclu olduğuna baglidir. Vücut ne kadar güçlüyse o kadar cok savaş­qi`si elde edebilirsin.

“Damarlarımda Ejderkani aktığı için savaş­qisi geliştiremiyorum, tek seçeneğim vücut gücüyle herkesi geçmek.“ Linley kararlı bir şekilde bakıyordu, parmakları toprağa geçmiş durumda, yıllanmış bir ağaç kökü gibi sarsılmaz şekilde duruyordu. İnanılmaz şekilde, bir şınav pesine diğeri geldi, çevresindeki pek cogu çocuk coktan yorulmuştu bile.

“Doksan sekiz, doksan dokuz…“

Linley direnmeye devam etti.

____________________

“Sabah egzersizi bitmiştir.“ Hillman yüksek sesle çocuklara bakarak söyledi.

Bu sözleri söyledikten sonra Hillman derin bir nefes alıp duşundu. “Bu gün nasıl bir hikaye anlatsam?“ Her gün sabah egzersizi bittiğinde Hillman hikaye anlatırdı. Bu artık rutin olmuştu.

“Hillman amca, biz­“

Bir çocuğun sesi yükseldi.

Fakat tam o anda, konuşmanın ortasında Hillman düşünceli sekilde yere bakarken garip bir duygu hissetti. Kafasını kaldırdığında bütün çocuklar ağızları acık, gözleri fal taşı gibi doğuya bakıyordu. Roger ve Lorry de dönüp doğuya bakti. Onların bakışları da korkuyla doldu.

“Eh?“ Hillman de şaşkın bir şekilde hemen doğuya dönüp bakti.

Dogu da, cok da uzuk olmayan bir mesafede ,belkide iki ya da uc yuz metre havada simsiyah devasa bir ejderha kivrilmis duruyordu. Vucudu en az yuz metreydi. Devasa ejderhanin gözleri araba tekeri buyuklugundeydi. Parlayan siyah pullari insanin odunu koparacak kadar buyuktu. Yuz metrelik nazik kanatlarini inanilmaz bir güçle havada cirpiyordu.


Buyulu yaratik – Siyah Ejderha!

Yorum Yap "CD14 – Gökyüzünde Savaş"