Tankların Tarihi Günceli

CD11 – Ateş Yılanlarının Dansı (Part 2)

Eylül 17, 2016


Yedi ateş yilani yuksek hızda uçtu ve gectigi yerlerdeki butun tas evler alev alip yanmaya basladi. Alevler goge dogru yukseliyordu. Tam bir felaket. Coktan evlerinden kacmis olan Wushan sehrinin halki evlerinin yok oluşunu uzaktan aci ve keder icinde izliyordu.

Yedi dev ates yilaninin önünde, evleri küçük oyuncaklar gibi görünüyordu. Kolayca yikilmislardi ve yikintilardan alevler göğe dogru yukseliyordu.

“Uzaklas!“ Kadin okcunun artik hic birsey umrunda degildi. Aninda griffin`i göğün yukseklerine dogru cevirmisti.

Ates­elementi buyucusunun yilanlarini yonlendirme mesafaesinde bir limiti vardi. Eger okcu ve griffin o mesafeyi gecebilirse guvende olacaklardi.

“Whooooosh.” Iki alevli ates yilani kadin buyuculerin ve Vampirik Demir boganinda etrafini sardi. Aninda yanan ve catirdayan bedenlerin sesi duyulmaya baslandi, Linley yanan saclarin kokusunu sanki alir gibiydi.

“Buyuk kardes Kerry! Kurtar bizi!“ ateşlerin ortasında yanan kadin buyucunun aciyla dolu umutsuz sesi yankilandi.

“Huff. Huff.“ Vampirik Demir Boga kıpkırmızı olmustu ve vücudundaki butun kaslar durmadan titriyordu. Sinirden surekli kükrüyordu, etrafini saran ates yilanini yarip gecmek istiyordu ama maalesef ates yilaninin kisitlayici gucu asiri fazlaydi.

“Louisa!“ kirmizi sacli savascinin aci icindeki kizgin sesi havada dagildi.

Cok kisa sure icinde boğa da kadin buyuculer de yanip kule donduler. Fakat kırmızı sacli savascinin aglamaya zamana bile yoktu. O ve diger savascilar ates yilanlariyla carpisiyordu. Ates yilaninin alevler icindeki devasa cüssesi karsisinda aciz cocuklar gibiydiler.

Tek yumrukta kayalari parcalayabilirlerdi, ama neye yarar? Dev ates yilanlari tarafindan kistirildiklarinda ne yapabilirlerdi ki?

“Ahhhh!” atesler icinde kalan savascilar artik dayanamayip aci dolu cigliklar atiyordu.

Bağrışmalar surerken savas qileri yavasca kayboldu. Vücutların yanan sesleri yeniden yukselmeye basladi. Uc savascinin yuz kaslari esnedi, gözleri disari firladi. Aninda vücutlarındaki bütün tüyler yandı, devamindaysa derileri, etleri ve sonunda kemikleri. Ates yilanlarinin korkunc alevleri karsisinda hic birsey tutunamazdi.

Cok kisa bir sure icinde, uc degerli savascidan geriye kullerinden baska birsey kalmadi.

“Huff…huff…”

Kadin okcu soluk solugaydi fakat sonunda Ates Yilanlarinin menzilinden cikmisti.

“Luke… Louisa.. büyük kardes Kerry… kesinlikle hepinizin öcünü alacagim. Kesinlikle.“ Kadin okcu aci icinde bagirdi ve griffini gokyuzunde daha da yukseklere dogru cevirdi.

“ZZZZT!”

Devasa bir simsek acik, bulutsuz gokyuzunden dumduz gelip tamamen hazirliksiz olan okçuya vurdu. O da, griffin de aninda yanip kömüre döndüler. Gökyüzünden düşüp sehrin tastan zeminine cakildilar.

“Kacmak istiyorsun ha?“ buyucu burnundan derin bir nefes aldi.

Yuz metre ilerde Hillman derince bir yutkundu, kalbi açıklanamaz bir korkuyla dolmuştu. “Sadece sekizince seviye bir buyucu değil… ayni zamanda ikiz element buyucu!“

….

“O büyünün ismi Ates Yilanlarinin Dansi mi?“ Linley hala dehşet içinde orada bekliyordu.

Devasa ares yilanlari ve onlarin yarattigi cehennemin görüntüsü Linley`i daha once hic olmadigi kadar şaşırtmıştı. Her bir ates yilani Velocidragon kadar korkunçtu. Yedisi birden? Tam bir kiyameti temsil ediyorlardı. Tas evler bile onların ateşleriyle yerle bir olmuştu.

Göz acip kapayıncaya kadar, bu dört haşmetli savasci, iki buyucu ve okçu ayrica yanlarinda ki büyülü yaratıklar tamamen yok oldu.

Şuanda yedi ateş yilani yok olmustu farkat Linley hala araziden gelen sismik guc dalgasini hissedebiliyordu. Tum savaş alani yerle bir olmuş durumda, molozdan başka bir sey kalmamisti. Az once meydana gelmiş savaşi kanitlarcasina molozdan inanilmaz bir isi yayiliyordu.

“Ina…Inanilmaz~~

Linley`nin nefes alis­verisi yavaşça düzeldi, kafasinda hala yedi ateş yilaninin görüntüsü ve savaş alanininda baslattiklari afet dalgalaniyordu.

O an oluşan görüntüye bakarsak Velocidragon bile sönük kaliyordu.

Linley`nin bakislari aniden Veolcidragon`un ustundeki büyücüye kaydi. Görünüşte buyucu cok daha kucuk ve zayifti.

“Tam o an… o an `Ates Yilanlarinin Dansi`ni` yapan o muydu?“ Linley inanmakta güçlük çekiyordu. Hillman amcadan tam boy küçük bir adam böyle dehşet verici bir büyü yapmıştı.

Uzaktaki figüre baktıkça Linley`nin kalbi aniden korkuyla doldu.

“Bu… bu buyucu dedikleri sey mi?“ ilk kez buyucu kavramı Linley`nin kafasında tam olarak canlanmisti.

Ayni anda…

Linley`nin kalbinde güçlü bir buyucu olmak içinde istek uyandi.

“Eger bir gun bende böyle guclu bir buyu yapabilirsem…“ Linley düşlerken kanini kaynatigini hissediyordu. Heyecandan titriyordu.

Tam o anda?

Linley gelecekteki izlemesi gereken yolu artık biliyordu.

Tam zirvede, gucun doruk noktasinda.

“Baba!“ Linley aniden kendi babasi Hogg`u gordu. Wushan sehrinin felakete ugramis halini görünce Wushan sehrinin lordu olarak kalbi çaresizlikle dolmuştu.

“Ses cikarma.“ Hogg Linley`e bir bakis atip, mesaj verdi.

Hogg büyücüye döndü. Kalbi kederle doluydu. `Demek aslinda sekizinci seviye bir buyucu. Hemde ikiz­element buyucusu! Belki de butun Fenlai kralliginda cok az kişi ondan güçlüdür. Onun gibi birinin bizim küçük sehrimize gelmiş olmasi…“

Hogg`un tek arzusu gizemli buyucunun en kisa surede gidip Wushan sehrinin eski normal, sakin haline dönmesine izin vermesiydi.

Gizemli buyucu aniden Velocidragon`un ustunden yere atladı. En azindan iki kat yukseklikdeydi fakat kolayca tek bir zıplamada yere iniş yapti.

Kirmizi savascinin küllerini geçip ellerini bir salladı ve gri küller ayrildi. Eflatun renkli neredeyse saydam bir elmas ortaya cikti, Bir bilek haraketiyle d’Bero elmasini cekti aldi.

“Haha d’Bero gölge elmasi. Seni on yil aradim. Kim düşünürdü ki sadece bu günlük sansa bu sehirden geçmeye karar verdigimde kazara senle karsilasacagimi ? Haha… Heymans simdi bu elmasa sahibim. Bunu asama taktığımda, göreceğiz bakalim bir dahaki sefer nasil bana karsi duracaksin. Haha…“ gizemli buyucu yüksek sesle kahkaha atiyordu.

Hogg ve Wushan sehrinin halki uzaktan sessizce izlediler. Bu gizemli buyucuyu kizdirmamak icin cit cikarmaya cesaret edemiyorlardı.

“Wushan sehri, kim yönetiyor burayi.“ gizemli buyucu aniden sordu.

“Baba…“ Linley şoktaydı.

Bu noktada Hogg`un cesaretini toplayıp ileri cikmasindan başka çaresi yoktu. Saygiyla “Guclu lord magus(buyucu), Wushan sehrinin lideri benim.“ dedi.

“Oh“ gizemli buyucunun yüzü hala kimsenin onu görmemesi için eflatun örtüyle kapliydi. Nazikce “Bu gun sehrin bazi ciddi hasarlar aldi. Bu kucuk maceraci partiyi yok ettim. Ustlerinde iyi miktarda altin var. Suphe yok ki altinlar benim yilanlarim yuzunden eriyip yeniden katilasmistir, fakat yinede para ederler. Sehre verdiğim hasara karsilik onlari senin say.“

Buyucunun sözlerini duyunca Hogg biraz rahatladı.

Bu buyucunun cilgina donmeycegi anlamina geliyordu.

“Ben, Hogg, tum Wushan sehri adina nazikliğiniz için teşekkür ediyorum, lord magus.“ Hogg saygıyla eğildi.

Gizemli buyucu kafa salladı ve donup Velocidragon`a doğru yürüdü. Aninda Velocidragon diz coktu ve on ayaklarini ileri uzattı. Buyucu ayaklarina basti ve kolayca sırtına zıpladı.

“Hmph.“ Velocidragon burnundan soluk verdi, aninda burun deliklerinden iki tane beyaz duman ortaya cikti.


Ve sonra Velocidragon bir kez daha yurumeye basladi. Agir adimlari yeri sallamaya devam ediyordu. Devasa yaratik ve gizemli buyucunun yürüyerek uzaklastigini gören bütün Wushan sehrinin halkı yeniden sakinleşmeye başladı.

Yorum Yap "CD11 – Ateş Yılanlarının Dansı (Part 2)"