Dünyanın Oluşumu Günceli

ATG 99 - BİR YAŞAM VE ÖLÜM OYUNU

Eylül 03, 2016


ATG-BÖLÜM 99 - BİR YAŞAM VE ÖLÜM OYUNU

Beyaz büyük bir kartal ve kocaman bir siyah şahin havada süzülüyordu sanki beyaz ve siyah bir yıldırım çizgisiymişcesine;sayısız yayanın durmasına ve  bu yüksek seviye canavarların tam olarak kaç seviye olduklarını tahmin etmeye çalışırken birbiri ardına bakmasına sebep oldu. Ama hemen ardında şahin ve kartal giderek daha hızlı ve daha yüksek uçtu ve tamamen bulutların üstünde gözden kayboldu.

"Minik kar! Birazcık daha yükseğe !’’

Dev Kar Kartalının tüm vücudu çok solgundu;Lan Xueruo bulutların üstüne çıktıktan sonra  onların bulutların yardımıyla kendi  siluetlerini saklayabileceğini umuyordu.Fakat Yun Che çok açık bir şekilde anlamıştı,eğer bu arkalarındaki uçan kaynak canavarı başka bir tip olsaydı belki bu işe yarayabilirdi fakat arkamızdaki şey bir şahin olmalıydı. Şahinler gökyüzünün gerçek yöneticileriydi ve şahinin gözlerinden kaçabilen bir şey yoktu.
Büyük dev kartal yükseğe ve daha yükseğe uçtu ve sayısız bulut katmanının içinden geçti.Fakat,,Acımasız fırtına Şahini hala acımasızca kovalıyordu.Büyük Kış Kartalı çok yüksekten 5000 metrelik bir duruma ulaşabilecek kadar uçabilirdi fakat bu uçuş üstünlüğü açısından şahinler ile karşılaştırılabilmekten çok uzaktı.Derin alemde olan bir kaynak Acımasız Fırtına Şahin 'ini bir yana bırak yetişkin sıradan bir şahin zaten on bin metrelik irtifadan uçabilirdi,Neyse ki,uçuş hızı bakımından Dev Kar Kartalı Acımasız Fırtına Şahininden aşağıda kalır yanı yoktu;Yakından takip etse bile,mesafe hep aynı kalmıştı.Dev Kar Kartalının Acımasız Fırtına Şahinini atlatma yolu yoktu.Fakat Acımasız Fırtına Şahini  hiçbir zaman Dev Kar Kartalını yakalayamaz da değildi.Fakat,Dev Kar Kartalının seviyesi sonuçta Acımasız Fırtına Şahininden daha düşüktü;bu sebeple Acımasız Fırtına Şahininin Dev Kar Kartalına yetişmesi sadece an meselesiydi.

" Benim bildiklerime göre bu Acımasız Fırtına şahini birkaç yıl önce Xiao Tarikatı tarafından canlı ele geçirilmişti.Henüz tamamen ehlileştirilmiş görünmüyor ve kaynak canavarıyla sözleşmede yapılmamış  ve eğer o salınmışsa kaçma riski var.Yani bazı önemli meseleler  olmadıkça,onların bu Acımasız Fırtına Şahinini salıvermesi basitçe imkansız......Küçük Kardeş Yun,Xiao Tarikatına tam olarak ne yaptın?"

Lan Xuerou Dev Kar Kartalının tüylerini kavrarken endişeyle sordu.
Rüzgarın sesi gök gürüldemesi gibi uğulduyordu.Lan Xuerou'nun sorusundan sonra,Yun Che küçük bir tereddütle etti ve dürüstçe cevap verdi:

"Eğer söyleyeceğim şeyi inanmamayı seçerseniz önemli değil....Ben Xiao Luocheng'i tamamen sakat bıraktım ve onlara hiçbir şey için altı yüz bin mor derin sikke kaybettirdim...."
Yun Che biraz durakladı fakat yinede diğerlerinin daha kolay hazmettirecek kelimeler seçerek devam etti:
"Ben ayrıca onların tarikat hazinesi yok ettim."
"Ah!"
Lan Xueruo o güzel gözlerini kocaman açtı;aptal aptal bakarken  onun dudakları ardına kadar açıldı,sanki bir canavara bakıyordu.
"Ben bunların hepsinin doğru olduğuna her şeyim üzerine yemin ederim."
Yun Che çaresizce söyledi.

"..."

Lan Xuerou uzun süre konuşmadı.O Yun Chenin sözlerinden kuşkulanmamıştı; Onun buna emin olması Onun görüşünden Yun Che'nin  doğasına dayanıyordu, o  esasen bu tür bir durumda onu kandırmak için böyle saçma kelimeler kullanmazdı. Yine de,bu tam olarak onun Yun Che'nin kelimelerinden kuşkulanmıyor olması sebebiyleydi,bu onu son derece şok etmişti ve onu içten içe korkutmuştu.Tam olarak onu şoke eden şey Başlangıç Kaynak Aleminin İlk seviyesinde bir genç olan bu Yun Che'nin aslında Yeni Ay şehrinin en büyük tarikatının başına kendi kendine  tüm bu  felaketleri getirebilmesiydi;bu tamamen düşünülemez bir şeydi.Onu ürküten şey....Xiao Luocheng'i sakatlamak ve zaten derin düşmanlığa anlamına gelen altı yüz bin mor kayak sikkesi kaybettirmekti; fakat tarikat hazinesini yok etmek.... İşte bu derin bir nefretten fazlasıydı! Bu tür bir düşmanlığı yüzlerce nesil ve binlerce sonbahar sürdürmek için yeterli olurdu.

Eğer Xiao Tarikatının Yan Tarikatı Yun Che'nin cesedini on binlerce parçaya ayırmak istemiyorsa işte o zaman bir gariplik olduğunu düşünürdüm
Onu yakalamak için Acımasız Fırtına Şahinini bile salmaları artık merak konusu değildi.
Lan Xueruo aslında bu amaçsız kaçışı durmayı ve onun kimliğini açıklamanın kesinlikle Yun Che'nin güvenliğini güvence altına alabileceğini düşünüyordu.Fakat Yun Che'nin söylediklerini dinledikten sonra bu fikri tamamen bir kenara attı.Yun Che'nin yaptıklarına dayanarak, eğer onu Xiao Tarikatının ellerine bırakırsa kendini bir yana bırak babasını kullansa bile onu kurtarması mümkün olamazdı.

Lan Xuerou'nun tepkisine baktıktan sonra,Yun Che biraz suçlulukla söyledi:
"Kıdemli Kardeş Xueruo üzgünüm sana yük oldum."
Lan Xueruo hafifçe başını salladı:

"Bu benim kendi tercihim,bu arada bir yük olarak görülebilecek hiç bir  şey yok.
O kibarca gülümsedi ve onu rahatlattı:

"Ayrıca Kıdemli Kardeşin tatlı bir Küçük  Kardeşi koruması söylemeye lüzumu olmayan bir şeydir."

"Bizim kaçamayacağımız hala kesin olmadığı için bana yük olduğunu söylemek çok erken.Belki onlar bizi kovalamayı bir süre sonra kesecek.Yada belki.....bu Acımasız Fırtına Şahini aniden itaatsileşecek ve farklı bör yöne doğru hareket edecek; bunların hepsi mümkün.....Minik Kar,biraz daha hızlı uç! "

Lan Xueruo onun sözlerini işittiğinde,bir tür karmaşa Yun Che'nin ifadesinde parladı.Lan Xueruo bu sözleri söylediğinde,o onun gözlerinin derinliklerinde en ufak pişmanlık ,aldatma ve kirlilik bulamadı.
O diğer insanlara borçlu olmayı sevmezdi ama bu sefer,o şüphesiz ona borçluydu.O ona hayatını yada belki bir tür duyguyu borçluydu.

‘’Bu arada,Küçük Kardeş Yun,Xiao Tarikatına sızmayı nasıl başardın? Ve onlara nasıl bu derece zarar verebildin? Bana söyleyebilir misin?’’

Doğal olarak,Lan Xueruo'nın kalbi şu anda korkunç derecede endişeliydi.Fakat o konuşurken onun gözleri konuşurken ve aşırı derecede saf bir merak açığa vuruyordu ve başlangıçta her şeyi gizlemek isteyen Yun Che'i reddetmekten aciz bırakmıştı. O bir süre için düşündü(o dediği kişi Yun Che) ve anlatmaya başladı:

"Uzun zaman önce,ben bir ustaya sahiptim.Ben ustamdan bazı tıbbı yetenekler öğrendim ve onların içinden biri de gizlenme sanatıydı.Xiao Luocheng benim tarafımdan ciddi şekilde yaralandı ve tarikat kesinlikle doktoru şehrin her yerinde arıyordu.Bu sebeple ben orta yaşlı bir doktor kılığına girdim...ve Xiao Tarikatına sızdım...."

Yun Che doğal olarak konuşmasında çok dokunaklıydı ve canlı bir şekilde bu birkaç gün boyunca Xiao Tarikatında olan biten herşeyi Lan Xuerou'a anlattı.Tabikide,o İmparator Kaynak Ejderhası Çekirdeği gibi şeylerden bahsetmedi;bu diğerlerinin bilmesine izin veremeyeceği bir şeydi.Tüm bu açıklama süreci kuşkusuz olağanüstüydü;zaman zaman Lun Xueruo'unun pembe dudaklarını ardına kadar açmasına  zaman zaman ağzını kapatarak gülmesine zaman zaman da yüzünde bir şok ifadesi belirmesine sebep oldu....Özellikle onun rakipsiz bir doktor olarak karıştırılmasını ve ayrıca Xiao Luocheng'in ona onun büyükbabasıymış gibi secde etmesini duyduğunda gözyaşları düşene kadar gözlerini sıkarak ve karnını tutarak güldü.Tüm bu zaman  boyunca o sanki şuanda tehlikeli bir durumda olduğunu unutmuş gibiydi.
İki saat geçti,dört saat geçti.....

Gökyüzü çoktan kararmıştı.Dört saat ve yüzlerce kilometre rüzgarın uğultulu sesiyle  geçtiğinde Yun Che ve Lan Xuerou'nun kulakları sağır olma noktasına gelmişti.Onlar şu anda nerde olduklarını zaten bilmiyorlardı.Onlar sayısız kez arkalarına döndükleri her seferde hala açıkca Siyah Şahin sülietini görebiliyordu.

"Bu kötü! Onlar nerdeyse bizi yakaladı! Minik Kar,birazcık daha hızlı uç, Minik Kar!! "

Yun Che başını çevirdi ve Acımasız Fırtına Şahininin onların arasındaki mesafeyi  1000 metreden 300 metreye düşürüdüğünü görünce şoke oldu.Dev kar kartalının arkasında oturan Yun Che açıkca onun vucundundaki karampı hissetti...Bir Gerçek Kaynak Canavarı için dört saat boyunca tam gaz uçmak zaten mucizeye yakın bir şeydi.O eğer Lan Xueruo'nun sözleşmeli kaynak canavarı ve Lan Xueruo'a mutlak sadakata sahip olmasaydı,bu ölçüde dayanması imkansız olurdu.

Yinede Acımasız Fırtına Şahininin seviye avantajı şuanda açıkça görülüyordu.Onun uçuş hızında çok az bir azalma vardı.Şahinin ara sıra attığı çığlıklar enerji doluydu ve cennet ve dünyada yankılanıyordu.

"Kıdemli kardeş,artık zorlamayın.Onun gücü zaten tükendi ve Eğer buna devam ederse onun yaşam süresi  doğrudan zarar görecek."

Dev  Kar Kartalının üstadı olarak  Lan Xueruo şuan ki durumu Yun Che'den daha iyi anlıyordu.O dudakların kemirdi ve yumruklarını sıktı.
Dev Kar Kartalının vücut spazmları daha ve daha fazla hala gelmişti;onun duruşu bile artık düzgün değildi.O bocalamaya ve sallanmaya başladı ve hızı bile hızla yavaşlıyordu.Arkalarındaki Acımasız Fırtına Şahini giderek mesafeyi kısalttı ve o anda korkunç bir ses arkalarından geldi:

"Küçük piç,bu babacığı buraya kadar bu kadar uzun süredir kovalatmak ha! Bu sefer nereye kaçabileceğini görelim bakalım!!"

Yun Che aniden arkaya döndü ve Acımasız Fırtına Şahinin 100 metre içinde onları yakalayacağını anladı.Acımasız Fırtına Şahininin silueti yanısıra onun arkasındaki  tüm görünüşü açıkça ortadaydı.o kesinlikle Xiao Zaihe'idi.
"Kıdemli Kardeş,biz aşağıya düşmeden önce hazırlan-....."

Yun Che konuşmasının ortasında  arkasından gelen aşırı derecede tehlikeli bir duygu sebebiyle aniden durdu.O kafasını neredeyse şimsek kadar hızlı şekilde çevirdi ve tek bakışla,Acımasız Fırtına şahininin sırtında duran garip şekilli bir silah tutan Xiao Zaihe'i gördü.
Bu....
Zehirli Ateş Asası
Xiao Zaihe aslında bir zehirli ateş silahına sahipti.

O tepki bile veremeden önce  çoktan Zehirli Ateş Asasından dışarı fırlayan ateş i görmüştü.Anında,ölümcül tehlikeli bir aura sesten bile daha hızlı bir hızla onlara doğru uçtu.Başlangıçta Yun Che'e doğru uçması gerekiyordu fakat şiddetli hava akımı altında,hafif bir derece sapmaya uğradı ve Lan Xueruo'nun göğsüne doğru uçtu.

"Kıdemli Kardeş dikkat"

Lan Xueruo hala başını arkaya çeviriyordu ve yaklaşan felaketi hiç fark etmedi.O sonunda fark ettiğinde,hiç bir şekilde zamanında tepki veremezdi....Onun genişlemiş göz bebeklerinde,simsiyah bir nesne giderek daha yakınlaştı ve hemen ardından,onun önün atlayan Yun Che'nin vücudu tarafından bloklandı.
Pooof!!

Yun Che'nin omzunda kocaman bir delik açılmıştı ve kan her tarafa sıçramıştı.Herhangi bir hayati organına birşey olmamasına rağmen,o yine de Zehirli Ateş Asasının gücünü küçümsemişti;  Zehirli Ateş Asası tarafından vurulduğu anda o hemen hemen azrailin iğrenç kıkırtısını duymuştu.(Ç.N:evet beyler yun che öldü novel bitti dağılabilirsiniz)
"Küçük...Küçük kardeş Yun!!"

Lan Xueruo'nun vücudu oracıkta donmuştu.O yalnızca Yun Che'nin kanla kaplanmış omzunu gördüğü anda sonunda korkunç bir çığlık attı ve panikle onun  yığılmış bedenini destekledi.
"Kıdemli Kardeş..."

O yaradan dolayı şiddetli bir ağrı çekiyordu fakat  ağır  darbe onun zihnini perişan etmişti ve ona sanki kendini desteklemeye aciz biriymiş gibi hissettirmişti.Korkunç yüzü ile dilini ısırarak zorlukla söyledi:

"Bu...Zehirli Ateş Asası...o şiddetli bir zehir içerir....eğer vurursa....ölüm kaçınılmaz....bana tutun...ve aşağı atla....aşağı atla....biz ölebiliriz....fakat eğer atlamazsak...kesinlikle öleceğiz..."
Şiddetli zehir?

Yun Che'nin kanlı ve titreyen omzuna bakarken Lan Xueruo'nun kalbinin içi şiddetle titerdi.O buğulu gözlerle başını salladı ve sıkıca Yun Che'nin cesedine sarıldı:
"Pekala.....atlayalım."

O anda,onun hayatı için kendini hayatını ortaya koyan Yun Che'nin karşısında,o birkaç bin metre yükseklikte olsa bile yine de Yun Che'i körü körüne takip etmeyi seçti.O Yun Che'e kucakladı ve Dev Kar Kartalının sırtında ayağa kalktı.Altındaki geniş araziye bakarak,o usulca fısıldadı:

"Minik Kar,Sen gerçekten iyi çalıştın.....geri dön ve iyice dinlen."

Onun sesi solarken,elinin üzerindeki işaret parıldadı.Uzun bir yakarış ile Dev Kar Kartalının devasa bedeni  beyaz ışığın içinde kayboldu.
Yun Che ve Lan Xueruo'nun bedeni onlar aşağılarındaki engin bilinmeyene doğru  düştü.
Ç.N:İnşallah keyif almışınızdır...yorumları  coşturalım arkadaşlar:D

Yorum Yap "ATG 99 - BİR YAŞAM VE ÖLÜM OYUNU"