Otto Von Bismark Günceli

ATG 97 - KAÇIŞ ( 2 )

Eylül 03, 2016
Çeviri için mercanerr, düzenleme için Rising Grey, kontrol, edit için Useless arkadaşımıza teşekkürler. Keyifli okumalar…


BÖLÜM 97 - KAÇIŞ ( 2 )

Hazinenin son kapısı gıcırdama sesi ile açıldı.Hazinenin girişinin önünde duran Xiao Tiannan’ın başı uğuldamaya başladı ve patlamasına ramak kalmıştı.

Gözlerinin önündeki şey bir boşluk sahnesiydi.On bin metre kareden daha fazla olan hazine, her köşesi açıkca görülebilecek kadar boştu.Tüm otlar,değerli eserler,değerli taşlar,kıymetli yeşimler,tarikatın derin sanat ve kaynak yeteneklerini bile kısacası onların bin yıllık birikimi hızlı bir şekilde iz bırakmadan kaybolmuştu.Sanki bir kasırga baştan başa her şeyi süpürmüşçesine temizdi.Bir saç teli bile  görülemiyordu.

Xiao Tiannan’ın vücudu şiddetli bir şekilde sarsıldı.O tarikatın lideri olduğu için onun kalbi diğerlerinden daha sertti. bu yüzden o herkesin gözü önünde deliremezdi.

“BUDA NE…..BUDA NE!!! BURADA TAM OLARAK NE OLDU!! Buraya olan şey ne? Onlar nereye gitti? NEREYE GİTTİLER!!! ” Xiao Tiannan Xiao Baicao’u yakaladı ve çılgınca bir öfkeyle erkek bir aslan gibi kükredi.

“Be..Ben bilmiyorum…ben bilmiyorum!” Xiao Baicao ifadesi aşırı derecede korkuyla dolarken kafasını salladı.O buraya yalnızca bir dakika önce geldiğinde giriş açılığı anda o şok içinde kalmıştı.Bu hazinenin içindeki eşyalar tüm dış tarikatın mirasıydı!

“Ben…ben gardiyanlara az önce sordum,bugün sadece Huangfu He gelmiş,ve ayrıca dört saat boyunca içerde kalmış!” (Ç.N:hoydaaaaaa)

“Huangfu….He?Xiao Tiannan aniden kelimeler yüzünden şaşkınlığa uğramiştı,daha sonra soluk bir ifade ile başını salladı:”İmkansız….O  olmamalı.O eksantrik tanrının Eli,nasıl o olabilir….”

Bu birkaç gün,Yun Che’nin Eksantrik Tanrının Eli ismi ve onun önde gelen tıp uzmanlığı onları içtenlikle ikna etmişti,hatta neredeyse ona bir tanrıymış gibi ibadet edecek ölçüde ikna etmişti.Onun oyunculuk yetenekleri basitçe çok kusursuzdu,Xiao Tiannan bu durum ile karşı karşıya geldiğinde bile,bilinçaltında  hala ondan şüphelenmiyordu…..Bunun sebebi, dünyanın bir numaralı dahi doktorunun onların küçük tarikatlarında niçin böyle şeyler düşünebileceğiydi.O basitçe böyle bir şeyi yapmak için hiçbir sebebe sahip değildi.

Ek olarak,onun kaynak gücü sadece Başlangıç Kaynak Alemindeydi ve o bir uzaysal yüzük taşımıyordu.En yüksek seviye mor ruhsal yüzük olsa bile birkaç yüz metrekare boşluktan fazlasını alamazdı.Tüm hazinedeki her şeyi nasıl taşımış olabilirdi ki

“Tarikat efendisi,burada….burada sanki bir şeyler yazılmış gibi görünüyor?Xiao Baicao onların önündeki duvarı işaret ederken ardına kadar açılmış gözleriyle bakıyordu.

Xiao Tiannan’ın bakışları gözleri önünde beliren üç satır kelimeye odaklandı.

‘’Xiao Tiannan seni yaşlı moruk,Ben senin ve benim evlatlık torunum Xiao Luocheng’in bana verdiği hediyeleri kabul edeceğim.Siz beni proveke etmeye karar verdiğiniz için bana bir bedel ödemek zorundasınız.Fakat bu iki günde bana ne kadar iyi hizmet ettiğiniz gördükten sonra,size iki sırrımı vereceğim,ilk olarak:korkarım ki benim zavallı torunum Luocheng bu kez gerçekten sakat kalacak,gerçek Huangfu He gelse bile,o Xiao Luocheng’i kurtarmayı unutabilir.İkicisi ise,bu İmparator Kaynak Ejderi Çekirdeği sahte.Hahahahah…’’

Bu üç satır kelimenin altına imzalanmış büyük bir isim vardı.

Senin büyükbabacığın Yun Che!!(Ç.N:bu çocuktan korkulur beyler)

Aynen öyle,Yun Che direk olarak kendi ismini imzalamıştı.Aslında,eğer o bu ismi bırakmasaydı, Xiao Tiannan asla bunu onunla ilişkilendiremezdi.Yinede o imzasını oraya bıraktı….Bu bir tür kibir ve özgüvendi, ve hatta daha fazlası bir tür aşağılamaydı.

‘’Ben tam olarak siz çocukların size bu tür bir acı veren kişiyi bilmenizi istiyorum! Yani siz çocuklar kime saldıracağınızı bilmelisiniz! Ben sizin intikamınızdan korkmuyorum! İntikam almak mı istiyorsunuz? Lütfen gelin’’

Xiao Tiannan’ın bedeni çok içinde titriyordu,onun cilt rengi öncesiyle karşılaştıramayacak biçimde soluklaşmıştı.Aşırı öfkesi altında,bir ağız dolusu kan  boğazına kadar çıktı ve onun tüm vücudu çöküş yaşarken  çılgınca ağzından kan fışkırmaya başladı.(ç.n:tarikat lideride piç oldu sadsadasd)

Tarikatın bin yıllık birikimi bir anda gitti.Kim böyle bir darbeyi kaldırabilir ki?

“Tarikat Efendisi!”

Xiao Baicao üzüntüden çığlık attı ve aceleyle çökmüş Xiao Tiannan çıktı.Xiao Tiannan herkesin önünde bayılmamıştı fakat onun yüzü çoktan süzülmüştü.Gözleri boşluğa dalmışken boğuk bir sesle kendi kendine söyleniyordu:

“İmkansız…imkansız…imkansız….”

O hiç Yun Che’nin görünüşünü görmemişti fakat o sadece 16 yaşında bir genç olduğunu biliyordu.Her ne olursa olsun,o on altı yaşında bir gençle tarikatta üç gündür kalan dahi doktoru ilişkilendiremiyordu.Bu seçkin tıp uzmanlığı ve kanısı,onun bilgece mizacı,sıradan dünyanın farkına varmışçasına  gözleri,nasıl on altı yaşında olan birine ait olabilirdi ki.

Eğer bir kılık değiştirme ise,nasıl bir Dünya Kaynak Alemi uygulayıcısı bir Başlangıç Kaynak Alemi zayıf kılık değiştirmeyi fark edemememişti.

Daha da fazlası o onun bu büyük haznedeki her şeyi taşımak için kullandığı yöntemi anlayamamıştı.

Tarikatın bin yıllık mirası anında boşaltılmıştı;bu tarz bir yenilgi onun psikolojik bariyerinin tamamen parçalamıştı, bir kabusa düşmesine neden olmuştu.Tüm bu olanların gerçek olduğuna inandığında, onun zihninde devamlı olarak yalnızca üç kelime yineleniyordu: İmkansız….imkansız….imkansız…

“Yun Che…Genç Tarikat Liderini yaralayan kişi?”

Xiao Baicao Xiao Tİannan’ın bedenine destek çıktı,dişlerini sıktı ve söyledi:

“Tarikat efendisi,sakin olun! Şu an bizim ihtiyacımız olan şey sakin olmak! Bu Huangfu He büyük ihtimalle kılık değiştirmiş Yun Che ; o bu kadar zamandır bizden intikam almak için plan yapmış.Yinede,o çok uzaklaşmış olamaz.Şuanda,o tarikattan çok uzun süre önce değil kısa bir süre önce ayrılmış olmalı; o asla bizim hazineye bu kadar hızlı gireceğimizi düşünmüş olmamalı. Zaihe hala onunla birlikte.Hızlı bir şekilde,ses iletim tılsımını kullanalım ve Zahie’ye Yun Che’i hemen tutuklaması için bilgilendirelim! Hazinedeki eşyalar hala kurtarılabilir.”

Xiao Baicao’nun kelimeleri XiaoTiannan’ın trans halinden çıkmasına sebep oldu.O hızlıca bir ses iletim tılsımı çıkardı ve Xiao Zaihe’nin damgasına kilitledi…

————————————————————————

Xiao Baicao’nun umduğu gibi  Yun Che ve Xiao Zaihe gerçekten tarikattan  kısa bir süre önce ayrılmıştı ve çok uzaklaşmış olamazlardı.Yinede,oraya ulaştıklarında,Yun Che adımlarını durdurmuştu ve Xiao Zaihe’e kayıtsız bir ifade ile konuştu:”Gerek yok,artık bana eşlik etmene gerek yok.Her şey yolunda sadece beni burada bekle.Siyah Ay Ticaret Klanı ile kendim konuşacağım.”

Xiao Zaihe irkildi ve şaşkın bir ifade ile sordu:”Fakat Siyah Ay Ticaret Klanına hala uzunca bir mesafe var.,Tarikat efendisi sizin güvenliğinizi koruma altına almak için bana tekrar tekrar talimat vermişti…”

“Hmph!”Yum Che soğuk bir tavırla beraber sabırsızlıkla homurdandı:”Ben Siyah Ay Ticaret klanına gitmeden önce halletmem gereken özel işlerimvar.  Bu yüzden beni takip etmene gerek yok.Sen sadece burada bekleyebilirsin.

Dahi doktorun açığa çıkardığı tatsız ifadeyi görünce Xiao Zaihe’nin kalbi fenalaştı ve acele bir şekilde cevap verirken  bu konuda inat etmeye cesaret edemedi:

“Kıdemlinin emri olduğu için…astınız…astınız burada bekleyecek.”

Tam o anda,onun ses iletim taşından gelen bir enerji dalgası hissetti.

uzun mesafede ses iletimini başarmak için ,her zaman bir ses iletim tılsımı kullanılırdı.Gizlenmiş ses iletim tılsımı küçük ölçekte bir ses iletim formasyonuydu.En düşük kalitede olsa bile,ses beş kilometre içinde transfer edilebilirdi ve ayrıca onun değeri aşırı derecede yüksekti.Binlerce kilometreye ulaşabilen yüksek kalite ses iletim tılsımlarına gelince onların değeri astronomik rakamların bile üstündeydi.Bu normalde birinin büyük öneme sahip bir şey olmadıkça bir ses iletim tılsımı taşımayacak olması sebebiyleydi.

Xiao Zaihe aceleyle ses iletim yeşim taşını çıkardı.Xiao Tiannan’ın gürültülü kükremesi hemen onun zihnine iletildi ve onun anında korkuyla solgunlaşmasına sebep olurken dudaklarından istemsiz olarak bir çığlık çıkmasına engel olamadı:

“NE!?”

Başlangıçta,bu seferki intikamı ve Xiao Tarikatının Dış Tarikatının yağmalanması orijinalde kusursuz olması gerekiyordu ve kesinlikle plana uygun olması gerekiyordu.Planın yarısına kadar,tek bir aksama dışında sorunsuz ilerledi.Plana göre,günün sonunda olması gerekiyordu…Onların tarikatın dışına önemsiz bir insan göndermesi  gerekiyordu.Bundan sonra,Yun Che tek başına ayrılmak için bir bahane bulacaktı,bu onun kaçışını Xiao Tarikatını onu hiçbir yerde bulamayacağı kadar temiz yapacaktı.O daha sonra Xiao Tarikatının  bir Dünya Kaynak Ejderinin Çekirdeğini elde ettiği haberini  her yere  yaymayı planlamıştı.(Ç.N:ibneye bak yaptıkları yetmiyor bide üstüne neler planlıyor :D)Eğer bu olsaydı,bu imparator kaynak ejder çekirdeğini arzulayan sayısız insanı alarma geçirecekti,ve onlar binler kilometre öteden Xiao Tarikatının kapısını çalmaya gelecekti.Bu zaman geldiğinde,tüm tarikat derin su ve kavurucu ateş uçurumuna düşecekti.Eğer onlar günler ve geceler boyunca huzur bulamazsa,nasıl ondan intikam almak için herhangi bir enerji sarf edebilecekti ki?

Yinede,ne kadar zeki bir insan olduğu önemli değildi,bir kişinin bir dahaki sefer ne yapacağını tahmin etmek imkansızdı.Örneğin,Yun Che ayrıldıktan bu kadar kısa süre sonra Xiao Tiannan’ın ansızın aklında gelen bir şey yüzünden gerçekten  Xiao Baicao’yu hazineye gönderebileceğini asla düşünmemişti.

Xiao Zahie ses iletim tılsımını çıkardığında Yun Che kaşlarını çattı ve belli belirsiz bir şekilde bir şeylerin ters gittiğini hissetti.O Xiao Zaihe’nin ifadesindeki değişimi gördüğünde.O hazinede yaptığı şeyin beklediğinden daha hızlı ortaya çıktığını biliyordu….Onun kaşları içine gömüldü,ve anında içinden bir küfür savurdu:Sikeyim!Bu mantıksız!Nasıl bu kadar hızlı olabildi?Teoride ben yarın ortaya çıkmalıydım.AHHHHHHH!

Yun Che hemen koşmaya başlamadı.Bunun yerine o istikrarlı bir şekilde ilerlerken yüzündeki ifade değişmedi.O yalnızca bu konuda çok fazla düşündüğünü ve Xiao Zaihe’nin bu tepkisini sadece başka konulardan dolayı olduğunu varsayarak dua etti.Maalesef ki bu durumda değildi.O aniden arkasından tüyler ürpertici bir katil aurası hissetti.

“Yun Che…gerçekten sensin,piç! Hayatını  teslime et!”

Yun Che’nin adımları bir an için durdu.Daha sonra ikinci kez düşünmeden,aceleyle en hızlı hızıyla koşmaya başladı.

Xiao Zaihe duyulacak şekilde söylemesine rağmen o hala kalbinde endişe hissediyordu;o basitçe önündeki dahi doktorla Yun Che’i ilişkilendiremiyordu.Fakat Yun Che’nin fırlayıp uzaklaşması ile Xiao Zaihe anında artık kuşkusu kalmadı.Bir fırtınaya benzer öldürme amacı taşıyarak kovalamaya başladı.

“Jasmine,bu kişinin geliştirme seviyesi ne?”

“Ruhsal Kaynak Aleminin ilk seviyesinde.”

“~!@#$%….Sence ondan kaçış sansım nedir?”

“Sizin kaynak alemlerinin çok farklı,eğer bu prenses sana yardım etmezse,senin kaçış sansın sıfır! Eğer bu prenses sana yardım ederse,o ölecek (“o” dan kastı Xiao Zaihe) ancak eğer sen bedenindeki tüm kanı kullanmazsan bu prenses de yüzde doksan ihtimalle ölecek!”Jasmine alçak bir sesle yanıtladı.

“…..”

Yun Che kalbinde Xiao Tiannan’ın atalarının on sekiz kuşağına saygı gösterdi….Niçin sen bu lanet hazineye girmeye acele etmek yerine Xiao Baicao’nun satın aldığı imparator kaynak ejder çekirdeğiyle oyalanmadın ki!!

“Seni küçük piç,nereye kadar kaçacağını görelim bakalım!!”

Xiao Zaihe’nin kötü niyetli sesi arkadan geldi.Bir ruhsal Kaynak Alemi ile Başlangıç kaynak aleminde olan onu yakalamak hemen hemen hiç çaba sarf etmeyecek şekilde çok kolaydı.Sadece bir kaç nefes alma süresi içinde,o çoktan aralarındaki mesafenin yasından fazlası kapanmıştı ve bir diğer nefes alma süresi için onu yakalaması için yetmişti.Ancak tam olarak bu anda,Yun Che tamamıyla sakinleşmişti.Onun sağ eli sol eline vururken,ellerinde siyah zift gibi metal bir top tutuyordu.O dikkatlice kaynak enerjisini kullanarak dış gövdesini parçaladı,aniden bedenini büktü,ve arkasına attı.

“gökyüzü….gökyüzü çalkantı bombası!!”

Demir bir top aniden çok hızlı sayılmayacak bir hızla yüzüne doğru uçtu.Eğer başka birisi olsaydı, küçümseme ile tokat atacaktı.Fakat,Xiao Zaihe farklıydı;o gökyüzü çalkantı bombasını biliyordu ve onun gücüne tanıklık etmiş biriydi.Onun göz bebeklerinin küçülmesi sırasında,o aniden bedenini eğdi ve son derece çirkin bir poz ile engelledi.O daha sonra her iki eliyle başını kapladı ve aceyle kendini zemine attı

BOOOM!!

Gökyüzü çalkantı bombası yere düştü ve bir patlama sesi ile patladı.Gökyüzü çalkantı bombası ile gökyüzünü kaplayan bir kum fırtınası yükseldi ve kum fırtınası altında kalın siyah duman ile süslenmiş 18 metrelik dev bir çukur oluşmuştu.Yun Che başını çevirdi ve öylesine korkmuştu ki eline çekinmeden ikinci gökyüzü çalkantı bombasını almadan önce  birazcık zıplamıştı.

Ç.N:Eğlenceli bir bölümdü arkadaşlar:D Yun che tarikatın resmen ………:D anladınız siz:D Bu bölümden sonra iyice meraklanmışınızdır neyse sizde aynı fikirdeyseniz aşağıya bir yorum atarsınız okuyup sevinelim)

Yorum Yap "ATG 97 - KAÇIŞ ( 2 )"