Otto Von Bismark Günceli

ATG 79 - QİN WUYOU

Eylül 03, 2016

Önceki Bölüm | Tanıtım | Sonraki Bölüm


BÖLÜM 79 - QİN WUYOU

  Xiao Tarikatındaki insanlar ayrıldıklarında ana saray ölümcül bir sessizlikle doldu. Bazı insanlar, dehşet içinde birbirlerine bakıyorlardı bazıları dişlerini gıcırdatıyordu, bazıları huzursuz olmuşlardı ve bazıları da diğerlerinin talihsizliğine seviniyorlardı.

Ama kesin olan bir şey vardı. Xiao Tarikatının, Dış Tarikatı bu meseleyi kolayca bırakmayacaktı. Xiao Tarikatının, Dış Tarikatı o kadar güce sahipken bir yüz yılda sadece bir kez, ortaya çıkan süper dahi genç liderlerinin sakatlığını bırakın, kendilerine yapılan en küçük zorbalığı ve aşağılanmayı bile kabul etmeyeceklerdi.

Bu arada bugünkü olayın tüm atmosferi tamamen değişmişti. Xiao Luocheng'un sakatlanması yüzünden kimse rahat olamıyordu. Ancak öte yandan, Qin Wuyou beklenmedik bir şekilde rahat ve kendi halindeydi. Kafasını 6 büyük tarikatın liderlerine çevirdi ve kıkırdayarak konuştu. "Bu Qin, değerli misafirlerimizin ürkmelerine izin verdiği için son derece suçludur. *İç çekme* Bunun, gerçekte 2 yetenekli genç arasında dostça bir tecrübe paylaşımı olması gerekiyordu. Benim sarayımın öğrencisinin yanlışlıkla kontrolünü kaybetmesinin böyle sonuçlanacağını kim düşünebilirdi. Dürüst olmak gerekirse bu Qin, hazırlıksız yakalandı."

"Ama iyi olan şey sarayımın öğrencisi Yun Che ve Xiao Luocheng'in maç yapmadan önce birbirlerine eğer yaralanma olursa birbirlerini suçlamayacaklarına dair söz vermiş olmalarıydı. Ama şayet Xiao Tarikatı sözlerini bozarsa şahit olan tüm arkadaşlarımdan adalet için birkaç söz söylemesini istiyorum"

Qin Wiyou konuştuktan sonra nazik bakışlarıyla sarayda bulunan herkese göz gezdirdi. Ten renklerine dikkat ettikten sonra bakışları sonunda Bulutlu Güneş Tarikatının baş büyüğü Yan Zizai üzerinde durdu. Ardından gülümseyerek konuştu. "Bu Qin, maç yapan iki gence şahitlik yapmak için ilk kalkan kişinin büyük Yan olduğunu hatırlıyor. Bulutlu Güneş Tarikatının baş büyüğü olarak büyük Yan'ın ünü ve sözleri büyük ağırlık taşıyor. Eğer büyük Yan zamanı geldiğinde adalet için bazı sözler söylerse, Xiao Tarikatının adını karalamayacağını ve nedensiz olarak sorun çıkarmayacağını tahmin ediyorum. Doğru muyum büyük Yan?"

Tüm bakışlar anında Yan Zizai'nın üzerine kaydı. Yan Zizai, bir beceriksizlik dalgasının tüm bedenine yayıldığını hissetti. Ayağa kalktıktan sonra zorla güldü ve anlaşılması zor bir şekilde yanıtladı. "Saray Şefi Qin'in söylediği şey doğal olarak...makuldür. Ancak biz bu konu hakkında Xiao Tarikatının ne yapacağını tahmin edemeyiz... Bu yaşlı adam aniden tarikatta yapılması gereken bitmemiş işleri olduğunu hatırladı... Eğer Saray Şefi Qin gelecekte özgür olursa, her zaman sizi bizim Bulutlu Güneş Tarikatımıza bekliyoruz." (Ç.N: Adam ne diyeceğinin bilmiyor nasıl baş büyük yapmışlar bunu :D )

Yan Zizai, konuştuktan sonra hızlıca öğrencilerini de alarak daha Qin Wiyou'nun cevabını bile beklemeden ayrıldı.

Bulutlu Güneş Tarikatı öncülüğü yaptıktan sonra, diğer tarikatlarda ayrılmak için çeşitli yollar buldular. Bugün, böyle bir olay olduğunda doğal olarak hepsi hemen kendi tarikatlarına gidip durumu anlatmak ve gelecek şey hakkında ne yapacaklarını tartışmak istiyorlardı. Tie Hengjun, ayrılmadan önce bir an için tereddüt etmesine rağmen parlak kırmızı renkli bir ilaç çıkarıp Yun Che'nin yanına yürüdü ve usulca "Kardeş Yun, bu bizim Demir Mızrak Klanımızın tıbbi salonu tarafından özel olarak yapılan, orta derece kaynak yenileme hapı. Bu senin daha çabuk toparlanmana yardım etmeli." Dedi.

Yun Che de ilacı alırken geri çekilmedi ve gülümseyerek doğrudan ağzına attı. "Çok Teşekkürler, kardeş Tie."

Tie Hengjun, ağzını açmadan önce biraz daha tereddüt etti. "Kardeş, Yun Xiao Luocheng sadece Yeni Ay Şehrindeki, genç nesil arasında 1 numara değildi ayrıca Xiao Tarikatının Dış Tarikatının gelecek umutlarını taşıyordu. Şimdi o, Kardeş Yun tarafından sakat bırakıldığı için Xiao Tarikatı, kesinlikle bu meselenin peşini kolayca bırakmazlar. Her ne kadar bu, Xiao Tarikatı Ana tarikatın birkaç yüz şubesinden biri olsa da, yine de Kardeş Yun'un hayal edebileceğinden çok fazla büyük bir miktar güç ve nüfusa sahipler. Onlar kesinlikle Kardeş Yun'un savaşabileceği kişiler değiller...Bu yüzden, Kardeş Yun'a hemen şehirden ayrılmasını öneriyorum. Ne kadar hızlı olursan o kadar iyi olur... Bu kesinlikle korkakça bir kaçma değil. İlk önce hayatını düşünmelisin ondan sonra ne yapacağına bakarsın. Hayatta olduğun sürece her zaman geri gelebilirsin."

Tie Hengjun'un gözlerindeki samimi endişeyi gördüğünde Yun Che'nin kalbi bundan etkilenmişti. Ciddi bir şekilde başını salladı ve "İçiniz, rahat olsun Kardeş Tie. Böyle hareket etmeye cüret ettiğimden bunun sonuçlarında, gelecek şeylerle nasıl baş edeceğimi doğal olarak düşündüm. Kardeş Tie'ye tavsiyeleri için teşekkür ederim."

İnsanlar teker teker ayrılmaya devam ediyorlardı ve birkaç dakika sonra salonda sadece Yeni Ay Kaynak Sarayının insanları kaldı. O anda Yeni Ay Kaynak Sarayının her seviyeden öğrencisi her yönden Yun Che'nin etrafına toplanmışlardı.

"Küçük kardeş Yun bu şifa ilacı bizim şifa bölümümüz tarafından yapıldı ve dış yada iç yaralanmalara karşı oldukça etkili." Oldukça fazla öğrenci ellerindeki en iyi şifa ilacını çıkarıp Yun Che'ye ilk veren olmak için koşuyorlardı. (Ç.N: Kızlar, ona hasta Erkekler, ona hasta ya siz ? :D )

"Küçük kardeş Yun, sen gerçekten bizim Kaynak Bölümümüze bugün mü katıldın? Bu gerçekten inanılmaz nasıl 7 tarikattakilerden daha yetenekli bir dahi bizim Yeni Ay Kaynak Sarayımızda ortaya çıkıyor." 17-18 yaşlarındaki bir kız konuşurken Yun Che'nin bedenini defalarca gözleriyle süzdü.

"Tch...! 7 tarikat dâhilere sahip olsa ne fark eder ki Xiao Luocheng'u bizim Küçük Kardeş Yun'umuz sakat bıraktı.....Hem de sadece bir hamlede.! Xiao Luocheng Yeni Ay Şehrimizde genç nesil arasında bir numaraydı. Bizim Küçük Kardeş Yun'umuz onu sakatladığına göre bu durumda Küçük Kardeş Yun yeni "1 numara" olmuyor mu?" (Ç.N: Yun'unuz yesin sizi :D)

"Doğru dedin! Genç nesil arasındaki bir numara gerçekten de bizim Yeni Ay Kaynak Sarayımızda.....Bu sadece bir rüya gibi!"

"Küçük Kardeş Yun sen nerelisin? Sen gerçekten de sadece 16 yaşında mısın? Her ne kadar çok genç gözüksen de gerçekte bu kadar güçlüsün. İnsanların senin 16 yaşında olduğuna inanması gerçekten çok zor..."

Neredeyse herkes bakışlarını Yun Che'ye odaklamıştı. Onların arasında saygı, tapınma, hayranlık ve tabii ki kıskançlık vardı. Eğer Yun Che, gücünü başka bir durumda yada sahnenin altında gösterseydi böyle bir sonucu tetiklemeyebilirdi. Ancak bugün Yun Che sadece gücüyle tüm seyircileri şoka uğratmadı ayrıca Yeni Ay Kaynak Sarayına, 7 tarikat tarafından yıllardır yaşadığı baskıdan kurtulmasına yardım etti. Bu onların Yun Che için hayranlık, şaşkınlık ve biraz da minnettarlık hissetmelerine neden olmuştu.

Li Hao göğsünü tutarak oraya yürüdü. Yun Che'ye bakıp memnun bir şekilde başını salladı ve "Küçük Kardeş Yun önceki yenilgimin intikamını aldığın için teşekkür ederim. Her ne kadar bunu söylemek utanmaz bir övünme olsa da.....Eğer birisi sana sarayda zorbalık yapmaya kalkarsa, onun paçayı kurtaramayacağına ilk ben emin olacağım." Dedi. (Ç.N: Güldürdün kardeş şimdi gidebilirsin asfsafasf :D )

"Haha beni de sayın." Li Hao'nun kuzeni Li Haoran da yüksek sesle gülerken konuştu.

"Enişte yani sen gerçekte bu kadar güçlüydün!" Xia Yuanba bedenindeki yaraları önemsemeden oraya geldi. Parlayan gözlerle Yun Che'ye bakarak, "Her zaman en çok hayran olacağım kişinin ablam olacağını düşünmüştüm. Ama gelecekte bu kişi kesinlikle sen olacaksın enişte." Dedi. (Ç.N: Sen adamın dibisin Yuanba boş ver kim ne derse desin :D )

"Tamam, hadi Küçük Kardeş Yun'un etrafında kalabalık yapmayalım. Her ne kadar ağır yaralanmasa da yüksek bir miktar kaynak enerjisi tüketti. Tüm bu kargaşaya dayanamaz."

Konuşan Yeni Ay Kaynak Sarayındaki öğrenciler arasında en yüksek üne sahip olan Lan Xueruo'du. Güç, görünüş, mizaç yada kişilik hangisi olursa olsun Yeni Ay Kaynak Sarayındaki kız ve erkek öğrencileri sönük bırakıyordu. Sadece kısa bir cümlesi bile etraftaki kalabalığı sakinleştirmeye yetmişti. Lan Xueruo Yun Che'ye doğru yürüdü ve endişeli bir şekilde "Küçük Kardeş Yun eğer bugün sadece Xiao Luocheng'u yaralasaydın bu hala tartışılabilirdi ama Xiao Luocheng sadece yaralanmadı aynı zamanda sakat kaldı. Xiao Tarikatı kesinlikle intikam için gelecek. Tam emin değilim ancak şuan bile gelebilirler. Bu konuda sözlerine sadık kalmayabilirler. Yeni Ay Şehri dışında onların sözlerini tutmalarını destekleyen hiçbir güç yok...Ne yapmayı planlıyorsun?" Dedi.

Lan Xueruo'nun sözlerini dinledikten sonra tüm öğrenciler, sanki benzersiz bir şekilde ciddi olmuş gibi tüm heyecanları anında soğumuştu. Onlar açıkça Xiao Tarikatının Yeni Ay Şehrinde ne kadar büyük bir gücü olduğunu anlıyorlardı. Xiao Luocheng'in sakatlandığı bu olay yüzünden, Xiao Tarikatının intikamının ne kadar şiddetli olacağını hepsi hayal edebiliyordu. Xiao Tarikatının intikamı....Yeni Ay Şehrinde kim bunla başa çıkabilirdi?

Belki de Yun Che'nin tek şansı hemen şehri terk etmekti ve ne kadar hızlı yaparsa o kadar iyiydi.

"Heheheheh. Sizin bu olay hakkında endişelenmenize gerek yok."

Nazik bir kahkaha dalgasının ardından Qin Wuyou, gülerek oraya yürüdü. "Saray Şefi, olduğumdan doğal olarak sarayımın öğrencisini koruyacağım, yani sizin endişelenmenize gerek yok. Eğer atandıktan hemen sonra Xiao Tarikatının sarayımın öğrencisine zorbalık yapmasına izin verirsem Yeni Ay Kaynak Sarayında kalacak yüzüm olmaz."

"Onurlu Saray Şefi." Qin Wuyou, yaklaşırken öğrenciler teker, teker onu saygıyla selamladı. Eski Saray Şefi Zhou'ya kıyasla bu Saray Şefi Qin daha nazik ve çok daha gizemliydi. Gücü bile onunkinden kim bilir kaç kat yüksekti. Yeni Ay İmparatorluk Şehrinde bile onun gücü usta sıralamasına girmeye yeterdi. Yeni Ay Şehrinde onun gücü, 7 tarikatın herhangi bir liderine kaybetmezdi. Böyle bir insanın gerçekten Yeni Ay Şehrine gelip, Saray Şefi olması çok fazla insanın büyük ölçüde şaşırmasına neden olmuştu.

"Onurlu Saray Şefi." Yun Che de saygıyla karşılarken biraz tuhaf bir bakışa sahipti.

Qin Wuyou biraz başını sallayıp Yun Che'ye baktı ve derin bir endişeyle sordu. "Yun Che fiziksel durumun nasıl?"

Yun Che hafifçe gülümsedi. "Pek iyi değil, ama sadece konuşacaksak sorun olmaz."
 (dn: adam dövüş moduna girdimi aklı dövüşe gidiyor :/
Qin Wuyou bir süre için şaşkına dönmüştü. Ardından çaresizce gülümsedi ve konuştu. "O halde bana biraz sohbet ederken eşlik et...Büyükler öğrencileri Kaynak Bölümüne geri götürün. Bu ana salona gelince, onu da yarım saat sonra temizlemesi için birini bulun."

Büyükler, Qin Wuyou'nun Yun Che ile yalnız konuşmak istediğini bildiklerinden öğrencileri alıp ayrılmadan önce aynı anda hep beraber yanıtladılar.

Murong Ye Ana Sarayın Kapısından çıktığında Yun Che'ye bir kez daha bakmak için arkasını döndü. Yüzünde coşkulu bir sevinç oluşurken onun talihsizliğine seviniyordu. Gerçekten de Xiao Luocheng'i sakatladın.... Bakalım şimdi nasıl öleceksin..!

Geniş Ana Sarayda sadece Qin Wuyou ve Yun Che kalmıştı. Sessizliğin ortasında ikisi birbirlerine sessizce baktılar ve uzun bir süre konuşmadılar. Arkası bu kadar sağlam ve gizemli Saray Şefine karşı olmasına rağmen Yun Che'nin bakışları sakindi. Qin Wuyou'ya gelince o biraz karmaşık bir bakışa sahipti.

Sonunda acı acı gülerken ilk Qin Wuyou konuştu. " *İç çekme* Büyüleyici bir otoriteye sahip, tüm hayatım boyunca asla küçük bir çocuk tarafından acımasızca oyuna getirileceğimi düşünmezdim... Sadece bu da değil. Ben açıkça oyuna getirildiğimi biliyordum, ancak bu oyunun içine atlamaktan başka bir şansım yoktu."

Yun Che de güldü. Özür diler gibi gülerken onu saygıyla bir küçüğün yaptığı gibi başıyla selamladı. "Bu küçük kendi yeteneklerini fazla hesapladı ve Saray Şefinin böyle bir saçmalığı izlemesine izin verdi."

"Bu geleneksel konuşmalara son verebilirsin." Qin Wuyou elini salladı. Aniden konuşmadan önce suratı acı bir hale geldi. "Seni her ne olursa olsun koruyacağımdan çok emindin. Bu benim seni ilk görüşüm ve senin de beni ilk görüşün. Ben Yeni Ay Şehrine sadece bir aylığına geldim ve tanıdığım kişilerin çok olduğu söylenebilir, ama onların hiçbirinin beni gerçekten tanımadığı da söylenebilir. Öyleyse senin bu güvenin nereden geliyor? Benim biraz bile tereddütte sahip olsaydım senin bu küçük hayatının burada sona ereceğini biliyor olmalısın. Eğer başka biri olsaydı, bunların için de on kişiden dokuz buçuğu hiç tereddüt etmezdi ve senin ne kadar yetenekli olup olmadığına bakmadan seni hemen Xiao Tarikatına teslim ederdi... Sakatladığın kişi gerçekten onların tarikatlarının Genç Lideri ve umutları!"

Yun Che biraz dudaklarını kıvırdı. Qin Wuyou'nun gözlerine baktı ve konuştu. "Bir insanı tamamen anlamak için birinin, normalde birkaç yıla, on yıl civarında, yada birkaç on yıla ihtiyacı vardır. Ancak birisi, karşısındakinin temel doğasını bilmek istiyorsa sadece gözlerini izlemesi bile yeterlidir. Saray Şefi ne düşünüyor?"
-------------ÇEVİRMEN NOTU-------------

Görüşmeyeli nasılsınız ben yorgunum hala açıkçası :D ama baya kişi okudu zaman geçirdi bir nebze yorgunluğumu aldı bunlar :) dün bölüm veremedim kusura bakmayın yolculuk yaptım 8-10 saat civarı ve beni felaket araba tutar ondan pek zamanım olmadı neyse imza kısmıma geçelim :D

Saray Şefi ne düşünüyor? Saray Şefi gerçekten koruyabilecek mi? Xiao Tarikatı neler yapacak? Konuşma nasıl devam edecek? Saray Şefi ne kadar gizemli? Xiao Tarikatı vs Saray Şefi olacak mı? Merak mı ediyorsunuz? O zaman bekleyin okuyun ve öğrenin...

(DN: Arkadaşlar anlaşılması kolay olsun diye bazı cümlelerde ilave değişiklik yapma gibi bir takım alışkanlıklarım var ing olarak okuyan arkadaşlarımız ing metinde böyle bir cümle yok çeviren nasıl çevirmiş gibi birtakım düşüncelerle canlarını sıkmasınlar ;) örnek ;

 (Xiao Tarikatı, kesinlikle bu meseleyi  rahat bırakmazlar. ) cümlesini, anlamını bozmadan (Xiao Tarikatı,kesinlikle bu meselenin peşini kolayca bırakmazlar. ) şeklinde değiştirdim bu şekilde yapmamı isterseniz, yorumlarda görüşlerinizi belirtebilirsiniz. :)

Önceki Bölüm | Tanıtım | Sonraki Bölüm


Yorum Yap "ATG 79 - QİN WUYOU"