Otto Von Bismark Günceli

ATG 71

Eylül 02, 2016
Çeviri için Useless, düzenleme için 1ghostdreamer, kontrol, edit için 1ghostdreamer arkadaşımıza teşekkürler. Keyifli okumalar…

Önceki Bölüm | Tanıtım | Sonraki Bölüm


   Yun Che’nin meydan okumasından 10 nefeslik süre geçmesine rağmen kimse cevap vermemişti ve bu kıyaslanamaz bir şekilde utanç vericiydi.

O anda Yanan Cennet Klanının Dış Tarikatından bir genç ayağa kalktı ama aynı anda yanındaki kişi tarafından geri çekildi ve ardından çeken kişi;

“Ne yapıyorsun? Feng Guangyi ile senin aranda çok fazla fark yok. Klanımızın saygınlığını kaybettirmek mi istiyorsun?” Dedi.

“Lanet olsun bu çocuk çok kibirli.”

Genç dişlerini sıktı.

“Eğer genç efendi Zi Luan burada olsaydı onu annesin bile tanıyamayacağı şekle gelene kadar döverdi.”

Zi Luan Yanan Cennet Klanının dış tarikatının liderinin oğluydu ve genç nesildeki en büyük dâhilerden biriydi. Her ne kadar Xiao Luocheng ile kıyaslanamayacak olsa da oda 16 yaşındaydı ve 7.seviye Başlangıç Bilge Alemindeydi ve 8.seviyeye geçmesine bir adım kalmıştı. Yeni Ay Şehrinde genç nesil arasında onun seviyesi 2. sıradaydı.

O anda Demir Mızrak Klanından bir genç yavaşça yürüdü. O hemen hemen Yun Che ile aynı yaşlarda olsa da bir gelişmemiş biri izlenimi vermiyordu ve bunun yerine yaşıyla tutarsız bir dinginliğe sahipti.

Yun Che’nin önünde durduktan sonra başıyla onu selamladı ve sakince;

” Demir Mızrak Klanından Tie Hengjun 17 yaşındayım.

Sana meydan okumaya uygun değilim. Ancak rakiplerini birbiri ardına kibirli ve krallara layık tavrınla yendiğin için, kalbimde bir hayranlık kazandın bu nedenle seninle tecrübelerimizi paylaşmamızı istiyorum….

Bu sadece sana hayranlık duyduğum için başka bir sebebim yok. Eğer benim fazla büyük olduğumu yada seninle antrenman yapmaya uygun olmadığımı hissedersen istediğin gibi reddedebilirsin. Eğer kabul etmezsen kesinlikle daha fazla üstelemeyeceğim.” Dedi.

(Ç.N: Yun Che’yi tanıyorsam bu çocukla vs. Atar ve kesinlikle çok güzel geçer.)

“Whoa! O Demir Mızrak Klanının genç lideri! Bu sefer o çıktı.”

“3 ay önce 4. seviye Başlangıç Bilge Alemine geçtiğini duydum! Ayrıca mızrakla olan yetenekleri mükemmelliğe ulaşmış! Onun kendinden 1-2 seviye yüksek kişileri yenmesi çok zor olmaz.”

Tie Hengjun sahneye geldiğinde, Yun Che hariç herkes onu tanımıştı. Demir Mızrak Klanının genç lideri olarak ünü, etkisi ve pozisyonu şehrin valisinden alçak değildi. Ve gücüne de şüphe yoktu.

17 yaşında 4.seviye Başlangıç Bilge Aleminde olması 7 tarikat içinde bile üst düzey olarak kabul edilirdi. Her ne kadar en iyisi olarak kabul edilmese de Demir Mızrak Klanının kuvveti bilge gücünden değil mızrakla olan çalışmalarından geliyordu. Bilge gücü olarak 7 tarikatın en düşüğü olsalar da mızraklarıyla birleşmiş gerçek güçleri orta sıralarda yer alıyordu.

“Tie Hengjun çıktığına göre Yun Che’yi yenmesi çantada keklik olmalı. Ama o 17 yaşında yani galibiyeti beklenen ve doğal bir şey.

Bu benim öfkemi geçirmeyecek!”

Kaynak Kalp Tarikatından bir öğrenci belirtti.

“Bu gerçekten biraz adil değil. Her ne kadar o Yun Che’nin kollarını, bacaklarını yada farklı yerlerini keserek bitirse bile….

hehe bu hiç fena değil. Ben gerçekten Yun Che’nin kibirli yüzüne daha fazla dayanamıyorum.”

Başka biri öfkeyle söyledi.

Yeni Ay Bilge Sarayındaki insanlarda Tie Hengjun’un

“tecrübe paylaşımı”

derken belkide bunu Yun Che’yi yaralamak için kullanabileceğini düşünüyorlardı. Sonuçta onun Demir Mızrak Klanının genç lideri olmasının gücüyle ve 4.seviye Başlangıç Bilge Aleminde olmasıyla bunu kesinlikle başarabilirdi.

O anda Yeni Ay Bilge Sarayının 17 yaşındaki öğrencileri ellerini gererek yaşlarını bahane olarak kullanıp ayağa kalkarak onu yenmek istedi ancak, Tie Hengjun’un kim olduğunu ve gücünü hatırladıklarında hiçbiri kalkmaya cesaret edemedi.

Tie Hengjun’un yüzü ve gözlerinden Yun Che heves ve samimiyet görse de başka gizli bir şey görememişti. Kalbi 7 tarikatın her öğrencisinin kibirli çöpler olmadığını fark ettiğinde biraz tedirginleşmişti. Tie Hengjun genç olsa da kararlı gözüküyor ve tüm bedeninde nadiren doğruluk havası görülüyordu.

Ayrıca o gururlu biriydi ama bu gururu inatçı bir insanın sahip olması gereken bir şeydi ve ayrıca vahşi bir kibri de yoktu.

Yun Che’nin gösterdiği performans, onun kalbinde bir hayranlık kazanmıştı ve aynı anda kalbini kaşındırmıştı ve o Yun Che ile gerçekten bir antrenman maçı yapmak istiyordu.

Yun Che hemen biraz gülümsedi ve

“Kardeş Tie ne diyorsunuz siz Demir Mızrak Klanının genç liderisiniz. Sizin gibi biri bu insanlar arasından hiç kimse olan bana meydan okuyarak çoktan beni gözünüzde çok büyüttüğünüzü gösterdiniz. Sizinle maç yapacağım için son derece onur duydum kardeş Tie. Bu yüzden hemen başlayalım.” Dedi.

Bununla beraber Yun Che geriye doğru yarım adım attı ve sağ kolunu kaldırdı.

Tie Hengjun boş boş bakıyordu. O şuana kadar açıkça kibirli gözüken Yun Che’nin ona bu şekilde davranacağını hiç düşünmemişti. Kalbi hemen ısındı ve yüzünde hafif bir gülümseme oluştu.

“Madem öyle o zaman ben ve küçük kardeş Yun Che uygun bir şekilde tecrübelerimizi paylaşacağız. Küçük kardeş Yun Che sen artarda 3 maç yaptın yani kaçınılmaz olarak belirli bir oranda bilge enerjisi harcadın. Her ne kadar kazanıp kaybetmek önemli olmasa da şuan başlarsak bu senin için adil olmaz.

Şuna ne…..”

“Gerek yok.” Yun Che kafasını salladı ve gülümsedi.

“Kardeş Tie’nin düşüncesi için minnettarım ama rahat olabilirsin.

Her ne kadar artarda  maç yapsam da hepsi göz açıp kapayıncaya kadar bitti.

Ve bende çok az bilge enerjisi kullandım bu nedenle dinlenmeme gerek yok. Kardeş Tie ile maç yapacağım için doğal olarak elimden gelenin en iyisini yapacağım.”

Tie Hengjun inat etmedi ve başıyla onaylarken uzanıp uzaysal yüzüğüne dokundu. Elinde onun boyunda ve aşağı doğru bir açıyla duran gümüş bir mızrak ortaya çıktı.

“Bu mızrağa “Delici Bulut” denir.

Bu gerçek bir bilge aletidir ve ayrıca aile yadigarıdır. Ben bu mızrağı hayatımın bir parçası olarak düşündüm ve yanımdan asla ayırmadım. Sizinle savaşırken bu mızrağı kullanacağım bu yüzden küçük kardeş Yun Che sizde silahınızı gösterin.”

Yun Che biraz başını salladı.

“Gerek yok. Kardeş Tie ile antrenman yaparken ellerimi kullanacağım.”

Tie Hengjun bir süre şaşırdı ve daha sonra başıyla onaylayıp,

“Beklenildiği gibi kardeş Yun Che kibirli biri. Madem böyle..” Dedi.

“Sakın yanlış anlamayın kardeş Tie.”

Yun Che hemen konuştu.

“Bu kardeş Tie’nin benim silah kullanmamı gerektirecek bir rakip olmamasından değil bunun nedeni daha önce hiç silah kullanmamam ve sadece ellerimle savaşmam. Eğer şimdi bir tane kullanırsam bu beni bağlar ve ne yapacağımı bilemem.”

Yun Che kalbinden her zaman buna inanıyordu. Eğer birisi ona biraz saygı gösterirse o, 10 kat fazla saygıyla karşılık verirdi ve eğer birisi ona bir santim bile haksızlık ederse o, 100 kat fazla olarak geri öderdi.

Eğer birisi ona aşırı bir hata yaparsa, Yun Che onu işkence ederek öldürürdü.

Bu Yun Che’nin doğasıydı. Tie Hengjun ona karşı gerçekten saygılı davranmıştı bu yüzden ona karşı nazik ve saygılı davranması çok doğaldı.                                    (Ç.N:Biz seni biliyoruz reyiz rahat ol sen göze göz dişe diş felsefe basit ama etkili :D)

Tie Hengjun ciddi bir şekilde Yun Che’ye baktı ve ardından candan bir kahkaha patlattı.

“hahahaha harika…!

Yani küçük kardeş Yun Che aslında bu kibirli ve küstah insanlardan biri değil. Görünüşe göre kalbimi memnun edecek olan bu maçtan gerçekten zevk alacağım. O zaman küçük kardeş Yun Che kendinize dikkat edin benim Delici Bulut mızrağım kendimden küçük kimseye kaybetmedi.”

“Kardeş Tie’nin de dikkat etmeli.”

Yun Che yavaşça ellerini genişletti ve Kötülük Tanrısının Gizli Sanatlarının İlk Alemi — Kötü Ruh hemen açıldı.

Feng Guangyi ve Yan Ming’den daha güçlü olan rakibiyle karşılaşırken şuan ki durumunu sürdürmesi gerekiyordu aksi taktirde onu yenmek için bir şans bulamayabilirdi. Aynı zamanda bu Tie Hengjun için saygısını göstermesinin bir tarzıydı.

“Bu durumda bu mızrağı al bakalım.”

Tie Hengjun tüm bedeninde bilge enerjisini serbest bırakırken kükredi ve Delici Bulut Mızrağını şiddetle Yun Che’ye doğru fırladı. Tie Hengjun’un hareketleri hızlı değildi ama mızrak sanki buluttan çıkan bir yıldırım gibi görünüyordu. Sanki muazzam bir kuvvet barındırıyordu ve bir anda Yun Che’nin önünde belirdi. Çevresindeki hava bile ayrılıyordu ve ışık dalgaları oluşturuyordu.

Yun Che arkaya doğru geri çekilip bir tarafa eğilerek, saldırından zar zor sıyrılırken gözbebekleri biraz kısıldı. Tam karşı saldırı yapacakken sol tarafından tehlikeli bir rüzgar geldi…

Genel olarak konuşulduğunda bir mızrak çok fazla güce sahip olursa onu geri çekerken daha yavaş kalınıyordu ve böylece açıklıklar daha da büyük oluyordu ancak Tie Hengjun’nin mızrağı havaya doğru vuruyor ve aniden ışık hızıyla yön değiştiriyordu. Bu Yun Che’yi büyük ölçüde şaşırtmıştı. Yun Che ellerini yıldırım gibi hızlı bir şekilde geri çekti ve daha sonra bileklerini desteklemek için bileklerini bükerek zorla mızrağı blokladı.

BANG! !

Mızrağın gövdesini blokladığında mızraktan gelen şiddetli şok onun 3 adım geri gitmesine neden oldu ve neredeyse bedenini koruyan bilge enerjisini koparacaktı.

“Mükemmel mızrak gücü! Mükemmel mızrak tekniği!”

Yun Che haykırmadan edemedi. Her ne kadar Tie Hengjun genç olsa da mızrak kullanma yetenekleri usta sınıfı olarak düşünülebilirdi.

“Tufan Ejderinin Bulut Parçalaması.”

Tie Hengjun’un Delici Bulut Mızrağı bir kez daha arkasında ardıl görüntüler oluşturan bir mızrak dansı gibi savruldu ve Yun Che’yi geriye gitmeye zorladı. Mızrak yüzlerce silah arasında en baskıcısıydı. Otoriter bir kuvveti vardı ve gücü başka silahlarla karşılaştırılamazdı. En zor ustalaşılan mızrak olsa da bir kez ustalaştığında rakip yakın bile gelemediğinden rakibin karşı saldırı yapmasından söz etmeye gerek yoktu.

“Tufan Ejderinin Dipsiz Keşfi”

“Yanan Meteor”

“Kükreyen Masmavi Deniz.”

…………….

Tie Hengjun mızrağıyla her saldırdığında kükrüyordu. Kısa sürede herkesin gözleri mızrağın ardıl görüntüleriyle dolmuştu. Bu acımasız vuruşlar,

Yun Che’nin zorla adım adım geri götürüyordu.

“Binleri Süpürme”

Tie Hengjun mızrağıyla 15 metre zıpladı ve havayı süpürerek Yun Che’ye saldırdı. Her ne kadar uzaklık 15 metre olsa da baskın güç neredeyse Yun Che’yi gözlerini açmaktan aciz bırakıyordu. Tie Hengjun’un bir düzine yada daha fazla mızrak saldırısının altında Yun Che çoktan alanın kenarına kadar zorla gerilemişti. Artık daha fazla kaçamayacağı için uludu ve boyun eğmez bir şekilde Tie Hengjun’un mızrağına koluyla vurdu.

“AH!” Yeni Ay Bilge Sarayının öğrencileri şok içinde bağırdılar.

Yun Che’nin bilge gücü 3.seviye Başlangıç Bilge Alemindeki birini engelleyebilirdi ancak Tie Hengjun sadece saf bilge gücüne sahip değildi ayrıca mızrağın ezici kuvvetine sahipti. Nasıl birisi en üst düzey mızrak saldırısını çıplak elleriyle zorla engelleyebilirdi.

Ancak Tie Hengjun’un mızrağı ve Yun Che’nin kolu çarpıştığında oluşan çarpışma sesi çok yüksek değildi. Onlar bir araya geldiği an Yun Che kolunu çapraz yaparak onu karşılayıp mızrağın gücünü kullanarak mızrağın yörüngesini tamamen değiştirdi ve aynı anda mızrağın kuvvetini çürüttü. Daha sonra hızlıca saldırarak doğrudan Tie Hengjun’un göğsüne vurdu.

Tie Hengjun hızlıca mızrağını geri çekse de zamanında duruşunu yeniden kazanamadı ve Yun Che tarafından uçuruldu. Ancak en ufak bir parça bile paniklemedi ve Delici Bulutun gümüş gölgeleri yeniden parlarken kükredi.

O artık baskıcı bir kuvvet içermekten ziyade sanki akıllı gümüş bir yılan gibi sıra dışı bir açıyla hareket ederek Yun Che’nin boğazına doğru vurdu.

Yun Che’nin nefesi sıyrılmak için Yıldız Tanrısının Kırık Gölgesini kullanırken durdu. Aynı anda mızrağa ağırca vurarak Tie Hengjun’u birkaç adım geri gitmeye zorladı.

Birbirinde belli bir mesafe ayrılan Tie Hengjun ve Yun Che hemen yeniden çarpışmadılar. Tüm saray yeniden mutlak sessizliğe bürünmüştü.

Kısa bir süre içinde bir düzine yada daha fazla hareket yapılsa da Tie Hengjun mızrağı bazen şiddetli bir fırtına gibi bazen de akıllı bir yılan gibi kullanıyordu.

Ve bunlar şaşırtıcı derecede iyi mızrak kontrol yeteneğiyle birleştiğinde mızrağı kullananın sadece 17 yaşındaki bir genç olduğunu düşünmek gerçekten şaşırtıcıydı. Aynı yaş ve seviyede olan tüm öğrenciler istisnasız şaşırmışlardı. Hepsi onla aynı seviyede olsalar da Tie Hengjun ile boy ölçüşemeyeceklerini kabul etmişlerdi.

Tie Hengjun’un babası Tie Zhancang bile yüzündeki memnuniyetten oluşan gülümsemeyle sürekli olarak sessizce başını sallıyordu.

Ama daha şaşırtıcı olan şey bu güç ve mızrak kullanma tekniğine ek olarak aradaki 3 seviye farkına rağmen ondan fazla hamle yapılsa bile Yun Che tek bir yaralanmadan acı bile çekmemişti! Ayrıca neredeyse Tie Hengjun ile eşit savaşıyordu! Herkes hareket edemeyecek boyutta şaşırmıştı. Bazılarının ağızları sonuna kadar açıldı ve uzun bir süre kapanmadı.

“Görünüşe göre küçük kardeş Yun Che ile tecrübe paylaşmak daha iyi olamayacak bir seçimmiş.”

Tie Hengjun kararlı yüzündeki heyecanlı bakışla birlikte Delici Bulut Mızrağını salladı.

“Al bendende o kadar.

Al bendende o kadar.”

Yun Che hafifçe gülümsedi ve ses tonu ince bir uyarı taşıyordu.

“O zaman kardeş Tie sırada gelecek şey hakkında dikkatli olmanız gerek.”

Tie Hengjun’un mızrak tekniği neredeyse yenilmez olduğundan bir açıklık bulmak çok zordu. Durum böyle olduğundan en kısa sürede onu yenmenin en iyi yolu ezici bir kuvvetle zorla mızrak kullanma duruşunu bozmaktı.

Yun Che gözlerini biraz daralttı. Bilge Damarlarında ki “Kötü Ruh” durumunda olan çıldırmış bilge enerjisi hiç çekinmeden kollarına girdi.

Önceki Bölüm | Tanıtım | Sonraki Bölüm


————-ÇEVİRMEN NOTU————

Ben bu çocuğu sevdim adam gibi bir insan kibir yok böyle savaşacaksın iste sonra ağzın yüzün dağılıyor mala dönüyorsun rezil oluyorsun 😀 Neyse devam 😀

Yun Che’nin sıradaki hamlesi ne olacak? Bu maçı kazanırsa sıradaki rakibi olacak mı? Olacaksa kim olacak? Bizi neler bekliyor? Merak mı ediyorsunuz? O zaman bekleyin okuyun ve öğrenin…

Yorum Yap "ATG 71"