Dünyanın Oluşumu Günceli

ATG 70

Eylül 02, 2016
Çeviri için Useless, düzenleme için 1ghostdreamer, kontrol, edit için 1ghostdreamer arkadaşımıza teşekkürler. Keyifli okumalar…

Önceki Bölüm | Tanıtım | Sonraki Bölüm


İlk kapının açılmasıyla Yun Che hafifçe Bilge Damarlarından gelen sessiz ve boğuk bir ses duydu. Hemen ardından Bilge Damarlarının içindeki bilge enerjisi aniden şişti. Bu şişkinlik sadece saf bir genişleme değildi. Yoğunluk bile dudak uçurtan derecede artmıştı…..

Hacmin ve yoğunluğun aynı anda hızla artması sağduyuya tamamen karşı olsa da Yun Che’nin Bilge Damarlarının içinde meydana gelen bu durum kusursuz bir gerçekti.

Ve bunun ardından olan şeyde Yun Che’nin bilge enerjisinin tamamen çılgına dönmesiydi.

Jasmine daha önce “Kötülük Tanrısının Gizli Sanatlarının” yeteneğinin tam olarak çılgınlık olduğunu Yun Che’ye söylemişti. Bilge enerjisi çılgına dönecekti.

Çıldırmış bilge enerjisi 54 bilge damarının hepsinden taşıyordu ve anında Yun Che’nin bedeninin her köşesine işledi. Onun bilge damarlarını ve vücudunu patlatabilecek korkutucu bir his ona doğru geliyordu.

Ancak bu sadece “neredeyse patlayacaktı.”

Çünkü bilge damarlarına ve bedenine dayanamayacağı bir şey olmamıştı. Jasmine onun şuan ki haliyle ilk alem olan “Kötü Ruhu” zar zor etkinleştirebileceğini söylemişti ve beklendiği gibi bu biraz gergin olmuştu.

Bang!!

(Ç.N: Bölümü burada bitirip devamı reklamlardan sonra demeyi o kadar isterim ki 😀 😀 )

Feng Guangyi ve Yun Che’nin yumrukları sağlamca çarpıştılar ve oluşan etki sağır edici bir ses yarattı. Bu herhangi bir hile olmadan saf bilge güçlerinin doğrudan karşılaşmasıydı!!

*Çatlama*!!

Herkesin açıkça duyacağı ve kimsenin şaşırmadığı net bir kemik kırılma sesi yankılandı. Bunun akabinde benzersiz bir şekilde keskin bir acı çığlığı yankılandı… Ancak bu çığlık herkesi tahta tavuk gibi şaşkına döndürmüştü….

Çünkü bu acı çığlıkları atan Yun Che değildi……Feng Guangyi idi!!!

Başparmağı hariç diğer dört parmağı çarpışma anında kırılmıştı ve bileği bile şiddetle geriye doğru çıtırdamıştı. Ancak Yun Che’nin yumruğu burada durmamıştı. Feng Guangyi’nin yumruğunu geriye doğru uçurduktan sonra çıldırmış bilge enerjisini taşırken ileri doğru devam etti ve Feng Guangyi’nin göğsüne sert bir şekilde vurdu.

Feng Guangyi’nin koruyucu bilge enerjisi bir anda sanki ince ve zayıf bir cammış gibi parçalandı ve Feng Guangyi göğsünün sanki 15 tondan daha ağır büyük bir kaya tarafından şiddetle ezildiğini hissetti. Bedeni sanki şiddetli rüzgar yüzünden düşen rüzgar gibi arkaya doğru uçtu ve sırtı şiddetle ana sarayın merkezindeki destek sütununa çarptı. Yere düştüğünde şişerek sonuna kadar açılan gözlere sahip bükülmüş bir duruşu vardı. Uzun bir süre boyunca ayağa kalkamadı.

Ana Saray bir anda mutlak sessizliğe büründü. Orada olan herkes sanki gördükleri sahneye inanamıyorlarmış gibi ağızlarını muazzam bir uzunlukta açtılar.

Kafa kafaya bir saf bilge gücü karşılaşmasında beklenmedik bir şekilde 1. seviye Başlangıç Bilge Alemindeki kişi üstün gelerek…..

3.seviye Başlangıç Bilge Alemindeki birine karşı tamamen kazanmıştı. Genç öğrencileri bırak uzun hayatları boyunca sayısız miktarda zorluk ve tecrübe deneyimleyen büyükler bile buna zorlukla inanıyorlardı.

Yun Che yavaşça kollarını indirirken ruhuna yoğunlaştı ve bilge enerjisini sakinleştirip kısa bir süreliğine açılan kapıyı kapattı. Anında bedeninde ve bilge damarlarındaki keskin şişkinlik ağrısı geçti ve yerini yorgunluktan oluşan zayıflık hissine bıraktı. Daha sonra birkaç adım attı ve bakışları şok, şaşkınlık ve aşağılanma dolu olan Feng Guangyi’ye bakıp kayıtsızca ;

“Ben kibirliyim çünkü kibirli olmam için yeterli gücüm var. Ancak sen benim önümde kibirli davranıyorsun bu sadece kendini rezil ediyor. Değerli bir 3.seviye Başlangıç Bilge Alemindeki biri saf bilge gücü savaşında sefil bir şekilde 1.seviye Başlangıç Bilge Alemindeki birine kaybetti.

Heh şimdi kimin gerçek bir şaka olduğunu anlıyor musun?” Dedi.

“Sen….”

Feng Guangyi dişlerini sıkıp ayağa kalkmak için mücadele ederken sağ eli aşırı acı yüzünden titriyordu ve yüzü korkunç derecede beyazdı….

O açıkça deminki yumruk değişiminden sonra hiç hafif olmayan uzun süreli iç yaralanmalar aldığını biliyordu.

Ana saray son derece de sessizdi ve 7 tarikatın öğrencilerinin çoğu hayrete düşmüşlerdi. Tarikatlarında sık sık böyle yumruk değişimleri yapıldığından Feng Guangyi’nin gücünü biliyorlardı.

Özellikle “9 biçimli Fırtınanın” kendinden 2 seviye yüksek rakiplerini telaşlandıracak gücü vardı. Ancak o 2. biçimi kullanmasına rağmen Yun Che’nin yumruğu tarafından tamamen ezilmişti.

“Yun Che!!!

Sen…..

Gerçekten beni yendiğini mi düşündün?”

Feng Guangyi sol elini sıkarken utancından dolayı öfkelenmişti.

“Demin dikkatsizdim ve kendimi tuttum aksi halde senin gibi 1.seviye Başlangıç Bilge Alemindeki biri bana karşı nasıl kazanabilir.”

(Ç.N: O da dikkatsizdi kendini tuttu ondan ölmedin 😀 )

Konuşmayı bitirdikten sonra sol elini kaldırıp bilge sanatını yeniden etkinleştirdi ve bedeninin etrafında yeniden şiddetli rüzgarlar çıktı. Ancak çevredeki herkes bu rüzgarların eskilerinin neredeyse yarı gücünde olduğunu açıkça görebiliyorlardı. Ağır yaralar aldığı belirgindi.

“Yeter.”

Fırtınalı Bilge Sarayının saray şefi soğukça homurdandı.

“Guangyi çoktan kaybettin. Acele et ve geri gel.”

Feng Guangyi’nin sol eli daha çok sıkıldı ve dişlerini sıkarak konuştu.

“Saray şefi ben kaybetmedim! Sadece demin dikkatsizliğimden dolayı rakibimi hafife aldım ve 9 biçimli fırtınanın sadece 2. biçimini kullandım eğer he….”

“Kes sesini…!!!”

Saray şefi çok öfkelenmişti. “Deminki saf bilge gücü mücadelesiydi eğer birisi kör değilse senin kendini tutmadığını anlar. 3.seviye Başlangıç Bilge Aleminde olmana rağmen 1.seviye Başlangıç Bilge Alemindeki birine kaybettin ve hala bahane arıyorsun!! Yeterince saygınlık kaybetmediğimizi mi düşünüyorsun?”

Feng Guangyi’nin cildi aniden karardı. Nefret dolu gözlerle Yun Che’ye baktıktan sonra kafasını alçaltıp geriye doğru yürüdü.

Yun Che düşük seviye bir bilge iyileştirme topağı yuttu ve yavaşça bilge enerjisini yeniden kazandı. Daha sonra yeniden ana sarayın merkezinde durup gururlu bir biçimde gözleriyle 7 tarikatın koltuklarını süzdü ve ilgisiz bir şekilde ;

“Çoktan 3 oldu. Bir sonraki…….kim olacak?” Dedi.                              (Ç.N: Ben de buradayım. Varsa bir derdiniz, beklerim gelinde alayım boyunuzun ölçüsünü. 😀 )

Yun Che bir kral gururu salan kibirli bir kral gibi duruyordu ve bir kral gibi istediği şeyi bağırarak ilan etti.

Sırada kim var?

Bu sadece gururlu bir meydan okuma değildi bu ayrıca bir alay ve surata tokat atmaydı! Çünkü o Yeni Ay Bilge Sarayının bir öğrencisiydi ve arka arkaya 7 tarikatın 3 öğrencisini yenmişti. Ve ayrıca yendiği öğrencilerde normal birer öğrenci değillerdi hepsi herkes tarafından dahi olarak kabul edilen kişilerdi. Ancak bugün hepsi Yun Che’nin ellerinde düşmüştü.

Sadece buda değildi. Onların rakibi sadece 1.seviye Başlangıç Bilge Alemindeki biriydi!

Herkesin Yun Che’ye olan bakışları değişmişti. Xuan Yu’ya karşı tuhaf bilge hareket yeteneğine güvenip onu hazırlıksız yakaladığı için kazanmış olabilirdi. Yan Ming’ karşı galibiyetinin sebebi utanç verici bir hata olarak görünüyordu. Ancak o Feng Guangyi’ye karşı kazanmıştı….

Herkes bunun en ufak bir hile olmadan saf bilge gücü çarpışması olduğuna açıkça şahit olmuştu.

3.seviye Başlangıç Bilge Alemindeki birini bu derecede yenmek için en az 5.seviye Başlangıç Bilge Aleminde olmak gerekiyordu hatta 6. seviye Başlangıç Bilge Aleminde bile olabilirdi.

Ancak 1.seviye Başlangıç Bilge Alemindeki birinin böyle korkutucu bir güce sahip olması nasıl bir kavramdı?

Bunun tek açıklaması kasıtlı olarak seviye atlamayarak bilge enerjisini kalınlaştırmasıydı. Eğer böyle olmuşsa sadece 1. seviye olsaydı bile 5 yada 6.seviyedekilerle baş edebilirdi.

Bu herkesin düşünebildiği tek şeydi.

Yani başka bir değişle 16 yaşındaki…..

Yun Che’nin…..

Gerçek gücü, 5.seviye Başlangıç Bilge Aleminde yada daha fazlaydı.

Bunları düşündükçe herkes şiddetle etkilenmişlerdi!

Bu bir şeytanın değerinde doğuştan gelen yetenek ve potansiyeldi! Bu tür bir doğuştan gelen yetenek 7 tarikat arasında bile en iyi yerlere gelirdi!

Lan Xueruo’nun gözleri merak içinde dolmuştu ve haykırmadan edemedi.

“Küçük kardeş Xia sizin enişteniz her zaman bu kadar müthiş miydi! O gerçekten senin gibi doğuda ki Uçan Bulut Şehrinden mi geldi?”

Her ne kadar Lan Xueruo’nun doğuştan gelen yeteneği inanılmaz olsa da eğer Yun Che ile aynı yaşta olsaydı onun gibi bir performans sergilemesi kesinlikle imkansızdı.

“Bu….bu….mm..ah..”

(Ç.N: Heyecandan dili tutuldu çocuğun 😀 )

Lan Xueruo ile karşılaştırılınca Xia Yuanba’nın şaşkınlığı, ağrılarını unutturacak kadar fazlaydı.

O Yun Che’yi çocukluğundan beri tanıyordu ve onun şimdiki gücünü gördüğünde büyük gözleri çok fazla bakmaktan neredeyse şişecekti.

Kalbinden kaç kere

“Eniştem gerçekte bu kadar şaşırtıcıymış.

Eniştem gerçekte bu kadar şaşırtıcıymış.

Eniştem gerçekte bu kadar şaşırtıcıymış.

Eniştem gerçekte bu kadar şaşırtıcıymış.”

Dediğini bilmiyordu.

Yeni Ay Bilge Sarayının kalplerini tutup, çeşitli yollarla endişelenen büyükleri şimdi birbiri ardına sevinç içinde gülümsüyorken gözleri garip bir ışıkla parlıyordu.

Yun Che’nin Feng Guangyi’yi yenerken gösterdiği ezici güç, tamamen hilesiz saf bir güçtü.

Arka arkaya dahi diye bilinen, 3 öğrenciyi yenerek, 7 tarikatın gururunu söndürmüş ve Yeni Ay Bilge Sarayı’ndakilerin gururla dik durmalarını sağlamıştı.

Çok önemli bir anda bir öğrenci böyle bir güç gösteriyordu. Onun şuan ki gösterdiği güç ve potansiyeliyle belki de, Yun Che ileride Gökyüzü Bilge Alemine ulaşabilirdi. Eğer o gün gerçekten gelirse tüm Yeni Ay Bilge Sarayı onun sayesinde ihtişamla güneşlenecekti…

(Ç.N: iğrenç bir espri yapacağım 😀 güneş kremlerini unutmayın yanarsınız güneş yanığı kötü olur 😀 )

“Büyük Sikong o gerçekten bizim Bilge Bölümümüze yeni mi katıldı?”

Sikong Han’ın yanındaki 2 büyük aynı anda sordu.

Yun Che amblemlerini taşısa da hatta kendi buranın öğrencisi olduğunu ilan etse de onlar hala bu kadar yetenekli birinin Yeni Ay Bilge Sarayına katılacağını düşünmüyorlardı.

Sikong Han yavaşça başıyla onayladı. Gülmesine engel olamadı ve sakallarını ovuşturarak

“O benim çok eski bir dostumun torunu. Benim burada olduğumu duyunca buraya gelmiş. Hehehe.” Dedi.

“Aiya!

Bu sefer büyük Sikong gerçek bir dahi getirmiş!”

2 büyük artarda bağırdılar.

Yeni Ay Bilge Sarayının öğrenciler,i içten içe tutkuyla kaynıyorlardı. Yun Che’nin artarda 7 tarikattan 3 öğrenciyi yenmesini ve de hala kibirle onlarla alay ettiğini gördüklerinde 7 tarikat tarafından her zaman ezilen, zorbalık gören ve alay edilen, Yeni Ay Bilge Sarayının öğrencileri kalplerinde tarif edilemez bir heyecan ve memnuniyet hissettiler.

Aynı anda Yun Che’nin adı ve şekli kalplerine derince kazınmıştı. Saraya yeni giren bu küçük kardeş onların ilk kez 7 tarikat karşısında kafalarını kaldırmalarını sağlamıştı.

Yun Che bu sefer meydan okuduğunda 7 tarikattan kimse atlamamıştı.

7 tarikatın getirdiği öğrenciler arasında Xiao Luocheng haricindeki 16 yaşındakilerin en güçlüsü Feng Guangyi’nin civarında ve 3.seviye Başlangıç Bilge Alemindeydi. Ancak Feng Guangyi onun karşısında 3 hamle bile olmadan felaket bir yenilgiye uğradığından onun seviyesindeki başka biri çıkarsa durumun farklı olmasını beklemek çok zordu. 7 tarikatın öğrencileri olarak aynı yaştaki bir Yeni Ay Bilge Sarayının öğrencisi tarafından yenilmek ne kadar büyük bir aşağılamaydı?

Eğer bu yayılsaydı birçok kişi onlarla dalga geçecekti. Kimse bu tür bir belaya dokunmak istemiyordu.

Yaşça büyükler ise sahneye çıkmaya daha çok isteksizlerdi. Kazansalardı onun zayıflığından faydalanıp kazandıkları düşünülebilirdi ve bu görkemli olmazdı ayrıca bunun yerine başkaları tarafından alay edilirlerdi. Ve eğer kaybederlerse bu……aşırı derece çirkin olurdu.

Xiao Luocheng 16 yaşında olsa da onun çıkacağını kimse düşünmüyordu. O Xiao Tarikatının dış tarikatının genç efendisiydi ve sadece 16 yaşında olmasına rağmen 10.seviye Başlangıç Bilge Alemindeydi ayrıca Yeni Ay Şehrinde ki 250 kilometre karelik alanda 1 numaralı dahi olarak ünlüydü ve de rakipsizdi. Her ne kadar Yun Che şaşırtıcı derecede güç ve yetenek gösterse de kimse onu Xiao Luocheng ile karşılaştırmıyordu çünkü bu ona hakaret olurdu.

Xiao Luocheng ince uzun parmakları şarap bardağının kenarındayken sessizce oturuyordu. Ağzında fark edilemeyen kayıtsızca bir gülümseme vardı sanki bu olaylar onu ilgilendirmiyor gibiydi.

Önceki Bölüm | Tanıtım | Sonraki Bölüm


————-ÇEVİRMEN NOTU————

Bir bölüm daha bitti be 😀 beyler çok yoruldum biliyor musunuz ama devam edecek 😀

Yoksa Yun Che vs. Xiao Luocheng mi olacak? Yun Che’nin bir rakibi olacak mı? Olursa hangi tarikattan kaçıncı seviye? Olmazsa neler olacak? Merak mı ediyorsunuz? O zaman bekleyin okuyun ve öğrenin…

——————————–DÜZENLEYİCİ NOTU————————————

hmmmm düşünmeden duramıyorum.

Sizce de bizim çevirmen tembel değil mi ?

Ben 5 bölümü 1 saatte düzenledim ve hala aç bir kurt gibi bölüm arıyorum…

daha yok mu  diye bakalım başka bölümü var mı ? :/ )


Yorum Yap "ATG 70"