Otto Von Bismark Günceli

ATG 67

Eylül 02, 2016
Çeviri için Useless, düzenleme için 1ghostdreamer, kontrol, edit için 1ghostdreamer arkadaşımıza teşekkürler. Keyifli okumalar…

Önceki Bölüm | Tanıtım | Sonraki Bölüm


Suratına yediği acımasız tokat hem Xuan Yu’yu hemde orada olan herkesi şaşırtmıştı…
Herkes Yun Che’nin acımasız bir yenilgi yaşayacağını yada birkaç hareketten sonra ağır bir şekilde yaralanacağını düşünüyordu. Kimse daha ilk hareketini yaptığında Yun Che’nin acımasızca onun suratına tokat atacağını düşünmemişti…
Ve tokadın sesi daha yüksek olamayacak düzeydeydi.

7 tarikattan olanlar tamamen sersemlemişti. Yeni Ay Kaynak Sarayının öğrencileri ve büyükleri de aynı şekilde şaşkına dönmüşlerdi. Bir anda beyinler dondu ve uzun süre boyunca bir değişiklik olmadı.
Yun Che kayıtsızca “İlk Hareket” dediğinde sonunda sanki derin bir rüyadalarmış gibi kendine geldiler. Gördükleri şeyin gerçek olduğunu anladıklarında herkesin gözü fal taşı gibi açılmıştı….

Both Li Hao ve Xia Yuanba’nın ezici bir mağlubiyete uğraması ve Xuan Yu’nun sonsuz provokasyon ve alaycı konuşmaları yüzünden aşağılanma ve öfke duysalar da bir şey yapamıyorlardı.
Yun Che’nin acımasız tokatını gördüklerinde, kemik iliklerine kadar tüm bedenleri rahatladı. Tepeden tırnağa kadar yaşadıkları bu zevk kelimelerle anlatılamıyordu ve eğer ziyafetin bozulacağından endişelenmeselerdi kalkıp neşeyle haykıracaklardı.

7 tarikattakiler özelliklede Kaynak Kalp Tarikatı birbirlerine dehşete düşmüş gibi bakıyorlardı. 2.seviye Başlangıç Kaynak Alemindeki ve tarikatın kaynak sanatlarıyla kaynak yeteneklerine sahip Xuan Yu 1.seviye Başlangıç Kaynak Aleminde ki ve bedeninde hiç kaynak sanatı izine sahip olmayan Yun Che’den acımasızca tokat yemişti…. Bu bir şaka mıydı?

“Deminki bir….kaynak hareket yeteneği miydi?
Büyük Sikong onun hareketlerini açıkça gördünüz mü?”
Yeni Kaynak Sarayında ki bir büyük alçak sesle sordu.

“Tamamen değil! Ayrıca böyle bir hareket yeteneği daha önce hiç görmedim.”
Sikong Han alçak sesle cevapladı. Yun Che’ye bakışları eskisinden çok daha farklıydı.

Xuan Yu hala bocalarken geriye doğru süründü. Yüzü sağ yüzü şişmişti ve bir maymunun kıçı gibi kızarmıştı.
Biraz önce büyük konuşuyordu ve ardından tokat yiyerek böyle bir hale gelmişti bu onun hayatında hiç yaşamadığı bir aşağılanmaydı.
Öfkeyle Yun Che’ye baktı ve bakışları tamamen kötücüldü ancak onları bastırdı ve davranışlarının temellerini kaybetmedi. Kendini zorlayarak güldü ve “iyi çok iyi..! İlk harekette sana kasıtlı olarak bir açık bıraktım böylece en azından birkaç hareket yapardın ve çok fazla yüz kaybetmezdin. Ama madem sen kendin için iyi olan şeyleri bilmiyorsun o zaman beni kızdırmanın sonuçlarına katlan.” Dedi.
(Ç.N: Devam et sen devam birazdan neler görecen kim bilir 😀 )

Yun Che sağ elini sallarken ilgisizce ona baktı ve küçümseyici bir şekilde “Lan Mal.” Dedi.

“Sen…. ölümüne mi susadın!!”
Xuan Yu tamamen öfkeli bir şekilde düşük bir kükreme attı ve ellerini kaldırıp Yun Che’ye saldırmak için hazırlanmaya başladı. Aynı anda avuçlarının üzerinde mor bir ışık parladı. Ardından ellerini uzattı ve Yun Che’ye doğru saldırdı. Mor Güneş Kaynak Sanatını kullandığında elleri en az 500 kiloluk bir kuvvet içeriyordu.

“Küçük kardeş!!! Yun dikkat et…” Lan Xueruo şoktan dolayı bilinçsizce haykırdı.
O en önlerde oturduğundan Xuan Yu’nun ellerinde yoğunlaşmış gücün ne kadar muazzam olduğunu açıkça hissediyordu. Aynı zamanda Yeni Ay Kaynak Sarayının büyükleri ve öğrencilerinin de kalpleri geçici olarak durmuştu…
Xuan Yu’nun gerçek gücü belliydi demin rakibini küçümsediği için dikkatsiz davranması ihtimali son derece yüksekti. Öfkeli Xuan Yu’ye karşı Yun Che hala dövüşebilir miydi?

“Geber…!” Xuan Yu’nun gözleri kötü niyetlilik ile parıldadı. Demin yaşadığı aşağılanma Yun Che’yi öldürme isteğini arttırmıştı. Her ne kadar Yeni Ay Kaynak Sarayından birini öldürmeye cüret edemese de bu saldırıyla onun tüm hayatı boyunca sakat kalacağı konusunda kendine güveniyordu.

Yun Che sanki bu muazzam baskının altında hareket edemiyor gibi duruyordu ve herhangi bir savunma pozisyonu belirtisi de göstermiyordu.
Xuan Yu’nun iki yumruğu doğrudan Yun Che’nin göğsüne geldi ve ardından……bedeninden geçti!

N……e?

Xuan Yu’nun bedeni eylemsizlik yüzünden ileri doğru eğikken gözleri aniden fal taşı gibi açıldı. Aynı anda sol tarafından havayı delen keskin bir rüzgar sesi geldi…

“PAAAAAT…!!!”

Başka bir daha yüksek sesli olması mümkün olmayan, sağır edici bir tokat sesi tüm alanda yeniden yankılandı. Xuan Yu’nun bedeni bir daha havalanıp muhteşem bir şekilde havada 4 dönüş yaptıktan sonra, ilk önce çenesi olmak üzere yere çarptı ve aynı bok yiyen bir köpeğe benziyordu. Yüzünün sol tarafı giderek şişti ve kan gibi kırmızı oldu.

“İkinci hareket.”
Yun Che sol elinin tersini nazikçe üflerken acelesiz bir şekilde konuştu.

Tüm Yeni Ay Kaynak Sarayı öğrencilerinin gözleri fal taşı gibi açıldı ve kalplerinden topluca iki kelimenin sesi geldi: Vay anasını!

İlk başta dikkatsizlik, şans yada tesadüf yüzünden olduğu söylenebilirdi ama ikinci sefer dikkatsizlik, şans yada tesadüf diye kesinlikle açıklanamazdı.

Daha önce yenilen Li Hao ayrılmamıştı ve tedavi için arkaya götürülmüştü. Xuan Yu’nun tokat yedikten sonra bir daha uçtuğunu gördüğünde yüzü heyecandan daha fazla kızardı ve artık bedenindeki şiddetli acıyı hissetmiyordu. Ardından kontrolsüz bir şekilde bağırdı.
Ne büyük bir vuruş! Bu vuruş çok ferahlatıcıydı! Tüm stresim gitti.”

“Hehe!” Şuan tedavi yapan kişi Li Hao’nun kuzeni Li Haoran’dı. Li Hao’nun konuşmasını duyduğunda neşeyle güldü ve acelesiz bir şekilde konuştu.
“Küçük Hao senin hala bir bakışta eksik olduğunu söyleyebilirim. Küçük kardeş Yun’un vuruşu sadece büyük, ferahlatıcı yada stres giderici değildi aynı zamanda son derece zekiceydi.
Xuan Yu’nun yüzüne bak. İlk tokattan sonra sağ yanağı maymun kıçına döndü ikinci tokattan sonra da sol yanağı maymun kıçına döndü. Renk, şişme şekli, yükseklik ve pozisyon iki tarafta da tamamen aynı. Tamamen simetrik. Xuan Yu’nun yüzüne tekrar bak aniden eskisinden daha dengeli hissettiriyor. Bunlar sadece surata atılan tokatlar değildi bu aşırı hassas bir şekilde güç, pozisyon ve açı gerektiren mükemmel bir surat tokatlama sanatı. Bu herkesin atabileceği bir şey değil bu adeta sözlerle anlatılmak için çok mükemmel bir şey!”
(Ç.N: Hahahahaha adam Yun Che’ye yazıyor beyler 😀 )

“PFFT….”

Li Haoran’ın sesi alçak değildi ve sarayda bulunan kişilerin yarısından fazlası açıkça duydu. Birçok Kaynak Bölümü öğrencisi gülmemek için kendini zor tutuyordu.

“Ha….haha.” Her ne kadar güldüğünde bedeni acısa da Li Hao olağanüstü neşeli bir şekilde güldü. “Hehe beklenildiği gibi kuzenimin seviyesi çok fazla…. Ne olursa olsun küçük kardeş Yun Che yensin yada yenmesin fark etmez. Ben kesinlikle onunla arkadaş olacağım.”

Xuan Yu yeniden beceriksizce arkaya doğru tökezledi ve zorla kanıyla beraber 3 dişini de yuttu. Şişkin gözlerini Yun Che’ye sabitlerken onu sadece bakışlarıyla parçalamak istedi. Aynı anda kalbinin içinde şaşırmıştı…. Demin nasıl soluma geçti? Bedeni besbelli orijinal yerinde duruyordu. İki kez açıkça ona saldırdım ama nasıl boşluğa vurdum? Gözlerimde yanlış bir şey mi var?

Yada bu bir Kaynak Hareket Yeteneği mi? Ama nasıl böyle bir Kaynak Hareket Yeteneği var olsun?

Jasmine daha önce Yun Che’ye söylemişti. Yıldız Tanrısının Kırık Gölgesini sadece ilk kademesini öğrenirse aynı anda aynı seviyedeki iki düşmanla baş edebilirdi. Eğer 3. kademeye gelirse rakip 5 seviye yüksek olsa bile yaralanmadan geri çekilebilirdi. Yıldız Tanrısının Kırık gölgesi toplam 8 kademeydi ve Jasmine şuan altıncısında olduğundan gerçeğiyle sahtesinin ayırt edilmesi çok zor olan 6 görüntüye ayrılabiliyordu. Şuan Yun Che 1. kademede ustalaştığı için sadece bir tane ardıl görüntü oluşturabiliyordu. Ancak sadece birinci seviyede olmasına rağmen o hala Jasmine’den öğrendiği bir şeydi. Nasıl normal Kaynak Hareket Yetenekleriyle karşılaştırılabilirdi. Sadece Başlangıç Kaynak Aleminde ki Xuan Yu değil orada olan Yeryüzü ve Gökyüzü Kaynak Aleminde ki kişiler bile Yun Che’nin hareketlerini açıkça görememişlerdi. Onların kalbinde ki şaşkınlık genç öğrencilerinkinden çok daha fazlaydı.

“Dişlerinin tadı nasıldı?” Yun Che gözlerini daralttı ve acımasızca onla alay etti.

“He…hehe.” Xuan Yu ağzının kenarını sildi ve güldü. “Yun Che beni böyle utanç verici bir duruma sokan ilk kişi olarak kabul edilebilirsin. Ve bu yüzden sefil bir halde öleceksin. Sefil bir halde….”

Xuan Yu kötü niyetli sözlerini bitirmeden Yun Che’nin silüeti aniden sallandı ve ona doğru koştu. Xuan Yu elleriyle önünde yarım daire çizerken ifadesi berbattı. Bu onun öğrendiği ilk dersti ve doğrudan Mor Güneş Sanatını önünü, solunu ve sağını örtmek için kullanılıyordu. Yun Che aniden hangi yönden gelirse gelsin eğer Mor Güneş Sanatı enerjisine dokunursa aniden çok güçlü bir karşı saldırı yiyecekti.
Bir vuruşta…. Sadece bir vuruşla Yun Che’yi bir daha yerden kalkamayacak şekilde yere sereceği konusunda kendine çok güveniyordu.

Yun Che’nin silueti eskisi gibi kayboldu ve ön taraftaki Mor Güneş Kaynak Enerjisiyle temas etti. Xuan Yu’nun cildi karardı ve anında tüm dikkatini sol ve sağına odakladı…. Ancak bu sefer ani güçlü bir rüzgar yukarıdan geliyordu….

Bang!!

Havada ki Yun Che acımasızca Xuan Yu’nun sağ gözünü tekmeledi. Xuan Yu’nun bedeni ters salto attı ve bir kez daha ilk başta çenesi olmak üzere yere düşerken kanlı bir diş dışarı fırladı. Yun Che ayağını yere bastığında neredeyse onun kafasının yanına basmıştı.
Bakışlarıyla aşağı tarafa baktı ve “Üçüncü Hareket!” Dedi.
(Ç.N: içimin yağları eridi 😀 ) (Ç.N-x2: Ters salto –http://i.ytimg.com/vi/WqFB1bzwgNc/hqdefault.jpg )

“Seni piç kurusu….AHHH!!!”

Bang!!

Tam Xuan Yu ayağa kalkacakken, Yun Che aniden dışarı fırladı ve Xuan Yu’nun sol gözünü tekmeledi. Yarı kalkmış bedeni bir kez daha görkemli bir şekilde ters salto attı ve iki gözü de aniden bir pandanın gözlerine dönmüştü.

“Ustan durum ne olursa olsun dikkatini vermeni öğretmedi mi…..Dördüncü hareket.”

“UWAAA…. SENİ ÖLDÜRECEĞİM!!”

Tüm yüzü kusursuz bir şekilde kızarmış ve şişmişti. Göz yuvaları siyah ve mavi olmuştu. Xuan Yu’nun normalde kahramanlık ruhuyla dolu olan yüzü şuan ne bir insana nede bir iblise benziyordu şuan olabilecek en sefil görüntüdeydi. Ayağa kalktığında korkunç olan yüzü daha da kötü bir hal aldı. Tüm kaynak enerjisi çılgınca dışarı aktı ve tüm bedeni çıldırmanın eşiğinde gibi duruyordu.

“Mor Güneş Bin Hayalet Eller!!!”

Xuan Yu boğuk bir sesle kükredi ve Mor Güneş Sanatlarından dolayı neredeyse tamamen mora dönmüş yumruklarıyla Yun Che’ye doğru koşmaya başladı.

“Bu Mor Kalp Tarikatının nihai hareketlerinden biri…..Mor Güneş Bin Hayalet Eller! Yun Che dikkat et!!” Sikong Han hemen ayağa kalktı ve şok içinde bağırdı.

Xuan Yu’nun kolları hızlıca dışarı doğru sallandı ve Yun Che’nin olduğu yönünü çılgınca saran sayısız mor tonlu ışık başlattı.
Yun Che geri çekilmedi yada saldırıdan kaçınmadı. Gözlerini daraltıp sağ elini ışıklara doğru uzattı ve Xuan Yu’nun dirseğinin üzerindeki bölgeyi sadece doğru bir miktar güç ile parçaladı.

“Kaynak Kalp Tarikatının Mor Kalp Sanatı çekirdek Mor Güneş olmak üzere enerjiyi sağlamlaştırmak için ‘Mor Güneş’, ‘Fu Zhong’ ve ‘Tian Tan’ damarlarını kullanıyor. Eğer Mor Güneş damarı sarsılırsa Mor Güneş Sanatı anında parçalanır ve bedendeki tüm kaynak enerjisi geçici olarak düzensizleşir. Aynı zamanda Mor Güneş Sanatı aktive edildiğinde Mor Güneş damarıyla bağlantılı olan göğsünün iki santim üzerindeki bölge tüm koruyucu kaynak enerjisini Mor Güneş damarına aktarır ve ardından tamamen savunmasız olarak düşünülebilir.”

Bu biraz önce Jasmine’nin yaptığı bilgilendirmeydi. (Ç.N: Adamsın reyiz 😀)

Yun Che’nin parçaladığı yer tam olarak Xuan Yu’nun Mor Güneş Damarıydı…

Hemen Xuan Yu’nun tüm kolu felç geçirdi. Bedenindeki tüm kaynak enerjisi kaos durumuna girerken tüm mor enerjinin anında kaybolması Xuan Yu’nun bedeninin kısa bir süre donmasını sağladı. Ve tam olarak bu kısa sürenin içinde Yun Che ileriye adım attı ve dirseğiyle onun göğsünün merkezinden biraz yukarısına vurdu.

*Çatlama!!*

Xuan Yu’nun göğüs kemiği anında parçalanıp yerinden çıkarken tüm bedeni sanki rüzgardaki ölü bir yaprak gibi havaya uçtu. Geriye doğru uçarken ağzından şiddetle kan kustu. Daha sonra tüm bedeni bir kum torbası gibi yere düştü. Bedeni iki kere sarsıldı ve kalkmaktan aciz oldu.
(Ç.N: Yuanba’ya dokunan eller göğüsler vs. Kırılsın 😀 )

“Beşinci hareket….Tsk tsk.

Kaynak Kalp Tarikatından kardeş Xuan Yu gerçekten sözlerinde duruyormuş. Daha önce 5 hareketten sonra kazanmama izin vereceğini söylemişti ve gerçekten kazanmam 5 hareket sürdü. Ne bir az ne bir fazla. Kardeş Xuan Yu’nun sözleri gerçekten taktire değer.”

“Sen….” Xuan Yu tüm bedeni titrerken elini uzattı ve Yun Che’yi gösterdi. Ancak sadece “sen” dedikten sonra gözlerinin sadece beyazı görülecek kadar devirdi ve kafasını eğerek kendinden geçti. Kimse onun yaralandığından mı yoksa öfkeden mi bayıldığını bilmiyordu.

“Xuan Yu!”

Tüm Kaynak Kalp Tarikatının öğrencileri korkmuştu. 2 kişi aceleyle gidip Xuan Yu’nn yerdeki bedenini aldı ve arka arkaya ağzına 3 tane tıbbi topak koydular. İçlerinden biri Yun Che’ye baktı ve öfkeyle konuştu.
“Aynı yaşta olanların arasında ki bu antrenman maçında, sen çok acımasızca davrandın! Eğer Xuan Yu’ya bir şey olursa Kaynak Kalp Tarikatı senin paçayı sıyırmana izin vermeyecek!!”

“Ohh. Sizin ne dediğinizi anlamıyorum!”
Yun Che alay eder gibi konuştu.
“Doğru bu bir antrenman maçıydı ama kılıçların gözü yok ve yumrukları dizginlemek zordur bu herkesin bildiği bir ilkedir. Antrenman maçlarında kendini tutmak çok zor olduğundan ölümlerin olduğu durumlar bile varken böyle küçük bir yaralanma almak normal. Ben sizin Kaynak Kalp Tarikatınızın öğrencisinin beş hareketten sonra kemiklerini kırılacak ve kan kusacak kadar kırılgan olduğunu nereden bileyim. Sizin işe yaramaz öğrencinizi suçlamıyorsunuz ve bunun yerine beni mi eleştiriyorsunuz?” (Ç.N: hahsdhasuıfasıfasukjgaga adamsın Yun Che 😀 )

Daha önce Li Hao ve Xia Yuanba’nın yaralanmasından sonra Xuan Yu tarafından söylenen bu kibirli sözleri Yun Che teker teker geri iade etmişti….Ve bu sadece iade edilmiş bir söz değildi bu daha çok suratlarında çınlayan bir tokattı.

Önceki Bölüm | Tanıtım | Sonraki Bölüm


———-ÇEVİRMEN NOTU———-

Yun Che 1 – Yedi Tarikat 0

Yuanba’ya dokunan sefil bir hale girer adam olsun 😀 Devam beyler okutturduğu için tüm bağışçılara saygılar 😀

Bu sözler nasıl tepkiler getirecek? Yun Che başka biriyle savaşacak mı yoksa yerine mi geri dönecek? Acaba kaç bölüm daha gelecek? Merak mı ediyorsunuz? O zaman bekleyin okuyun ve öğrenin…

Yorum Yap "ATG 67"