Dünyanın Oluşumu Günceli

ATG 66

Eylül 02, 2016
Çeviri için Useless, düzenleme için 1ghostdreamer, kontrol, edit için 1ghostdreamer arkadaşımıza teşekkürler. Keyifli okumalar…


(Yuşa dan devraldım geri geldim beyler özletmeyeyim dedim kendimi 😀 bu bölümde hatalar olabilir önceki birkaç bölümü başkası çevirdi diye ama diğer bölüme düzelir hataların çoğu şimdiden kusura bakmayın. planlarım gerçekleşirse çok iyi bölümler okuyacaksınız 🙂 iyi okumalar.. )

Kaynak bölümünün en güçlü 16 yaşında ki kişisi olan Li Hao aynı yaştaki rakibi tarafından kolayca yenilmişti. Xia Yuanba gizlice, dişlerini şiddetle sıktı. O sadece kaynak gücünün Li Hao’nin ve Yeni Ay Sarayının onurunu kazanmaya yeterli olmadığından nefret etmiyordu, ayrıca onun Xuan Yu’ya meydan okuyacak nitelikleri de yoktu. Ama o asla Xuan Yu’nun doğrudan ona meydan okuyacağını düşünmemişti. Xuan Yu’nun parmaklarına baktığında gözleri fal taşı gibi açıldı ve anında şaşkına döndü.

Ayrıca Xuan Yu ona gerçekten de “Büyük yapılı kıdemli kardeş” diye seslenmişti.

Bir anda tüm bakışlar Yuanba’nın bedeni üzerinde yoğunlaştı. Yeni Ay sarayında ki tüm büyükler hemen kaşlarını büyük ölçüde kaldırmışlardı ve öğrencilerde donakalmışlardı. Kimse Xuan Yu’nun buraya sadece izlemeye gelen aslında 15 yaşında ki Xia Yuanba’ya meydan okuyacağını düşünmemişti. Gerçi onu tanımayanların Xia Yuanba’nun şaşırtıcı bedeni yüzünden onun sadece 15 yaşında olduğunu anlamaları imkansızdı. Onu 18-19 yaşlarında sanmak bile normaldi.

Sikong Han konuştu. “O sarayımın öğrencisi Xia Yuanba. Ancak sen onu kıdemli kardeş diye çağırmamalısın. Her ne kadar bedeni aşırı iriyarı olsa da o Sarayımın en genci ve sadece 15 yaşında.”

“On beş…..yaşında?”

7 kaynak tarikatından bir çok kişi neredeyse ağızlarında ki çayı püskürtüyorlardı. Xuan Yu da çok şaşırmıştı.

“Yuanba Kaynak Kalp Tarikatı’nın bir öğrencisi senle bir antrenman maçı yapmak istediğinden sakinlikle onun meydan okumasını kabul etmelisin.”

Sikong Han döndü ve “sen daha gençsin yani yenilirsen utanç duymana gerek yok. Sadece elinden geleni yap.” Dedi.

(Ç.N: Yuanba favori karakterim ona bir şey yapmayın lan 😀 )

“Tamam efendim.” Xia Yuanba başıyla onayladı ve ayağa kalktı. 2 metre 30 santime yakın uzunlukta ki büyük bir beden kalktığında sarayda ki birçok kişi şaşırmıştı.

Yun Che ona hafifçe vurdu ve “Dikkatli ol yaralanma.” Dedi.

“Hehe… Merak etme. Her ne kadar kaynak gücüm iyi olmasa da bedenim yine de gerçekten sağlam.”

Xia Yuanba güven içinde onun göğsüne hafifçe vurdu ve ana sarayın ortasına yürüdü. Xuan Yu’nun önünde durdu ve konuştu. “Ben Kaynak Bölümü 1. sınıftan 15 yaşında  Xia Yuanba. Lütfen bana öğrenmemde rehberlik edin.”

Xuan Yu açıkça gösteriş yapmak için kendisinden büyük birine meydan okumayı istemişti ancak seçtiği 18 yaşında görülen “devin” aslında sadece 15 yaşında olacağını hiç beklemiyordu. 16 yaşındaki biri olarak 15 yaşında ki birini yenseydi bile bu konuşabileceği bir zafer olmayacaktı. Öylesine rakibinin kaynak gücünü ölçtüğünde ağzının kenarı anında seğirmişti….

Sadece 6.seviye Temel Kaynak Alemindeydi!

Böyle bir rakip seçmek onun sosyal statüsü için neredeyse aşağılayıcı bir şeydi.

“Şu aptal…!!!

Bu ziyafete katılırsa bir şey olacağını biliyordum. Eğer biz elit öğrencilerin arasına 6.seviye Temel Kaynak Aleminde ki birisinin bile girebildiğini düşünmelerine izin verirsek gülünç duruma düşmez miyiz.

Hmph… Ne rezalet!”

Aşağılamayla dolu zayıf bir ses Yun Che’nin kulaklarına geldi. Yun Che bakışlarını çevirip duygusuz bir şekilde, Murong Ye’ye baktı.

Ardından bakışlarını geri çekip bakışlarını Xia Yuanba’ya odakladı.

Murong Ye çenesini kapattığında aniden bir ürperti hissetti ve tüm bedeni şiddetle biraz sallandı. Panikleyip etrafına döndü ve kalbi deli gibi atarken etrafını kontrol etti…

Demin sanki aniden son derece soğuk buzdan bir deliğe düştüğünü hissetmişti…. Ayrıca korkunç bir engereğin gözlerini ona kilitlediğini de hissetmişti…

Ama ne kadar bakarsa baksın çevresinde bir anormallik göremedi. Bir anlığına ortaya çıkan bu korkutucu duygu da yok olmaya başlamıştı.

Murong Ye alnında ki soğuk terlere dokundu ve sadece bir paranoyak olduğunu düşündü.

(Ç.N: Bakışıyla si….. bu oluyor 😀 )

“HAHHH! Dağları Kesen Keskin Kayalar”

Xia Yuanba ilk saldırıyı yapmıştı. 2 yumruğunu da sıkıp devasa bedeniyle atladı ve şiddetle yere düştü. Bedenine bu soyut anlamda ki baskıyı ekleyince bu gerçekten “Dağları Kesen Keskin Kayalar” ile bir tür benzerlik gösteriyordu.

“O gerçekten böyle beş para etmez bir kaynak yeteneğiyle gösteriş yapıyor! Eğer Xuan Yu onu yenmeden önce 3 hareketten fazla yaparsa bir daha dışarıdakilere bakacak yüzü olmaz.” Kaynak Kalp Tarikatından bir kıdemli öğrenci küçümseyerek güldü.

Xia Yuanba’nın çok büyük baskıya sahip saldırısına karşı Xuan Yu sıyrılma girişiminde bile bulunmadı ve kaynak yeteneği duruşu bile almadı. O sadece olduğu yerde elini yatay olarak uzattı ve son derece vahşi görünen Xia Yuanba’nın saldırısını bloklayacağı açıkça belliydi.. Ağzının köşesinde belli belirsiz küçümseyici bir gülümseme açığa çıkmıştı….

Donuk bir sesle Xia Yuanba’nın yumrukları şiddetle Xuan Yu’nun koluna çarptı. Xuan Yu’nun ön kolu biraz battı daha sonra aniden yeni uyanan bir yılan gibi yukarıya doğru çevrildi ve Xia Yuanba’nın güçlü kollarını ön kolu ve arka kolunun arasına kilitledi. Daha sonra kaynak enerjisi aniden alevlendi.

*Ka-Cha!!*

“UWAAAA!!”

“Yuanba!” Yun Che aninden ayağa kalktı.

Xia Yuanba’nın acı dolu çığlıklarının ardından iki kolu da bir anda çıkmıştı.

(Ç.N: Anlatabildim mi bilmiyorum ama kol çıkması işte bildiğimiz 😀 ). Xuan Yu kolunu salladı ve 175 kilodan fazla olan Xia Yuanba’nın bedenini 1 metreden fazla uzağa attı. (Ç.N: anca gücü zayıflara yetiyor ibne….)

Normalde bir “antreman maçı” burada bitmeliydi. Bir hareketten sonra Xia Yuanba’nın yenilmesi kimsenin beklentilerinin dışında değildi.

Güçlü bir temel, kaynak sanatları ve kaynak yetenekleri Xuan Yu’nun kendinden sadece bir seviye düşük birini 2 hareket kullanarak yenmesine izin verirken sadece 6.seviye Temel Kaynak Alemindeki Xia Yuanba’dan söz etmeye gerek yoktu.

Ancak Xia Yuanba’nın bedeni hala havadayken ve yere ağırca düşecekken Xuan Yu’nun ağzının köşesinde karanlık bir gülümseme oluştu ve sağ yumruğunda mor bir ışık parladı.

Yun Che hemen Xuan Yu’nun niyetini anladı ve derhal bağırdı.

“Dur…!!!”

Ama Xuan Yu neden onu dinleyecekti? Kontrolsüz Mor Bulut Avucu neredeyse yere çarpacak Xia Yuanba’nın bedenine şiddetle vurdu.

(Ç.N: Artık ibne bile diyemiyorum sana ibne olacak kadar bile gelişmedin sen…..)

3 kaburganın kırılma sesi açıkça duyulabiliyordu.

“Yuanba…!!!”

Yun Che başka bir şeyi önemsemeden bir atlayışla Yuanba’nın bedeninin yanına geldi ve onun düşen bedenini destekledi. Xia Yuanba yere dokunurken ten rengi korkunç derecede beyazdı, ağzının kenarından kanlar akıyordu ve yüzü şiddetli acıdan dolayı büzülmüştü. Her ne kadar Xia Yuanba’nın bedeni sağlam olsa da koruyucu kaynak enerjisi çok zayıftı. Onun Xuan Yu’nin ağır darbesine dayanması mümkün değildi.

Yun Che öfkeyle dolmuş gözleriyle Xuan Yu’ya baktı ve aşırı öfkeli yüzüyle “Bu rekabet sadece bir antrenman maçı olduğundan kazanan belli olduğunda maç biter. Kazanan açıkça belliyken neden hala ona böyle bir saldırıda bulundun ?” Dedi.

“Heh!” Xuan Yu küçümseyerek dudaklarını büktü ve “Doğru bu bir antrenman maçıydı ama kılıçların gözü yok ve yumrukları dizginlemek zordur bu herkesin bildiği bir ilkedir. Antrenman maçlarında kendini tutmak çok zor olduğundan ölümlerin olduğu durumlar bile varken böyle küçük bir yaralanma almak normal. Ben sizin Yeni Ay Sarayınızın elit öğrencinizin bir iki hareketten sonra kemiklerini kırılacak ve kan kusacak kadar kırılgan olduğunu nereden bileyim. Siz işe yaramazlığınızı suçlamıyorsunuz ve bunun yerine beni mi suçluyorsunuz?” Dedi.

“Haha. Küçük kardeş Xuan Yu’nun dediği çok doğru.”

“Bizim öğrencilerimizin arasında ki antrenman dövüşlerinde birkaç kemiğin kırılması sadece normal bir olaydır. Buna gerçek bir antrenman maçı denir. Yeni Ay Kaynak Sarayı küçük bir yaralanmayı bile idare edemiyor her zaman bu kadar yetersiz olmalarına şaşmamalı. Tsk tsk tsk…”

“Söylemek gerekirse küçük kardeş Xuan Yu zaten yeterince merhametli davrandı. Eğer küçük kardeş Xuan Yu tüm gücünü kullansaydı sadece 6.seviye Temel Kaynak Aleminin koruyucu kaynak enerjisine sahip olan bu velet şuan yaşayabilir miydi?”

Kulak delici alay sesleri 7 tarikatın tarafından geliyordu. Yeni Ay Kaynak Sarayının büyükleri sadece kafalarını sallıyor ve çaresizce iç çekiyorlardı. Yun Che’nin derin öfkesi onu anından gülümsetti.

Daha sonra Xia Yuanba’yı en yakında ki Lan Xueruo’nun yanına taşıdı ve “Kıdemli kız kardeş Xueruo, Yuanba’ya bakmanız için sizi rahatsız edebilir miyim?” Dedi.

“Peki.” Lan Xueruo aceleyle yürüdü ve inci beyazı tıbbi bir topak çıkarıp Xia Yuanba’nın ağzına koydu. Kafasını kaldırdığında Yun Che’nin ayağa kalktığını ve Xuan Yu’ya doğru yürüdüğünü gördü.

(Ç.N: Yun Che en az 3 kaburga 2 kol kıl bide rezil et hatta suratını falanda dağıt hatta mümkünse bir kazık al sonra…… neyse 😀 )

“Ne güzel “kılıçların gözü yok ve yumrukları dizginlemek zordur”.

“Yun Che, Xuan Yu’nun önünde durdu ve yüzü kusursuz bir şekilde sakindi. Onun önünde Xia Yuanba’yi kötü niyetle incitmek isteyen kişiye baktı ve ilgisiz bir ses tonuyla konuştu.

“Demin söylediğin şeyleri hatırlasan iyi olur…..Sonraki rakibin ben olacağım! Yun Che, Kaynak Bölümü 1. sınıf, 16 yaşında.”

“Bu genç kim? 16 yaşında 1.seviye Temel Kaynak Alemine ulaşmış ve kaynak enerjisinin kalınlığı Li Hao’dan biraz daha fazla.

Neden onu daha önce duymadım?”

“Çok fazla düşünmene gerek yok, o kesinlikle bizim Kaynak Bölümümüzün öğrencisi. O benim eski bir dostumun torunu ve bize daha bugün öğlen katıldı. Sikong Han diğer büyüklere açıkladı.

Ancak ifadesi tamamen kaygı doluydu. Her ne kadar Yun Che’nin kaynak enerjisi Li Hao biraz daha güçlü olsa da sadece birazdı ve bu çok fazla bir şey değiştirmezdi. Li Hao savaşırken ağır yaralanmıştı yani Yun Che farklı bir sonuç elde edememeliydi sonuç olarak en fazla birkaç vuruşa dayanabilirdi.

Eğer o Yun Che’nin Kaynak Bölümüne girdiği gün yaralanmasına izin verirse Xiao Lie’nin yüzüne bir daha bakamazdı.

Ancak böyle bir durumda meydan okunan kabul etmeliydi ve meydan okuyanı durdurmak çok zordu. O sadece gözleri açık bir şekilde izledi ve Yun Che’nin ağır yaralanmaması için dua etti.

“Enişte…..Dikkat et…..O çok güçlü….” Xia Yuanba göğsünü tutarken acı dolu bir sesle konuştu.

Yun Che’nin sözlerini duyduktan sonra Xuan Yu bir süre dona kaldı ve ardından sanki dünyanın en komik şakasını duymuş gibi güldü.

“Hahahahahah.

Beni uyarmaya çalıştığını söyleme. Beni tehdit mi ediyorsun? Göze göz mü? Hahah….hahahaha.

Sadece sen mi….. haha.”

Xuan Yu’nun gülüşü sert ve küstahça olsa da kimse onun gülüşünden küstahlık ve asılsızlık hissetmiyordu.

Uzun bir süre güldükten sonra aşağılayarak “Tsk tsk. Yeni Ay Kaynak Sarayının 16 yaşında ki öğrencileri arasında Li Hao ile yarışacak biri olacağını beklemiyordum. Yeni Ay Kaynak Sarayında böyle bir seviyenin olması aslında iyi ama bugün benle karşılaşmak çok kötü oldu.

Madem bana meydan okumaya cesaret ettin sana biraz avantaj vermeme ne dersin?” Dedi.

(Ç.N: Pişman olacağın şeyler yapıyorsun…)

Xuan Yu yavaşça parmağını genişletti ve onları Yun Che’nin önünde salladı. ” 5 hareket! Bana 5 hareket yapabilirsen bu maçın galibi sen kabul edileceksin. Buna ne dersin.”

“Hahahha.

Küçük kardeş Xuan Yu onun için çok fazla düşünüyorsun.”

Kaynak Kalp Tarikatının tarafında bir kahkaha dalgası patlak verdi.

Ziyafetin ana koltuğunda oturan ve maçlar başladığından beri hiç konuşmayan Qin Wuyou’nun sonunda biraz ifadesi değişmişti.

Sessizce Xuan Yu’nun alay ve kahkahaları altında en ufak bir dalgalanma yaşamayana Yun Che’nin bakışlarına baktı ve kalbinde bağırdı: Bu ufaklık hiçbir yönden basit değil…

“Saçmalıklarını bitirdin mi?” Yun Che soğukça konuştu.

“Oh! Adın….şeydi. Uh. Yun Che değil mi? Sadece orada durma eğer başlamak istiyorsan istediğin zaman bana saldırmaya gelebilirsin. En azından bu şekilde bir saldırı yapabilirsin. Sonuçta eğer ilk ben saldırırsam bir daha vurmak için şans bulamayabilirsin.”

Xuan Yu kolalrını göğsünün önünde çaprazlarken sırıtarak konuştu.

“Hehe.”

Yun Che de güldü. Başka bir şey demedi ve aniden sol kolunu uzattı ve Xuan Yu’nin boynunu yakalamak için ileri doğru hamle yaptı.

“Ne? Hiç kaynak yeteneğin yok mu?”

Xuan Yu’nun kahkahaları daha alaycı olmuştu. Gözleri yarı daralmıştı ve Yun Che’nin koluyla yüzünün arasında ki mesafe sadece 2 adım mesafe varken hareket etti. Sağ eli yıldırım gibi fırlayıp Yun Che’nin sol bileğini kaptı ve sol eliyle de kusursuz bir şekilde onun avcunu tuttu.

Xuan Yu’nun ağzının kenarında gölgeli bir sırıtış parladı. Tam kaynak enerjisini sağ eline aktarıp Yun Che’nin bileğini kıracaktı ki açıkça Yun Che’nin bileğini yakalayan avucu onun bileğini değil de sadece bir boşluk hissetti…..

5 parmağı Yun Che’nn bileğinin içinden geçti ve şiddetle boşluğu yakaladı. Yun Che’nin bedenine gelince oda sanki bir sisin içine girmiş gibi kaybolmuştu.

Aynı anda sağ tarafından ani güçlü bir rüzgar geldi. Zihni hala şaşkınlık içindeyken nasıl tepki verebilirdi….

“PAAAAAT!!”

Kıyaslanamaz bir şekilde yüksek bir süratta tokat sesi, Ana Sarayın her köşesinde çınladı. Duyan herkes için bu ses çok farklıydı sanki kendi yüzlerine tokat yemiş gibiydiler.

Xuan Yu tamamen havaya uçuruldu ve sonunda ağır bir şekilde yere çarpmadan önce havada 1.440 derece döndü.

Bu tokatta Yun Che gücünün birazını bile saklamıyordu. İğrenerek, biraz kırmızı olan kıyafetini elinin arkasıyla ovuşturdu ve ilgisizce konuştu.

“İlk hareket…”

———ÇEVİRMEN NOTU———

Kendim vurdum gibi rahatladım yemin ediyorum 😀 artistliğini de yaptı ilk hareket diyerek mis gibi 😀

Yun Che’nin tokadı diğerlerini ne kadar şaşırtacak? 5 hareketi de kullanacak mı? Eğitim maçları nasıl devam edecek? Yeni Ay Sarayında neler olacak? Yun Che’nin acı intikamı az sonra…. Merak mı ediyorsunuz? O zaman bekleyin okuyun ve öğrenin…


Yorum Yap "ATG 66"