Otto Von Bismark Günceli

ATG 57

Eylül 02, 2016

Önceki Bölüm | Tanıtım | Sonraki Bölüm


Bölüm 57 - Yeni Ay Şehri, Siyah Ay Ticari Birliği

  Yeni Ay Şehri;

Yüzen Bulut Şehri’ne oranla on kat daha büyük bir ölçekle Mavi Rüzgar İmparatorluğu’nun doğusundaki alanın merkezinde yer alır.

Bir ormandaki ağaçlar gibi şehir boyunca klanlar ve küçük tarikatlar kurulmuştur.

Mavi Rüzgar İmparatorluğu Ailesi de burada bir İmparatorluk Kaynak İdaresi kurmuş ve Xiao Tarikatı’nın ve Yanan Cennet Klanı’nın bile bu konumda klan şubeleri vardı.

Böylece, genç kaynak kullanıcıları, kaynak yolunu takip ederken, başlıca tarikatlardan birine katılabilme umuduyla her yönden koşuyorlardı.

  Bugünde, Yeni Ay Şehri’nin doğu tarafındaki kapısından, siyah kıyafet giymiş bir genç yavaşça yürüdü.

O sadece on altı veya on yedi yaşında görünüyordu ve hala yüzünde bazı hamlıklar kalmıştı; bununla birlikte, onun ağır ve derin bakışları ve onun görünümünde taşıdığı yürekli bir kararlılık ve kayıtsızlık yaşıyla uyumsuzdu.

 İlerleyen her adımı çok yavaştı ve akan korkutucu ter damlalarıyla birlikte her adımda sağlam zeminin üzerini düzleyen bir damga kaldı.

  Mavi Orman Kasabası ve Yeni Ay Şehri’nin arasındaki mesafe toplamda 350km’ydi ve Yun Che yürüyerek bir ayda bitirmişti. Daha çabuk ulaşmayı istemediğinden değil ancak sadece daha hızlı yürüyemediği için.

  Mavi Orman Kasabası’ndan yola koyulduğu gün, Jasmine ona iki yüz kilogramdan daha ağır bir cisim bulabilir mi diye sordu.

 Ama Yun Che kendine karşı daha da acımasızdı; kalan tüm sarı kaynak paralarını harcadı ve doğrudan Mavi Orman Kasabası’ndaki demirhaneden üç yüz otuz kilogram ağırlığında bir dökme demir yığını satın aldı.

Ondan sonra, Yun Che erzaklarını hazırladı ve Mavi Orman Kasabasından ayrıldı. Kaynak atı satın almadı ama bunun yerine  sırtına sarılı üç yüz otuz kilogram ağırlığında dökme demir yığınıyla yaya olarak seyahat etti.

  Eğer Gerçek Kaynak Alemi’nden bir kaynak uygulayıcısı için olsaydı, bu ağırlık çokta kayda değer olmazdı; gel gelelim Başlangıç Kaynak Alemi’ndeki bir kaynak uygulayıcı için, bu kesinlikle kolayca göz ardı edilebilecek bir ağırlık değildi.

  İlk gün Yun Che dökme demiri taşıdı, her adımda büyük bir miktar kaynak enerjisi harcadı. Aynı zamanda, omuzlarında dayanılmaz bir acı vardı ve omurgası her an kırılacakmış gibi görünüyordu.

Dört yüz adım yürüdükten sonra bütün kaynak enerjisi harcanmıştı; tüm bedeni dökme demir tarafından yere bastırıldı ve uzun süre tekrar ayağa kalkması da mümkün olmadı.

Ama ufak bir iyileşmeden sonra, en küçük bir durma amacı olmaksızın dökme demiri taşıyarak ileri yürümeye devam etti.

  İşte böyle, Yun Che tüm üç yüz elli kilometreyi yürüdü. Kızıl Ejderha Dağı bölgesindeki şelalede hazırladığı suyu içerken, yiyecek içinse kuru gıdalara ve  yaptıığı düşük seviye kaynak yenileme haplarına sahipti.

  Tüm yolculuk boyunca arkasında ter damlaları bıraktı, eğer birleşselerdi, yeteri büyüklükte bir akarsu oluşturmak için yeterli olurlardı.

Jasmine, Yun Che’nin korkunç iradesine yine hayret etti. Çünkü tüm yolculuk boyunca, Yun Che dökme demiri bir kez bile sırtından indirmedi; tamamen tükendiğinde bile ve sırtı kanadığında, ne ifadesinde en ufak bir vazgeçme belirtisi gösterdi ne de acı dolu bir ses çıkardı.



Bunun yerine, benzersiz bir şekilde sakin kaldı.



  Üç yüz elli kilometre. Zorlu kademeli ilk adımdan sonra yıpranma ve yenilenme süreci tekrar ve tekrar, binlerce kez, Yun Che’nin kaynak enerjisi onun kaynak damarında daha kalın ve daha zengin hale geldi.

Bunun diğer bir göstergesi şu yarım ayda ilerlemesinin mümkün olması. Bununla birlikte, Yun Che zorla bastırarak kaynak gücünün sınırlarını aştı.

Geçmişten bu yana kaynak gücündeki artış çok şiddetli oldu, kaynak gücünün kontrolü ve bedenine tamamen uyum sağlamasına da izin verdiği halde kaynak enerjisini yeterince sabitlemek için bu gerekliydi.

  Bu gün, sonunda Yeni Ay Şehri’nin kapısı görüşüne girdi.

  “Sonunda geldim.” Yun Che ileri doğru yürürken ağzının kenarında bir gülümseme oluştu.

  “Şuan ki halinle aynı seviyedeki herhangi bir Kaynak Canavarı karşısında kuşkusuz mükemmel bir zafer elde edebilirsin. Ama sonuçta, kaynak canavarlarının sadece düşük zekası ve delici biçimde saldırıları vardır ve tek başlarınadırlar.

Eğer gerçek güce sahip bir uygulayıcıya dönüşmek istersen, daha çok insanla dövüşmen gerek. O zaman, Yeni Ay Şehri’yle başlayalım.”  dedi

Jasmine, sanki deneyimli yaşlı bir kişiymiş gibi.

  “Evet!” Yun Che başını salladı. Bakışı hiç bir korku içermiyordu ama yerine belirsiz bir heyecan ve bekleyişe sahipti.

  “Şimdi, dökme demiri üstünden indir. Şuan ki bedeninle kaynak gücü gelişiminin büyük artışını tamamen kullanabilmelisin. Hayır, bedenin hala buna katlanabilirse bir kaç seviye bile atlayabilmesin.”

  Yun Che domuz demiri serbest bıraktı ve yere düştü, çarpmayla toprağın yüzeyinde derin bir göçüğe neden oldu.

O an, Yun Che’nin keçeleşmiş vücudu sanki varlığı yokmuş gibi çok hafif görünüyordu. Enerjisinin bir kısmını hafifçe kanalize etti ve ayağıyla yeri tekmeledi; bu zıplamayla gerçekten on altı metrenin üzerinde yükseldi! Sonra düz bir şekilde yere indi, sağ elini salladı; sağ elinden şiddetle kıpkırmızı bir ateş alevlendi, ardından hızla söndü, tekrar ateşlendi ve tekrar söndü…

Kalbinin içinde hiç bir direnç olmadan ateşi özgürce kontrol etti.

  “Sana bazı iyi haberlerim var. Şuan ki bedenin, Kötülük Tanrısı’nın ilk kapısını zar zor da olsa kaldırabilir! Yani, artık yenemeyeceğin bir rakiple karşılaştığında ilk kapıyı açmayı deneyebilirsin. bir rakiple karşılaştığın zaman yenilmeyebilirsin!”

  “Gerçekten ilk kapıyı açabilir miyim?” Yun Che’nin yüzü tamamen şaşkınlıkla doldu.

  “Sadece zar zor. Son çare olarak açmayı deneyebilirsin. Şuan ki kaynak gücün ve fiziğinle hayatın için herhangi bir büyük tehlikeye yol açmamalı. Bununla birlikte, herhangi bir kalıcı hasara yol açıp açmayacağı hakkında emin değilim.

Başlangıç Kaynak Aleminin yedinci seviyesine ulaşmadan önce, en iyisi pervasızca hareket etme.” Jasmine uyaran sözlerle söyledi.

  Yun Che aslında ilk kapıyı açmanın duygusunu hissetmek istiyordu ve aynı zamanda kapının açılmasıyla kaynak yeteneğinin kaynak gücünü nasıl etkileyeceğini görmek istiyordu.

Ama Jasmine’in sözlerini dinledikten sonra, sadece itaatkarca bu düşünceyi bırakabildi. Vücudunun değişime dayanamaması ve kalıcı hasar, kesinlikle büyük bir kayıp olurdu.

  Yeni Ay Şehri’nin daha da yakınına yürürken, Yun Che’nin önünde son derece ezici bir dalgayla kalın ve görkemli şehir duvarı ortaya çıktı. Bitmek bilmeyen insanlar şehir kapısının altından aktı, Yüzen Bulut Şehri’nde asla gerçekleşmeyecek bir koşuşturma görünüyordu.

  Eğer Yeni Ay Şehri’nin bir sokağına girerse ve etrafına bakarsa bina yapıları farklıdır ve mağazalar sonu olmadan yayılmıştır. Kalabalık birlikte hareket ettikçe, gürültü medcezir gibi dalgalanır; son derece canlı ve hareketlidir. Bununla beraber, yaş ya da cinsiyet fark etmeden, neredeyse herkes kaynak gücünün farklı seviyelerini taşır.

  “Ne de olsa bu büyük bir şehir. Karşılaştırırsak, Yüzen Bulut Şehri sadece büyükçe bir kasabayı andırır.” Yun Che içini çekti.

  “Merhaba, amca. Sormamda bir sakınca yoksa, Siyah Ay Ticari Birliği’nin yeri nerede?” Yun Che durup orta yaşlı bir adama nispeten iyi huylu bir bakışla kibarca sordu.

  “Siyah Ay Ticari Birliği?”

Adam Yun Che’yi baştan aşağı değerlendirdi. Onun sıradan kıyafetleri ve oldukça genç yaşı biraz şüpheli olmasına rağmen, yine de elini kaldırdı ve işaret etti:

“Yüzünü buradan batıya dön, sonra yedi sokak ötedeki kavşaktan sağa dön ve yürümeye devam et, böylece ulaşacaksın. Yine de, genç adam, Siyah Ay Ticari Birliği gibi bir yer için, alış veya satış olsun, önemli bir sermayeye sahip olmak gerekir.”

  Yun Che başını salladı, teşekkür etti ve gösterdiği yöne dönerek yürüdü. Sonra oldukça uzun yedi sokağı geçince sağa döndü. Çeyrek saatin yarısı kadar yürümeye devam etti, insan sayısı birden azalmıştı. Atmosfer bile oldukça farklı olmuştu.

  Yun Che’nin görüş açısında siyah bir küçülen ayla asılmış büyük bir tabela ortaya çıktı; siyah ayın altında uzanan dört kelime “Siyah Ay Ticari Birliği”.

Sadece dört kelime olmasına rağmen, inanılmaz bir caydırıcı güç taşıyordu. Diğer hareketli ve canlı sokaklardan farklıydı; sadece çok az olan insanın çoğu da sıkıca kapalı ağızlarıyla ve hızlı adımlarıyla yürüyordu. Hareketli olmak şöyle dursun, hiç kimse yüksek sesle bile konuşmuyordu, sanki bir şeyi rahatsız etmekten korkuyorlardı.

  “Bu Siyah Ay Ticari Birliği, gerçekten büyük babamın tasvir ettiği gibi.” Yun Che sessizce kendine mırıldadı.

  Siyah Ay Ticari Birliği’nin merkezi, Kaynak Gökyüzü Kıtası’nın en büyük ülkesi olan, Kutsal Anka İmparatorluğu’ndadır. Birliğin şubeleri bütün ülkelere ve başlıca şehirlere ulaşır ve Kaynak Gökyüzü Kıtası’ndaki en büyük tüccar birliği zinciri olmasıyla ünlüdür.

  Tabi ki Siyah Ay Ticari Birliği sadece bir ticari birlik kadar basit değil; bütün Kaynak Gökyüzü Kıtası’na hakimdi, arkasındaki nüfuz gücü ancak hayal edilebilirdi. Önceden Xiao Lie’yle Siyah Ay Ticari Birliği hakkında konuşurken, ciddiyetle dört büyük klanın bile Siyah Ay Ticari Birliği’nde asla düşüncesiz olmaya cesaret edemeyeceğini belirtti.

  Siyah Ay Ticari Birliği’nin sistemi son derece katıydı; işlemlerinde neredeyse mutlak dürüstlük sağlar ve hiç kimseye karşı asla ön yargılı ve taraflı olmazdı. Bununla birlikte, Siyah Ay Ticari Birliği genelde sadece yeterince yüksek kalitedeki malda anlaşma yapar ve asla bir alt kalitedeki mallara göz bile atmazdı.

  Siyah Ay Ticari Birliği’nin yerini onayladıktan sonra, Yun Che etrafta hiç kimsenin olmadığı bir köşeye dönüp gitti…

Sonra önceden arıtıp toz haline getirdiği küçük bir tıbbi şişe çıkardı ve hemen yüzüne sürdü.

  “Ne yapıyorsun?” Jasmine merakla sordu.

  Yun Che cevap vermedi. Sonra yüzünü tekrar kaldırdı, olgunlaşmamış özellikleri çoktan kayboldu ve yerine orta yaşlı bir kişinin kararlı ve sert yüzü geldi; gözleri bile hayatın değişiklikleriyle (yaşanmışlıkla) dolmuştu.

Tıbbi tozun küçük ağzıyla ellerinin üzerini de ovuşturdu, oldukça buruşuk bir görüntü oluşturdu. Sonra biraz eski püskü görünen bir pelerin çıkardı. Daha önce giydiği siyah kıyafeti çıkartıp değiştirdi ve yıpranmış yüzünün yarısını örten bambu bir şapka çıkardı.

  “Sen görünüşünü değiştirmeyi nasıl biliyorsun?” Jasmine şaşkınlıkla bağırdı.

  “Mucizelerin doktoru için, görünüşünü değiştirmek hiçbir şey.”

Yun Che’nin gururlu bir gülüşü vardı. Kısa bir süre sonra, onun tüm yüzü buz soğukluğunda soğudu ve sesi de boğuk bir sese dönüştü:

“Siyah Ay Ticari Birliği nerede görünürse görünsün, Ticari Birliğin ileri gelenleri her zaman, herhangi birinden farklıdır. Eğer yeterince yüksek kalitedeyse, Siyah Ay Ticari Birliği her şeyi alır ve satar. Kızlar için güzel kıyafetler bile vardır; haydi gidelim ve bir göz atalım.”

  “Kızlar için güzel kıyafetler” diye belirtmesiyle, Yun Che, Jasmine’in çıkardığı hafif kuş cıvıltısını  açıkça duydu.




(Ç.N: Yazarında belirttiği üzere *chirp* kuş sesiymiş. MGA’daki Eggy’de bir kuşluk var amma bu ne ayak anlamadım?)

(Unknow = tkrr merhaba arkadaşlar Ç.N belirtilen chirp çevirmenin dediği gibi kuş sesi kısaca cıvıltısı :D kullanım amacı ise bir kişinin aşırı derece sevindiğini göstermek kısaca bizdeki etekleri zil çalmak gibi düşünebilirsiniz.)

 Sıradan kişiler için, tüm tutumları Siyah Ay Ticari Birliği’ne karşı derin bir saygı olacaktır; oradan geçerken, tüm hızlarıyla yürüyüp geçeceklerdir ve Siyah Ay Ticari Birliği’ni gücendirebilecek herhangi bir hareket yapmaya cesaret edemeyeceklerdir.

Yun Che’nin ilginç görünümü bazı insanların dikkatlerini çekti; ama ona bakarken Siyah Ay Ticari Birliği’ne sakin ve rahat yürüyüşü, onların Yun Che’ye olan bakışlarının bir miktar saygıyla doldurdu. Şehirde Siyah Ay Ticari Birliği’yle ticaret yapabilecek sermayeye sahip olan biri, bu kişi kuşkusuz büyük bir öneme sahiptir.

  Siyah Ay Ticari Birliği’nin içi çok genişti ve sessizliğin taşıdığı bir tür baskı baş gösteriyordu. Eğer normal bir insan içeride yürürse, atmosfer tarafından tamamen kısıtlanacaktır, bu noktada nefes bile alamayacaktır.

Üstteki muazzam kargo raflarında göz kamaştırıcı bir mal sınıflandırması vardı; tıbbi malzemeler, haplar, silahlar, zırhlar, taşlar, düşük kademe kaynak canavarı özleri ve düşük kademe kaynak yetenekleri bile vardı. Ama kuşkusuz, ucuza satılan hiçbir şey yoktu. Normal bir ailenin tüm yaşamları boyunca biriktirdikleri ile birini satın alması bile imkansız olabilirdi.

(DN: Önceki çeviren arkadaşımızın gözünden kaçan ilave hatalar düzeltilen bir bölümdür... Kendisine ayrıyeten teşekkür ediyoruz... )

Önceki Bölüm | Tanıtım | Sonraki Bölüm

Yorum Yap "ATG 57"