Kilimanjaro Günceli

ATG 54

Eylül 02, 2016

Önceki Bölüm | Tanıtım | Sonraki Bölüm


BÖLÜM 54 - JASMİNE'NİN GÖZYAŞLARI


Yun Che bilincini kaybettikten sonra Jasmine'nin bedeni artık ruhani görünmüyordu. O yavaşça gözlerini açtı ve Yun Che'nin ağzındaki kan izlerine ve sol kolundaki korkunç yaralara baktı. Gözlerinde ki tüm soğukluk ve ilgisizlik eriyen bir buz gibi çözündü ve yerine derin bir karmaşıklık ve bulanıklık oluştu.

Yun Che ne kadar baygın kaldığını bilmiyordu. Bilincini yeniden kazanıp gözünü açtığında ilk gördüğü şey Jasmine'nin açılmış olan gözleriydi.

"Jasmine! Bilincini yeniden kazanmışsın!" Yun Che hemen sevinç ve şaşkınlıkla bağırdı. Ancak sesi kabaydı ve ayağa kalkmaya çalıştığında sanki bedeninin milyonlarca kilo olduğunu hissetti. Aşırı kan kaybından son derece zayıflamış olduğundan defalarca mücadele etse de ayağa kalkamadı.

"Neden beni kurtardın?" Jasmine'nin sesinden sağlığının hala zayıf olduğu anlaşılıyordu. Yun Che'nin kolundaki yaralara bir kez daha bakış atıp hemen gözlerini kaçırdı ve "Eğer ben ölseydim bu senin için daha iyi olmaz mıydı? En azından senden istediğim şeyleri düşünmek zorunda kalmazdın. Vücudumu geri kazandığımda seni öldürebileceğimden endişe etmeyecek olmandan söz etmiyorum bile!" Dedi.

"Çünkü......Jasmine beni kurtarmak için hayatını kullandı...."

"Kendimi kurtardım!" Jasmine'nin sesi biraz yükseldi.

Yun Che biraz şaşırmıştı. Söylediği sözlerinin onu böyle bir tepki vermeye teşvik ettiğini için kafası karışmıştı. Biraz çaresiz hissederek "o zaman....ustam olduğun için! Bir öğrenci olarak ustamın gözlerimin önünde ölmesini nasıl sadece izleyebilirim?" Dedi.

"Usta?" Jasmine biraz üzüntü belirtileri ile gülümsedi. "yeniden doğmak istiyorsam o zaman sana en kısa süre içinde büyük bir kaynak gücü kazanmanda yardımcı olmalıyım. Senin ustan olmamın tek sebebi sana bedavaya yardımcı olmayı istemem....en sonunda tüm bunlar kendim içindi. Gerçekten bunları senin için yaptığımı düşünüyor musun?"

"Tüm bunları biliyorum!" Bu sözleri söylediğinde Jasmine onun yüzünde tek bir hayal kırıklığı belirtisi bile göremedi bunun yerine küçük bir gülümseme gördü. Yun Che bedenini onun daha yakınına hareket ettirdi ve gözlerine bakıp nazikçe "Ama bunların hiç biri önemli değil. Seni bu kadar umutsuzca kurtarmaya çalışmamın sebebi.....Jasmine'nin çok.......çok güzel bir kız olması. Bir melek gibi güzel....." Dedi.

Jasmine sersemlemişti.

"Her ne kadar Jasmine her zaman korkunç olacak noktada kayıtsız gözükmeye gayret etse de  bu her zaman gerçekti ve Jasmine istese bile bunu gizleyemezdi. Yanında böyle güzel bir kız olan kim olursa olsun onun sonsuza dek kaybolmasını istemezdi. Şüphesiz ki bende....aynıyım...Bu kabul edilebilir bir neden değil mi?"

"Bu.....ne tür....bir neden." Jasmine'nin yeniden renk kazanan dudakları biraz titredi. "On ikinci....yaş günümde....ben çok sayıda....insan öldürdüm...bir günde....bir günde ben bir milyon üç yüz binden fazla insan öldürdüm. Tüm vücudum kırmızıya boyandı..."Kanla ıslanmış Jasmine" ismim bile onlar tarafından verildi."

"!!!!" Yun Che'nin kalbi şiddetle atladı. Bir günde bir milyon üç yüz binden fazla insan mı?

Yun Che'nin yüzünde derin bir şaşkınlık parlarken Jasmine gözlerini kapadı ve kederli bir şekilde "Benim gibi biri nasıl güzel bir kız olarak çağırılır....Ben Jasmine....Kanla ıslanmış Jasmine....Ben sayısız insan öldürmüş....korkunç bir şeytanım." Dedi. (Ç.N: Öldürsen de şeytan olsan böyle davranman şuan kız bizim için meleksin bb :D )

Yun Che'nin bakışları uzun süre Jasmine üzerinde sabitlendi... Ancak gözlerinde ki ifadede en ufak bir korku yoktu. Gözleri çok karışık bir duygu taşıyordu o kadar karışıktı ki kimse anlayamazdı. Uzun süre Jasmine'ye baktı ve yavaşça kafasını sallayarak "Jasmine her ne kadar 12 yaşımda bu kadar kişiyi öldürmenin nasıl bir duygu olduğunu deneyimlememin bir yolu olmasa da inanıyorum ki bu korkunç derecede acı verici olmalı....Kimsenin hatırlamak istemeyeceği kadar tarifsiz bir acı....Daha sonra büyük ihtimal bu acıya kendinden nefret edip isteksiz olmana mecbur bırakacak kadar sonsuz kabuslar ve suçluluk duygusu eşlik ediyordur. Ve ayrıca kendi ruhunu hissizleştirip kendini şeytan, kalpsiz ve acımasız diye etiketlemişsin." Dedi.

Jasmine'nin gözleri aniden açıldı ve ona şaşkınlık içinde baktı.

"Ama ben Jasmine'nin her zaman iyi kalpli bir kız olduğuna inanıyorum. Kendini en çok nefret ettiğin şeytana döndürmenin sebebi tamamen kalbinde ki önemli insanlardı..... Belki de onlar senin en yakın arkadaşların yada en yakın aile üyelerindi. Böyle bir insan için onun daha çok insan öldürmesinin ve daha çok kanla ıslanmasının önemi yok. Onun bir şeytan olması imkansız."

"Ayrıca tatlı ve güzel kızlar ne kadar büyük bir hata yaparlarsa yapsınlar yine de affedilirler. Eğer vücudunda sayısız miktarda aşağılık günah olduğuna inanıyorsan o zaman benim o günahlara seninle birlikte dayanmama izin ver. Sonuçta sen benim ustamsın bende senin öğrencin. Böyle bir sorumluluk tabi ki doğal olarak birlikte taşınmalıdır." (Ç.N: tatlı kızlar affedilir ne yaparsa yapsın :D Jasmine halanı büyükbabanı öldürse affedeceksin yani :D )

Jasmine tamamen sersemlemişti ve sanki ruhunu kaybetmiş gibi şaşkınlıkla Yun Che'ye bakıyordu. Görüşü gittikçe bulanıklaşıyordu..... Jasmine açıkça acımasız günahlarını açıkladıktan sonra ona karşı neden bir kabul edememe yada korku göstermediğini anlayamıyordu... Bunun yerine o nazik bir bakışla ona bakıyor ve bu kadar nazik bir şekilde konuşuyordu.....

Böyle olmamalı....Ben sayısız insan öldürdüm. Ben korkutucu bir şeytanım. Herkesin benden korktuğu belliydi. Benden hoşlanacak kimsenin olmayacağı belliydi... Neden o beni umutsuzca kurtardı....Neden o böyle nazik bir bakış ortaya çıkarıyor.....Annem ve abim öldükten sonra birinin bana böyle davranması kesinlikle imkansız.....

Jasmine'nin gözleri gittikçe daha fazla puslu oluyordu. Ve bulanık görüşü aracılığıyla Yun Che'nin yüzü yavaşça abisinin nazik bir şekilde gülen yüzün dönüşüyordu..... bir anda gözlerinin köşesinde ki göz yuvalarından gözyaşları akmaya başladı. Bir daha ağlamayacağına yemin eden Jasmine şuan da kontrol edilemeyen bir şekilde çılgınca ağlıyordu. Nefreti ve günahlarıyla mühürlenmiş kalbinde sessizce küçük bir boşluk açıldı...

".....Jasmine demek ki sende ağlayabiliyordun. Mmm. Böyle daha çok bir kız gibisin değil mi?" Öte yandan Yun Che gülümsüyordu. Onun yüzünü okşamak için parmaklarını uzattı ve nazikçe gözyaşı lekelerini sildi.

Ama Jasmine ona karşı koymadı bunun yerine daha sert ağladı. Gözyaşları akarken ve düzensiz bir şekilde hıçkırarak ağlarken "Ben....ben senin ustanım...Daha önce....daha önce beni kurtarmaya çalışırken.....beni bir çok kere sinsice öptün ve şimdi.... beni önünde ağlatıyorsun.....Sen.....ustana böyle zorbalık yapamazsın....uu...uuuuuuu" dedi.

"Un. Ustam azarlamakta haklı." Yun Che gülümseyerek konuştu. "O zaman küçük ustam Jasmine sağlığını geri kazanınca beni kalbini tatmin etmek için cezalandır. Eğer beni öpmek istersen bile kesinlikle misilleme yapmayacağım." (Ç.N: İstediği cezalar :D :D )

Yun Che'nin düşündüğü tamamen doğruydu. Jasmine'nin gerçek doğası kesinlikle normalde gösterdiği değildi. Onunkine çok benzer şeyler deneyimlediği için ve daha önceden onunla aynı tür aura ve bakışa sahip olduğundan onun kalbinde ne olduğunu biliyordu ayrıca onun en zayıf ve en yumuşak parçalarının nerede olduğundan daha da farkındaydı.

Ağladıktan sonra Jasmine'nin ruh hali yavaş yavaş yatıştı. Her ne kadar vücudu ve ruhu hala son derece zayıf olsa da hayati tehlike aslında kontrol altına alınmıştı. Minyon elini uzattı ve zorla yüzünde ki tüm yaşları sildi. Daha sonra her zamanki gibi ilgisiz ve soğuk bir yüz takınmak için çok uğraştı ancak gözleri yana doğru kaymıştı ve Yun Che ile göz teması yapmıyordu. Daha sonra katı bir sesle "Her ne kadar şuan bir tehlike olmasa da 3 ay boyunca en ufak bir kaynak enerjisi bile yönlendirmeyeceğim. Aksi halde tüm kanını kullansan da beni kurtaramazsın." Dedi.

"Anladım. Daha sonra kesinlikle dikkatli olmak için elimden geleni yapacağım ve böyle bir şeyin bir daha olmasına izin vermeyeceğim." Yun Che son derece vicdan azabıyla söyledi.

"Yutmak için aldığın kırmızı renkli boncuk....bu şey gerçekte sana daha önce bahsettiğim.... Kötülük Tanrısının Tohumu olabilir...."

"Ahhh?" Yun Che şaşkınlık içinde neredeyse Jasmine'nin hayatını verdiği boncuğu aldı. "Sen.....bunun......"

"Sadece yorum yapıyorum. Bu büyük ihtimal Alev Ejderinin her zaman burada kalmasının nedeni. Onu alırken onun içinde son derece tuhaf ateş elementinin gizli olduğunu hissettim ve böyle bir ateş elementi hiç görmemiştim. Sen daha önce birinin seni çağırdığını söyledin ve onu elinde tutarken de yanmadın. Bu nedenle o gerçekten ölümsüz kanın hatıralarında söz edilen Kötülük Tanrısının 5 tohumundan birisi olabilir." Jasmine biraz emin olamayan bir ses tonuyla söyledi.

"Ayrıca...." Jasmine Yun Che'nin göremediği bir açıyla biraz dudaklarını ısırdı ve "Daha sonra benim iznim olmadan yüzüme gelişi güzel dokunmana iznin yok." Dedi.

Bunları söyledikten sonra Jasmine kırmızı bir ışık demetine dönüştü ve Gökyüzü Zehir Sedef'inin içine girdi. Yun Che bir süre sessiz kaldı

Daha önce yüzü buz gibi soğuktu. Daha sonra bir fırtınanın fışırtı sesi gibi hıçkırarak ağladı ve şimdi sert küçük yüzünden öldürme arzusuyla beraber bu sözler geliyordu... Kızların aniden düşmanca bir tavır alma hızları gerçekten de meşruydu. (Ç.N: burada ne dediğini ben bile anlamadım anlayan biri açıklarsa makbule geçer :D )

Yun Che'nin şuan ki vücudu çok güçsüzdü. Büyük miktar kan kaybettiği için canlılığı önemli ölçüde düşmüştü ve hatta sadece yürümek bile sözde çok zor bir mücadeleydi. Bırakın Alev Ejderini sadece güçsüz bir kaynak canavarı gelse bile onun ve Jasmine'nin işi biterdi.

"Eğer bir günde bir milyon üç yüz binden fazla insan öldürmek çoktan affedilemez bir günahsa... seni çoktan bir şeytan yaptıysa ve senin kanla ıslanmış Jasmine diye çağırılmana neden oluyorsa.....o zaman peki ya ben.....bir gün içinde zehirleyerek yedi milyon yedi yüz bin kişiyi öldüren ve tüm şehri ölümcül zehir cehennemine çeviren kişi ne oluyorum?" Yun Che sessizce kalbinde mırıldandı. "Bir şeytandan bahsediyorsak......Ben gerçek bir şeytanım.... bu yüzden onu sonsuza kadar kaybettiğim gün gelinceye kadar..... yanımda ki meleği lekelemeye asla cüret etmiyorum...." (Ç.N: Jasmine şeytansa sen şeytanların kralı falansın :D )

Yun Che gözlerini kapadı ve uzun bir süre sessizce durdu. Daha sonra gözlerini ve avcunu açtı. Elindeki tuhaf kırmızı ışıkla parlayan yuvarlak boncuğa bakarken Jasmine'nin dediklerini düşündü. Kısa bir süre tereddüt ettikten sonra Yun Che kalbini hazırladı ve onu doğrudan ağzına çarptı.

Onu tutmak rahatsızlık hissettirmiyordu ama bunun yerine açıklanamayacak bir aşinalık duygusu vardı. Ayrıca zehirlenmekten endişe etmesine gerek yoktu....öyle yada böyle yemenin kötü bir sonucu olmamalıydı değil mi?

Kırmızı boncuk zorla yutularak midesine girdi....

Aynı anda Kaynak Damarlarında ani bir türbülans algıladı. Onun Kaynak Damarlarında olan bu anormal hareketleri araştıracak zamanı yoktu çünkü vücudunun yüzeyinde kızıl bir ışık topu açığa çıktı. Daha sonra bu kızıl ışıklar gerçekte şiddetle yanıp tüm vücudunun üzerinde yanan alevlere dönüştü ve tüm bedenini kızıl öfkeli bir cehennemde yıkadı.

"B......bu?"

Bu beklenmedik ateşleme onu büyük ölçüde şaşırtmıştı. Ama onu daha çok şaşırtan şey vücudunda beklenmedik bir şekilde en ufak bir yanma hissi olmaması ve bunun yerine tarifsiz bir rahatlık hissetmesiydi. Kıyafetleri bile alevlerin içinde mükemmel bir şekilde sağlamdı. Sanki bu korkunç alevler sadece hayali bir parlak ışık demetleriydi.

-----------ÇEVİRMEN NOTU--------------

Bu bölümü okuduğunuzda büyük ihtimal bomba çizelgesi baya dolmuştur. Acaba kaç bölüm gelecek her bölümü uzun ATG'den :D

Yun Che'nin bedenine neler oluyor? Boncuğun nasıl bir etkisi var? Gerçekten Kötülük Tanrı'sının tohumlarından biri mi? Eğer öyleyse ne tür bir gücü var? Merak mı ediyorsunuz? O zaman bekleyin okuyun ve öğrenin...


Önceki Bölüm | Tanıtım | Sonraki Bölüm

Yorum Yap "ATG 54"