Otto Von Bismark Günceli

ATG 52

Eylül 02, 2016

Önceki Bölüm | Tanıtım | Sonraki Bölüm


BÖLÜM 52 - KÖTÜLÜK TANRISININ TOHUMU - ATEŞ ( 5 )


”Bu şeyde...ne?” Yun Che garip kızılımsı  kırmızı boncuğu tutarken şaşkınlık içinde sordu. Kesinlikle bunu tutuyordu ama ağırlığını yada sıcaklığını tam kavrayamıyordu. Işınları baştan çıkarıcıydı ve şiddetle yanıyordu, tanıdık bir kızılımsı bir kırmızı renk yayıyordu ama Yun Che’ye bu rengi daha önce hiç görmemiş gibi garip bir histe veriyordu.


Önceki hiddetli zonklama artık olmamasına rağmen, kaynak damarları aniden tüm vücudundaki kan damarlarının hafifçe kaynamasına neden olan şiddetli bir kargaşanın içine girdi. Şuanda tuhaf bir histe Yun Che’nin kalbine saldırıyordu… Bu kızılımsı kırmızı boncuğu daha önce hiç görmediğine emindi ama elinde tuttuğunda aslında onunmuş ve ona geri dönmüş gibi sakin ve huzurlu hissetti.


“Bu prensesin bunun ne olduğu hakkında hiç bir fikri yok ama ölmek üzere olan biri olduğuna sana garanti verebilirim.” Gökyüzü Zehir Sedef'inin içinde ki Jasmine'nin küçük yüzü son derece ciddi olurken sesi alçaldı. Defalarca Yun Che'yi vazgeçirmeye çalışmasına rağmen tekrar ve tekrar risk almasına engel olamadı. Yaptığı ve söylediği her şeyden sonra yine böyle olmuştu.

Eğer onun hayatı Yun Che'ye bağlı olmasaydı o gerçekten elini kullanıp bu pervasız ve korkusuz adamı tokatlamak isterdi.

Jasmine'nin konuşması bittikten hemen sonra aniden mağaranın dışından dünyayı yerinden oynatan bir ejder kükremesi geldi.

"ROOAR!! Aşağılık insanlar!! Yani sonunda anlaşıldı ki siz gerçekte kralın hazinesini arzuluyorsunuz!!! Hepiniz iğrenç alçaklarsınız!!! Affedilemez.....AFFEDİLEMEZ!!!"

Bir tane 10.seviye Gökyüzü Kaynak Alemindeki biri ve 4 tane 6.seviye Gökyüzü Kaynak Aleminden düşük kişiyi bırak 10 tane 10.seviye Gökyüzü Kaynak Aleminde ki kişi bile en düşük seviye İmparatorluk Kaynak Aleminde ki birini yenemeye bilirdi.  Alev Ejderi gerçek gücünü açığa çıkardığında göz açıp kapayıncaya kadar Yanan Cennet Klanından gelenler zorla umutsuz bir durumun içine sürüklenmişlerdi. Ejder şekilli alevlerin dalgaları sadece kıyaslanamayacak bir şekilde sıcak değildi ayrıca büyük bir dalgalanma gücü getirerek Yanan Cennet Klanından gelen kişileri yavaşça ölüm girdabının içine sürüklüyordu. (Ç.N: Yun Che baya zor durumda sanki D: )

Alev Ejderinin aniden öfkesini dışarı patlatmasıyla birlikte son umutlarını kaybeden Yanan Cennet Klanı üyeleri umutsuzluğa düşmüş bir ifade gösteriyorlardı. Vücudundan yayılan aura birini korkudan titretecek şekildeyken bir daha öfkeli ve sağır edici bir şekilde kükredi. Kükremenin içinde birkaç düzine metre büyüklüğünde ki bir ateş topunun şiddetle beşine çarpması acı içinde bağırmalarına neden oldu....Ancak Alev Ejderi saldırmaya devam etmedi ama bunun yerine farklı bir yöne döndü ve aceleyle mağaraya doğru koştu.

Yanan Cennet Klanındakiler hırpalanmış ve bitkinlerdi. Alev Ejderinin alevlerinden hepsi farklı derecede yanarak acı çekmişti. Saçlarının büyük bir kısmı, sakalları ve elbiseleri oldukça fazla yanarak kül olmuştu. Alev Ejderinin aniden geri çekildiğini gördüklerinde onların hepsi hala paniğe kapılmış durumdalardı.

"Ne oldu? Neden aniden bırakıp geri çekildi?" Bir adam ağırca nefes alırken kaba bir sesle sordu.

"Söylediği şeylere bakılırsa birisi bizim savaşımızdan faydalanıp gizlice onun yuvasına girmeye çalışmış."

"Bunu önemsemenin amacı ne! Hemen geri çekilin!! Biz İmparator Kaynak Canavarını provoke ettikten sonra yaşadığımız için şanslıyız"

"Her neyse. Hadi gidelim."

Yanan Cennet Klanındakiler burada daha fazla kalmaya cesaret edemiyorlardı. Güçlerini yeniden kazandıktan sonra arkalarına bakmaktan korkarak hızlıca uzaklaştılar. O anda kalplerindeki düşünce aynıydı..... Yanan Cennet Klanına geri döndüklerinde Alev Ejderinin sadece yüksek seviye bir Gökyüzü Kaynak Canavarı olduğunu söyleyen kişiyi bulacaklardı ve onu acımasızca döveceklerdi...

Mağaranın içinde Yun Che yaklaşan büyük tehlikeyi hissedebiliyordu. Kaşlarını indirdi ve daha fazla zaman kaybetmeye cesaret edemeden mümkün olan en yüksek hızıyla mağaranın çıkışına doğru koştu. Ancak daha bir adım bile atamadan önünden kulak yarıcı bir ayağı yere vurma sesi geldi ve kavurucu sıcak hava dalgasını takip eden sınırsız öfke dalgası yüzüne geldi... Mağaranın zemini ve duvarları hafifçe titredi ve çok geçmeden Yun Che'nin görüşünde Alev Ejderinin kafası gözüktü.

Yun Che'nin aurasının çok zayıf olması Alev Ejderini bir an için şaşırttı. Ancak onun elinde tuttuğu kırmızı boncuğu gördüğünde büyük gözleri kızgın alevler yaydı ve "Küstah bir insan aslında bu kralın hazinesini arzuluyormuş! Bu kralın gazabını çekmeye hazırlan!" Dedi.

Lanet olsun!!!

Yun Che'nin kalbi endişeli bir hale gelmişti. Hızlıca sakinleşti ve kaçmak için bir yol düşünmeye denedi. Tabi ki onun elinde ki boncuğu itaatkar bir şekilde vereceği belliydi....Ancak Alev Ejderinin ona konuşmak için bir şans vermesi kesinlikle imkansızdı. Bu korkunç kuvvet onu sıkıca bu yerde tutmuştu ve bir saniye sonra küllerine kadar yanabilirdi...

"Eğer ölmek istemiyorsan o zaman bu prensesin adına dur!!!"

Yukarıdan aniden ölümün gölgesinin soyundan gelen büyüleyici buz gibi soğuk bir ses geldi. Aynı anda korkunç bir baskı tüm mağarayı sardı.

Alev Ejderinin hareketleri durdu ve bedeni bu büyük baskının altında kontrol edilemez bir şekilde titremeye başladı. Başını kaldırdı ve nereden geldiğini bilmediği kırmızı saçlı kıza baktı. Büyük gözlerinde ki öfkenin kaybolup yerine şaşkınlık ve......korku gelmişti.

Bu tanrıçanın verdiği aura onun hayal gücünü bile aşıyordu. Bu korkunç baskının altında kendini sanki her an yok edilip küle dönebilecek küçük bir karıncaymış gibi hissetti. Ağzını açtı ve titreyen bir sesle "Kim.....kimsin sen!!!" Dedi. (Ç.N: Ejder yusuf yusuf :D :D )

"Bu prensesin adını bilmeye hakkın yok!" Jasmine buz gibi soğuk bir yüzle cevapladı. Güzel gözleri keskin bir jilet gibi parlıyordu. "Senin olan bu mağarayı istiyorum. Eğer ölmek istemiyorsan bu prensesin bakışından hemen çık."

Yun Che kafasını kaldırıp Jasmine'ye baktı. Onun da kalbinde şaşkınlık vardı...Bu küçük kızın baskısı beklenmedik bir şekilde İmparator Kaynak Canavarını durdurmuştu! Onun kaynak gücünün seviyesi tam olarak neydi?!?!?!?

Ancak aynı anda Alev Ejderinin titremesinin aniden durduğunu fark etti.

"Hehe." Alev Ejderi güldü. "Bu kral şimdi anladı siz 2 kurnaz insan gösteriş numarası yapıyorsunuz. Her ne kadar bu kral böyle ezici bir güç uygulamak için nasıl bir yöntem kullandığını bilmese de bu kralın siz insanlar kadar aptal olduğunu mu düşündünüz?"

Jasmine'nin kaşları aniden gevşedi ve "Sen...ölmek....mi....istiyorsun?" Dedi.

"Tabi ki bu kral ölmek istemiyor ama sadece ikiniz bu kralı öldürmek için yeterli değilsiniz." Alev Ejderi iğnelemeye devam etti. "Eğer sizin bu kralı öldürmek için yeterli gücü olsaydı açıkça bu kralın hazinesini çalmaya çalışırdınız. Neden bu kral diğer aptal insanlarla savaşırken gizlice içeri girdiniz.... Eğer gerçekten beni öldürecek yetenekleriniz olsaydı şu çocuğun yüzü bu kralı gördüğünde bu kadar çirkin olmazdı!!"

Yun Che'nin kalbi hemen korkudan titredi. Ejderin zekası gerçekten normal kaynak canavarlarıyla kıyaslanamazdı!!

"Ve sen soğuk ve acımasız bakışları olan velet. Bedeninden yayılan öldürme arzusu bu kralı bile şaşırttı. Böyle gözlere ve öldürme arzusuna sahip olduğuna göre sayısız canlı öldürmüş olmalısın. Eğer gerçekten bu kralı öldürmek isteseydin ve bunun için yeteneğin olsaydı bu kralla konuşmaya tenezzül etmeden bunu yapardın. Yaşın oldukça genç ama bu genç yaşta insanların gelişme hızıyla böyle güçlü bir baskıya sahip olman temelde imkansız. Bunların hepsi bir yanılsama bu kral buna kanacak adar aptal değil."

"Bu kralın hazinesini arzuladınız ve bu kralı kandırmaya çalıştınız bu kral sizi nasıl affetsin! Küle dönün!!"

Alev Ejderi ağzını açtı ve aniden Yun Che'ye doğru bir ateş topu attı.

"Güm!" Büyük bir güç Yun Che'nin omzundan vurdu ve onu arkaya itti. Alev Ejderinin ölümcül alevlerinden zar zor kaçınmıştı. Onun eski konumunda Jasmine göründü. Beyaz ve hassas yüzü korkunç bir öldürme niyeti tabakasıyla maskelenmişti. "Madem ölmek istiyorsun....Bu prenses dileğin yerine getirecek.."

Fwooosh!!

Büyük bir güçlü kaynak enerjisi dalgası Jasmine'nin vücudundan çıktı. Bu kaynak aurası sadece çok korkunçtu. Normalde şekilsiz olan aura şiddetli bir fırtınaya sebep olmaya başladı ve anında Alev Ejderinin yanan alevlerini söndürdü.

Arkaya uçan Yun Che başını bir kayaya çarpmıştı ve uzun bir süre baygın kalmıştı. Bilincini geri kazandığında Jasmine'nin görüntüsünü gördü ve gözbebekleri aniden küçülürken bağırdı. "Jasmine! Dur! Ölmek mi istiyorsun!"

"Bu senin hatan değil mi! Eğer sen ölürsen bu prenseste ölecek!"

Jasmine öfkeyle bağırırken tereddütsüz biçimde sonsuz öldürme arzusunu Alev Ejderine kilitlemişti. Kıyaslanamayacak kadar korkunç kaynak aurası ve öldürme arzusunun etkisi altında Alev Ejderi olduğu yerde tamamen donmuştu ve Büyük gözleri tamamen derin bir korku ve inançsızlıkla dolmuştu. Bir insan kızın böyle güçlü bir kaynak aurası açığa çıkaracağına inanamıyordu.

"Şimdi geber....Yıldız Tanrısının Parlak İmha Kesişi."

"Jasmine dur!!!" Jasmine'nin hareketleri Yun Che'nin korku içinde solgunlaşmasını sağlamıştı. Daha ayağa bile kalkamadan Jasmine'nin zarif vücudu Alev Ejderine doğru uçmuştu ve daha sonra sanki kayan bir yıldız gibi Alev Ejderinin bedeninden geçti.

O anda sanki yerde ve gökteki her element dönmeyi bırakmıştı, rüzgarın sesi durmuştu, Alevler yanmayı bırakmıştı, kulakların yanında ki sesler gitmişti ve kendi bağırması bile duyulmuyordu...Alev Ejderinin kocaman bedeni olduğu yerde donmuştu ve bedeninin üzerinde delinerek oluşturulan kanlı haç açıkça vücudunda damgalanmıştı.

"İm.....kansız...."

Alev Ejderinin gözbebekleri şiddetli bir şekilde küçüldü. Sanki tüm dünyada ki en korkunç ve inanılmaz sahneyi görmüş gibiydi. Bunu takiben gözleri yavaşça rengini ve odağını kaybetti.... Büyük bedeni 4 eşit parçaya ayrıldı ve yakıcı bir sıcaklığı olan zemine düştü. (Ç.N: Benim adım Jasmine insanlar beni 1 vuruş kesin ölüm diye tanır :D )

Büyük ve güçlü Alev Ejderi Jasmine'nin elleriyle anında öldürülmüştü.

Yanan Cennet Klanında ki büyük Fen Moli bile Cennetsel Yanan Bıçağı kullanarak ejderin bedenini sadece çizebilmişti. Ancak Jasmine herhangi bir silah kullanmadan sadece pürüzsüz ve beyaz elleriyle sanki tofudan yapılmış gibi Ejderin bedenini parçalamıştı. (Ç.N: Tofu: Japonya, Tayland ve Çin'de yenilen soya ile yapılan tipik Uzakdoğu yemeğidir. Resmi - http://cdn1.bostonmagazine.com/wp-content/uploads/2013/12/tofu-main.jpg peynire benziyor la bu :D )

Alev Ejderinin bedeninin dörde ayrıldığını görünce Yun Che şaşkınlıktan bir şey diyemedi. Daha sonra ileriye bakarken kalbi aniden ürperdi ve ardından yüksek sesle bağırdı. "Jasmine!!!" Ve umutsuzca ileri koştu.

Şuan da Jasmine yerde yatıyordu. Yüzü, boynu, kolları ve bacakları hiçbir renk izi bile olmadan soluk beyazdı. Her ne kadar birkaç saniyeliğine büyük miktarda kaynak enerjisi açığa çıkarsa da bu ölümcül zehrin şiddetle ruhuna sızmasına izin vermişti. Gökyüzü Zehir Sedef'inin içinde son birkaç ayda yaptığı zehri arıtma ve bastırma bir anda yok olmuştu.

"Jasmine!!" Yun Che onun yanına vardığında hemen çömelip sol elini onun sıska omzuna koydu ve bütün gücüyle Gökyüzü Zehir Sedef'inin arıtma özelliğini onun bedeninde kullandı. Ancak Jasmine'nin ruhunda ki ölümcül zehir çok korkunçtu. Gökyüzü Zehir Sedef'inin arıtma hızıyla bile onun şiddetli saldırganlığını bastırmak mümkün değildi. Bedeni yavaş yavaş buz gibi oldu ve gittikçe daha fazla saydamlaşıyordu.

"Bu...sefer....gerçekten...ölmeliyim..." Jasmine hafifçe inildedi. Sesi nazik bir esinti kadar hafifti ve normalde soğuk ve gururlu olan gözleri şuan da sıkıntı ve yürek parçalayıcı bir can sıkıntısıyla doluydu.


---------------ÇEVİRMEN NOTU----------

Ne güzel yerde bitti dimi :D Jasmine gitme yapma etme………

Jasmine’ye ne olacak? Gerçekten ölecek mi? Yun Che neler hissedecek? Neler olacak? Neler olmayacak? Yun Che’nin eylemleri nasıl olacak? Merak mı ediyorsunuz? O zaman bekleyin okuyun ve öğrenin….


Önceki Bölüm | Tanıtım | Sonraki Bölüm

Yorum Yap "ATG 52"