Kilimanjaro Günceli

ATG 50

Eylül 02, 2016

Önceki Bölüm | Tanıtım | Sonraki Bölüm


BÖLÜM 50 - KÖTÜLÜK TANRISININ TOHUMU - ATEŞ ( 3 )


“ROOOOOOARR!!!!”

Aniden büyük mağaranın içinden yeri sallayacak ve göğü titretecek kadar yüksek bir kükreme duyuldu. Her ne kadar Yun Che oldukça uzakta olsa da 2 kulağı da bu gök gürültüsü gibi sesi duyduğunda hemen geçici olarak sağırlaştı.

Ses ile birlikte mağaranın derinliklerinden yanan bir ışık geldi. Onun akabinde onlarca metre kalınlığında bir alev sütunu geldi ve gökyüzünde ki 5 kişiye doğru gitti. Çevredeki binlerce kilometrelik alan kavurucu sıcak hava dalgalarıyla doldu. Yun Che'nin yüzünü hemen ağrılı bir yanma hissi kapladı. Kalbinde gizlice şaşırmıştı....Görünüşe göre Kızıl Ejder efsanesinin gerçek olduğu ortaya çıkmıştı!! Eğer ejder olmasa bile kesinlikle korkutucu bir seviyede ki bir Alev Kaynak Canavarıydı.

Bu önemsiz Kızıl Ejder Sıradağları bölgesinde sadece en düşük seviyeli kaynak canavarları yaşıyordu ama şaşırtıcı bir şekilde bu tür korkutucu bir varlığı da içinde barındırıyordu.

"Dağılın."

Aniden görünen alev sütunu havadaki 5 kişiyi şaşırtmış ve hızlıca farklı yönlere dağılmalarına neden olmuştu. Alev sütunu birkaç yüz metre yükseldikten sonra yavaşça dağıldı. Daha sonra mağaranın önünde devasa bir ejder silüeti göründü.

Otuz metre yüksekliğinde ve tüm vücudu kırmızı-sıcak çelik gibi kızıl-kırmızı renkliydi. Yanan devasa kanatları ve bir kuyruğu vardı. Ejder başını kaldırdığında tamamen prestijle dolu iki kızıl-kırmızı gözleri gözüktü ve insan dilinde konuştu. "Küstah insanlar... Gerçekten de küstahlık edip beni rahatsız etmeye cesaret ettiniz ve bu kralın topraklarına girdiniz."

Ses ağır ve kaba olsa bile içerdiği saygınlık birinin kalbini hareket ettirebilirdi. Yanan Cennet Klanının kıdemli büyüğü öne çıktı ve "Ben bu uzak ve isimsiz yerde aslında bir Ejderin yaşayacağını beklemiyordum. Hem de bir Alev Ejderi.... Ancak asil vücudun ve zorlu gücünle böyle bir yerde yaşamak senin için çok aşağılayıcı. Senin Kaynak Çekirdeğini aldıktan sonra  biz kesinlikle senin gücünü Mavi Rüzgar İmparatorluğunun zirvesinde göstereceğiz. Ne düşünüyorsun?" Dedi.

Yanan Cennet Klanının kıdemli büyüğü Fen Moli'nin kibirli bir yaradılışı vardı. Yarım cümle bile gevezelik etmeden amacını ilan etti. Davranışları sanki Ejderin çekirdeği cebindeymiş ve kazanması belliymiş gibiydi. Alev Ejderinin verdiği kaynak enerjisine göre o 9.seviye Gökyüzü Kaynak Canavarı olmalıydı yani toplanılan bilgiden farklı değildi. Ancak Fen Moli zaten 7 yıldır 10.seviye Gökyüzü Kaynak Alemindeydi. İmparatorluk Kaynak Alemine yarım adım atmış biri olarak ejderi kendi başına yenmesi mümkündü. Ve ayrıca yanında onunla aynı yerden gelen 4 güçlü kaynak uygulayıcısı daha vardı. (Ç.N: Gücünüz onamı yetiyor Ejder size ne yaptı güçlüsünüz diye zayıfı eziyorsunuz hıyar turşuları sizi...)

Aynı zamanda klanlarının kaynak sanatı olan Yanan Cennet Gizli Sanatları ateş özellikli kaynak canavarlarını bastırabilmelerine olanak sağlıyordu.

Fen Moli'nin sözleri hemen Alev Ejderinin öfkesini iyice ateşledi. Kanatları ve kuyruğundan gelen alevler aniden daha canlı bir şekilde yanmaya başlamıştı ve çevredeki sıcaklık onun öfkesiyle beraber hızla arttı. "Doyumsuz insanlar kibriniz ve açgözlülüğünüz için en yüksek bedeli ödeyeceksiniz. Bu kral hepinizi yakıp toza çevirecek." (Ç.N: Ejder kendine bu kral der Jasmine kendine bu prenses der hiç güzel şeyler gelmiyor aklıma  :D )

Öfkeli Alev Ejderi kanatlarını çırptı ve devasa bedeni havaya kalktı daha sonra havada duran 5 kişiye doğru saldırıya geçti.

"Saldırın!"

Kıdemli büyüğün alçak sesli kükremesiyle beraber 5 kişi aceleyle farklı yönlere dağıldı ve Alev Ejderinin etrafını 5 farklı pozisyondan sardı. Alev Ejderi şiddetle kükrediğinde sanki bir patlama gibi vücudundan 5 tane kızıl renkli alev fırladı. Daha sonra onlar 5 ejder şekilli aleve dönüşerek ilgili 5 insanı kemirmek için ilerlediler. Aradaki mesafe bin metreden fazla olsa da bunaltıcı sıcak Yun Che'yi terden boğuyordu.

Fen Moli hariç diğer dördü ejder şekilli alevlerin koruyucu kaynak enerjilerine vurmasıyla birlikte uçmuşlardı. Fen Moli kaynak enerjisini kullanarak zorla ejder şekilli alevleri dağıttı ve bir kükremeyle birlikte bedeni anında ardışık görüntülere dönüşüp aniden Alev Ejderinin devasa alevlerine yaklaştı. Uzun bıçağıyla sayısız eğik çizgiler yaparak gözün görebildiği kadar göğü kapladı. Daha sonra çarpışan metal seslerine benzeyen kulak delici sesler yapan eğik çizgiler bir fırtına gibi Alev Ejderinin üzerine yağdı. (Ç.N: Dragonball da ki ardışık görüntü tekniği - http://vignette3.wikia.nocookie.net/dragonball/images/9/98/025DangerFromAbove05.jpg/revision/latest?cb=20120506143041 :D )

Öfkeli Alev Ejderinin bedeni şiddetle sallandı ve kocaman ejder kuyruğu yok edici bir güçle Fen Moli'ye doğru çarptı. Fen Moli arkaya doğru eğildi ve bir anda önüne bir koruyucu kaynak enerjisi dikti. Büyük bir patlamayla birlikte kocaman ejder kuyruğu Fen Moli'nin koruyucu kaynak enerjisine çarptı ve esnek koruyucu kaynak enerjisini sanki camdan yapılmış gibi parçaladı. Fen Moli hemen korkunç bir yüzle geriye çekildi ve aceleyle bağırdı. "Bedeni çok kuvvetli. Çok yakına gelmeyin."

Diğer dördü bu sesi duyduğunda hemen durdular ve hepsinin elinde uzun bıçaklar ortaya çıktı. Bıçaklarından alevler yükseliyordu.

"Cennetsel Yanan Bıçak —— Alev Ejderinin Deniz Yolculuğu" (Ç.N: inanın en mantıklı anlamı bu :D ) (Unknown: Ehem ehem arada beni görebilirsiniz bu şekilde isim bırakmıyorum sadece notlar :P azıcık gizemli olalım hahah :D Merak etme orkuncum ben güzel isimler bulurum :P)

"Cennetsel Yanan Bıçak —— Bin Kavurucu Güneş"

"Cennetsel Yanan Bıçak —— Yanan Kesiş Alanı"

"Cennetsel Yanan Bıçak —— Yanan Güneşin Yanmış Gölgeleri"

Dördü aynı klandandı ve ayrıca kan bağlı kardeşlerdi. Birlikte büyüyüp kaynak eğitimi yapmışlardı ve böylece onlar birbirlerine çok aşinaydılar ve zihinleri senkronizeydi. Uzun bıçaklarını neredeyse aynı anda kaldırdılar ve onlarca metre uzaktan Alev Ejderine savurdular. Korkunç bıçak aurası açıkça boşlukta dalgalar çizdi ve sağdan, soldan, yukarıdan ve aşağıdan kesikler atarak Alev Ejderinin ilerleme yada geri çekilmek için kullanabileceği yolları mühürledi.

Bang! Bang! Bang! Bang!

Alev Ejderinin vücudu devasa olduğundan hareketleri çok çevik değildi. 4 bıçak aurası vücudunun üzerini kesip vücudunun yüzeyinde 4 satır çok hafif izler bıraktı ve biraz dengesini kaybetmesini sağladı. Fen Moli'nin de karşı saldırısı aniden vurdu. Kimse onun ne zaman Alev Ejderinin üzerinde ortaya çıktığını bilmiyordu ama son derece ağır bir saldırı Alev Ejderinin kafasına çarpmıştı.

“ROOOOOARR!!!”

Alev Ejderinin hissettiği acı öfkeli bir kükreme çıkarmasına neden oldu ve vücudunun yüzeyinde aniden çok büyük kavurucu alev topları patladı. Ani kavurucu sıcak dalgası 5 kişiyi geriye doğru çok çok uzaklara kadar bastırdı. Her ne kadar onların Yanan Cennet Gizli Sanatları onlara belirli bir miktar ateşe karşı direnç sağlamalarına izin verse de tüm ateşe karşı koyamıyorlardı. Alev Ejderine nefes almak için zaman vermemek için hemen geriye itildikleri yerden yeniden harekete geçtiler. Bıçak auraları boşluğu bile kesiyor gibi gözüküyordu ve acımasızca Alev Ejderinin bedenine tekrar ve tekrar düşüyordu. (Ç.N: Tek kalem maç gibi la bu ne biçim ejdersin sen ejder insanlardan dayak yer mi alev ejderisin az alev at. Alev Ejderi alevlerle dayak yiyor ejder olacaksın bide utan utan...)

Clang! Boom! Bang! Huu~~~~

Havayı kesen bıçak auralarının sesi, alev patlamalarının sesi, sağır edici çarpışma sesi...Neredeyse tüm Kızıl Ejder Sıradağları boyunca yankılandığından çevredeki tüm düşük seviyeli kaynak canavarları göt korkusuyla koşuyorlardı. Küçük tepeler teker teker küçük parçalara kesiliyorlardı ve zemin bile sayısız yarıkla dolmuştu.

Yun Che çok uzaktaki bir tepede saklanmıştı ve nefesini tutarken Gökyüzü Kaynak Alemi savaşını izliyordu. Bu tür bir oluşum ve savaş Mavi Rüzgar İmparatorluğunun tarihinde bile nadirdi ve şuan da aslında onun gibi Temel Kaynak Alemindeki biri tarafından izleniyordu.

O yakınlaşmaya cesaret edemiyordu çünkü Alev Ejderinin alevleri yada Yanan Cennet Klanının bıçak auralarına hatta dalgaların kalıntılarına bile denk gelse bu onun hiç şüphesiz canını alırdı.

Savaş şiddetlendikçe çevredeki hava sıcaklığı artmaya devam ediyordu. Alev Ejderinin gücü su götürmezdi ama benzer seviyedeki 5 rakibe karşı olunca başından beri dezavantajı vardı. Ama hala insanların asla ulaşamayacağı inatçı vücudu vardı bu yüzden Yanan Cennet Klanından 5 kişi avantajlı konumda olsalar bile kısa bir sürede bir şey yapabilmeleri temelde onlar için imkansızdı.

"Er yada geç bu Alev Ejderi onlar tarafından yakalanacak gibi duruyor." Yun Che alçak bir sesle mırıldandı.

"O halde sen gerçekten ejderleri hafife almışsın." Jasmine buz gibi bir sesle söyledi. "Her ne kadar bu sadece düşük seviye bir ejder olsa da yine de gerçek bir ejder! Tufan Ejderi yada Sürüngen Ejderleri gibi sahte bir ejder değil. Gerçek ejderler son derece yüksek zekaya sahiplerdir. Onlar kendilerini daha iyi korumak için gerçek güçlerini gizleyebilirler. Şu beşi onun sadece Gökyüzü Kaynak Canavarı olduğu izlenimine kapılmışlar sonuç olarak sadece İmparatorluk Kaynak Alemine yarım adım atmış birini getirmişler. Ama ne yazık ki o tepeden tırnağa.........İmparator Kaynak Aleminde ki gerçek bir canavar." (Ç.N: Tufan Ejderi: yağmur sel falan getiren efsanevi bir ejder.)

Yun Che'nin yüzü tamamen şaşkınlıkla doluydu.

"Şuanda sadece düşmanlarına zayıflık göstererek onlarla oynuyor ve onları ölüm kalım dövüşüne çekiyor. Gerçek dişlerini gösterdiği an İmparatorluk Kaynak Alemine yarım adım atmış olanda dahil olarak şu beşi.....burayı canlı olarak terk etmeyi düşünmemeli."

Yun Che bunu duyduğunda kalbi donmuştu. Bu ejder beklenmedik bir şekilde son derece kurnazdı... (Ç.N: Ejderden özür diliyorum :D )

Savaş gittikçe daha yoğun oluyordu. Savaş güneye doğru kaymıştı ve gittikçe mağaradan uzaklaşıyorlardı. Belli ki Alev Ejderi kasıtlı olarak onların yaşadığı mağaraya zarar vermelerini önlemek için bunu yapmıştı.

Eh? Mağara?

Yun Che'nin tereddütsüz bakışları aniden mağarada sabitlendi.

Orası gerçekten de gerçek bir ejderin....yada daha iyi söylemek gerekirse gerçek bir İmparator Kaynak Ejderinin yaşadığı mağaraydı.

Buranın ne kadar zamandır Kızıl Ejder Sıradağları diye adlandırıldığı bilinmiyordu ama sadece yüz yıldır böyle olması mümkün görünmüyordu. Buradan da Alev Ejderinin burada yüz yıldan daha fazla bir süredir burada olduğunu anlaşılıyordu. Yine de bir ejderin ömrü çok uzundu. Bin yıl yaşayabilecek kadar uzundu ve geçmiş birkaç bin yıldır yaşamaları da tamamen imkansız değildi. Ejderler asil kaynak canavarlarındandı yani birisinin isteyerek böyle sıradan bir yerde kalması hiçbir şekilde mümkün değildi. Belki de mağaranın içinde onu ayrılmak için isteksiz yapan nadir ve muhteşem bir hazine gizliydi.

Eğer olmasaydı bile burada bu kadar uzun yaşadıktan sonra muhtemelen makul bir miktar dökülmüş ejder derisi ve pulu olmalıydı. Bir ejderin bedeninden çıkan her şey bir döküntü bile olsa hala hazineydi.

Şuanda Yun Che 4 aylık sürede elde ettiği başarılar sayesinde 4. seviye Temel Kaynak Alemindeydi. Her ne kadar hızı birini hayrete düşürecek kadar hızlı olsa da gücü hala eskisi gibi Mavi Rüzgar İmparatorluğunun en diplerinde yer alıyordu. Eğer mağaranın içinde gerçekten nadir ve muhteşem bir hazine varsa o zaman bu onun kaynak gelişimine kaçınılmaz olarak büyük bir katkı sağlardı.

Şuan ki görünmez durumuna baktı ve aniden dişlerini sıktı. Çok büyük karlara sık sık çok büyük riskler eşlik ediyordu. Eğer birisi en ufak bir şeyden bile korkarsa sürekli olarak elindeki fırsatların kayıp gitmesine izin verirdi. Korkakların zirveye çıkması imkansızdı. (Ç.N: Yun Che biz seni cesur gözü pek bildik buradan kesinlikle girmelisin ölsen bile gireceksin sana yakışmaz denemeden vazgeçmek...)

Buna ek olarak o türünün tek örneği tarif edilemeyen ve anlaşılması güç bir duygu hissediyordu.....Daha önce onu çağıran şey bu mağaranın içinde gibi görünüyordu.

"Ne yapmaya çalışıyorsun?" Tetikte olan Jasmine Yun Che'nin aniden sıçrayıp ışık saçan gözlerle mağaraya baktığını görünce sordu.

"Mağaranın içine bir göz atacağım! Orası bir ejderin ini olduğundan belki içinde güzel eşyalar olabilir." Yun Che yavaş yavaş cevapladı.

"Hmph. Beklendiği gibi insanların hepsi açgözlü! Onların savaşının kalıntıları her yerde yani biraz bile dokunulursa göz açıp kapayıncaya kadar ölürsün. Gerçekten kendi hayatın umurunda değil mi?"

"İçin rahat olsun. Gizlenmiş Yıldız Hapının görünmezlik yetenekleriyle birlikte İmparatorluk Kaynak Alemindeki biri bile fark etmez. Şuan savaştıkları yer mağaradan çok uzakta. Onlardan uzak durduğum sürece etkilenmem olası değil."

"Daha az önce bu prenses gerçek ejderlerin son derece yüksek zekaya sahip olduklarını söyledim. Eğer gerçekten de mağarada bir hazine olsa bile kesinlikle onu kolayca elde edemezsin."

Ama Yun Che çoktan Jasmine'nin vazgeçirme çabalarını göz ardı etmişti. Şekli ve kokusu dikkatlice gizlenmiş bir şekilde dolambaçlı bir yoldan mağaranın sol tarafına geçti ve doğrudan mağaranın girişine gitti.

---------------ÇEVİRMEN NOTU-----------------

Heyt be bir bölüm daha bitti :D okuduğunuz için hepinize teşekkür ediyorum. Zaten okumasanız bu kadar uğraşmaz kimse geçen bir yerlerde gördüm çevirmenlere laf falan atmışlar birkaç kişi savunmuş birileri de sövmüş çevirmene :D Çevirmeni tanımasam da sonuçta adam çevirmiş uğraşmış vaktini vermiş birileri okusun diye ayıp etmiş küfür edenler.. Bunu demek istedim sadece :)

Mağarada bir hazine var mı? Varsa ne tür bir hazine? Çakal Ejderin oyunu ne zaman bitecek? Yun Che'yi bulacak mı? 5 kişi ölecek mi? Yun Che'yi çağıran şey ne? Merak mı ediyorsunuz? O zaman bekleyin okuyun ve öğrenin...

Önceki Bölüm | Tanıtım | Sonraki Bölüm



Yorum Yap "ATG 50"