Otto Von Bismark Günceli

ATG 47

Eylül 02, 2016

Önceki Bölüm | Tanıtım | Sonraki Bölüm


BÖLÜM 47 - YAŞAM VE ÖLÜM ARASINDAKİ SINIR


Yun Che oturdu ve gözlerini kapadı. Birkaç nefes sonra ifadesi sanki kalbi boşalmış gibi tamamen sakinleşti. Bunun yanı sıra açlık acısı, heyecanı ve Yeni kaynak damarlarına kavuştuğu için olan aceleciliği tamamen kayboldu. Zihni ve bilinci tamamen yeni kaynak damarlarının ortasında merkezîleşti.

İki hayat boyunca ki kaynak geliştirme yolları nedeniyle sıfırdan kahramana ilerlemek için başkasının yardımına ihtiyaç duymuyordu. Kaynak damarlarından gelen ilk kaynak gücü dalgası kişinin canlılığından geliyordu. Birinin canlılığı yavaş yavaş çekilerek  kaynak damarlarına aktarılıyordu. Daha sonra yavaşça seyrek kaynak enerjisine dönüşüyordu. Kaynak damarları bu seyrek enerjiyle ağzına kadar dolduğunda kişi resmi olarak 1. seviye temel kaynak alemine giriyordu!

Vasat yetenekli kaynak uygulayıcıları bu süreç için genelde yarım yıl harcıyordu. Büyük yetenekli olan uygulayıcılar 3-4 ay içinde tamamlayabiliyordu. Bu son derece önemli temel tamamlandığında uygulayıcı daha fazla gelişmek için canlılığı yeryüzü ve gökyüzünden emebiliyordu. Dışarıdan emme işlemi 1. temel kaynak alemine geçmek için yapılmıyordu çünkü sadece 1. temel kaynak aleminden sonra birisinin kaynak damarlarını kullanarak yeryüzü ve gökyüzünden canlılık emecek yeteneği oluyordu.

Sessizliğin ortasında Temel Kaynak enerjisi şeritleri Yun Che'nin Kaynak damarlarının içine yoğunlaşmaya başladı... 54 Kaynak Girişinin hepsi açık olduğundan vücudunda ki canlılık 54 yerden aynı anda akın ediyordu ve hızı birisinin düşünebileceği kadar hızlıydı...

Jasmine Gökyüzü Zehir Sedef'ine girmeden önce onu 3 gün boyunca rahatsız etmemesini söylemişti. Ancak o uykusundan uyandığında çoktan 7 gün geçmiş olduğunu beklemiyordu.

Gökyüzü Zehir Sedef'inde 7 gün uyuduktan sonra daha önce kaynak gücünü kullandığından oluşan negatif etkiler tamamen geçmişti. Gökyüzü Zehir Sedef'inin içinden Yun Che'ye baktı ve bir süre sonra şaşkınlığından dolayı pembe dudaklarından *Eh?* sesi çıktı.

Kızıl Ejderha Sıradağları, dağlar arasında ki şelale.

Dağın duvarının üzerinden yaklaşık 200-300 metre uzunluğunda devasa bir şelale aşağı akıp aşağıda ki havuza çarpması havaya sis yükselmesine neden oluyordu. Gök gürültüsüne benzeyen sağır edici muazzam bir ses her yere ulaşıyordu.

Şelalenin kenarında üstsüz ve çıplak ayaklı bir genç şuanda sanki gökyüzünden düşermiş gibi gözüken suya doğru adım adım yürüyordu. Tüm kaynak gücünü başını ve sırtını korurken çekinmeden serbest bıraktı.

Onun şekli dev su sahnesinin altından özellikle minicik gözüküyordu. Her ne kadar şelalenin yüksekliği çok saçma olmasa da suyun aşağı çarpma gücü hala birisinin vücudunu kolaylıkla ezmek için yeterliydi.

Ancak genç önemsemeden devam etti ve şelalenin kim bilir kaç yıl boyunca üzerini ezdiği büyük kaya parçasına doğru yürüdü.

Jasmine Gökyüzü Zehir Sedef'inden ayrıldığında gördüğü şey tam olarak bu sahneydi. Şelalenin yüksekliğine göz attı ve ay gibi kaşları hafifçe yükseldi.

“Boom!”

Büyük bir akım etkisi acımasızca Yun Che'ye çarpıp zayıf kaynak enerjisi savunmasını anında parçalara ayırdı ve onu şiddetli ve çalkalanan havuzun içine doğru ezdi.

Yun Che'nin tüm üst gövdesi tamamen kırmızıya dönerken tüm bedenini sıcak ve keskin bir acı sardı. Ağzının köşesinden korkutucu bir miktar kan dışarı sızdı... Ancak gözlerinde en ufak bir geri çekilme yada korku belirtisi yoktu. Güçlükle nefes alarak çalkalanan sudan yukarı çıktı ve güçlükle kıyıya tırmanırken tüm gücünü akıma karşı koymak için kullandı...

Şelalenin darbesi onun oldukça hasar almasına neden oldu ve akıma direnerek kıyıya yüzmeye çalışırken neredeyse son enerjisine kadar tüketmişti. Ancak sahile tırmandıktan sonra yere düşmedi ve hızlıca solumadı... ama bunun yerine bir kez daha sallanan bedeniyle şelalenin altında ki büyük kayaya doğru yürüdü. Daha sonra kalan son zayıf kaynak enerji ipliklerine odaklandı ve kafasını korumak için üzerinde topladı. (Ç.N: Mazoşist Yun Che diyorum inanmıyorsunuz hem katil ruhlu hem mazoşist hem sadist farklı türlerin birleşmesiyle oluşmuş irade gücünün de maşallahı var :D )

"Çoktan 1. seviye Temel Kaynak Alemine mi geçti? O gerçekten hızlı!" Yun Che'nin serbest bıraktığı küçük kaynak enerjisine baktığında Jasmine kalbinde kayran kalmıştı. 7 günlük kısa bir sürede o gerçekten de resmi olarak 1. seviye Temel Kaynak Alemine geçmişti. Bu hız onun tanıdıkları arasında bile birisini korkutmaya yeterdi.

Açıkça ölümlü bir bedene sahipti ve yeni damarı Kötülük Tanrı'sının Gizli Sanatlarını aktive etmediği sürece normal Kaynak Damarlarından farklı değildi.... 7 günlük kısa süre zarfında 1. seviye Temel Kaynak Alemine girebilmek için nasıl bir yöntem kullanmıştı! Bir insan bedeninde bu süreç tüm kaynak girişleri açık olsa dahi normalde en az bir ay sürerdi.

Ancak aslında sadece 1.seviye Temel Kaynak Aleminin gücüyle bu tür bir şelaleye meydan okumak açıkça bir ölüm arzusuydu!

Ve şelale tarafından ilk kez ağır hasar görmesinden sonra neredeyse tüm kaynak enerjisinin yönlendirilmesi koşuluyla bir kez daha şelaleye doğru gitmeden önce dinlenecek çok az zamanı vardı.

Jasmine oraya koştu ve çekici bir ses tonuyla bağırdı. "Ölmek mi istiyorsun?"

Yun Che onun sesini duydu ve adımları bir süreliğine durdu. Ancak bu durgunluk sadece kısa süreliğine oldu ve şelaleye doğru yürümeye devam etti.

“Boom!!”

Kalan son kaynak enerjisi de tartışmasız bir şekilde hemen dağıldı ve bir anda Yun Che'nin sırtından bir düzineden fazla küçük yaralar oluştu. Görüşü siyaha dönerken ağzından bir ağız dolusu taze kan kustu ve bir daha çalkantılı suya çarptı.

"Gerçekten ne kadar pervasız!" Jasmine kaşlarını çattı. Bir anda Yun Che'nin olduğu yere koşarken onu kıyıya atmaya hazırdı. Çok geçmeden Yun Che'nin silueti  suyun yüzeyinden yukarı çıktı ama Jasmine ona yaklaşıp onu dışarı çıkarmak üzereyken boğuk ve zayıf bir ses duydu. Bu ses kararlı bir reddediş taşıyordu.

"Bana....Yardım....Et...me."

Yun Che'nin yüzü suyun yüzeyinde bir beyaz kağıt gibi süzülüyordu. Vücudunda ki yaralar korkunç bir manzaraya neden oluyordu. Yarı açık gözleriyle yaptığı bakışlar gevşek fakat aynı zamanda son derece ayıktı.

O gerçekten de bilincini kaybetmemişti... Jasmine ellerini geri çekti ve kalbinden bir kez daha hayran kaldı. Yanlış! Önceki durumuna göre eğer sıradan bir insan bu darbeyi alsaydı hala ayık kalabilmesinin bir yolu yoktu.

Jasmine ona bakarken aniden merak etti. Bilinci açık kalabilmek için hayatı buna bağlıymışçasına sadece irade gücü kullanması mümkün müydü?

"Hala bilincini kaybetmemen yeterince etkileyici. Karaya çıkabileceğinden emin misin?" Onun istediği gibi Jasmine onun üstünde süzüldü ve ona yardım eli vermedi. Cümlesini bitirdiğinde sanki aniden bir şey hatırlamış gibi yüzü kızardı ve korkmuş bir tavır sergileyerek hızlıca geri çekildi. Düz bir çizgide geri çekilirken iki küçük eliyle uzaklaşana kadar kendini aşağıya doğru bastırdı. (Ç.N: 2 si de senin hatandı kızım :D )

Sadece şu anda Yun Che'nin dikkatinin kesinlikle Jasmine de olmadığı belirgindi. Eğer o normal durumunda olsaydı hala bu tür bir akıma karşı koyabilirdi. Ancak şuan ki durumu için bu hızlı akım hiç şüphesiz bir kabus gibiydi. Neredeyse tükenmiş olan kaynak damarlarını sıkıştırdı ve pratik olarak uyuşmuş olan kolunu kaldırdı. Şuan bedenine karşı olan ağır etkiye kararlılıkla direnip yavaş yavaş karaya yüzmeye başladı.

Birkaç nefes sonra kolları ve omuzlarında ki kaslar kasılmaya başladı... Bu birisinin bedenindeki güç tamamen bittiğinde alacağı doğal bir tepkiydi. Bu durumda kolları kaldırmak temelde imkansızdı ve az çok devre dışı olduğu düşünülebilirdi... Sırtında ki yaralar yavaşça ayrılırlarken büyümüşlerdi ve durmadan aşağı doğru kanlar akıyordu... Bu sahneyi izlerken Jasmine'nin kalbindeki endişe gittikçe büyüdü ve daha önce sıktığı elleri bile istemsiz olarak gevşedi.

Ancak Yun Che'nin kolları kalkmaya ve hareket etmeye başladı. Ve vücudu yavaş yavaş kıyıya yaklaştı. Vücudu sınırına ulaştığı açıkça belliyken bu enerjiyi nereden çıkardığını hayal etmek imkansızdı. Gücünün tamamen tükenmesi ve bilincinin de dağılması gerekmeliydi... Belki de vücudunu hareket ettiren şey gücü değildi bunun yerine iradesiydi....Kıyaslanamayacak şekilde korkunç bir irade gücü...

Jasmine'nin boş bakışları altında Yun Che bir kez daha kıyıya çıktı. O anda Jasmine'nin kalbi sanki sadece kıyaslanamayacak kadar büyük bir dünya savaşına şahit olmuş gibi ürperdi. Tam Yun Che'nin bu kadar güçsüz düştükten sonra bayılacağını düşünürken bunun yerine bir kez daha sallanarak kalktığını gördü.

O gerçekten hala kalkabiliyordu!!!

Yeniden ayağa kalkan Yun Che Jasmine'nin olduğu yöne doğru yürüdü. Adımları son derece yavaştı ve her attığı adımla beraber vücudu sanki her an çökme imkanı varmış gibi şiddetli bir şekilde sallanıyordu. Sonunda durmadan önce bir düzineden fazla adım attı. Daha sonra Jasmine o yönde küçük bir havuz keşfetti. Bu havuz belli ki insan yapımıydı ve bir metreden uzun değildi. İçi....siyah bir sıvıyla doluydu.

Yun Che siyah havuza girdi ve zorlukla başı hariç tüm vücudu suya batacak şekilde oturdu. Daha sonra Yun Che gözlerini kapadı ve sonunda bilincini kaybetti.

Jasmine havadan indi ve bilinçsiz olan Yun Che'ye karmaşık bir ifadeyle baktı.

Bu havuz belli ki Yun Che tarafından kazılmıştı. Yakın çevresine çeşitli şeyler fazlaca yayılmıştı. Onların çoğu farklı türden otlardı ve belki de yirmiden fazla farklı çeşit vardı. Onların arasında en yüksek miktarda olan kuru oduna benzeyen bir yığın siyah dal ve yaprak yığınıydı. Onların verdiği koku havuzunkiyle son derece benziyordu.

Jasmine gelişi güzel bir kök alıp burnuna getirdi ve hafifçe kokladı. Hemen sonra ten rengi biraz değişti. "İblis Kafatası Asması."

O gerçekte kendini buna batırmıştı!!!

Yani o yedi günlük kısa süre zarfında böyle bir yöntem kullanmıştı... Hayır! Belki de 7 günden daha kısa sürede kendini zorlayarak 1.seviye Temel Kaynak Alemine sokmuştu!!!!

Jasmine sessizce Yun Che'ye baktı... onun yumuşak ve olgunlaşmamış yüzü 16 yaşında olduğunun kanıtıydı yine de onun bu seviyeye ulaşması nasıl mümkündü!! O gerçekten daha önce...cehennemi....deneyimlemiş miydi?

2 saat sonra Yun Che uyandığında Jasmine'nin yanında havada durduğunu gördü. Gözünü açtığında Jasmine küçük yüzüyle sakinlikle ona bakıyordu. Jasmine onun gözlerini açtığını görünce sanki bu onun şartlı refleksi gibiymiş gibi hemen kendini aşağı bastırdı.

"Sen bunu son birkaç gündür sürekli yapıyor musun?" Jasmine ağzını açtı ve sordu. (Ç.N: Başka nasıl soracak kız karnından mı konuşcak :D )

"Aşağı yukarı." Yun Che hala güçsüz olan bedenini doğrulturken sırtında ki yaraların az çok iyileştiği görülüyordu. Havuzda sadece İblis Kafatası Asması yoktu ayrıca en iyi iyileştirme sıvılarının yapılması için kullanılan ve kişisel olarak seçtiği otlarda vardı.

"Ani bir ölümden korkmuyor musun?" Jasmine'nin yüzü biraz soğuk hale gelmişti.

"Ölmeme izin vermeyeceğim. Kesinlikle!!!" Yun Che bunları tamamen kendine güven ve kararlılıkla söylerken hafifçe güldü.

Jasmine hor görerek güldü ve "Kendini çok abartıyorsun. Şelalenin içinde sadece suyun olacağını mı düşünüyorsun? Eğer bir şekilde büyük bir kaya içine karışıp düşer ve bedenine gelirse aniden iki parçaya ayrılabilirsin.... Ne sebeple bu kadar fazla umutsuz ve gözü dönmüş olduğunu bilmek istiyorum." Dedi.

"Çünkü benim yeterince güçlü bir güce sahip olmam gerekiyor." Yun Che havuzun yarısına kadar baktı ve yavaşça söyledi. "Eğer yeterli gücüm olsaydı ustam ölmek zorunda olmayacaktı ve ailemde aşağılanmaya maruz kalmak zorunda olmayacaktı.... Daha önce Kaynak Damarlarım hasarlıydı böylece güç peşinde koşabilecek niteliklerim yoktu. Şimdi Cennet... Oh bu doğru değil. Bana yepyeni damarları veren Jasmine idi yani tabi ki artık tembel ve ihmalkar olmaya devam etmek için bir sebebim yok... Ve sen! Benim küçük ustam Jasmine. Sen ağzını açtın ve benim yapmamı istediğin ilk şey tüm Mavi Rüzgar İmparatorluğunda kimsenin erişemediği bir aleme sadece 30 yıl içinde senin iyiliğin için ulaşmamdı. Nasıl umutsuz olmayabilirim?"

-------------ÇEVİRMEN NOTU-------------

Adam noktayı koydu :D Bu arada dün bağış atan arkadaş sana maille geri döndüm bakıp cevap verirsen çok makbule geçer :D

Jasmine Yun Che'nin tepkisine ne diyecek? Yun Che bu eğitime ne kadar daha devam edecek? Bu çocuk böyle devam edip kolsuz bacaksız mı kalacak? Yoksa bir şey olmadan devam mı edecek? Çok çalışan her zaman ödüllendirilir derler.. Bu söz gerçek mi olacak? Yoksa olmayacak mı? Merak mı ediyorsunuz? O zaman bekleyin okuyun ve öğrenin...


Önceki Bölüm | Tanıtım | Sonraki Bölüm

Yorum Yap "ATG 47"