Tank Tarihi Günceli

ATG 43

Eylül 02, 2016
Çeviri : Useless Düzenleme  Aoi Shuu

Önceki Bölüm | Tanıtım | Sonraki Bölüm


Hemen yeni bir damara sahip olmak….

Bir tanrının gücünde ki kaynak damarları?

Durmadan kaynak damarlarını düzeltmeyi arzulayan Yun Che için Jasmine’nin sözleri bir gök gürültüsü etkisi yarattı. Xiao Lingxi’ye kesinlikle güçlenip 3 yıl içinde geri geleceğini söylemişti… Ancak şuan ki durumu ve damarlarını tamir etme olayını açıkça anlıyordu. 3 yıl içinde sözünü tutmak pek olası değildi. Böyle bir şey söylemesinin sebebi böylece kendisini limitlerine kadar zorlayabilecek olmasıydı. Sadece böyle bir inanç insanların maksimum potansiyellerini ortaya çıkarabilirdi.

Ve şimdi Jasmine açıkça ifade etmişti… O Yun Che’ye hemen yeni kaynak damarları sağlayabilirdi! Ayrıca bu damarlar bir tanrının gücünde olacaktı!!!

O Jasmine’nin söylediği “Tanrının gücünde” lafının ne demek olduğunu bilmiyordu ama söylediği “Yeni kaynak damarı” lafı kalbini heyecanla doldurmuştu. Bu heyecanı bastırıp Jasmine’ye baktı ve “Sen… Sen doğruyu mu söylüyorsun?” Dedi.

“Neden ben, prenses sana yalan söyleyeyim?” Jasmine gururlu pembe yüzüyle konuştu.

Yun Che ne diyeceğini bilmiyordu… Gerçekten onun gibi İmparator Kaynak Alemimde ki birinin bir sakatı bırakın normal bir insanı bile aldatmak için çaba harcamasına hiç gerek yoktu. Bu kadar süre içinde bir insana yeni bir kaynak damarı vermek “son derece yetenekli bir ruh doktoru” olan Yun Che için bile mucizeden başka bir şey değildi. Ama Jasmine bu lafları söylerken aurasıda en ufak bir aldatma duygusu yoktu.

Ancak onun kırmızı saçları onun Kaynak Gökyüzü Kıtasından bir insan olmadığını izlenimi veriyordu. Yaşı oldukça genç olmasına rağmen aurası korkunçtu ve bedeninde ki zehrin ne olduğunu Gökyüzü Zehir Sedef’i bile tespit edemiyordu… Onun sahip olduğu kaç tane daha sır vardı?

Belki de onun gerçekten kısa sürede yeni kaynak damarları elde etmesini sağlayacak garip bir yöntemi vardı. Eğer bu gerçekse o zaman onun Xiao Lie ve Xiao Lingxi’ye verdiği sözü tutmak için çok kuvvetli bir şansı olurdu.

Bunları düşünürken Yun Che’nin bakışları yanmaya başladı. “Tamam… O zaman sana söz vermemi istediğin 3 şeyi söyle.”

Jasmine onun teklifini kesinlikle reddetmeyeceğini bildiğinden uzatmadan direk konuştu. “İlk şey bu prensese 3 eşyayı bulmasında yardım edeceğine kesinlikle söz vereceksin… Bunlar bir tane Ölüler Diyarı Udambara Çiçeğinin Sapı, 3 tane kaynak canavarının topağı ve onlarda Tiran Kaynak Aleminden düşük olamayacak… Ve en sonuncu da en az 35 kilo Mor Damarlı Tanrı Kristali.” (Ç.N: Udambara = 3 bin yılda bir açan bir çiçek olur kendileri – https://encrypted-tbn0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcSqeaVLaHzjYxSxxJa0FzXP3k5WsU7gpZXg2pbeLrfO2xOrEUUUMw)

Yun Che çok dikkatli bir şekilde dinledi… Jasmine “Ölüler Diyarı Udambara Çiçeğinin Sapı” dediğinde kaşları gevşedi. Ustasından onun adını duymuştu ama hiç görmemişti. Ustasının dediğine göre Ölüler Diyarı Udambara Çiçeğinin Sapı dünyanın kötülükleri ve Yin’den gelen bir nesneydi. Sadece karanlık ve soğuk topraklarda büyüyordu. Kökleri ve yaprakları morumsu siyah bir renge sahipti ve yalnızca bir kez çiçek açması tam 24 yıl sürüyordu. Açan çiçek son derece güzeldi ve çapkın parlak mor renge sahipti. Yaprakları üzerinde ölüler diyarının nefesini taşıyan hafif mor renkli bir sis vardı ve sis sürüklenirken cehennemde ki hayaletlerin gülme ve ağlama seslerini çıkarıyordu. Çiçek açtıktan 3 gün sonra soluyordu ve böylece birisinin bir daha açmasını 24 yıl daha beklemesi gerekiyordu. (Ç.N: hadi bu yapılabilir gibi ama başlangıç buysa 2 ve 3. şeyler ne :D)

Ustası ona Ölüler Diyarı Udambara Çiçeğinin yararlarından söz etmemişti sadece normal bir insanın ona yaklaştığında cehennemin gazlarına maruz kalıp en iyi durumda komaya gireceğini ve en kötü ihtimalle öleceğini söylemişti.

Soğuk ve karanlık alanda yetişen yakınlaşırken ölebileceğin 24 yılda bir açan bir bitkinin sapını almak… Yun Che kaşlarını oynattı ve aşırı bir tepki vermedi. Eğer Jasmine ona yeni bir kaynak damarı verecekse bu istek mantıksız olarak düşünülmezdi.

Ancak Jasmine’nin söylediği 2. eşya onun neredeyse istemsiz bir şekilde ağlamasına neden oluyordu.

Tiran Kaynak Aleminden düşük olmayan 3 kaynak canavarının topağı mı!!!! Benimle dalga mı geçiyorsun? (Ç.N: alemleri az sonra vereceğim 😀 )

Tiran Kaynak Alemi neydi? Çok sayıda kaynak gücü uygulayıcısının ulaşamadığı efsanevi bir alemdi. O kadar yüksekti ki onu göremiyorlardı bile. Eğer biri Mavi Rüzgar İmparatorluğuna bakarsa birkaç tane İmparator Kaynak Aleminde ki kişi bulabilirdi ancak Tiran Kaynak Aleminde olan biri yoktu!! İmparator Kaynak Alemine ulaşan kişiler “Taht” olarak bilinirken Tiran Kaynak Alemine ulaşan kişiler “Zalim İmparator” olarak biliniyordu. Bu aleme giren biri gökyüzünün ve yerin mutlak hükümdarı olurdu ve kimse buna karşı koyamazdı.

Bırak şuan ki Mavi Rüzgar İmparatorluğunda hiç olmamasını son 1.000 yıl içinde İmparatorlukta Tiran Kaynak Aleminde ki biri hiç görülmemişti.

Ve Jasmine’nin söylediklerinden onun Tiran Kaynak Aleminden düşük olmayan 3 kaynak canavarının topağı istediği açıkça anlaşılıyordu. Ve onları almak içinde 3 tane Tiran Kaynak Canavarı öldürmesi gerekiyordu! İlk problem 3 Tiran Kaynak Canavarını nerede bulacağıydı… İmparatorlukta kim Tiran Kaynak Canavarını rahatsız etmeye cesaret edebilirdi?

İmparator Kaynak Aleminden sonra her adım birisini cennete daha çok yaklaştırıyordu. İmparator Kaynak Aleminde ki 5 kişinin bile 1.seviye Tiran Kaynak Aleminde ki birine karşı kazanma şansı yoktu. Buda demektir ki Mavi Rüzgar İmparatorluğunda ki tüm İmparator Kaynak Alemindeki insanlar toplansa da 1 tane Tiran Kaynak Canavarını öldürmelerinin yolu yoktu. Bu isteği İmparatorluğun 4 büyük gücünün liderleri duysaydı öfkeden kudururlardı.

Ve Jasmine’nin istediği son eşyayı duyduğunda Yun Che şoktan neredeyse kıçının üzerine düşecekti.

En az 35 kilo Mor Damarlı Tanrı Kristali… Bu Mor Damarlı Tanrı Kristaliydi… Mor Damarlı Cennet Kristali değildi… Mor Damarlı Cennet Kristali bu dünyada paha biçilemez bir hazine olarak kabul ediliyordu. Bir tırnak boyutunda ki Mor Damarlı Cennet Kristali çok değerli olarak kabul ediliyordu ve sadece devasa tarikatlar bunu elde etmeye hak ediyordu. Normal kaynak uygulayıcıları onu elde etmeyi düşünmeye bile cesaret edemezdi. Mor Damarlı Tanrı Kristali, Mor Damarlı Cennet Kristalinin ayıklanmasıyla elde ediliyordu. Bir ev büyüklüğünde ki Mor Damarlı Cennet Kristalinden sadece 1 tırnak boyutunda Mor Damarlı Tanrı Kristali elde ediliyordu. (Ç.N: çevirirken beynimden mor alevler çıktı bildiğin jkasdasda )

Bu durumda 35 kilo Mor Damarlı Tanrı Kristali…

“~!@#$%…”

Yun Che’nin Kaynak Gökyüzü Kıtasında ki tüm Mor Damarlı Cennet Kristallerini de toplasa 35 kilo Mor Damarlı Tanrı Kristali elde edemeyeceğini düşünmek için nedenleri vardı. Ve eğer gerçekten bu miktarı elde etse de bunun değeri en az 3 tane Mavi Rüzgar İmparatorluğunu satın almak için yeterliydi.

“Sen… Sen… Benimle… Dalga…. Geçmediğine…. Emin… Misin?” Yun Che konuşurken dişlerinin arasından hava çıkmaya devam ediyordu. O Mavi Rüzgar İmparatorluğunda ki bunu duyan herhangi birinin bu isteği duyduğunda kekeleyeceğine inanıyordu.

Jasmine’nin ifadesinde hiç şaka yapıyormuş gibi bir izlenim yoktu. Soğukça baktı ve “Zehir ruhumu işgal etti ve Gökyüzü Zehir Sedef’iyle bile tamamen arındırılması yıllar sürecektir. Üzerimde ki zehrin etkisi gittiğinde vücudumu yeniden yapmam gerekir. Ve bu 3 eşya benim bedenimi yeniden yapmam için gerekli ve hepsi de vazgeçilebilir değil.” Dedi.

“…O zaman ne kadar vaktim var?”

“Otuz yıl…”

Zamanı duyduğunda sonunda Yun Che rahat bir nefes almıştı ve yavaşça başıyla onaylayarak “Tamam bunu kabul ediyorum.” Dedi.

Palavra! 30 yıl hala uzun bir süreydi yani söz verdikten sonra düşünülebilirdi. Ölüler Diyarı Udambara Çiçeğinin Sapı, 3 Tiran Kaynak Canavarının topağı ve en az 35 kilo Mor Damarlı Tanrı Kristali… yine de hala 30 yıl vardı. Bu süre zarfında adım adım yapılabilirdi.

“İstediğin ikinci şey?” Yun Che nefesini tuttu ve sordu. İlk istek bu kadar korkunçken ikinci istek kim bilir nasıl olacaktı.

“İkinci isteğim 30 yıl içinde Egemen Kaynak Alemine ulaşmalısın.” Jasmine Yun Che’nin ifadesine bakarken yavaş yavaş ve anlaşılır şekilde söyledi. (Ç.N: bayaaaaaa ilerisine kadar duyabileceğiniz alemler : Temel<Başlangıç<Gerçek<Ruhsal<Yeryüzü<Gökyüzü<İmparator<Tiran<Egemen<İlahi<….😀 sonuç olarak baya şey istiyor 2. istekte bu böyleyse 3. isteği kim tahmin edebilir acaba bence hiç biriniz tahmin edemeyeceksiniz. Ben 2 şey düşünmüştüm 2. düşündüğüm şey doğru çıkmıştı 😀 )

“~!@#$%%…” Yun Che aniden küçük Jasmine’yi yere doğru çevirip ona şaplak atma dürtüsü kazandı…

Bu küçük kızın onunla alay ettiğini düşünmeye başlamıştı.

“Kaynak Gökyüzü Kıtasından emin değilim… Ama Mavi Rüzgar İmparatorluğunun tarihinde kimse 30 yıl içinde Egemen Kaynak Alemine ulaşmadı…. Yada daha kesin olmak gerekirse kimse o aleme daha önce girmedi…” Yun Che gerçekçi bir şekilde konuştu. Ancak dudaklarının köşesi hafifçe seğirdi ve kalbinde bir içerleme duygusu ortaya çıktı.

“O zaman kabul ediyor musun yoksa etmiyor musun?” Jasmine kaşlarını eğdi.

“Kabul ediyorum tabi ki.” Yun Che yüzündeki önceki ifadesini geri alarak tereddüt etmeden söyledi. Gözlerinde ki sakinlik ve sükûnet doruk noktasına ulaştı ve “İstediğin ilk şeyde belki de ben biraz endişeliydim. Ancak istediğin 2. şey gerçekten benim durumumu göz önünde tutmuyor. Yani demek istediğim İmparatorluk tarihinde kimse 30 yıl içinde Egemen Kaynak Alemine ulaşamadı. Eğer ben herkesle aynı şartlarla başlasaydım tarihi alt üst edebilirdim! Bedenimde Gökyüzü Zehir Sedef’i var yani eğer Mavi Rüzgar İmparatorluğunda ki birine kaybedersem bu gerçekten beş para etmez olarak düşünülebilir.” Dedi.

“30 yılda Egemen Kaynak Alemine ulaşmak… Bu tam olarak aptalca bir saçmalık değil!” Yun Che’nin gözleri yarısına kadar daralmıştı ve sesi de su gibi sakindi.

Yun Che bu heyecanlandırıp kan kaynatan sözleri söyledikten sonra karşısında ki küçük Jasmine’nin onu olağanüstü bir şekilde görkemli olarak göreceğini düşünüyordu ama Jasmine’nin sadece hafifçe kafasıyla onaylaması onu hayal kırıklığına düşürdü. Bunalıma girmiş gibi bir şekilde sordu. “Ancak neden 30 yıl içinde Egemen Kaynak Alemine girmemi istiyorsun?”

“İnsanların canlılığı kaynak güçleriyle ilişkilidir. Bu prensesin şuan ki zayıf bedeni senin canlılığından kaynaklanıyor. Bu prenses bedenini yeniden yapıp eski gücünü korumak istiyor yani benim en az Egemen Kaynak Aleminde ki canlılığa sahip olmam gerek.” Jasmine sakin bir şekilde söyledi.

Yun Che sanki anlamış gibi başıyla onayladı… Daha sonra aniden panikledi…

En azından Egemen Kaynak Aleminin canlılığına ihtiyacı var böylece vücudunu yeniden yaptıktan sonra gücünü koruyabilecek ve ruhuyla birleştirebilecekti… Bu durumda…. Bu… Onun daha önceki gücü….

‘’Egemen Kaynak Aleminden yüksek miydi!?’’

Hayır! Hayır bu olamaz! Bu kesinlikle mümkün değil! Kesinlikle yanlış yorumlamış olmalıyım! Yun Che bu saçma düşünceyi kafasından atmak için kafasını çılgınca salladı. Jasmine’nin bakışları bir kez daha onun vücuduna inip gururlu ve katı oldu. “İstediğim 3. şey… Diz çök ve bana ustan olarak ibadet et!” (DN: Dalgamı geçiyorsun laan  ilk 2 seçenek tamam da bu nedir😛 En azından basitmiş ☺ )

“…”

“…”

Yun Che ona en ufak bir ses bile çıkarmadan bir süre boş boş baktı.

“Yapmaya istekli misin?” Jasmine kaşlarını biraz kaldırdı. Güzel ve hassas olan yüzü birinin kalbini hızlı ve düzensiz bir şekilde atmasına neden olacak şekilde bir korku katmanıyla maskelenmişti.

“…Bu yıl kaç yaşındasın?” Yun Che ne yapacağını bilmeyen bir yüz ifadesiyle sordu.

Jasmine’nin bakışları sertleşse de cevapladı. “On Üç.” (DN: Hadi laan oradan )

“On… üç…” Bu cevap görünüşüyle tamamen uyuşuyordu ama bu Yun Che’nin kalbinin derinliklerinde ürperip inlemesine sebep oldu. “On üç yaşındaymış! Sikeyim! O sadece 13 yaşındaymış! Korkutucu kaynak gücü vardı. Bilgiliydi. Ayrıca olgun tavırlarıyla yaşlı ve deneyimli biri gibi konuşuyordu. Ben onun birkaç yüz yaşında bir büyükanne olduğu izlenimine kapılmıştım… O aslında tam 13 yaşındaymış!!!!

Ancak Yun Che bu düşüncesini değiştirdi ve aniden rahatladı. Eğer o gerçekten 13 yaşındaysa o zaman ne kadar korkutucu kaynak gücü olursa olsun, ne kadar asil ve gizemli bir doğuşu olursa olsun, ne kadar asil ve acımasız olursa olsun, düşünceleri ne kadar olgun olursa olsun onun en fazla 13 yıllık tecrübesi vardı!  2 hayat boyunca olan anılarıyla birlikte onlar başa çıkabilmesinin hala bir yolu olacaktı. Ne kadar güçlü ve büyük olursa olsun o sadece hala henüz büyümemiş küçük bir kızdı.

“Bu prenses sadece 13 yaşında olduğu için mi aniden bu prensesle başa çıkmanın daha kolay olacağını hissettin?” Jasmine gözlerini kıstı ve soğuk bir şekilde söyledi.

Bu cümle doğrudan Yun Che’nin kalbine saplandı. Yun Che hızlıca başını sallayarak “Tabi ki hayır. Sana yaşını sorma nedenim benim senden 3 yaş büyük yani 16 yaşında olduğumu söylemekti. Senin yaşın benimkinden küçük yani benim ustam olman…. Biraz… yakışıksız kalmaz mı?” Dedi.

“Yaş?” Jasmine hor görerek güldü. “Bu kıtada ki uzman kişiler son 10 yıldır bu prensesin önünde diz çöküyordu ama onlara bakmıyordum bile. Bu prenses şimdi senin ustan olmak isteyerek sana bir iyilik yapıyor ve yine de sen hala reddetmek mi istiyorsun?”

“…” Ses tonu o kadar eziciydi ki Yun Che boğulmuş gibi hissetti.

Yun Che hemen oracıkta kararını verdi ve başıyla onaylayarak “Tamam sana ustam olarak ibadet ederim ama asla sana secde etmem.” Dedi.

“Sebep?” Jasmine açıkça söyledi.

“Büyüklerime secde ederim, bana iyilik yapanlara secde ederim…. hatta eğer gerekliyse karıma secde ederim ama birkaç gün önce tanıştığın küçük bir kıza secde etmeye gelirsek… Bunu yapamam. Bu erkek olmanın basit bir haysiyetidir.” Yun Che başını salladı ve konuşması sıkı bir kesinlikle kaplıydı.

“Hee…” Jasmine güldü. Gülüşü çiçek açan bir yasemin kadar güzeldi. Daha sonra soğuk ve uğursuz bir sesle “Bu sana bağlı değil.” Dedi.

Konuşmayı bitirdiğinde çoktan Yun Che’nin sağ omzunu sağ eliyle yıldırım hızıyla tutmuştu. Yun Che anında sanki bir dağ tarafından aşağı doğru basılıyormuş gibi hissetti. Karşı koymanın imkansız olduğu bu kuvvetin altında dizleri büküldü ve yerde ağır bir şekilde Jasmine’nin önünde diz çöktü.

“Sen!” Yun Che öfkesini ifade etti ve ayağa kalkmak istedi… Ancak Jasmine’nin gücü karşısında onun kesinlikle karşı koyacak gücü yoktu. Vücudunda ki tüm gücü kullansa da ayağa kalkamayacak kadar acizdi.

“Hemen bu prensese secde et ve bu prenseste senin resmi olarak ustan olsun. Sadece kaynak damarların düzeltmeyeceğim ayrıca kaynak gücüne çalışırken doğru yola girmen için sana rehberlik edeceğim.”

Mücadele ederken Jasmine’nin soğuk ve gururlu sesi Yun Che’nin kulaklarına giriyordu. Zorlayarak başını salladı ve mırıldanarak “Sen… Sen bundan vazgeç. Kaynak damarı alamasam bile… kesinlikle… Senin gibi küçük bir kıza… Secde etmem…” (Ç.N: Fakir ama gururlu vol 2 güçsüz ama haysiyetli 😀 )

Yun Che sözlerini bitiremeden ağır bir güç dalgası üst bedeninin yere doğru bastırılmasına neden oldu. Jasmine bir buz nilüferine benzeyen ayağını kaldırdı ve minik bir miktar güçle Yun Che’nin omzunun üzerine bastı ve ardından “crack” şeklinde bir kemiğin çıkma sesi duyuldu. Yun Che’nin ısrarcı bir şekilde kaldırdığı kafası soğuk toprağa çarptı… ve böylece secde seremonisi bitti. (Ç.N: Yun Che bunun öcünü alır bak 😀 çok kincidir bence ilerde kendini affettir 😀 😀 )

Jasmine’nin ayakları Yun Che’nin omzuna hareket etmeden basmaya devam ediyordu. Elleri göğsünün karşısındayken alay eder bir şekilde “kemiklerin güçlü diye olağanüstü olduğunu mu düşündün? Gücün olmadan bana secde etmeyi reddedilmek için yeteneğin yok. Ne hakla benim önümde kibirli davranabilirsin? Gücün olmadan gururun ve haysiyetin güçlünün karşısında şakadan başka bir şey değil.” Dedi.

Jasmine’nin sözleri sanki bir kova dolusu soğuk suyun acımadan Yun Che’nin kafasına sıçraması gibiydi. Ve bu sözler onun şaşkına dönmesine yol açtı. Daha sonra güldü. Kendine sessizce güldü… bu doğruydu gücü olmadan ne hakla gurur ve haysiyetten bahsedebilirdi… Gurur duyarak yaptığı bu şey Jasmine’nin gözlerinde son derece gülünç olmalıydı…

“Her ne kadar isteyerek olmasa da sonunda bana secde ettin. Şimdiden itibaren bu prenses senin ustan olacak. Şimdi bu prenses senin ustan olduğundan sormak istediğin bir şey var mı?”  Jasmine ona yukardan bakarken onun omzuna basmaya devam etti.

“…Evet.” Yun Che kafasını kaldırdı. Bakışlarını yukarı doru kaldırdı ve zorlukla yanıtladı. “Sormak istiyorum… senin saçların zamanında büyümüyor mu yoksa… sen doğal bir beyaz kaplan mısın?” (Ç.N: Burada çok ince bir laf var 😀 beyaz kaplanın saçları doğuştan eksiktir bu arada anlayan olur belki son cümleyi okumadan 😀 )

O gece Jasmine ile karşılaştığında Jasmine’nin bedeni yok olmuştu ve yerde bir yığın elbise bırakmıştı. Yun Che sadece onun elbisesini Gökyüzü Zehir Sedef’inin içerisine alıp onun üstünü kapamıştı. İç çamaşırlarına dokunmamıştı. Jasmine uyandıktan sonra doğal olarak sadece beyaz bir elbise giyiyordu yani onun özel bölgeleri tamamen korunmasızdı.

Yun Che’nin omzuna bastığında doğal olarak bacakları ayrıktı ve Yun Che’nin açısından uyluklarının çevresinde ki hassas ve pembe bir bölgede açıkça beyazlar arasında güzel pembe bir manzara gözüküyordu…

Önceki Bölüm | Tanıtım | Sonraki Bölüm


——————–ÇEVİRMEN NOTU——————–

Bu bölüm ne kadar uzundu öyle ya çok ince bir şey söyledi ve böyle birine karşı söyledi 😀 tam troll 😀 😀

Yun Che’nin gördüğü son güzel manzara bu mu olacak? Jasmine ne tepki verecek? Yeni damarları nasıl alacak? Gerçekten bir tanrı gücündeler mi? Jasmine aslında kim? Başka nasıl sırlar taşıyor? Çöp Yun Che çöplükten çıkacak mı? Yeni damarları alınca güç seviyesi yine 1. seviye temel kaynak aleminden mi başlayacak? Merak mı ediyorsunuz? O zaman bekleyin okuyun ve öğrenin


Yorum Yap "ATG 43"