Otto Von Bismark Günceli

ATG 41

Eylül 01, 2016


BÖLÜM 41 – KANA BULANMIŞ JASMİNE ( 3 )


Yun Che çoktan içinde sakinleşmişti. Ama bu kızın şimdi dedikleriyle daha önce mırıldandıkları birleşince onun aklında birkaç şey ifade takılmıştı. Prenses.... Mutlak Tanrı Öldüren Zehir...Cennetsel Kaynak Hazinesi...

Kendine prenses dedi. Belirli bir imparatorluğun prensesi mi?

Ve Mutlak Tanrı Öldüren Zehir ne? Dünyada ki tüm zehirleri biliyorum ama bu ismi neden daha önce duymadım?

Ve bu Cennetsel Kaynak Hazinesi.... Büyükbabam benim öz ailemim "Cennetsel Kaynak Hazinesi" taşıdığı için avlandığını ve bu kelimenin korkutucu bir tabu olduğunu söyledi. Ve bu kızın dediklerinden onun açıkça "Gökyüzü Zehir Sedef'inden" bahsettiği belli. Yani aslında sadece 1 taneden daha fazla mı Cennetsel Kaynak Hazinesi var?

Ama Yun Che ne bunlar hakkında bilgi almak için soru sordu ne de bu soruları sormak için doğru bir zamandı. Biraz tereddüt ettikten sonra "küçük kız ben gerçekten senin ne dediğini anlamıyorum. Ama Gökyüzü Zehir Sedef'inde ki uzun uykundan uyandığına göre bana ismini söyler misin?" Dedi.

Yun Che'nin sorusu karşısında sanki onu hiç duymamış gibi kızın ifadesi yada bakışlarında hiç değişiklik olmadı. Ama yine de kısa bir süre sonra Yun Che'nin sorusunu yanıtladı. Pembe ve hassas dudakları hareket ederken buz gibi soğuk bir şekilde mırıldandı "Jasmine."

"Jasmine?" Yun Che gülümserken bakışları dürüst bir minnettarlık taşıyordu. "Jasmine tatlı, küçük zengin aromaya sahip ve kusursuz beyazdır. Bu isim gerçekten sana çok uygun." (Ç.N: Yasemin = İngilizce de Jasmine. Ama kız kendi adından ilerde çiçek olarak bahsedeceği için  Yasemin demek çok uygun oluyor buna. bu bölümden sonra Jasmine görünce kızın adının Yasemin olduğunu bilin :D )
"Kusursuz beyaz?" Kızın hissettiği acı biraz hafifledi ve dudaklarını kıvırıp eğerek buz gibi soğuk bir açı oluşturdu. O anda soğuk bir esinti çıktı ve kızın kırmızı saçlarını hareket ettirdi. Rüzgardan dolayı düşen zümrüt renkli yaprağı yakalayan kız "Ben Jasmine. Kanla kırmızıya boyanmış Jasmine." Dedi.

Elini gevşettiğinde daha önce yaprak olan şey artık küçük taneciklere dönüşmüş ve rüzgarla birlikte ellerinden uçmuştu.

"......" Yun Che kalbinde daha önce hiç hissetmediği kemik dondurucu bir ürperti hissetti.

Küçük tanecikler rüzgarın eşliğinde uçuyordu ve bazıları kızın bedenine geldiklerinde tüyler ürpertici bir sahne Yun Che'nin gözleri önüne geliyordu... Kızın bedenine değen tanecikler aslında onun bedenine yapışmıyordu bunun yerine onun bedenini geçip gidiyorlardı.

!!!!! Bu ne? Bu kızın aslında.... ruhani bir bedene sahip olduğunu söyleme!!!

Hayır! Eğer bedeni ruhani olsaydı nasıl bıçağı tutup demin düşen yaprağı yakalayabilirdi? Yani kendi isteğiyle bir şeylere dokunabiliyor ama başka şeyler tarafından dokunulmuyor yani başka bir deyişle.....  Yarı ruhani bir bedeni mi vardı?

"Senin sorunu bu prenses zaten cevapladı. Şimdi senin bu prensesin sorusunu cevaplama vaktin." Jasmine'nin siyah değerli taşa benzeyen gözleri doğrudan Yun Che'ye bakıyordu. Bu kusursuz bir şekilde etkileyici bir bakıştı ancak keskin bir bıçak gibi ruhunun ve kalbinin en derinlerini delmişti. "Dünyanın neresinden Gökyüzü Zehir Sedef'ini aldın?"

"Ustam bana verdi. Ancak o öldü ve bende onun nerden Gökyüzü Zehir Sedef'ini aldığını bilmiyorum." Yun Che doğrudan söyledi. Kızın elmas gibi bakışları karşısında en ufak bir yalan söylememesini gerektiren korkutucu bir şey hissediyordu. Bu yüzden doğrudan doğruyu söylemişti... Bu durumda büyük ihtimal bu gerçek onun işine yaramayacaktı.

Kız onun gözlerine tam 3 saniye boyunca baktı ve sonunda gözler biraz dalgalanmaya başladı. 12-13 yaşlarında ki birine ait olmaması gereken buz gibi soğuk bir ses tonuyla açıkça "Gökyüzü Zehir Sedef'i 7 Cennetsel Kaynak Hazinesi arasında 5. sırada. İçinde limitsiz bir alan, tüm zehirlere karşı koyacak ve tüm malzemeleri rafine edecek yeteneğe sahip. 1.300 yıl önce bir an için gözüktüğünde tüm dünyada onu elde edebilmek için karışıklık çıktı ve daha sonra hiçbir iz bırakmadan ortadan kayboldu. Kaynak damarları hasarlı bir işe yaramayan kişinin eline düşeceğini beklemiyordum. Ve üstüne birde senin bedeninle birleşmiş! Ne kadar gülünç! Bu Gökyüzü Zehir Sedef'inin ruhaniliğini mi kaybettiğini yoksa ruhunun iyice delirdiğini mi gerçekten bilmiyorum." Dedi. (Ç.N: Zehir Sedefi 5 numaraysa ılk 4 ne kadar güçlüdür :D )

7 Cennetsel Kaynak Hazinesi....... 5. sıra?

Kız kaşlarını hafifçe çattı ve buz gibi bir öldürme niyeti Yun Che'nin tüm vücudunu kapsadı. "Gökyüzü Zehir Sedefi senin gibi bir işe yaramazla birleştiğine göre benim gibi bir prensesle birleşmemesi için hiç neden yok."

Hisss!!

Şiddetli soğuk bir rüzgar Yun Che'ye doğru geldi ve onun bedenini daha tepki bile veremeden arkasında ki ağaç gövdesine şiddetli bir şekilde çarptırdı.

"Sen...." Yun Che gözlerini fal taşı gibi açtı ve yüzü bu dayanılmaz baskının altında korkunç bir hale geldi.

"Sana iki seçenek veriyorum." Kızın mutlak çekici yüzü şimdi korkunç bir hale gelmişti ve her söylediği söz dondurucuydu. "ilk seçeneğin itaatkar bir şekilde Gökyüzü Zehir Sedef'ini bu prensese vermek. İkinci seçeneğin de bu prensesin sen öldükten sonra onu bedeninden alması."

Her ne kadar kızın elleri hiç şüphesiz yeşim taşı gibi esnek olsa da onun boğazını sıkıyordu ve bu onun dayanılmaz bir acıyla hareket edemeyecek hale gelmesini sağlıyordu. Ancak Yun Che'nin yüzünde en ufak bir korku ve panik belirtisi yoktu bunun yerine güçsüz ve boğuk sesiyle konuştu. "İkinci seçeneği seçiyorum. Çabuk öldür beni."

Kızın güzel gözleri daraldı ve küçümseyici bir şekilde "buna cesaret edemeyeceğimi mi düşünüyorsun?" Dedi.

Konuştuğu anda aniden parmaklarını sıktı. 5 satır kan baskısı aniden Yun Che'nin boynunda ortaya çıktı ve ten rengi daha ıstıraplı hale geldi. Ancak o dudaklarını büzerek gülümsedi ve korkunç beyaz yüzüyle "Eğer gerçekten ölmemi isteseydin.... o zaman demin.... öldürücü zehrin geri tepki verme riskine aldırmadan kurtarmazdın." Dedi. (Ç.N: katil ruhundan gelen soğuk kanlılık mantıklı düşünmesini sağlıyor ve buda ona + puan vermemi sağlıyor yardır Che :D )

Jasmine: “……”

Yun Che onun gözlerine baktı ve acıyla kıvranan yüzüyle "Garip bir zehre maruz kalmışsın ama bu zehir sadece vücudunu etkilemiyor ayrıca ruhunu da etkiliyor. O gece vücudun önümde çoktan dağılmıştı ve sende zehir tarafından işkence gören bir ruh haline gelmiştin. Şuan ki yarı ruhani bedenin o gün benim zorla kanımı içerek benle birleşmiş olan Gökyüzü Zehir Sedef'inin gücünü ödünç aldığından oluştu! Buda demektir ki benim hayatım ayrıca senin de hayatın!  Eğer sen ölürsen bu beni hiç etkilemez ama eğer ben ölürsem sende benle beraber ölürsün." Dedi. (Ç.N: ya benim olacan ya kara toprağın uleynnn :D )

"Eğer sana Gökyüzü Zehir Sedef'ini verirsem bu kendi ölümüme davetiye atıyorum gibi olur."

"...." Yoğun bir şaşkınlık Jasmine'nin büyüleyici gözlerinin içinde görüldü ve yavaşça Yun Che'nin boğazında ki elini gevşetti.

Sonunda boğulmanın acısından kurtulmuştu. Yun Che rakipsiz bir yoğunlukla sertçe öksürdü. Daha sonra safrasını bile dışarı fırlatacak düzeyde şiddetle kustu. Teni eskisinden daha korkunçtu.

"Aslında göründüğün kadar işe yaramaz değil gibisin." Jasmine ona gözünün kenarıyla baktı ve "Nasıl anladın?" Dedi.

"Heh..." Yun Che alçak bir sesle gülümsedi. "Ben son derece yetenekli bir doktorum! Eğer ölmek istemiyorsan yalnızca beni bağışlaman değil ayrıca tüm gücünle beni koruman gerekiyor. Birinin senin ruhunu bedeninle birleştirmesi için en az İmparator Kaynak Aleminin gücüne sahip olması gerekiyor. Senin hayatın benimkinden açıkça daha değerli."

12-13 yaşlarında İmparator Kaynak Alemine ulaşmak... Birisi Yun Che'nin şuan konuşurken kalbinde ki oluşan kargaşayı hayal edebilirdi. Mavi Rüzgar İmparatorluğunda Gökyüzü Kaynak Alemine ulaşan biri aşılmaz olarak düşünülebilirken İmparator Kaynak Alemine gelmiş kişiler imparatorlukta 10 tane bile yoktu. İstisna olmadan bu insanlar imparatorlar gibi övünebiliyorlardı ve gökler ve yerler arasında onlar benzersiz kişilerdi. Bu aleme ulaşmak için birinin yalnızca olağan üstü marifete ve şanslı fırsatlara sahip olması değil ayrıca yeterli miktarda zamana ihtiyacı vardı. İmparatorlukta bu aleme ulaşan insanlar her zaman yüzlerce yaşında oluyordu. Eğer biri bu aleme ulaşırsa fiziksel bedeni yok olsa bile ruhunu kristalleştirebiliyordu. Eğer fiziksel bedenini yenden yapmak için bir şans bulurlarsa bu kusursuz bir dirilme oluyordu.

Ancak bu kızın vücudu yok olsa da ruhu onun hayat gücüne bağlıydı. Açıkça İmparator Kaynak Alemindeydi. Bu ne kadar korkunç bir konseptti?

Ancak kızın sonraki cümlesi Yun Che'yi tam 5 saniye boyunca mal olmasına neden oldu.

"İmparator Kaynak Alemi?" Kızın bakışları tereddüt etmese de yüzünde açıkça bir ilgisizlik vardı. "O ne?" (Ç.N: o ne yiyecek bir şey mi :D )

Yun Che: “….”

O anda Jasmine'nin bakışlarını dondu ve ön taraftan aceleyle atılan ayak sesleri geldi ardından Jasmine vücudunu yavaşça döndürdü. Ayak seslerinin sahibi kısa sürede görüşlerine girmişti.

Xiao Jiu!

"Başka biri benim hayatım için geldi. Ne yapacağın sana kalmış."

Daha önce Xiao Ba karşısında elinde "gizli silah" tutmasına rağmen gergin olmadığını iddia etmesi imkansızdı. Ama şimdi önünde ki Xiao Jiu'ya baktığında en ufak bir gerginlik hissetmiyordu. Vücudunun yarısını arkasında ki ağaç gövdesine yasladı ve ona biraz acıyarak....ve hayal kırıklığı içinde baktı. Neden sadece Xiao Jiu gelmişti? Eğer onun mezarına birkaç kişi daha eşlik etse bu harika olurdu. (Ç.N: Arkayı sağlama aldı nasılsa rahat adam :D )

Xiao Jiu ilk önce Yun Che'yi ardından da kan birikintisi ve yerdeki kıyılmış et parçalarını gördü. Her ne kadar Xiao Ba'nın vücudu binlerce parçaya ayrılmış olsa da ona yıllardır eşlik eden arkadaşları tarafından yine de tanınıyordu. Aniden bir süre dona kaldı. Ama bakışları Jasmine döndüğünde tamamen şaşkına dönmüştü.

Xiao Ba ve Xiao Jiu saf olmayan soydan gelmişlerdi ve devasa Xiao Tarikatı içinde onları pozisyonları yetersizdi. Ama olağan üstü yeteneklerini gösterdiklerinden dolayı seçilip inanılmayacak kadar sıkı eğitimlere maruz bırakıldıktan sonra sonunda Xiao Kuangyun'ın kişisel korumaları olmuşlardı. Sadece büyük kaynak gücüne sahip değillerdi ayrıca soğuk ve acımasız bir karakterleri vardı. Onlar sadece sadakati biliyorlardı ve diğer şeylere ilgileri yoktu... Kadınları bile! Eğer kollarında şaşırtıcı şekilde çekici gez kızlar olsalardı bile ifadeleri ve ısılarında sanki onlar cinsel dürtüsü olmayan robotlarmış gibi en ufak bir dalgalanma bile olmuyordu. Tabi ki sübyancı olmaları hiç söz konusu değildi. (Ç.N: Belki genç erkeklerden hoşlanıyorlardır ahgasfjasf )

Ama o Jasmine'yi gördüğünde gözleri sersemleşti ve bedeni daha önce hiç hissetmediği bir uyuşturma hissi deneyimledi. Vücudunda ki tüm kan neredeyse kaynayacaktı.

Önünde ki kızın güzelliğini tanımlamak için hangi dili kullanacağını bilmiyordu... Onun gözleri sanki dünyada ki en göz kamaştırıcı inci gibiydi ve gizemli güzellikte ki teni ile birlikte parıldıyordu. Yanakları ve yüz hatlarında ki nefis kusursuzluk yeşim taşından yapılmış kusursuz bir heykelden bile daha mükemmeldi.

Hassas ve minyon vücut hatlarına gençliğini ve gelişmemiş olmasını eklediğinizde bu aşırı derece çekici oluyordu. Aşağı kadar uzanan beyaz elbisesiyle sanki doğanın kendisi gibi olan güzelliğini ortaya çıkarıyordu. Eteğinin altında hassas, düz ve ince incikleri görülüyordu. Sanki yeşim taşından yapılmış gibi olan kusursuz beyaz ve krem cildi ballı süt parlaklığında taştı ve buz gibi kristal netliğini ilan etti. Yere değen ayakları sanki çiçek açan buzlu bir nilüfer gibi kusursuz bir şekilde sanki insan alemine ait değillermiş gibi güzeldi.

Bu dünyada nasıl böyle güzel bir şey olabilir......?

Xiao Jiu iyice donmuşken gözleri fal taşı gibi açılmış ve sanki bilinci tamamen bu dünyadan gitmiş gibi halsiz bir şekilde bakıyordu. Sanki ruhu götürülmüş gibi Xaio Ba'nın trajik bir şekilde öldürülmesini ve Yun Che'yi öldürmesi gerektiğini unutmuştu. Onun gözlerinde ve bilincinde sadece göklerin ve yerin tüm renklerini tüketecek kadar güzel olan kız vardı. Rüzgarda uçuşan kırmızı saçları mutlak güzelliğine biraz baştan çıkarıcılık ekliyordu. Bu kalp atışlarının hızlanmasını ve vücudunun ısınmasını sağladı. Kalbinde yoğun bir şekilde ona sahip olma isteği vardı. Onu bedeniyle aşağı almak ve yabanice hiç aldırmadan onu yağmalamak istiyordu. (Ç.N: O kadar kız var yanlış kıza yanlış şekilde bakıyorsun da haberin yok :D )

"Ölmek istiyorsun!" Xiao Jiu'nun son derece heyecanlı bakışlarına baktığında Jasmine öfkesini yüzünde gösterdi. Aniden yeşim taşı gibi ve hassas elini kaldırıp avcunun içini Xiao Jiu'nun göğsüne doğrulttu....

-----------------ÇEVİRMEN NOTU------------------

Alın size hayvan hemde harbi hayvan yun che karısı falan neymiş ruhsal kaynak alemi neymiş :D kodum mu indirir :D

Jasmine tek atacak mı? Xiao Jiu ölecek mi? Ölürse nasıl ölecek? Ölürse ondan sonra biri gelecek mi? Jasmine saldırdıktan sonra vücudunda ki zehir yüzünden acı çekecek mi? Neler olacak? Neler bitecek? Merak mı ediyorsunuz? O zaman bekleyin okuyun ve öğrenin...

Önceki Bölüm | Tanıtım | Sonraki Bölüm

Yorum Yap "ATG 41"