Dünyanın Oluşumu Günceli

ATG 38

Eylül 01, 2016
Çeviri için Useless, düzenleme için Aoi Shuu, kontrol, edit için Aoi Shuu arkadaşımıza teşekkürler. Keyifli okumalar…

Önceki Bölüm | Tanıtım | Sonraki Bölüm


Chu Yueli’nin sözleri Xia Qingyue’yi sersemletmişti.

Tabi ki Chu Yueli kaynak damarlarının 54 kaynak girişini biliyordu. Bu kaynak gücü çalışanlar arasında yaygın bir bilgiydi. O kaynak girişlerinin tam olarak açılma kavramını biliyordu ama sadece teorik olarak çünkü daha önce imparatorlukta kimse böyle bir şeyi elde edememişti. Sadece antik tanrıların “Cennetsel Tanrının Manevi Damarlarını” elde etmeye yeteneği olduğu söyleniyordu. Bu sadece insan oğlunun asla ulaşamayacağı savurgan bir beklenti olmuştu.

Xiao Che’nin akupunktur tedavisinden beri Xia Qingyue ruhsal ve fiziksel durumunun son derece geliştiğini hissediyordu. Kaynak gücünü yönlendirmesi çok düzgün ve kaynak gücünün akışı da tam olarak engelsizdi. Bu değişikler bazen “Bu beden aslında benim değil” tarzı bir duyguyu beraberinde getiriyorlardı. Chu Yueli’nin Cennetsel Tanrının Manevi Damarları hakkında söyledikleri onun şoka girmesine neden olmuştu…

54 kaynak girişinin açılması….. Cennetsel Tanrının Manevi Damarları….

Bu nasıl mümkün olabilir? Bu nasıl mümkün oldu?

Ama Donmuş Bulut Asgardın 7 perisinden biri olan Chu Yueli neden yalan konuşsun? 7.seviye gökyüzü kaynak aleminde olan biri nasıl Xia Qingyue’nin kaynak damarlarının durumunu fark edemesin? Chu Yueli duygularını bir kenara atalı çok uzun zaman olmuştu ama şuan yüzündeki gerçek heyecanı göstermeden edemiyordu.

Ama ben nasıl….

O…. o olabilir mi…….

Xia Qingyue zihninde Xiao Che’nin şeklini gördü. Sabahları birlikte geçirerek onun gümüş iğnelerle yaptığı tedaviyi hatırladı. Onun tedaviyi yapma nedenlerinin “Soğuğu çıkarma ” ve “meridyenleri temizleme” olduğunu hatırladı. Her tedaviden sonra nasıl tamamen yorgun düştüğünü hatırladı… (Ç.N: Kocan adamın dibi de geç fark ediyorsun 😀 )

O bedenine giren her iğneyi hatırlıyordu… Toplam 54 tane vardı! Kaynak girişleriyle aynı miktardaydı.

Gerçekten o olabilir mi?

Hayır… Sadece o olabilirdi! Ondan başka kimse bedenine dokunmamıştı. Ve onun tedavisi sayesinde bedeni böyle büyük bir değişim göstermişti.

Ama o sadece Xiao Klanının bir üyesiydi ve kaynak damarları hasarlıydı nasıl böyle bir yeteneğe sahip olabilirdi…

Xia Qingyue’nin hemen cevap vermemesinin sebebi, gözlerinin tamamen karışık ve belirsiz duygularla dolu olması olduğu görülebiliyordu. Chu Yueli bu kısa zaman zarfında Xia Qingyue’nin inanılmaz bir deneyim yaşadığı konusuna son derece de olumlu bakıyordu. Hızlıca “Qingyue çabuk bana kimin yada neyin kaynak girişlerini açtığını söyle.” Dedi.

“O…. O biriydi… Sadece onun bu kadar ileri gittiğini düşünmüyordum…”

“Biri mi?” Chu Yueli şaşkınlıkla doluydu. “Bu kıdemli ne diye çağırılıyor? Yada neye benziyor? Böyle tanrısal yeteneklere sahip birinin adının duyulmaması imkansız.”

“Göklerin altında yaşayan herkesi şaşırtacak bir yetenek” Bu sözler 54 kaynak girişi açan birini tanımlamak için kullanılsaydı hiç abartı olmazdı.

“Eğer sana son derece yetenekli bir ruh doktoru olduğumu söyleseydim bana inanır mıydın?”

Göz ardı ettiği bu sözler şimdi onun düşüncelerini işgal etmeye başlamıştı. Şuanda duyguları eskisine göre dünyayı sarsacak kadar farklıydı. O anda Yun Che’nin 3. tedavisinde soluk soluğa bir şekilde “Qingyue karıcığım eğer bir gün ustan sende olan değişikliği fark ederse kesinlikle ona bunun sebebinin benim tedavim olduğunu söyleme… Tabi ki eğer dul kalmak istemiyorsan…” Dediğini hatırladı. (Ç.N: Qingyue Dul mu kalacak? Merak mı ediyorsunuz? Hemen alt satırları okuyup öğrenin adghsadsa)

“Bir ruh doktoru olduğunu söyledi.” Xia Qingyue’nin karmaşık bir görüntüsü vardı. “Onun hakkında birine bir şey dememe izin vermedi. Usta affınız için yalvarıyorum.”

Xia Qingyue’nin özrünü duyduğunda Chu Yueli oldukça fazla hayal kırıklığına uğrasa da daha fazla baskı yapmadan sadece başıyla onaylayarak “Böyle tanrılara bile karşı koyabilecek bir yeteneği olan bir azizin kesinlikle maddesel dünyayı aşmış bir gücü olmalı. Anlamayı bile umamadığımız şeyleri sormayalım. Mavi rüzgar imparatorluğunda bir doktorla tanışmıştım ve o sadece yetenekli değildi aynı zamanda 3 kaynak girişi bile açabiliyordu. O Mavi Rüzgar İmparatorluğunun 1 numaralı doktoru olarak biliniyordu. Ama tüm girişleri açan biriyle karşılaştırıldığında 1 numaralı doktor onun ayağının kiri bile olmaya uygun değil. Seni tedavi eden gibi gizli uzmanlar genellikle halkın gözü önünde olmaktan kaçınır. Sen onun hediyesini almışsın ve böylece onun sırrını korumalısın.” Dedi.

O günlerde beni kendi kaynak enerjisiyle yorulana kadar tedavi edip yaptığı şeye “soğuk havayı çıkarma” ve “meridyenleri açma” demesi sadece yaptığı şeyin kılıfıymış. Gerçek niyeti kaynak girişlerini tamamen açmakmış. Qingyue hocasını dinledikten sonra sonunda Yun Che’nin gerçek niyetini anlamıştı. Ve ” tanrılara bile karşı koyabilecek bir yetenek” sadece basit birkaç gümüş iğneyle yapılmıştı.

O tam olarak kim…..

Chu Yueli’nin yüzünde çok hoş bir gülümseme vardı ve Xia Qingyue’ye olan bakışı da değişmişti. Qingyue’ye bakış tarzı eskisine göre birkaç kat daha tutkuluydu. (Ç.N: Evli lan o ayıp oluyor hocaaaa 😀 ). Chu Yueli resmi bir şekilde “Donmuş Bulut Asgard’a gittiğimizde bunu hanımıma bildirmeliyim. Hanımımın çok memnun olacağına hatta seni kişisel öğrencisi olarak alacağına inanıyorum. Asgard’ın tüm kaynaklarına erişebileceksin. Senin şuan ki kaynak eğitim seviyeni düşünürsek minimum caba harcasan bile Asgard’ın en büyük dâhisi olabilirsin. Önümüzde ki Mavi Rüzgar Sıralama Turnuvasında ünlü olacaksın ve adın tüm imparatorlukta bilinecek. Belki de senin sayende birkaç yüz yıldır süren Cennetsel Kılıç Villa’sının altında olma kaderimizi değiştirebiliriz. Yeniden İmparatorluğun bir numarası olabiliriz.” Dedi. (Ç.N: Kocan sayesinde böyle oldun unutma valla adını kezban diye çeviririm 😀 )

“…. Ben kesinlikle çok çalışacağım ve ustamı hayal kırıklığına uğratmayacağım.” Xia Qingyue kafasında ki karışık duygularla başıyla onayladı.

“Oh doğru. Qingyue bu kıdemli sana böyle büyük bir hediye verdiğine göre senden bir iyilik istemiş olmalı. Onu bulman için arkasında bir şey bıraktı mı yada bir şey söyledi mi?” Chu Yueli umutla sordu. Eğer o binlerce kat daha zeki olsaydı bile bu “kıdemli”nin herkesin çöp dediği Yun Che olduğunu tahmin edemezdi.

“…hayır.” Qingyue başını salladı.

“Pff. Çok fazla aç gözlülük yaptım.” Chu Yueli aldırmayıp gülümsemeyi denedi ama hayal kırıklığını saklayamadı. “Ancak bu kıdemli Asgard’ı ziyaret edip bize bir iki ipucu bile verse bu bizim için son derece faydalı olacaktır.”

Daha sonra Xia Qingyue kalbinin derinliklerinde bir şey hatırladı. Biraz tereddüt ettikten sonra “usta o zaman o 3 şeyi aradığından söz etmişti… Yedinci Taş otu, bir mor damarlı cennet kristali ve son olarak da dünya kaynak alemi canavar çekirdeği… Eğer… Eğer bunları bulabilirsek belki de o Asgard’a gelip bize minnettarlığını gösterebilir.” Dedi. (Ç.N: Aferin kız kezbanlıktan çıkardım seni artık özgürsün.)

Xia Qingyue yalan söylemekte iyi değildi ve bu yalanları söylediğinde Chu Yueli’nin yüzüne bile bakmaya cesaret edemedi.

“Yedinci Taş otu, bir mor damarlı cennet kristali ve son olarak ta dünya kaynak alemi canavar çekirdeği..” Chu Yueli bu isimleri 3 er kere mırıldandı ve aklına kazıdı. “Her ne kadar bu eşyaları elde etmek son derece zor olsa da Donmuş Bulut Asgard’ın gücüyle birlikte imkansız değil. Bu konuyu hanımımla konuşacağım ne yapacağımıza o karar verir.”

“Qingyue şimdi gidelim. Hanımım ve diğer üyeler getireceğim sürprizi kesinlikle beklemiyorlardır.”

Chu Yueli, Xia Qingyue’yi tuttu ve gökyüzüne çıkardı. Bir anda yüzlerce metre yükseğe çıktılar ve hayali yolları izleyen iki akarsuya dönüşerek kuzey batıya doğru gittiler.

Bu Xia Qingyue’nin ilk kez gökyüzünde uçmasıydı. Her ne kadar bu çok heyecan verici bir deneyim olsa da onun çalkantılı kalbini başka bir şey meşgul ediyordu.

Uçan Bulut Şehrinin sınırını yakında geçtiler. Xia Qingyue arkasına baktı ve şehir uzaklaşırken gözyaşları dökülmeye başladı. Kalbinde ki huzursuzluk sakinleşmiyordu.

En sonunda sen nasıl bir insansın?… Bu dünyada seni gerçekten kim anlayabiliyor?

Bana böyle büyük bir iyilik yaptın bu yüzden seni unutamayacağım. Şimdiden itibaren ne zaman kaynak enerjisi çalışsam kesinlikle seni düşüneceğim…

Klanından atıldın ama nereye gittin? Şuan neredesin?

“Qingyue karıcığım uyudun mu?”

“Vay vay! Qingyue karıcığım bugün daha güzel mi oldun? Erkekler her zaman karılarının gün geçtikçe güzelleştiğini söyler ve bu aslında doğruymuş.”

“*Burun çekme**Burun çekme* Qingyue karıcığım bu sabah gizlice yasemin çiçeği almaya mı gittin? Eğer yapmadıysan nasıl böyle güzel kokulu olabiliyorsun? Bu efsanevi kadın bedeni kokusu olabilir mi?” (Ç.N: 3. efsanevi yetenek bulundu 😀 )

“Qingyue karıcığım bu ay bittikten ve sen Donmuş Bulut Asgard’a gittikten sonra büyük ihtimal bir daha görüşemeyeceğiz… Gittiğinde zaman zaman beni düşünecek misin?”

……………………

“Qingyue karıcığım” bu onun seslenme tarzıydı. Her fırsatta böyle sesleniyordu. Qingyue yavaş yavaş bu unvana alışmıştı… Ve bundan sonra birinin ona seslendiğinde bir daha asla böyle bir unvanla hitap etmeyeceğini biliyordu. Bu düşünce kalbini sıkıştırıyordu. Böyle düşünmeye devam ettikçe kalbindeki acı devam ediyordu.

“Qingyue? Ne oldu? Neden kalp atışların düzensizleşti?” Chu Yueli ona yandan baktı.

Xia Qingyue yavaşça kafasını sallayarak “Ben iyiyim. Sadece biraz ev hasreti çekiyorum.” Dedi.

Chu Yueli öğrencisinin söylediği “ev” kelimesinin arkasında ki gerçek anlamını kavrayamamıştı. Chu Yueli rahatlayarak “Kızlar evlerinden ilk ayrıldıklarında böyle duygusal olmaları normal. Ama Gökyüzü Kaynak Alemine ulaştığında uzun mesafeli yolculuklar basit bir mesele olacak. O zaman geldiğinde özlediğin evini ziyaret etmen çok kolay olacak.” Dedi. (Ç.N: o zaman geldiğinde Yun Che orada mı olacak? 🙁 )

Xia Qingyue evinden bahsedince Chu Yueli doğal olarak bir kişiyi düşündü ve gelişigüzel bir şekilde “Senin küçük erkek kardeşin…Adını hatırlıyorum… Xia Yuanba’dı. Dün onun damarlarını kontrol etme fırsatım oldu. O doğuştan dokuz açık girişe sahip. Her ne kadar yeteneği vasat olsa da kaynak damarları normal insanlarınkinden 2 kat daha fazla kalın. İlk defa böyle bir şey gördüm. Belki de kardeşin bunun için iriyarıdır. Dönüğümüzde onun durumu ile ilgili daha fazla bilgi bulmayı deneyeceğim.” Dedi.

“Ustama bu değerlendirmesi için teşekkür ediyorum.” Xia Qingyue nazikçe cevapladı. Gözleri evinin oluğu yöne doğru kaydı ve kendi kendine “Ben gittikten sonra Yuanba da kendi başına Yeni Ay Şehrine doğru gidecek ve Yeni Ay Kaynak Sarayına girecek. Umarım o zorbalığa uğramaz ve her zaman huzur içinde yaşar…” Diye mırıldandı.

Önceki Bölüm | Tanıtım | Sonraki Bölüm


———–ÇEVİRMEN NOTU————-

Duygusal bir bölümdü ve Yeni bir karakter gözüktü. Ayrıca benim favori karakterlerimin hepsi yakında gelecek favori erkek karakterimin adı geçti bile 😀 Neyse bugünkü bölüm böylece geldi 😀

Xia Yuanba güçlü mü? Yun Che ve Xia Yuanba aynı yere gittikleri için karşılaşacaklar mı? İkisi birbirlerini tanıyorlar mı? Tanıyorlarsa ilişkileri nasıl? Xia Yuanba’nın damarları özel mi? Yun Che ne zaman güçlenecek? Xiao Tarikatının üyelerine ne oldu? Yun Che ve karısı bir daha karşılaşacak mı? Karşılaşacaksa ne zaman karşılaşacaklar? Mavi Rüzgar Sıralama Turnuvası ne zaman başlayacak? Xia Qingyue denildiği gibi kazanacak mı? Merak mı ediyorsunuz? O zaman bekleyin okuyun ve öğrenin…

Yorum Yap "ATG 38"