Otto Von Bismark Günceli

ATG 336 - MAHVOLMANIN EŞİĞİNDEKİ YANAN CENNET KLANI

Eylül 17, 2016
Çeviren : Useless– Düzenleyen : Thelostanonking – Bağışcı : akselll83


ATG 336 - MAHVOLMANIN EŞİĞİNDEKİ YANAN CENNET KLANI

 Kaynak oluşumunun alt kısmı döndü ve birkaç on tane ateş sütunu gökyüzüne yükselerek Yun Che’nin ilerleyiş ve kaçış rotalarını mühürledi. Bu ateş sütunlarından yayılan yüksek sıcaklık, Yun Che’nin savaştığı herhangi bir Yanan Cennet Büyüğünden bir düzine kattan daha fazla korkutucuydu.

Kaynak oluşumunun dışından içerleme doldu yüksek sesli bir kükreme geldi. “Yun Che, şimdi nasıl hala küstah davranacağını görelim! Dokuz Kaynak Kepçe Oluşumu bile seni içeride tutamadığına göre, o zaman bu Cennet Ateşi Yıldız Yakan Oluşumun altında geber! Bizim Yanan Cennet Klanımızın Cennet Ateşi Yıldız Yakan Oluşumunun altında ölebildiğin için hayatına değerli diyebilirsin! Cennet Ateşi Yıldız Yakan Oluşumunun taşıdığı şey, bizim Yanan Cennet Klanımızın en yüksek seviyeli Cennet  Yakan Ateşi. Bu Cennet Yakan Ateşin altında, sen anında… kül olacaksın!!”

BOOM!!

Birkaç on tane ateş sütunu aynı anda patladı ve koyu mor renkli bir alev denizini oluşturarak tüm Cennet Ateşi Yıldız Yakan Oluşumunu doldurdu ve Yun Che ile Xiao Lingxi’yi tamamen yuttu.

Cennet Ateşi Yıldız Yakan Oluşumunun dönüş hızı limitlerine yükselmeye başlarken koyu mor renkli Yanan Cennet Alevlerini çılgınca yanmaya sürükledi. Kaynak oluşumunun içindeki her şey yanmaya başlarken kavurucu sıcaklık dalgaları ve yakılmış koku tüm Yanan Cennet Klanına taştı. Ancak bu olağan dışı mor alevlerin tek bir demeti bile oluşumdan dışarı sızmadı ve yoğun bir şekilde oluşumun içinde yanarlarken içerdeki her şeyi herhangi bir sönme belirtisi olmadan yuttu. Tüm kaynak oluşumunun içinde alevlerden başka bir şey yoktu.

“Sonunda… öldü!”

Yanan Cennet Bıçakları teker teker güçsüz bir şekilde yere düştü. Tüm Büyükler ve Köşk efendileri de ses çıkarmadan etraftaki taze kan, yıkıntı ve koyu mor alevleri izlerken kıçlarının üzerine düştü.

“Atalarımızın kayıtlarında, Cennet Ateşi Yıldız Yakan Oluşumunun gücünün İmparator Kaynak Aleminin son seviyelerindeki süper güçlü uzmanları bile kolaylıkla yakmaya yeteceği söyleniyor. Yun Che çoktan kesinlikle öldü. Şu anda o küle dönmüş olmalı.” Ağır bir şekilde nefes alan Fen Moji, Fen Duanhun’a doğru konuştu.

Fen Duanhun benzer bir şekilde yere oturdu… Yun Che ölmüştü; Cennet Ateşi Yıldız Yakan Oluşumu tarafından örtülü olduğundan hayatta kalmasının ihtimali yoktu ama biraz bile neşeli hissedemiyordu. Bu Cennet Ateşi Yıldız Yakan Oluşumunun, Yanan Cennet Klanının son ve en güçlü savunma hattı olduğu söylenebilirdi. Eğer tarikat bir gün güçlerini fazlasıyla aşan bir güç tarafından istila edilirse, Cennet Ateşi Yıldız Yakan Oluşumu etkinleştirildiğinde, bu tüm istilacıları yakmak için yeterli olacaktı… Ama bugün bu sadece tek bir kişi için kullanılmaya zorlanmıştı… Ve dahası bu sadece on dokuz yaşındaki bir gençti!

Ve bundan önce, tarikatın öğrencilerinin büyük bölümü ve hatta Büyükler ile Köşk Efendileri bile onun elinde can vermişlerdi.

Bir gün içinde Mavi Rüzgar İmparatorluğu içinde rüzgarı isteyen ve yağmuru çağıran Yanan Cennet Klanı kabus gibi ağır bir kayıp yaşamıştı… Tüm güçleri bu yüzden hayati derecede hasar almıştı ve belki de bu noktadan eski hallerine asla geri dönemeyeceklerdi.

Yun Che’nin, Cennet Ateşi Yıldız Yakan Oluşumunun içinde öldüğünü izlerken biraz bile gülemiyor ve bunun yerine hıçkırarak ağlamak istiyordu. Kalbinde sadece sonsuz keder ve kasvet vardı. Eğer ona seçmesi için bir şans daha verilseydi Yun Che ile anlaşmaya varmak için tüm haysiyetini tamamen kaybedecek olsa bile kesinlikle onu biraz bile kışkırtmak istemezdi.

“Klan Lideri, iyi misiniz?”

Birkaç Yanan Cennet Büyüğü oraya yürüdü ve ağır bir şekilde nefes alırlarken sordular. Bedenleri yaralarla kaplıydı, hepsinin yüzünde ciddi ifadeler vardı ve hiç biri neşeli bir ifadeye sahip değildi.

“İç çekme, Ulu Klan Lideri ya da Ulu Büyük burada olsaydı harika olurdu. Eğer onlar burada olsaydı tek bir Yun Che nasıl bu kadar korkutucu olabilirdi ve nasıl biz bu duruma düşerdik…”

“Ulu Klan Lideri ve Ulu Büyük beş hissini kapadı ve uzun süredir inzivaya çekili bir şekilde meditasyon yapıyorlar. Ayrıca onlar, tarikatın meselelerine dikkat etmeyi uzun süre önce bıraktılar. Kendilerini kendi başlarına göstermedikleri sürece… iç çekme.”

“Daha fazla konuşmayın.” Fen Duanhun elini salladı, sallanarak kalktı ve ciddiyetle konuştu. “Burayı temizlemek için tüm öğrencileri toplayın ve ölen Büyükler ve Köşk Efendileri için cenaze işlerini hazırlayın…. Diğer şeyler, daha sonra konuşulabilir.”

“Bugünkü felaketi bize getiren kendimizden başkası değil! Yanan Cennet Klanımız şu ana kadar gelişiyordu, büyüklerden hizmetçilere kadar herkes dış dünya da engin bir şekilde kibirli ve kendini beğenme doluydu. Eğer bu durum olmasaydı, Yun Che ile aramızda böyle bir kin oluşabilirdi! Ve sonunda ailesini kaçırmaya kadar ilerledi! Böyle aşağılık bir davranış sonunda böyle bir cezayı getirdi!” Fen Duanhun konuşurken sert bakışları teker teker Büyüklerin yüzlerini süpürdü. Onun bakışlarıyla karşılaşanlar utanç dolu yüzlerini aşağı indiriyordu.

Böyle aşağılık bir eylem, Yanan Cennet Klanının prestijini sönükleştirebilirdi, eğer Büyük Konseyinin desteğini almasaydı Fen Juecheng, Yun Che’den ne kadar nefret ederse etsin kendi kararlarını izlemeye cüret edemezdi. Bu büyükler, Ulu Büyük ve diğerlerinin intikamını almak adına sabırsızca Yun Che’den kurtulmak istemişlerdi. Böylece Yun Che’nin ailesini yem yapmak için kaçırmayı desteklemiş ve hep birlikte bunu Fen Duanhun’dan gizlemişlerdi…

(Ç.N: Gizlediniz de iyi mi oldu? Gizlemeseniz adam iyi birine benziyordu. En azından mantıklı biri.)

Onların bu kararı ayrıca tarikatı böyle bir felaketle karşılaştırmıştı… Binden fazla öğrenci ve yirmiden fazla köşk efendisi ile büyük hayatını kaybetmişti. Ayrıca Cennet Ateşi Yıldız Yakan Oluşum bile kullanılmıştı.

Eğer onlar sorumlu tutulacaksa, Yanan Cennet Klanının günahkarları olarak düşünülebilirlerdi.

Büyükler birbiri arında dağılarak son derece sefil bir durumun içinde olan tarikatı temizlemek için klan öğrencilerini topladı. Göz açıp kapayıncaya kadar yedi buçuk dakika geçti ve Yanan Cennet Klanının öğrencilerinin duyguları sonunda biraz durgunlaştı. Cennet Ateşi Yıldız Yakan Oluşumun mor alevleri hala yanıyordu ve alevlerin ortadan kaybolma belirtisi yoktu… Atlarından kalan kayıtlara göre Cennet Ateşi Yıldız Yakan Oluşumun alevleri on beş dakika boyunca yanacaktı.

O anda bir Büyüğün bakışları aniden Cennet Ateşi Yıldız Yakan Oluşumun içindeki alevlerin üzerine düştü, ardından şaşkın ve kafası karışmış bir sesle dile getirdi. “Çabuk bakın, çocuklar, kaynak oluşumunun içindeki alevler biraz garip gözüküyor.”

(Ç.N: Aç aç gerilim müziklerini açın auısfhıaufasfa)

Cennet Ateşi Yıldız Yakan Oluşumunun mor alevleri her zaman sessizce yanardı ve alev denizi dumanları dağıtırdı. Ama yine de şu anki alev denizi, birbiri ardında ateş dalgası şeritleriyle birlikte kabarıyordu. Ateş dalgaları da artıyor ve sanki bir şeye karşı yoğun bir şekilde mücadele ediyormuş gibi yoğun bir şekilde yukarı aşağı dalgalanıyordu.

Aniden tüm mor alev denizi sanki bir şey tarafından kaldırılıyormuş gibi yavaşça yukarı doğru süzülmeye başladı…. Aynen öyle! Tüm alev denizi süzülüyordu! Ayrıca o giderek yükseliyordu; on beş santimden otuz santime, altmış santime… hızlı bir şekilde yükseliyordu.

Bu son derece anlaşılmaz sahne Yanan Cennet Klanının insanlarını olduğu yerde dondurarak sersemlemiş bir şekilde sabitledi ve tek bir söz bile çıkaramazken gözlerini genişletti. İlk anda onların hepsi bir şey gördüklerini düşünmüşlerdi… Ancak bir kişi halüsinasyon görüyor olsa bile, eğer herkes bunu görebiliyorsa nasıl hala bir halüsinasyon olabilirdi?

Alev denizi yükselmeye devam etti ve yavaşça yerden bin insan yüksekliğine ulaştı… Ve bir figür, alev denizinin altında ateşin ortaya çıkan mor renkli parlaklığı tarafından örtüldü. Sol kolu, narin ve baygın bir kıza sıkıca sarılırken sağ eli yükseliyordu. Avcunun üzerinde… açık olarak yanan mor renkli alev denizi vardı!

“Yun… Yun Che!!”

“Bu Yun Che!!”

Aşırı korku bağırışları tüm yanan Cennet Klanında tamamen yankılandı… İlk başta Cennet Ateşi Yıldız Yakan Oluşumu tarafından yanarak kül edildiğini düşündükleri Yun Che aslında ölmemişti! Ve ölmemekle kalmayıp zarar bile görmemişti! Elbisesinde, saçında ve kucağındaki kızda bile tek bir yanık izi yoktu. Ve Cennet Ateşi Yıldız Yakan Oluşumu tarafından üretilen, İmparator Kaynak Aleminin son seviyelerindeki bir uygulayıcıyı bile öldürebilecek nihai Yanan Cennet Alevleri aslında… Onun avcu tarafından kaldırılmıştı!!

Bu manzara tüm Yanan Cennet Klanı öğrencilerini, hatta büyükleri ve klan liderini, kalplerinin ve ciğerlerinin neredeyse patlayarak açılmasına sebep olacak düzeyde korkutmuştu.

“İmkansız… İmkansız… İmkansız… İmkansız… İmkansız!! Böyle bir şeyin olması nasıl mümkün olabilir!!” Fen Duanhun’un tüm bedeni gevşedi ve ağzından beş kez artarda ‘imkansız’ çıktı. O, yanan Cennet Klanının Klan Lideri, gerçekte daralmış göz bebekleriyle birlikte titriyordu… Tüyler ürpertici Yanan Cennet alev denizi aslında Yun Che’ye biraz bile zarar vermemiş ve bunun yerine onun tarafından kaldırılarak ellerinde bir alev haline gelmişti! Şu anda mor renkli ateş ışığının içinde yıkanan Yun Che tanrıların dünyasından selam veren bir alev tanrısı gibiydi ve bu herkesin ruhunu ve kalbini korkudan titretmişti.

Jasmine, bu saldırı bazlı oluşumun saf bir kaynak ateş oluşumu olduğunu söylediğinde Yun Che çoktan tüm endişelerinden yoksundu ve hiç karşı koymadan kendini Cennet Ateşi Yıldız Yakan Oluşum tarafından sarılmaya bırakmıştı. Alev denizinin içinde Kar Anka Canavarını geri koymuş ve alevlerin içinde tamamen soyutlanırken Xiao Lingxi’ye en ufak zarar gelmesine izin vermemişti. Aynı zamanda Kötülük Tanrısının ateş tohumunun ateş kontrol yeteneği göklerin altında rakipsiz olduğundan yedi buçuk dakika sonra tüm bu alev denizini kendi kontrolüne almıştı.

“Beni öldürmek mi istiyorsunuz? Buna layık bile değilsiniz bile,” Sırıtan Yun Che’nin yüzü vahşi bir küçümseme ve çılgın bir içerleme ile doluydu. “Siz beni böyle küçük bir kaynak ateş oluşumu ile mi öldürmek istediniz?  Bu sadece aptalların anlamsız hayalleri… Ben orijinalde kurtulup gitmek istemiştim. Ama fikrimi değiştirip aniden, eğer bu alev denizi sizi Yanan Cennet Klanınıza çarparsa… nasıl bir olağanüstü manzara oluşacağını bilmek istedim!”

Yun Che’nin sözleri, şeytanın sesi gibiydi ve herkesin ifadesinin büyük ölçüde değişmesine sebep oldu. Orada olan herkesin yüzünde derin bir korku ifadesi oluştu.

“Sen… sen… sıkıysa!!” Bir büyük yüksek sesle kükredi ama adımları çoktan paniklemiş bir şekilde korkusunun ortasında geri çekilmiş ve kıçının üzerine düşmüştü. Tüm bedeni rüzgardaki kırık yapraklar gibi titriyordu. Bu alev denizi korkutucu olsa bile oluşumun içinde sınırlıydı ve dışarı sızmıyordu. Ama eğer o gerçekten Yun Che tarafından Yanan Cennet Klanına doğru çarptırılırsa, bu korkunç Yanan Cennet Alevleri,, en korkutucu ateş felaketine dönüşür ve çılgınca yanarak tüm Yanan Cennet Klanına yayılırdı. Onun içindeki yanan Cennet Alevleri, tüm tarikatın yarısını yakıp düz bir zemin haline getirmek için yeterliydi! Eğer buradaki insanlar onun içinde kalırlarsa hepsi ölürdü! Tek birisi bile şanslı bir şekilde kaçamazdı.

Eğer bu alev denizi gerçekten Yun Che tarafından bu şekilde atılırsa… O zaman Yanan Cennet Klanı tam anlamıyla biterdi!!

“Hm? Sen benim… yapamayacağımı mı ima ettin?” Yun Che’nin gözleri daraldı ve konuşan büyüğe baktı. Büyüğün tüm bedeni ürperdi, dudakları titredi ve tek bir söz bile söyleyemedi.

“DUR… DUR!!” Fen Duanhun avucunu Yun Che’nin odluğu yöne doğru uzattı, gözleri tamamen kan çanağı haline gelmişti. Titreyen bir sesle birlike konuştu. “Yun Che… Biz bunun hakkında konuşabiliriz, bunun hakkında konuşabiliriz… Fevri davranmamalısın!”

(Ç.N: Adam sana şans verdi. Sen kabul etmedin. Mal gibi saldırdınız. Ateşle oynamayın şu çocuğa karşı kaç kez uyardım ama dinlemediniz… Şimdi YANIN!!)

“Heh! Yanan Cennet Klanının yaşlı köpekleri ile görüşecek bir şeyim yok!!”

“Hayır… Hayır, hayır!!” Fen Duanhun alelacele  ellerini salladı ve yüzü korku altında çılgınca sarsıldı. “Bu dünya da çözülemeyen düşmanlıklar yok… Elindeki… İlk önce elindeki ateşi bırak. Her şeyi tartışabiliriz, her şey hallolabilir… İşlediğimiz suçları kesinlikle taşıyacağız… Daha önceki meseleler için ailenden bizzat özür dileyeceğim. Herhangi bir tazminat ya da şartın varsa… hayatımı riske atmam gerekse bile kesinlikle seni memnun edeceğim!!”

Bu sözler, Yanan Cennet Klanının Klan Liderinin kendi ağzından çıkmıştı. Bir tarikatın bakış açısından bu çoktan tarikatın tüm haysiyetinden vazgeçmek gibiydi. Ancak Fen Duanhun’un şu an karşılaştığı şey tüm tarikatın imhasının tehdidiydi. Eğer tarikat kurtulacaksa, bunlar on kat daha aşağılayıcı sözler olsa bile yine de söylemek zorundaydı.

Fen Duanhun’un uzlaşması ve merhamet için yalvarması kendisini yerin dibine gömse de Yun Che hala soğuk bir gülümsemeye sahipti. Ama böyle büyük ölçüde Yanan Cennet Ateşi nasıl olurda kolaylıkla kontrol edilebilirdi? Bu kadar dayanmak bile zaten onun limitiydi. Eğer üç nefes zamanı içinde bu alev denizinden kurtulmazsa, alev denizi doğrudan kafasının üzerinde patlayacaktı. Baygın küçük halasına baktı ve kalbi sızladı ama daha büyük dehşet ve derin korku duyduğu şeyler tekrar olmuştu. Yanan Cennet Klanı yüzünden o ve Xiao Lingxi neredeyse sonsuza kadar ayrılıyorlardı. Büyük babası da şu an onların elindeydi ve yaşayıp yaşamadığı bilinmiyordu. Bunları düşündüğünde öfkesi kontrol edilemeyen bir şekilde çılgınca yandı ve öfkeli bir sesle kükredi. “Sizin işlediğiniz suçlar… bedeli yıkım olarak ödenecek! HEPİNİZ… GEBERİN!!!”

Son sözü solduğunda Yun Che’nin kolu ansızın sallandı ve taşıdığı sıcaklık gökyüzüne taşan alev denizi, sayısız umutsuz göz bebeği izlerken önüne doğru çarptı…

—————–ÇEVİRMEN NOTU—————

Bu yazar da ne ibnece yerlerde bitiriyor arkadaş.

Alev denizi kaç kişiyi öldürecek? Büyükbabaya neler oldu? Yun Che neler yapacak? Geriye kalan kişiler varsa onlar neler yapacak? Yanan Cennet Klanı yandı mı? Merak mı ediyorsunuz? O zaman bekleyin, okuyun ve öğrenin…

Yorum Yap "ATG 336 - MAHVOLMANIN EŞİĞİNDEKİ YANAN CENNET KLANI"