Otto Von Bismark Günceli

ATG 335 - CENNET ATEŞİ YILDIZI YAKAN OLUŞUM?

Eylül 17, 2016
Çeviren : Yusaince00– Düzenleyen : Thelostanonking – Bağışcı : akselll83


ATG 335 - CENNET ATEŞİ YILDIZI YAKAN OLUŞUM?

Tahta pencerenin parçalanma sesi tüm Yanan Cennet Klanı’nı saran kulağı sarsan gürleme ile örtülmüştü ve kimsenin dikkatini çekmemişti. Fakat, telepatik bir his gibi Yun Che’nin bakışları biçimsiz bir şey tarafından çekilmiş gibiydi ve bilinçli bir şekilde yukarı bakmıştı… Bir bakışıyla, Xiao Lingxi’nin pencereden dışarı atladığını gördü.

Yun Che’nin şuan ki görüş gücü İmparator Kaynak uzmanlarınkiyle karşılaştırılabilirdi ve üç yüz metre uzaktaki çimlerin ve bitkilerin keskin uçlarını  görebilirdi, ama bu bir kilometre uzaktaki bir yüzü görmek için tamamıyla yeterli değildi ve vücut şekli bile zar zor anlaşılabilirdi. Fakat, bakışları Xiao Lingxi’nin düşen figürünü gördüğü anda, göz bebekleri aniden genişledi  ve kalbi çılgınca titriyordu…Zihninde, iki kelime ruhuna ağır bir şekilde vuruyordu.

Küçük Hala!!

Ç.N : Çevirirken dikkat etmiyor, direk yapıştırıyordum. Orkun’un ısrarları üzerine artık Hala kelimesine dikkat etmeye başladım . 😀

Onun yüzünü, giysilerini, hatta vücut yapısını göremese de… Sadece bulanık imajını görse bile, Küçük Hala ismi düşünce denizinde kıyaslanamaz bir biçimde  belirmişti. Onu çok iyi tanıyordu… On beş yıldır beraber büyüdüler, sabahtan akşama birlikte kaldılar  ve vücut ile onun gölgesi gibi ayrılamıyorlardı.  Xiao Lingxi ile beraber harcadığı zaman,  Su Linger’i bile geçmişti. Onun görünüşüne, kişiliğine, sevdiklerine, bakışına, düşüncelerine… Ve kokusuna bile iliklerine kadar aşinaydı. Ruhları bile, uzun zaman önce çoktan birbirine geçmişti.

Ç.N: Öhöm… Ayıp olmuyo mu kardeşim . Yanlış anlıcaklar şimdi 😀

Yun Che tamamıyla emindi, Küçük Halasının üstüne peri masallarındaki büyü atılmış ve küçük bir hayvan veya bir bitkiye dönüşse bile, onun  Küçük Halası olduğunu hemen anlayabilirdi.

‘’Küçük…Hala!!’’

İki yüz metre yükseklikten düşmek Ruh Kaynak Alemindeki uzmanları yaralamazdı, ama Xiao Lingxi’nin kaynak gücü  zar zor Doğan Kaynak Alemine girmişti. Öyle bir yükseklikten düşmek, kesin ölüm demekti! Yun Che’nin gözleri bir saniye kadar boş boş baktıktan sonra, tüm kan kafasına doğru ilerlediği gibi anında kanlandı.Öfkeli bir kükreme ile, Ejder Kusurunu ortadan kaldırdı. Etrafındaki hiçbir şeyi takmadan, çılgınca oraya doğru koştu.

Yaklaşması bile imkansız olan oldukça vahşi Yun Che, aniden tüm öldürme niyetini dağıtarak, büyük açıklıklar yarattı. O İmparator Kaynak ağırı kılıcı bile ortadan kalktıktan sonra, Üç Gök Kaynak Alemi Kıdemlisi ilerledi ve onların sert  Yanan Cennet Kan Pençeleri aynı anda Yun Che’nin sırtına vurdu.

Yun Che  ağzının kenarından kan aktığı gibi homurdandı, ama üç Gök Kaynak Kıdemlisi’nin saldırısını alarak ileri doğru daha hızlı bir hızla ilerledi ve Yanan Cennet Kıdemlileri’nin tüm kuşatmalarını geçti. Gözleri neredeyse patlayacak kadar genişleyerek, düşüyor olan Xiao Lingxi’ye odaklanmıştı…Hızı Ejder Kusurunu ortadan kaldırdıktan sonra, oldukça hızlı olmuştu, ama Xiao Lingxi yere düşmeden onu bu hızla yakalamak imkansızdı.

Yun Che ayaklarıyla üç yüz metreyi hızla geçmişken, Xiao Lingxi yarı yoldaydı. Aşağısında, kusursuz sert mermer yüzey vardı. Eğer düşerse, yaşamasına neredeyse hiç imkan yoktu. Yun Che  ağzından homurdanmalar çıkartırken ellerini ileri doğru uzattı. .. Daha önce zamanın durmasını hiç bu kadar çılgınca dilememişti.

‘’Küçük Hala… Küçük Hala!!’’

Boğuk sesler düşen Xiao Lingxi’ye doğru sanki bir rüyadanmış gibi geldi ve yavaşça gözlerini açtı. Kulaklarına çarpan rüzgar sert ve soğuktu. Sanki Cehennemin Ölüm Tanrısı’nın çağrısı gibi bir sesti, fakat  çok tanıdık olduğu ve arzuladığı bir sesti de. Bağırışın geldiği yere doğru bakışlarını çevirdi  ve ona doğru çılgıncasına ilerleyen figürü, onun buyuruculuğunu, panikliğini ve korkulu bakışlarını gördü…

Kalbi ağır bir şekilde atmıştı ve hayatta kalabilme isteği hemen kalbinde doğmuştu. Gözlerini kapatarak, tüm kaynak enerjisini saldı ve vücudunu korudu.

Xiao Lingxi’nin düşme hızı giderek hızlanmıştı. Soğuk ve sert zemine neredeyse üç nefes alıp verme zamanından  daha az zamanda  çarpacakdı. Ama Yun Che ile onun arasında, umutsuzlandıracak derecede büyük bir  fark vardı.

‘’UGHAAAAH!!’’

‘’ARAF!!’’

Yun Che’nin boğazından bir  canavarınki gibi bir kükreme çıktı ve üçüncü kapı zorla açıldı. Anında, vücudundan kırmızı ışık ortaya çıktı.Vücudundaki tüm kaynak enerjisi  sanki bir alevmiş gibi yanmaya başladı ve hepsi  onu dahada ileri götüren güce dönüştü… Yun Che’nin hızı belli bir şekilde artmış olsada, Xiao Lingxi’nin yere düşüşü artan bir sürat ile yakındı…

‘’Anka Kuşunun Gök Kubbe Dansı!!’’

Yun Che’nin figürü alevli bir oka dönüşmüş gibi , anında oldukça uzun bir mesafeyi katetti… Ardından sol kolunu  uzattı ve açık mavi bir parıltı kayan bir yıldız gibi ortaya çıktı .

‘’Kaynak Kolu… Git!!’’

Bu Kaynak Kolu’nun izi tüm umudu ve inancıyla dolmuştu. Bakışları Xiao Lingxi’nin düşüşüne doğru uçan Kaynak Kolu’nun yörüngesinde sabitlenmişti… O anda, Kaynak Kolu’nun renginin aslında açık mavi olduğunu farkedecek kadar zamana sahip değildi!

Kaynak Kolu normal durumda kırmızı renkliydi, Kötü Ruh durumunda turuncu renkteydi, ve Yanan Kalp durumunda ise sarı renkliydi. Bunun ardından Araf’tayken Kaynak Kolu yeşil renkli olmalıydı… Fakat Yun Che’nin şu anda kullandığı Kaynak Kolu şaşırtıcı bir şekilde açık maviydi! Yun Canghai’deki ile aynı açık mavi renk!

Kaynak Kolu’nun hızı Yun Che’nin hızını geçmişti ve ileriye doğru bir parlama ile  fırlamıştı… Fakat Yun Che’nin gözlerinde, ilerleme hızı oldukça yavaştı. Zamanın akışı, Yun Che’nin gözlerinde önemli ölçüde yavaşlamış gibiydi. Geniş gözlerle Xiao Lingxi’nin düşüşünü izledi ve Kaynak Kolu’nun azar azar ilerleyişini de izledi… En sonunda, Xiao Lingxi ve zemin arasında iki ayak kadar mesafe kalmışken , tüm umudunu taşıyan Kaynak Koluda o anda onun altına varmıştı .

Bang!!

Kaynak Kolu uçurumun köşesine çarpmıştı ve çok vahşi olmayan bir güç dalgası anında patlamıştı. Yarattığı fırtına  Xiao Lingxi’nin düştüğü yörüngeye doğru ilerlemişti ve sanki rüzgardan düşen bir yaprak gibi onu yatay biçimde döndürmüştü. Aynı anda Yun Che varmıştı. İki kolu Xiao Lingxi’yi sıkıca tutmuştu… O anda, sanki tüm dünyayı kurtarmış gibiydi.

Bang!!

Bir başka yüksek seste gürültü ile Yun Che başını duracak zamanı olmadığı için taştan uçuruma çarpmıştı ve Xiao Lingxi’yi tutarken düşmüştü. Ona sarılıyorken, Xiao Lingxi sıkıca onun kaynak enerjisi tarafından korunuyordu ve hiç hasar almamıştı. Çabucak oturdu, kolları Xiao Lingxi’yi sıkıca tutuyordu. Gelecek anda bakışları onunkiyle karşılaştı. İkisi de aynı anda dondu ve o anda, sonsuza kadar donmuş gibilerdi.

Beraber büyümüşler, sabah akşam birbirlerine eşlik etmişler, ve bir gün için bile ayrılmamışlardı… Fakat bu üç yıl önceydi. Ve üç yıllık ayrılış onlara göre üç asır kadar uzun ve çekilemez gibiydi.

Xiao Lingxi’nin cildi oldukça solmuştu, nefes alıp vermesi de oldukça zayıftı. Vücudu yere düşmese bile, düşme etkisi ve  Kaynak Kolu’nun enerjisinin etkisi vücudundaki kaynak enerjisini ve aurayı düzensiz yapmışken, ayrıca iç organları da önemli ölçüde yaralanmış olabilirdi. Yun Che’ye bakmak için duyduğu özlem olmasa, çoktan bayılmış olurdu.

Boş bir şekilde Yun Che’ye baktı. Bir rüyadaymış gibi  bakışı bulanıklaştı ve sislendi. Yavaşça, önceden ölme isteği dolu olan gözleri daha fazla duyguyla parlamaya başladı… Mutluluk, sevecenlik, etkilenme, memnuniyet ve hoşnutluk… Onun sarılışında kendisinin sıkıca tutulduğunu hissetmişti. Eskiden, bu çok tanıdık ve alışılmıştı ; ama bu sefer, öncekinden çok daha uzundu… Onun kollarında böyle uzanarak, tüm diğer sesleri duymayı durdurdu, acı veya vücudunda zayıflık hissetmeyi durdurdu ve az önce karşılaştığı tüm tehlikeleri unuttu… Kalbinde  sadece rahatlama, samimiyet, mutluluk ve sadece onun verebildiği kalmıştı…

Dudaklarının kenarı azar azar kıvrıldı ve onun kar yeşimi eli biraz biraz kalkarak, nazikçe Yun Che’nin yüzünü kapattı.Dudaklarından,  nazik bir esinti gibi bir ses aktı: ‘’Küçük Che… Sonunda…geri döndün…’’

Bu hafif cümle, Yun Che’ye bir dikkat dalgası ve okyanus kadar büyük bir özlem duygusu hissettirdi. O anda, Yun Che neredeyse orada ağlayacaktı. Ve Xiao Lingxi’nin eli tamamen bayıldığı gibi o anda düşmüştü.

Üç yıl görüşmediklerinde, Xiao Lingxi uzamıştı, fakat beli daha ince ve yumuşak olmuştu. Onu kollarında tutarken bir ipek demeti kadar, ağırlıktan yoksun bir şekilde hafif hissettirdi… O büyümüştü, on beş yaşındaki saf bir kızdan, on sekiz yaşındaki zarif bir genç kadın olmuştu. Fakat, çok ince olmuştu. Bir insanın en değerli bu üç yılında, çektiği şey dayanılamaz yalnızlık ve perişanlık, ayrıca  sabah akşam ona eşlik eden uzun süren özlemdi.

(DN: Böyle hafif kızları bir tek ben bulamıyorum nedense :/  Ufacık tefecik 60 kilo şey kucakladığında 100 kilo basıyor mq 🙁 )

Yun Che ayağa kalktı ve sessizce başını kaldırdı. Ölümlü Ayıran Cennetsel Köşkün üstünde,  yukarıdan aşağıya bakan 2 figür gördü… Biri Fen Juecheng ve diğeri Fen Juechen’di!

Patlayan vahşi bir öldürme niyeti vücudundan dışarı yayıldı; yüreğindeki kin, canavarcasına okyanus dalgaları gibi dalgalanıyordu. Fakat, zorla tüm öldürme niyetini ve nefretini bastırdı. Xiao Lingxi’yi kucağında tutarak, çoktan yorgun olan Kar Anka Kuşu Canavarını çağırdı ve doğuya doğru ilerledi…

Daha fazla dövüşe devam etmek istemedi… Sadece Küçük Halasını güvenli bir şekilde, en yakın zamanda buradan çıkarmayı istedi! Bu öfke veya kin olsun, bunlar milyonlarca kat etkili olsa da, Xiao Lingxi’ye göre hiçbir önem içermiyordu.

Yun Che, Xiao Lingxi’yi kurtardığı gibi, Yanan Cennet Klanı büyük bir harekette bulundu .

‘’Cennet Ateşi Yıldız Yakan Oluşumu şimdi uygulayın!!’’ Fen Duanhun bağırdı… Kıdemlilerin ve köşk efendilerinin cesetlerini etrafta dağınık bir şekilde perişan görünce, daha fazla sakin kalamayıp sesi biçimsizleşti ve sertleşti.

Aynı şekilde hala titreyen Fen Moji, Fen Duanhun’dan gelen bu emirden ürkerek, aceleyle konuştu: ‘’Ama… Ama Klan Efendimiz, Cennet Ateşi Yıldız Yakan Oluşumu sadece bizi yok edebilecek bir düşmana karşı kullanılmalı, bir defa kullanıldığında, yeniden inşa etmek için üç yüz yıl gerekiyor…’’

‘’Şuanda karşılaştığımız düşman bizi yok edebilecek bir düşman değil mi !’’ Fen Duanhun çılgınca  dişlerini sıkmış bir şekilde bağırdı: ‘’Yun Che ölmeli! Yoksa, bugün ayrılırsa, Yanan Cennet Klanımız yakın bir zamanda kesinlikle  sonuyla karşılaşıp  yok edilecek!! Hemen,git!’’

‘’E…Evet!’’

‘’Hepiniz, gidin!!’’

Yun Che Kar Anka Kuşunu sürerek ileri doğru dümdüz uçtu. Çünkü Kar Anka Kuşu üç bin kilometre boyunca durmadan uçmaktan dolayı yorgun bir durumdaydı. Yeniden çağrıldıktan sonra, uçma hızı çok hızlı değildi ve uçuş yüksekliği de 30 metreden fazla değildi. Fakat ilerlediği yerde, onun karşısında hiçbir kıdemli yoktu. Bunun yerine, hepsi  aceleyle  istediği gibi ayrılmasını ister gibi uzağa uçtu… Şuan ki durumunda  oldukça güç sarf ettiğinden  ve kucağında birisi olduğundan; Yanan Cennet Klanı için bu, saldırmak için en iyi şansları olmalıydı.

O anda, Jasmine’nin uyarısı aniden yankılandı: ‘’ Saldırı merkezli bir kaynak oluşumu aniden önünde  fırlatılacak şekilde belirdi. Kaynak oluşumunun gücü, İmparator Kaynak Alemi’nin sonlarındaki birini yok etmeye yetecek kadar güçlü!’’

Jasmine’nin sözleri Yun Che’nin kalbini soğuklaştırdı… İmparator Kaynak Alemindekini birini yok etmek? Yanan Cennet Klanında, bu kadar tehlikeli bir kaynak oluşumu mu saklıydı? Beklendiği gibi, Dört Büyük Tarikat’ın mirası önemsenmeliydi.

‘’Fakat…’’ Jasmine’nin tonu hemen ardından hafifledi ve küçümseyen bir sırıtma yarattı: ‘’ Bu Kaynak oluşumu , saf bir…  kaynak ateş oluşumu!’’

Jasmine’nin sesi hemen kesildi, koyu mor renkli muazzam bir kaynak oluşumu aniden Yun Che’nin aşağısındaki yerden ortaya çıktı ve hızla dönmeye başladı. Kaynak oluşumu’nun kenarında, otuz kadar  koyu mor renkli  ateş sütunu aniden göklere doğru dalgalandı. Her bir ateş sütunu beş ayak kalınlığındaydı ve yüz metre kadar yüksekti. Merkezinde baygın Xiao Lingxi ve Yun Che’nin olduğu yeri sıkıca sarıyordu.

Ç.N:  Böyle heyecanlı bir yerde bitirerek sizi yeniden delirtiyorum 😀 .  Jasmine neden güldü? Yun Che kurtulacak mı ? Yun Che kurtulabilir olsa bile , Xiao Lingxi kurtulabilecek mi ?  Merak mı ediyorsunuz ? Valla ben etmiyorum ama diğer bölüm Orkun’da olduğu için sizi ona havale ediyorum 😀 .

Not : Orkunda 2-3 bölüm falan atarsa, attıktan sonra kurban geliyor . Mağlum kurban olduğu için benimde seyahat, ardından okul işlerim olacak. Bu yüzden ne olur bilemiyorum :/ . Belki okul yüzünden okula odaklanıp çeviriyi bırakabilirim bile :/. Duruma göre size haber veririm. Şimdiden Ninja Düzenleyicime teşekkür ediyorum :D. Şimdilik sağlıcakla kalın 😀 .

Yorum Yap "ATG 335 - CENNET ATEŞİ YILDIZI YAKAN OLUŞUM?"