Otto Von Bismark Günceli

ATG 333 - EJDER RUHU ALANI

Eylül 17, 2016
Çeviren : Yusaince00– Düzenleyen : Thelostanonking – Bağışcı : İsimsiz


ATG 333 - EJDER RUHU ALANI

Önceden Yun Che ile konuşan beyaz saçlı yaşlı adam Yun Che’nin vuruşu yüzünden şaşırmıştı ve neredeyse bileği çıkacaktı. Kalbinde şaşırmış olsa da,  ifadesi hiç şaşkınlık belirtisi göstermediği gibi sert bir sesle konuştu: ‘’Beklendiği gibi, gerçekten güçlüsün! Büyük Kıdemlinin bile senin ellerinde ölmesine şaşmamalı. Ama Dokuz Kaynak Kepçe Oluşumu  kurulduğunda, ne kadar mücadele edersen et, kaçınılmaz bir şekilde bugün öleceksin!’’

Dokuz kişi aynı anda ileri doğru gitti, her birisinin Yanan Cennet Kılıcından dokuz tane mor renkli alev ejderi ışını ortaya çıkararak, onları Yun Che’ye  doğru ilerlettiler.

‘’Bugün ölecek olanlar, sizlersiniz!’’

Gürültülü bir bağırış ile, Yun Che   ağır kılıcın gücü salındığı gibi orada bekledi ve bir patlayıcı ‘’Derebeyi’nin Hiddeti’’ gürleyen bir sesle uçtu.. Bu vuruş aslında tüm dokuz kişiye doğru ilerliyordu!!

Boom!

Mor alevler gökyüzünü doldurduğu gibi kaynak enerjisi patladı. Otuz metre kadar etraftaki alan düzleşmişti, ölü yapraklar gibi  parçalanmış vücutlar etrafa dağılmıştı.

Ağır kılıcın niteliği çok zalimdi. Yun Che’nin bu vuruşu  dokuz kişiye karşı vurmuş olsa da, onlar 30 Gök Kaynak uzmanının tüm gücünün yoğunlaştığı  kişilerdi!! Bu  bir kişiye karşı otuz Gök Kaynak Alemindeki uzmanın arasında olan direkt bir yüzleşmeydi! Patlamanın ortasında tüm dokuz Yanan Cennet Kıdemlilerinin vücutları otuz metreden daha da uzağa fırlamıştı. Yun Che durduğu yerden hiç hareket etmemişti, ama  ağzının kenarından kan izi akıyordu.

Bu saldırıda, iç yaralanmalarla karşılaşmıştı.

Tüm Mavi Rüzgar’da, Yun Che’den başka, 30 Gök Kaynak Alemi uzmanının birleşmiş saldırısına kim karşı koyabilirdi!?

İç Yaralanmalarla karşılaşmış olsa da, Yun Che’nin ifadesi hala aynıydı ve hiç paniklememişti. Dokuz Kaynak Kepçe Oluşumu düşündüğünden daha zahmetliydi, ama onu yenmek istiyorlarsa, bu kadar kolay olacağını düşünmemeliydiler!

Uçurulan dokuz kişi  aynı anda bağırdı ve yeniden öne doğru ilerlediler. Hepsi aynı klandandı, Aynı Yanan Cennet Sanatlarında gelişmişlerdi, yani kaynak oluşumunun altında,  ve aynı kaynak gücüyle, hareketleri daha da özdeş, avantajlarını kusursuzca gerçekleştiriyorlardı, geri çekiliyor ve beraber baskı yapıyorlardı.

Boom!Bang!Clang!Whoosh

Ağır Kılıcın  patlama sesleri sağır ediciydi. Korkunç gürültülü bir ses Ejder Kusuru sallandığında ortaya çıkmıştı ve çarpışan dokuz kişiyi aynı anda uçuruyordu. Fakat, o dokuz kişi hemen karşı konulamaz sıcaklıkta mor alevlerle  geri gelip Yun Che ‘yi adım adım zorlayarak  sıkıştırıyorlardı.

Yanan Cennet Klanının bin yıldır bir numaralı savaş oluşumu olarak, Dokuz Kaynak Kepçe Oluşumu’nun gücü hiç de önemsiz değildi. Yun Che  dezavantajlı bir duruma sokulduğunu Fen Duanhun ve tüm Yanan Cennet öğrencilerinin ifadeleri rahatlamaya başladığında anlamıştı.

Pff!

Yun Che’nin sol omuzu bir saldırı almıştı ve yara kemiği görebilecek kadar derindi. Şiddetli acının altında, Yun Che’nin vahşi doğası aniden patladı. Oldukça kızgın kötücül bir ejder gibi, Ejder Kusuru aniden onu kesen Yanan Cennet Kıdemlisine doğru vurmuştu.

‘’Düşen Ayın Batan Yıldızı… Geber!!’’

Bang!!

Ejder Kusurunu engelleyen Beş Yanan Cennet Kılıcının hepsi anında parçalandı. Oldukça vahşi bir güç taşıyan Ejder Kusuru, Yanan Cennet Klanı’nın Kıdemlisinin göğsüne doğru vurdu ve onu fırlatarak göğsünde bir insanın kafası kadar kanlı bir boşluk açtı. Yanan Cennet Kıdemlisi ümitsizce bağırdı ve  bir top güllesi gibi arkasında duran başka bir Yanan Cennet Kıdemlisine şiddetli bir şekilde çarparak onun göğüs kemiğini kırdı. Birbirine yapışarak, ikiside yüz elli metre uçtu.

‘’Kıdemli Mowu, Kıdemli Xinghao!!’’

Dokuz Kaynak Kepçe Oluşumunun altında bile başka bir kıdemli daha öldürülmüştü; bu Fen Duanhun’un kalbini kanayacak derecede sarsmıştı. Fakat, Dokuz Kaynak Kepçe Oluşumu bundan etkilenmemişti. Yun Che  bir ölüyü ve bir yaralıyı fırlattıktan sonra, iki kişi hemen boşluğu doldurmak için içeri girdi ve yeni kaynak oluşumu çekirdeği oldu. Dışarıda duran iki Gök Kaynak Alemi uzmanı da hemen oluşuma katılarak, Dokuz Kaynak Kepçe Oluşumunun hala otuz kişi olmasını sağladı.

‘’Gökyüzü Kurdu Kesişi!!’’

Dokuz kişi yeniden onun etrafını sardı, fakat  hemen Ejder Kusurunun ortaya çıkardığı Gökyüzü Kurdu’nun görüntüsü tarafından dağılmışlardı. Deminki boşluğu dolduran iki kişi daha ilk vuruşlarını sallayacak zamana bile sahip olamadan, Gökyüzü Kurdu Kesişi’nin altında aynı anda ikiye parçalanmışlardı.

‘’N..Ne!?’’ Fen Duanhun’un tüm vücudu titredi ve neredeyse durduğu konumda kan kusacaktı.

Gerçek bir Tanrı’nın güçlü kaynak yeteneği  baskı altında bile düşmanlarını kolayca öldürmesini sağlamıştı. Ama  her şeye rağmen bu Düşen Ayın Batan Yıldızı veya Gökyüzü Kurdu Kesişi olsun, bunlar muazzam bir güç tüketimi ile birlikte geliyordu. İki kaynak yeteneğinin kullanıldığı her sefer, düşmanlardan en azından birini öldürebilen durumdaydı; fakat, düşmanları onun yerine geçip onu yeniden bastırabiliyordu… Dokuz Kaynak Kepçe Oluşumu’nun gücü başlangıçtan sonra kadar hiç zayıflamamıştı, ama  her nihai bir teknik kullanışında, gücü ve baskıcı havası  birazda olsa düşüyordu.

Bunun hakkında, Yun Che bunun farkındaydı.

Ama kaynak yetenekleri kullanmasa bile, ağır kılıcının her bir vuruşu hala oldukça korkutucuydu. Yun Che’yi saran dokuz kişi biraz avantajlı olsa bile her birinin kalbi sürekli korku ile doluydu… Yun Che’nin Ejder Kusuru onlara saldırdığı her sefer dehşet hissi, kabuslardan bile daha korkutucuydu.

Ellerindeki on bin kilodan fazla olan Ejder Kusuru ile, Yun Che’nin hareketleri daralıyordu. Buna ek olarak yanındaki tüm düşmanlar  Kaynak Uçma Tekniği yaparken o yapamıyordu, her zaman dokuzunun ortak engellemesinden kaçmakta başarısız oluyordu. Vücudundaki yaralar artmaya başlamıştı ve  vücudu kan izlerinin çizgileri ile dolmuştu. Ama başlangıçtan beri  gerçekten hiç düşmemişti; aksine, etrafını saran insanlar aralıklı güç patlamalarının altında birer birer ölmüştü.

Yun Che’nin Düşen Yıldızın Batan Ayı ve Gökyüzü Kurt Kesişi her ortaya çıktığında, yerde en azından  bir kişi cesede dönüşüyordu. Dahası, tüm bu kayıplar Yanan Cennet Klanı Kıdemlileri ve Köşk Efendileriydi. Her zaman biri öldüğünde, Fen Duanhun’un kalbi  her seferinde biraz daha titriyordu. Altıncı kişide öldükten sonra vücudu sallandı ve dizlerinin üstüne düştü… Şuana kadar, Büyük Kıdemlinin de dahilinde, Yanan Cennet Klanından toplamda on beş Gök Kaynak uzmanı hayatlarını Yun Che’nin ellerinde kaybettiler.

On beş !!

On beş normal öğrenci, hatta ortalama Yeryüzü Kaynak Aleminin sonlarında olanları kaybetmek Yanan Cennet Klanına önemsiz olurdu. Ama on beş kıdemli ve köşk efendisini kaybetmek Yanan Cennet Klanına oldukça büyük bir darbeydi. Yanan Cennet Klanı Dört Büyük Tarikatta sonuncu olarak sıralansa da, kapsamlı güçlerinin Donmuş Bulut Asgard’dan veya Xiao Tarikatın’dan hiç de aşağı kalmadığına emindiler. Fakat, Yanan Cennet Klanı on beş Gök Kaynak uzmanını kaybettikten sonra, Donmuş Bulut Asgard ve Xiao Tarikatı ile omuz omuza oturma hakkını bile neredeyse kaybetmişti.

Yun Che’yi bugün başarıyla öldürseler bile, bu kadar muazzam bir kayıp kolayca düzelemezdi de.

Fakat bunların hepsi, Yun Che tarafından, tek başına yapıldı !!

Fen Duanhun dişlerini sıkıca sıktı ve yumruklarının eklemleri sıkmaktan dolayı korkunç derecede beyaza dönmüştü… Daha  da fazlası, Yun Che’yi defalarca kışkırtmanın, Yanan Cennet Klanı’nın tarihine en büyük kabusu getirdiğini hissetti! Seçmek için ikinci bir şans verilseydi, Fen Juecheng’e Fen Juebi’ne Sıralama Turnuvasında eşlik etmesine izin vermezdi ve Kıdemli Konseyi Yun Che’ye suikast düzenlemekte ısrar ettiği zaman, tüm gücüyle bunu durdurmaya çalışırdı.

Ama böyle bir ikinci şansa sahip değildi.

Dahası, Yun Che’nin sınırı, bundan daha fazla görünüyordu. Normalde Yun Che’nin sadece Yeryüzü Kaynak Alemi kaynak gücüne sahip olduğunu düşünmüştü, dayanıklılığı kesinlikle çok zayıf olmalıydı ve silah olarak ağır bir kılıçla, yorulması daha hızlı olurdu. Ama şuan ki Yun Che’nin yaralarla kaplı olmasına rağmen, ağır kılıcının gücünün kıyaslanamaz biçimde baskıcı olacağını beklememişti. Ona uyumla saldıran dokuzu avantajlı olsa da, onu hiçbir zaman tamamen bastıramamışlardı.

Ölümlü Ayıran Cennetsel Köşk, Yanan Cennet Klanının en yüksek yerinde bulunuyordu, ve oradan Yanan Cennet Klanının her bir köşesi yüksekten görülebiliyordu. Xiao Lingxi pencerenin yanındaydı ve aşağıda olan her şeyi görebiliyordu…Yun Che’nin ortaya çıkışından beri, bakışları hep ondaydı ve başka bir yere bakamıyordu… O öfkeli bir şekilde bağırırken ona baktığında, ağır kılıcını salladığını görünce, eşsiz güçte Yanan Cennet Klanını kan gölü yaptığında…

‘’Küçük Che…Küçük Che…’’ Xiao Lingxi kontrolsüzce tüm vücudu titrediği gibi sıkıca ağzını kapadı. Büyüleyici bir çift gözü dumanlı fakat rüya gibi bir ışıkla parıldadı… Bu ona ait sesti ve azıcıkta olsa onun özelliklerini fark edebiliyordu… Fakat, bunun onla beraber büyümüş olan, her zaman korumasına ve dikkatine ihtiyacı olan Küçük Che olduğuna inanamıyordu…

‘’Haah!!’’

‘’Yıldız Kavurucu İblis Nilüferi!!’’

Yun Che öfkeli bir şekilde yüksek sesle bağırdı. Bir ateş nilüferi  vücudunda patladı ve gökyüzüne doğru kabaran  sıcak bir dalga taşıyarak etrafa yayıldı.

‘’Bunu Engelleyin!!’’

Anka kuşu iblis nilüferi açtığı anda, bir sıcaklık dalgası kabararak, düşündüklerinden daha üstün bir noktada korkutarak, onların yüzlerine doğru ilerledi. Dokuzu yüksek sesle bağırdı, aynı anda ileri doğru adım attılar ve çılgınca tüm kaynak enerjilerini biçimlendirdiler ve onlara doğru gelen açmış kızıl yaprakları selamladılar.

Yıldız Kavurucu İblis Nilüferi’nin açma hızı anından yavaşladı ve  düzensiz bir şekilde dokuz güçlü engel kuvvetten dolayı sallandı. Sonuçta, yavaşça açmayı durdurdu. Köşeye sıkışarak bir süre nefes alıp verme süresinden sonra, ateş nilüferi aniden direkt olarak patladı, dağılmış olan nilüfer yapraklarını gökyüzünde patlattı. Dokuz kişi  sıcaklık dalgası tarafından uzağa uçuruldu; her birinin kıyafeti ve saçı neredeyse tamamen yanmıştı, yüzleri kömürleşmişti ve avuçları ciddi bir şekilde yanmıştı. Hepsi çok kötü bir durumdaydı.

Yun Che’nin görünüme dönersek, Yıldız Kavurucu İblis Nilüferini salan o, anında  tüm vücudunda oluşan  güçlü bir zayıflık hissini hissetti. Vücudu gevşedi ve tüm vücudu bir dizi üzerinde yerde diz çöktü. Ağzından ağır bir şekilde nefes alıp vererek, alnındaki ter bir pınar biri aktı ve kan lekeleri tüm vücudunda dağılmıştı.

Yun Che besbelli çoktan tükenmişti, fakat  Dokuz Kaynak Kepçe Oluşumunun altında hala bu derece dayanabiliyordu ve altı kıdemli öldürmüştü! Bu çoktan korkutucu bir mucizeydi ve Yanan Cennet Klanı’nın gelecek nesillerinin hatırlayabilmesini sağlayamaya yetecek kadar büyük  bir kabustu. Eğer Dokuz Kaynak Kepçe Oluşumu olmasaydı, eğer Gök Kaynak Uzmanlarının hepsi aynı anda dalsaydı , hepsinin onun ellerinde ölümle karşılaşacağını birisi söyleyebilirdi.

‘’Yun Che! Ölümün ellerimizde, daha nasıl kibirli davranabileceksin görelim!’’ Göğsünü kapatarak, Fen Moji parmağını Yun Che’ye doğru işaretledi ve yüksek sesle bağırdı. Sesi soğuk ve sert olsada, herkes titremesini duyabiliyordu.

Yun Che başını çevirdi, elleri hala ağır kılıcını tutuyordu, fakat sert bir gülüş dudaklarının kenarında görünürken kısık bir sesle konuştu: ‘’ Eğer… tüm bu insanlar ölürse…o zaman, herşey bitmez mi…  Yanan Cennet Klanın için? ‘’

Yun Che’nin sert gülüşü ahlaksız bir şeytanınki kadar korkutucuydu; sözleri, en zehirli lanetinki gibiydi, Yanan Cennet Klanı’nın heybetli İkinci Kıdemlisini bile  kontrolsüzce titretiyordu. Yüzündeki kaslar parmağını Yun Che’ye doğrulturken kıvranıyordu ve yüksek sesini sarf ederek, bağırdı: ‘’ Hala böyle küstah ve cesur uyarılar vermeye cürret ediyorsun…Kıdemliler ve Köşk Efendileri,  o neredeyse uçuşunun sonunda olan bir ok, hemen onu öldürün ve onun ellerinde ölen akrabalarımızın intikamını alın!’’

‘’Şeytan’ın dölü, geber!!’’

Yıldız Kavurucu İblis Nilüferinden yaralanan  dokuz kişi geri çekildi ve dokuz başkası ileri doğru aynı anda Yanan Cennet Kılıçları ile beraber sırasıyla Yun Che’nin dokuz hayati noktasına doğru deldiler… Her bir vuruş, öldürmek için saplanmıştı! Bu korkutucu Yun Che’yi hemen ölümün kaderine bırakmayı istemişlerdi.

O anda, Yun Che elindeki Ejder Kusuru ile ayağa kalktı. Masmavi renkte gizemli bir ışık aniden gözlerinden ortaya çıktı. Arkasında, masmavi renkli bir ejderin görüntüsü aniden ortaya çıktı.

‘’Ejder… Ruhu … Alanı!!’’

ROAR!!!!!

Göklerden düşen görkemli ve baskıcı ejder kükremesi, ruhları titretti ve tüm dünyayı istila etti. Yun Che’nin kafasının 3 ayak üstünde yıldızlar kadar göz kavuran ve gökler kadar bilge olan bir çift masmavi renkte göz aniden açıldı.

Ç.N : Çevirmeniniz gene merak edici bir yerde keserek, Yun Che’nin yeni yetenekleri size göstermedi. Ne Kadar iyi kalpliyim değil mi 😀 .

Useless Notu: Zaten yazar sırf sen burada kes diye bu bölümü yazdı dimi 😀

Not: DİĞER BÖLÜM PAZARTESİ AKŞAMI SAAT 9-12 ARASINDA GELECEKDİR.

Yorum Yap "ATG 333 - EJDER RUHU ALANI"