Dünyanın Oluşumu Günceli

ATG 332 - DOKUZ KAYNAK KEPÇE OLUŞUMU

Eylül 17, 2016
Çeviren : Useless – Düzenleyen : Thelostanonking – Bağışcı : İsimsiz


ATG 332 - DOKUZ KAYNAK KEPÇE OLUŞUMU

Yanan Cennet Klanının tüm sıradan öğrencileri geri çekilirken dağıldı çünkü eğer ileri çıkarlarsa sadece hayatlarını kenara atacaklarını biliyorlardı. O anda Yun Che’yi kuşatan tüm kişiler Yeryüzü Kaynak Aleminin orta seviyelerindeki insanlardı. Ancak onların toplu saldırıları temelde hayatlarını kenara atmaktan farkı değildi. Yun Che’nin ağır kılıcının altında bir çürümüş odun yığını gibi grup halinde yok edildiler. Onların başardıkları şey en fazla Yun Che’nin ilerleyen adımlarını birazcık geciktirmekti.

Yun Che ağır kılıcını savurmaya başlayalı yedi buçuk dakika bile geçmemişti ama yine de Yanan Cennet Klanının zemininde bedenler çoktan kümelenmişlerdi. Sıradan kaynak uygulayıcılarının gözünde kutsal bir yer gibi olan saygın, onurlu ve görkemli bir şekilde kavurucu Yanan Cennet Klanı Yun Che tarafından bu kadar kısa bir sürede tamamen darmaduman edilmişti. Tüm bölgeden korku, sefil çığlıklar, bitmek bilmeyen inlemeler ve, ölüm perilerinden ve kötü ruhlardan geliyormuş gibi gözüken ulumalar geliyordu.

O anda soğuk bir bağırış çok uzakta olmayan bir yerden geldi: “Herkes, geri çekilsin!!”

Emri veren kişi İkinci Büyük Fen Moji’ydi. Onun emrinin altında Yun Che’nin çevresindeki Yanan Cennet Klanı üyeleri sanki cennetten bir ses duymuşlar gibi hissetmişlerdi… Yun Che’nin korkutucu gücü ve acımasız yöntemleri, uzun süre önce çoktan onların ödlerini koparmıştı. Onlar kendilerini, Yun Che’ye taarruz etmeye zorluyorlardı ve emrin duyulmasından hemen sonra herkes, ayrılan bir gelgit gibi panik içinde geri çekildi.

Yun Che hareketsiz bir şekilde olduğu yerde kaldı. Çevresinde otuz metreden daha geniş alana uzanan parçalanmış beden alanı vardı. Ayağının altındaki kan bir nehir gibi akıyordu, dehşetli bir manzara ortaya çıkarıyordu. Eğer bunu kendi gözleriyle görmemiş olsalardı kimse Dört Büyük Tarikattan biri olan Yanan Cennet Klanının daha yirmi yaşında bile olmayan genç bir erkek tarafından kana bulanmış bir mezbaha haline getirileceğine inanmazdı.

Yun Che ne onları takip etti ne de ilerlemeye devam etti. Çevresindeki insan figürleri hızlı bir şekilde birbiri ardına hareket etti ve hepsi durduğunda, çoktan onun merkezinde bulunduğu garip bir savaş formasyonu oluşturmuşlardı.

Onu çevreleyen otuz kişi vardı ve bu insanların arasında en genci bile çoktan kırk yaşını biraz geçmişti. En yakınındaki dokuz kişi, dokuz farklı bölgede eşit bir şekilde dururken kalan yirmi bir kişi, onların arkasında eşit olmayan bir şekilde dağılmışlardı. Onların altmış metre gerisinde, ağır bir konsantrasyon dolu yüzleriyle birlikte başka bir yirmi kişi daha bulunsa da onlar yaklaşmıyordu. O insanların hepsi Yanan Cennet Bıçağı taşıyordu… ve bu Yanan Cennet Bıçaklarındaki alevlerin hepsi mor renkliydi!!

Bir başka deyişle, bu insanların kaynak güçleri… en azından Gökyüzü Kaynak Alemindeydi!!

“Dikkatli ol, bu aynı kaynak sanatını çalışmış insanlar tarafından oluşturulan bir güç transfer kaynak oluşumu!” Jasmine’nin sesi aniden Yun Che’nin zihninde yankılandı. Sesi biraz ciddi bir ton barındırıyordu. “Bu kaynak oluşumu, oluşumun içindeki tüm herkesin güçlerini, şu dokuzunun bedenlerine yoğunlaştırmasını sağlıyor. Sadece bu da değil, güç transfer edilen dokuz kişi sabit değil, ve sana saldıran ya da senin tarafından saldırıya uğrayan kişi yer değiştirebilir.  Bu kaynak oluşumu tam kapasiteyi sadece otuz kişide yapabilir, bundan ne eksik olabilir ne de fazla. Onlardan birini öldürsen bile arkandakiler hemen oluşumu yenilemek için girecekler… bu, seni bastırıp öldürene ya da sen yorulana kadar devam edecek!”

Yun Che: “…”

“Bu tarikatın Gökyüzü Kaynak Alemindeki kişileri burada olmalı. Hmph, sadece seni öldürmek için Gökyüzü Kaynak Alemindeki tüm kişileri seferber etmekten çekinmemişler. Senin, bu tarikatın tarihindeki en büyük düşman olduğunu düşünüyorum” Jasmine kayıtsızca konuştu.

Jasmine’nin sesi alçaldığında Yun Che’ye en yakın dokuz insanın yüzeyleri alevlendi. Aynı anda kaynak enerji auraları bir anda birkaç kat arttı.

Yun Che gözlerini daraltırken bakışları önündeki herkesi süpürdü… Ayakları altında, parlayan oluşumun hafifçe görülebilir görüntüsü vardı. O anda, devasa bir baskı da Yun Che’nin bedenini ağır bir şekilde bastırırken Yanan Cennet Klanına girdiğinden beri ilk kez biraz tehdit hissetmesini sağladı.

“Dokuz Kaynak Kepçe Oluşumu.” Fen Juecheng, Ölümlü Ayıran Cennetsel Köşk’ün dağ geçidinin ortasında dururken alçak sesle ifade etti. Önceki bulutlu ifadesi anında hoş bir sürpriz, kibir ve yabani bir gülümseme oraya çıkarırken yumuşadı. “Ve bu tüm büyükler ve köşk efendileri tarafından yapılan bir Dokuz Kaynak Kepçe Oluşumu… Haha, hahahaha… Yun Che, sen tost oldun! Bu sefer, on kat daha güçlü olsan bile bir mezarlığın olmadan ölmeye mahkum olacaksın!”

(Ç.N: Tost oldun kızardın anlamında. Daha güzel gider dedim 😀 )

Yun Che’nin en yakınındaki dokuz kişi arasında en yaşlısı olan, sakalları ve saçı tamamen beyaz yaşlı adam sabir bir şekilde Yun Che’ye baktı ve çok resmi bir şekilde konuşmaya başladı. “Yun Che, bu yaşlı adam kendi gözleriyle görene kadar Mavi Rüzgar İmparatorluğunun içinde senin gibi birisinin ortaya çıkacağına inanmaya cüret edemezdi. Senin uygunluğunla birlikte, geleceğin muhakkak dünyayı sallamaya yetecek kadar kudretli olacak. Ama ne yazık ki, kendi yeteneklerini gözünde büyüttün ve Yanan Cennet Klanını provoke ettin. Sen kendi mezarını kazdın, tüm gelecek başarılarını kestin. Kendinden başka suçlayabileceğin biri yok! Seninle başa çıkmak için düzinelerce insanın birlikte bir oluşum oluşturması adaletsiz, ama…”

“Kapa o yaşlı çeneni!” Yun Che ağır kılıcını yere vurup, yüksek sesle birlikte yaşlı adamın konuşmasını keserken alayla gülümsedi. “Masum insanları kaçırıp onları rehine olarak tutan, yeryüzünün ve gökyüzünün bile aşağılama içinde tuttuğu bir grup aşağılık yaşlı köpek aslında adaletsiz olmayı mı önemsiyor?! Saçmalık!”

Yun Che’nin sözleri beyaz saçlı yaşlı adamı kızgınlıkla birlikte kızarttı. Yaşlı yüzü seğirdi ama Yun Che’nin küçümseme ile dolu soğuk gözlerinin karşısında, üste çıkacak bir şey bile söyleyemedi. Tüm bedeni bir kez daha titrerken çileden çıkarak kükredi. “Küstah küçük… Geber!”

Bir grup değersiz yaşlı köpek aslında benim önümde havlayacak yüze sahip… Gidip cehennemde havlayın!!”

Yun Che’nin bedeni aniden ileri doğru patladı ve Ejderha Kusuru demin konuşan yaşlı adama doğru gök gürültüsü sesiyle birlikte çarptı. Kıyaslanamayacak derecede çılgına dönmüş gücün altında, çevredeki hava anında iterek ayrıldı, Ejderha Kusurunun önünde hafifçe görülebilen dairesel bir yay tasarımlandı.

Bu darbenin arkasındaki güç yaşlı adamın ifadesini sert bir şekilde değiştirdi ama o anında yeniden sakinleşti. Yun Che’nin çevresindeki dokuz insan aynı anda harekete geçerken, tüm farklı yönlerden gelen dokuz Yanan Cennet Bıçağı, boşluğu bile neredeyse eritecek kadar kavurucu sıcaklığa sahip sıcaklık dalgalarını getirdi ve Yun Che’ye saldırdı.

Çınlama!!

Kıyaslanmayacak kadar sesli vurma sesleri herkesin kulağını neredeyse parçalıyordu. Altı Yanan Cennet Bıçağı aynı anda Ejderha Kusurunun üstüne vurdu, ve yükselen bir kaynak enerji dalgası anında dışarı doğru patladı. Yun Che dört beş adım geri giderken bileği biraz uyuşuk hissetti… Ama doğrudan önündeki altı kişi aynı anda en az bir düzine metre uçurulmuşlardı. Ancak onlar sadece uçurulmuşlardı ve herhangi bir önemli yaralanma almamışlardı. Ve Yun Che’nin bir anlık dengesizliğinin ardından, arkasından üç ürpertici aura sütunu ona saldırdı ve üç Yanan Cennet Bıçağı aynı anda Yun Che’nin sırtını kesti.

Pff…

Kan sıçrayıp Yun Che’nin sırtından uçarken, Yun Che’nin sırtında on beş santim uzunluğunda ve yaklaşık bir buçuk santim derinliğinde üç tane kan izi hattı oyuldu. Sırtından keskin bir acı hissi geldi ve aynı zamanda Yun Che’nin yırtıcı doğası anında uyandı. Patlayıcı bir ulumayla birlikte Ejderha Kusuru, beraberinde öfkeli bir ejderha haykırışı getirirken arkaya doğru çarptı. Yüksek sesin ardından üç Yanan Cennet Bıçağı cevap olarak kırıldı ve ellerinden uçtu. Yun Che tarafından yaralanan üç Yanan Cennet Klanı büyüğü de uzağa uçuruldu.

Daha önce, altı kombine saldırı aslında ağır kılıcının saldırısını tamamen dengelemişti. Ve arkasında gelen üç saldırı aslında çok önemsiz olmayan yaralar getirmişti… Yun Che kaşlarını sıkarken bedenindeki kaynak enerjisi kaynayan su gibi çılgına dönmüş bir şekilde çalkantılandı… Bu savaş oluşumu hayal ettiğinden çok daha güçlüydü.

Yun Che biraz şok olduğunda, Yanan Cennet Klanının tarafındaki şok tümüyle yatıştırılamazdı.

Onlar bir değiş tokuş içinde Yun Che’yi yaralamış olsalar da altı kişinin kombine saldırısı bile galip gelememekle kalmamış, üstelik hepsi birlikte Yun Che tarafından uçurulmuştu. Tüm güçlerinin yoğunlaştığı üç bıçak saldırısı keserek sadece üç önemsiz kanlı iz oluşturmuştu!

Bu dokuz kişi sıradan Gökyüzü Kaynak uzmanları değildi! Dokuz Kaynak Kepçe Oluşumunun içinde bedenleri, otuz Gökyüzü Kaynak uzmanının tamamen kombine gücünü barındırıyordu!

Onlar basitçe Yun Che’nin gücünün ve fiziğinin aslında bu derece korkutucu olduğuna inanamıyorlardı.

Akıl almaz derecede şok olsalar da, hala Dokuz Kaynak Kepçe Oluşumu bir kez aktifleştiğinde, Yun Che ne kadar güçlü olursa olsun buradan canlı kurtulmasının imkansız olduğuna tamamen inanıyorlardı. Çünkü Ulu Büyük ve uzun süre toplumdan uzak kalan Büyük Klan Lideri hariç, bu Yanan Cennet Klanının kullanabileceği en büyük güçtü. Ve o, bu oluşumun içindeyken daha önce her zaman yenilmez olan Yun Che gerçekten de tek bir değiş tokuş ile yaralanmıştı.

———ÇEVİRMEN NOTU———–

Bizde yetenek falan yoktu. Yetenekler anca Yuşa’ya kaldı. 3 bölüm onun sıcak kollarında olacaksınız yine iyisiniz. Cumartesi gelecek bölüm dedi bana. Yani diğer bölüm cumartesi olacak büyük ihtimalle.

Yun Che neler yapacak? Diğer bölüm kaç kişi ölecek ya da yaralanacak? Küçük Hala neler yapıyor? Tüm Yanan Cennet Klanı ibne mi? Yanan Cennet Klanının hala kullanmadığı bir tekniği var mı? Merak mı ediyorsunuz? O zaman bekleyin, okuyun ve öğrenin…

Yorum Yap "ATG 332 - DOKUZ KAYNAK KEPÇE OLUŞUMU"