Otto Von Bismark Günceli

ATG 330 - AĞIR YARALI FEN DUANHUN

Eylül 16, 2016


ATG 330 - AĞIR YARALI FEN DUANHUN

Gök gürlemesi sesleri tüm Yanan Cennet Klanını sardı ve hatta ince bir toz katmanı yükselmeye başladı. Yanan Cennet Klanının her bir öğrencisi kafalarını kaldırdı… Şaşkınlıklarıyla, kar beyazı büyük görkemli bir kuşun Yanan Cennet Klanının üzerinde uçarken, bedeninin buz gibi soğuk bir güç saldığını gördüler. Onun üstünde, bedeninden herkesin omurgasını titretecek kadar yoğun bir korkutucu öldürme niyeti aurası yayılan siyah elbiseli son derece umursamaz genç bir erkek vardı. Ellerindeki garip bir biçimde büyük kılıcı son derece kızgın kötü bir ejder gibi kükrüyordu ve ona bakanların derin bir boğucu his hissettiriyordu.

“Yun… Yun Che!!”

“Onun altındaki… Donmuş Bulut Asgard’ın Kar Ankası!”

Yanan Cennet Klanının içinde anında şaşkınlık dalgaları yankılandı.

Yun Che uzun süre boyunca halktan üstün büyük bir üne sahipti. Dört Büyük Tarikatın içinde bile, o son derece sersemletici bir karakterdi. Özellikle Fen Juecheng’in düğününü bozduktan ve Gökyüzü Kaynak Alemindeki sekiz kişiyi yaraladıktan sonra ismi, Yanan Cennet Klanında en çok bahsedilen şey olmuştu. Ulu Büyüğün, Yun Che’yi öldürmek için sekiz kişilik bir grup götürdüğü ve bunların yedisinin öldüğü hakkındaki söylentiler klan tarafından duyulduğunda o, temelde herkesin zihninde şeytani bir karakter haline gelmişti.

Onların çoğu Yun Che’yi daha nce görmemişti ama bir kötülük ejderhasına benzeyen şekle sahip ağır kılıcı şu ana kadar onun statüsünü sembolleyen bir şey olmuştu. Klanın, Yun Che’nin ailesini yakaladığının söylentileri klanın içinden yeni yayılmıştı ve birçok kişi yine de ne olduğu biliyordu. Yun Che çoktan anan Cennet Klanının üzerindeki gökyüzüne gelmişti. Yun Che ile karşılaşmayanlar veya her zaman şüphe duyanlar veya gücüne karşı tamamen inançsızlık içinde olanlar, Yun Che’den gelen öldürme niyeti ve aurayı hissettiklerinde tedirgin bir şekilde ifadelerini değiştirmeden edememişlerdi.

Yun Che, görüşünün içindeki her bir köşeye bakarken gözleri bir şahininki gibiydi… Üç bin kilometrelik yolculuğunda bir saniye bile bir şey yememiş, dinlenmemiş ya da durmamıştı. Altındaki Kar Anka’sı gücünün kapasitesini ve hayat gücünü aşmıştı. Xiao Lie ve Xiao Linhxi buraya getirildiğinde çok uzak olsa onların buraya gelmesiyle, Yun Che’nin gelmesi arasında sadece bir saatlik fark vardı!

Üç bin kilometre aceleyle gittikten sonra öfkesi biraz bile kaybolmamıştı. Ayrıca öfkeyle ve kızgınlıkla buraya geldikten sonra biraz bile tükenmemişti. Göğsü, kanı, ruhu… öldürme güdüsü ile doluydu!

(Ç.N: Kan istiyoruz KANNNN!!!)

Yanan Cennet Klanının Büyük Toplantı Salonundan iki kişi gökyüzüne çıktı… Bunların birisi Yanan Cennet Klanının Lideri Fen Duachun, diğeri ise Yanan Cennet Klanının ikinci büyüğü Fen Moji idi. Onlar ortaya çıktığında çevredeki tüm Yanan Cennet Klanı öğrencileri ibadete başladı. “Klan Lideri… İkinci Büyük!”

Onların Fen Duanhun ve Fen Moji’ye hitapları Yun Che’nin gözlerini ciddileştirirken, bakışları öldürücü bir şekilde onların bedenlerine kilitlendi.

Bu Fen Duanhun ve Fen Moji’nin ilk kez Yun Che’yi görüşleriydi. Yun Che’nin gözlerini gördüklerinde kalplerine aynı anda korku girdi ve onun bedeninden yayılan güç, endişelerini dizginlemelerini engelledi… O açıkça sadece Altıncı Seviye Yeryüzü Kaynak Alemindeydi ama yine de yaydığı aura onları bastırıp kaskatı kestirmişti. Ancak burası Yanan Cennet Klanının bölgesiydi, burası Yanan Cennet Klanının bin yıldır bulunduğu yerdi. Burada kimseden korkmamaları gerekiyordu! Karşılarındaki kişi Cennetsel Kılıç Villasının Villa Efendisi bile olsa… sadece şok olurlardı ama korkmazlardı!

Yun Che onların beklediğinden daha erken gelse de yine de gelmişti, yani hedeflerine ulaşmışlardı. Gözlerinde, Yun Che’nin bugün kaçma yolu yoktu.

Fen Moji sessizce feryat ederken hızlı bir şekilde Yun Che’nin yanına uçtu. “Sen Yun Che misin? Geldiğin iyi oldu! Borçlu olduğun şeyi tek bir parçası eksik olmadan bugün Yanan Cennet Klanına geri vereceksin!”

“Size borçlu muyum?” Yun Che’nin bakışları döndü. Öfkesi, temelde maddeleşerek gözlerinden çıkmak üzere olan hakiki alevlere dönüştü. “Ben, yaşlı piç Fen Moli’yi beni öldürmek için gönderdiğinizde bile hemen ardından intikam almayıp aptal gibi size küçük bir umut verdiğim için gerçekten pişmanım…” Yun Che’nin gözleri öfkeli bir şekilde Fen Duanhun’a kaydı ve gözlerindeki sonsuz alayla sabit bir şekilde ona bakarken kızgın ve küçültücü bir şekilde konuştu. “Yanan Cennet Klanı, binlerce yıllık bir üne sahip olan ve burada binlerce yıldır bulunan bir klan! Fen Juecheng kötü niyetli ve kinci olsa da, ve Fen Moli beni neredeyse iki kere öldürmüş olsa da, o ikisi dışında sizin Yanan Cennet Klanınıza ve Klan Lideri Fen Duanhun’a karşı en düşük miktarda saygıya sahip olmuştum. Ancak… Ben gerçekten körmüşüm! Her ne kadar biz bin dargınlık ve on bin nefrete sahip olsakta bunların hepsi bana karşıydı. Siz istediğiniz gibi bana gelebilirdiniz! Ama siz… gerçekte böyle utanmaz ve aşağılık bir hareket yaptınız! Binlerce yıllık tarihi olan Yanan Cennet Klanı işte bu! Sizin~~hepiniz~~beni~~tiksindiriyorsunuz!!”

Yun Che’nin sözleri doğrudan Fen Duanhun’un sinirlerine saplanan hançerler gibiydi. Yüzeyde çok sakin olsa da zihni dalgalanıyordu ve ağzından tek bir söz bile çıkmıyordu. Bu hareketler kendi açısından bile utanç vericiydi, ama çoktan onları yakalamışlardı ve Yun Che çoktan öfke içinde buraya gelmişti. Onların, Yun Che’yi yakalamak ve burada öldürmekten başka şansları yoktu.

Fen Moji aşırı kızgınlıkla birlikte bağırdı. “Seni küçük kurtçuk! Sen bizin İkinci Genç Efendimizi öldürdün, benim ağebeyimi öldürdün, ve hatta klanımızla birlikte Genç Efendimizi rezil ettin! Ağabeyimin ve İkinci Genç Efendinin öteki dünyada huzur içinde yatmaları için herhengi bir yöntem kullanarak seni öldürmek abartılı olmaz! Madem bugün buraya geldin, O zaman itaatkar bir şekilde ölümünü kabullen!”

“Ölümümü kabullenmek mi?!” Yun Che soğukça güldü. Alevler gibi yayılan öfkesi ve hiddetiyle birlikte, Yanan Cennet Klanının üzerindeki tüm gökyüzüne doğru bir şeytan gibi alçak gönüllü bir şekilde konuştu.  “Size son bir şans veriyorum… Büyük babam ve küçük halamı bırakın, ben de sadece Fen Juechen ile Fen Juecheng’i öldürmeyi düşüneyim! Aksi halde… Sizin tüm Yanan Cennet Klanınızda… tek bir yaşam parçası bile bırakmam!!”

“Ölümün yakın ama yine de bu kadar kibirli ve kendini beğenmiş bir şekilde konuşuyorsun. Bu gökler kadar büyük bir şaka! Bugün seninle bizzat ilgileneceğim!”

Fen Moji yüksek sesle kükredi. Kolunu salladı ve mor Yanan Cennet Bıçağı ellerinde ortaya çıktı. Bıçağı salladı ve Yun Che’ye doğru gökyüzünü kesen altı metre uzunluğunda bir alev dili oluşurdu.

Yun Che’nin gelişi tüm Yanan Cennet Klanının içinde çoktan bir karmaşayı tetiklemişti. Bu birçok sene boyunca Yanan Cennet Klanının kapılarının içinde bu kadar küstah bir kişi bile olmamıştı. Her bir Yanan Cennet Klanı üyesinin gözleri gökyüzüne doğru yoğunlaşırken büyük miktarda insan oraya doğru gelmişti. Bu insanlar arasında yüksek seviyeli büyükler, köşk efendileri, salon efendileri, korumalar, ve aynı zamanda düşük seviyeli normal öğrenciler vardı… Orada toplam, en azından yüz bin insan bulunuyordu.

(Ç.N: 100.000 vs. 1 😀 Aklıma vurdum vurdum saymadım geldi poasjfaspfjas.)

Fen Moji’nin harekete geçtiğini gördükten sonra bir grup Yanan Cenent Klanı öğrencisi panik içinde heyecanlı bir şekilde haykırdı… Çünkü onların arasında büyük çoğunluğu daha önce Gökyüzü Kaynak Aleminin onuncu seviyesinde olan korkutucu büyüğün harekete geçtiğini asla görmemişti.

Onuncu Seviye Gökyüzü Kaynak Alemi, Yanan Cennet Klanının içinde bile zirvenin zirvesi olarak düşünülebilirdi. Fen Moji harekete geçtiğinde üç yüz metre yayılan sıcaklık dalgasının şok dalgası ve büyük gücü sayısız Yanan Cennet öğrencisinin gözlerini parlattı. Mor alev dili süpürüldü ve doğrudan Yun Che’nin boğazına doğru kesti, ama Yun Che hareketsiz bir şekilde olduğu yerde durdu. Alev dili, ondan üç metreden daha az mesafedeyken yıldırım hızıyla avucunu uzattı ve alev dilini yakaladı. Çılgınca heyecanlanmış bir güç alev dilini takip etti ve Fen Moji’nn ellerinin üstüne iletildi.

“Ahh!!”

Yun Che, mor alev dilini elleriyle tuttuğunda herkes Yun Che’nin sağ elinin anında yarılacağını ve tüm elinin yanarak kül olacağını tahmin etmişti. Ancak kimse sefil bir çığlık atanın aslında Fen Moji olacağını düşünmemişti. Sefil çığlıklarını atarken bıçağı tutan elinden havaya kan sıçradı ve parmaklarının arasındaki ağ anında kavruldu. Anında Yanan Cennet Bıçağını bırakırken alev dili Yun Che tarafından doğrudan ellerinin içine geri emildi…

Ping!!!

Fen Moji’nin ömrünün çoğunluğuyla birlikte yüksek kalitede Yeryüzü Kaynak Yanan Cennet Bıçağı anında Yun Che’nin ellerinde ikiye ezildi. Kırık parçalar aynı anda gökyüzünden düştü. Onlar yere isabet ettiklerinde canlı bir ‘çınlama’ sesi yaydı.

“N… n… n… ne!!”

Bu sahne, dokuz gökten gelip beyinlerinin derinliklerine çarpan gök gürültüleri gibiydi. Bu onları şok ve umutsuzlukla dolup taşırmıştı.

Fen Moji’yi yenmek için, Yun Che’nin gücünün anormal derecede yüksek olması gerekiyordu. Ancak Fen Moji asla Yun Che’nin bu kadar güçlü olacağını düşünmemişti. Sadece bir değiş tokuşla silahı, Yun Che tarafından kolayca alınmıştı ve onun ellerinde parçalanmıştı. Dahası, elleri de ciddi şekilde yaralanmıştı… Daha önce tek sağ kurtulan Fen Duanhai, Yun Che’nin gücünün çoktan Büyük Klan Efendisi ile kıyaslanabilecek seviyede olduğunu söylemişti. O zaman buna kimse inanmamıştı ama şimdi aniden Fen Duanhai’nin sözlerinin korkudan söylenmiş şeyler olmadığını fark etmeye başlamıştı.

“Bu senin intikamın mı? Pekala.” Yun Che ellerinden Yanan Cennet Bıçağının parçalarını fırlatırken soğuk ve kasvetli yüzü kötü niyetle dalgalandı. “Sizi orospu çocukları ve siktiğimin piçleri, bugün, bu kirli ve değersiz Yanan Cennet Klanında… Zevkle kanınızı içeceğim!!”

(Ç.N: Vampir mode on! 😀 )

“Geberin!!”

Yun Che öfkeyle kükrerken, göklere doğru kızgın bir ejderha haykırışı yayan Ejderha Kusurunu çıkardı ve doğrudan Fen Duanhun ile Fen Moji’ye doğru taarruz etti.

“Klan Lideri, İkinci Büyük, dikkatli olun!!”

Altta, Fen Duanhai, Yun Che’nin hareket ettiğini gördüğünde ağzından ezici bir şekilde şok edici bağırışlar çıktı… O, Yun Che’nin gücünü bizzat gören tek kişiydi. O, bu konuda herkesten daha netti. On gün önce Fen Moli öldüğünde, o basitçe Yun Che tarafından yenilmemişti, o tamamen ezilmişti! İmparator Kaynak Alemine yarım adım atmış son derece güçlü Fen Moli trajik ölümüyle tanışırken Yun Che’nin ellerinden kaçma ya da mücadele etme şansı olmamıştı!

Yun Che’nin gücü ve şu anki öfkesiyle birlikte ne Fen Duanhun ne de Fen Moji yalnız başına… beş değiş tokuş bile hayatta kalamazdı!

“Küçük, sakın!!”

Bu noktada son derece şok olduktan sonra Fen Duanhun ve Fen Moji asla bir daha Yun Che’yi küçümsemeyeceklerdi. Hatta onlar Yun Che’ye karşı sadece iki kişi gittikleri için pişman olmaya başlamışlardı. Aynı anda hareketlerini yaptılar ve iki kalın mor alev sütunu birleşirken göklere yükselen sıcaklık dalgası Yun Che’ye hücum etti.

Boom!!

Mor alevler, Ejderha Kusuru ile çarpıştı ve anında kaotik kıvılcımlar gökyüzünü doldurdu.  Fen Duanhun ve Fen Moji şok içinde soldu. Bedenlerindeki tüm kaynak gücü kabarmıştı ve ikisi güçlerini birleştirmişti ama bu Yun Che’nin ağır kılıcı tarafından zorla engellenmişti.

Bu çıkmaz sadece kısa bir an devam etti. Fen Duanhun ve Fen Moji daha nefeslerini tutma şansı bile bulamadan ağır kılıcın kalan gücü, onlara vahşi bir şekilde gizlice saldırdı ve Fen Duanhun’un sağ eliyle Fen Moji’nin sol elini anında kopardı. Bunun ardından göğüslerine masif olarak ağır bir çekiç gibi şiddetle çarptı.

Öfkeli Yun Che kalbinde biraz bile tereddüt ya da acımaya sahip değildi. Hareketleri acımasız bir şekilde ağırdı. Fen Duanhun ve Fen Moji aynı anda yukarı doğru baktı ve kan tükürürlerken arkalarında iki uzun kan sisi sütunu oluşturarak geriye doğru uçtular.

Yun Che’nin ellerinden ezici bir yenilgi alan bu iki kişi basit kişiler değildi. Onların birisi, ismi gökyüzünün altındaki her şeyi sallayan ve Dokuzuncu Seviye Gökyüzü Kaynak Aleminde olan Yanan Cennet Klanı Lideriyken, diğeri kaynak gücü Fen Moli’den sonra ikinci olan Onuncu Seviye Gökyüzü Kaynak Aleminde olan büyük Fen Moji’ydi İkisi de bu dünyanın içinde zirve seviye karakterlerdi. Ancak güçlerini birleştirseler bile yine de öfkeli Yun Che tarafından anında ağır yaralanmışlardı.

Bu tür bir sahne akıl almaz ve inanılmaz derecede korkunç bir kabus gibi, tüm Yanan Cennet öğrencilerinin ruhlarına acımasızca taarruz etti.

Bizim Klan Liderimizi yaralamak… Geber!!”

Yanan Cennet Klanının uzmanları her taraftan taarruz etti. Binden fazla mavi ve mor alev ejderhası gökyüzüne hareket ederken Yun Che’ye doğru saldırdı. Yun Che, tamamen bütünleşerek bir alev fırtınası haline gelen bu sayısız alev saldırısının içine tamamen battı.  Yanan Cennet Alevini çalışan Fen Moli bile bunun içinde yanarak kül olurdu ama o biraz bire yara almadı. Onun kızgın, acımasız ve zıvanadan çıkmış kükremeleri alev fırtınasının içinden yankılandı. “Hepinizin gelmesi iyi oldu… Çok daha iyi!! Bu beni, sizi teker teker bulma ve hepinizi cehenneme gönderme zahmetinden kurtaracak!!”

———–ÇEVİRMEN NOTU—————-

Yun Che kızdı. Hem de hiç kızmadığı kadar 😀

Yun Che neler yapacak? Diğer bölüm kimler yaralanacak ya da ölecek? Bu savaş ne kadar sürecek? Yun Che ile ateşle oynayanlar ne yapacak? Yanan Cennet Ateşleri vs Anka Ateşi mücadelesinde kim kazanacak? Yun Che Ejderha Ruhu Etki Alanını bu savaşta kullanacak mı? Merak mı ediyorsunuz? O zaman bekleyin okuyun ve öğrenin...

Yorum Yap "ATG 330 - AĞIR YARALI FEN DUANHUN"