Kilimanjaro Günceli

ATG 33

Eylül 01, 2016
Çeviri için Useless, düzenleme için Aoi Shuu, kontrol, edit için Wertyul  arkadaşımıza teşekkürler. Keyifli okumalar…

Önceki Bölüm | Tanıtım | Sonraki Bölüm


Uçan Bulut Şehrinin dışında ki terk edilmiş bir evin köşesinde…

Xiao Che sessizce orada oturuyor ve güçsüz bedenini arkasında ki soğuk duvara yaslıyordu. Sanki ruhu çoktan bedeninden çıkmış gibi cansızca boşluğa bakıyordu. Aynı pozisyonda birkaç saattir duruyordu.

Masmavi Bulut Kıtasında ailesi tarafından terk edilmişti ve ölene kadar da onların kim olduklarını asla öğrenemedi. Onlarla ilgili tek bağlantısı göğsünün önünde taşıdığı kolyeydi.

Mavi Rüzgar İmparatorluğun da ailesi o küçükken ölmüştü ama en azından onların kim olduklarını ve onlara ne dendiğini biliyordu. Büyükbabası ve küçük halası bile vardı… Ancak tanrı ona başka bir acımasız şaka yapmaya karar vermişti. Her şey beklenmedik bir şekilde sahteydi.

Büyükbabası onun gerçek büyükbabası değildi ve küçük halası da küçük halası değildi.

Hala gerçek ailesinin kim olduğunu ve gerçek soyadının ne olduğu ile ilgili en ufak bir ipucu bile bilmiyordu.

İki hayat boyunca ki deneyimleri ve bilgileri ruhunu genişletmişti ama hala önceki gibi kökenini ve nereden geldiğini bilmiyordu.

Ben tam olarak kimim…Ve bundan sonra nereye gitmeliyim?

Xiao Klanından atılmanın anlamı bir daha klana tek bir adım dahi atamayacak olmasıydı. Kalbinin derinliklerinde açıkça biliyordu sadece Xiao klanında değil ayrıca Uçan Bulut Şehrinde de daha fazla kalamayacaktı. Şuan gitmemesinin tek sebebi büyükbabası ve küçük halasını merak ediyor olmasıydı. En azından onların güvende olduklarından emin olmak istiyordu.

Zaman yavaşça sabahtan öğlene doğru ilerledi ve bir kez daha güneş yavaşça batıp etraf karanlık oluncaya kadar zaman ilerlemeye devam etti.

Tüm gün bir şey yememesine rağmen Xiao Che en ufak bir açlık belirtisi bile hissetmiyordu. Güneş yeniden yükseldiğinde Xiao Che sonunda hafifçe kafasını kaldırdı ve bir kez daha cansız gözlerinde yavaşça sanki kötü bir ruha aitmiş gibi korkunç bir parlaklık oluşmaya başladı. Aniden sessizce gülmeye başladı. Dudaklarının köşeleri kıvrılmıştı sanki uğursuz bir şekilde gülüyor gibiydi. Şuan ki şekli cehennemden gelen kötü bir ruha benziyordu. (Ç.N: beyler dikkat bu çocuk ağır kötüdür. Chu Feng ile falan karşılaştırmayın bunu chu döver öldürür dövemezse güçlenip döver yine olmazsa biri kurtarır. Ama bu tam bir manyak 😀 )

Ürpertici gülüşünün ortasında yavaşça elini uzattı ve koyu yeşil bir ot sapı avucunun üstünde ortaya çıktı… O gerçekten de Xia Qingyue ile evlendiği gün arka dağlarda bulduğu Gizlenmiş Yıldız Otlarından biriydi. Gizlenmiş Yıldız otuna bakarken avucundan koy yeşil bir parıltı çıktı ve otu çevreledi. Koyu yeşil parıltının altında gizlenmiş yıldız otu kıvrılmaya ve garip bir şekilde küçülüp rengi değişmeye başladı. Ve en sonunda koyu yeşil bir toz yığınına dönüştü.

Xiao Che toz yığınına yavaşça üfledi ve tüm koyu yeşil toz dağıldı. Avucunda sadece bilmeden ortaya çıkan şeffaf bir inci kalmıştı.

O Gökyüzü Zehir Sedef’inin en temel kısmı ve de cennetin kendisine bile karşı olan en saçma yeteneğe sahip kısmıydı… Ot Arıtma…

İlaç yapmak için sık sık çeşitli miktarlarda ezilmiş, işlenmiş, eritilmiş, ek özellikler için kaynak enerjisi eklenmiş ve bunun gibi başka şeyler yapılmış otlar gerekiyordu. Bu işlem sadece karmaşık değildi ayrıca belirli miktar tıbbi kuvvetin kaçınılmaz olarak kaybolmasına neden oluyordu. Ayrıca her zaman belirli bir miktar hata başarısızlık olasılığı vardı. Özellikle iş yüksek seviyeli ilaçlara geldiğinde sadece nadir malzemeleri almak için çok fazla altın gerekiyor ayrıca başarısızlık şansı da son derece de fazla oluyordu. Ve bir kez başarısız olduktan sonra yaptığınız her şey boşa gidiyordu. Buna ek olarak herkesin yüksek seviyeli ilaç yapacak yeteneği yoktu. Çok yüksek seviyede simyacı yeteneğine, bir kazana, uyumlu bir ortama ve kaynak enerjisi eklenerek oluşan etkilere ihtiyaç vardı.

Ancak birisi Gökyüzü Zehir Sedef’inin ot arıtma yeteneğini kullanırsa bunlar için kesinlikle endişelenmesine gerek kalmazdı. Çünkü mümkün olan en kısa sürede maddelerin en önemli kısımlarını arıtıyor ve mükemmel bir şekilde birleştiriyordu… Tüm bu süreç boyunca hiç tıbbi kuvvet kaybolmuyordu ve ayrıca hiç başarısızlık şansı olmuyordu. Kullanılmayan parçalara gelince onlar Gökyüzü Zehir Sedef’i tarafından bertaraf ediliyordu. Sahibini tanıdıktan sonra sahibinin düşüncelerini bile takip edebiliyor ve sahibi maddenin ne kadarını arıtıp birleştirmek isterse o kadar yapıyordu.

Böyle korkunç bir yetenek dünyada ki her insanın onu elde etmek için çıldırmasını sağlamaya yeterdi. O zaman Masmavi Bulut Kıtasında ki en büyük klanların onu kovalamasının sebebi Gökyüzü Zehir Sedef’inin zehir yeteneği değildi asıl nedeni Bu korkunç ve gülünç arıtma ve birleştirme yeteneğiydi.

Gökyüzü Zehir Sedef’i ile uygun ve yeterli miktarda malzeme olduktan sonra en mükemmel ilaç en kısa sürede güvenli bir şekilde yapılabilirdi.

Eğer Gökyüzü Zehir Sedef’inin gücü Kaynak Gökyüzü Kıtasında yayılırsa büyük bir kargaşa çıkar ve Xiao Che’yi öldürmek için gelen insanlar Masmavi Bulut Kıtasındakilerden daha az olmazdı.

Elindeki şeffaf inciye baktığında Xiao Che’nin gülümsemesi daha uğursuz oldu. Ağzını açıp inciyi içine koydu ve yuttu. Daha sonra vücudu titremeye başladı ve ardından yavaşça kayboldu. Sanki aniden buharlaşmış gibiydi.

[Gizlenmiş Yıldız Hapı]: arıtılmak için sadece bir tane gizlenmiş yıldız otu sapı istiyordu. Tüketildiğinde 3 saat boyunca [Mükemmel Görünmezlik] veriyordu. Vücut, ses, koku ve vücudun üzerindeki nesneler tamamen görünmez oluyordu. (Ç.N: o hapı bana verseniz var ya 😀 😀 😀 merak ettim hap sizde olsa ne yapardınız söyleyin bakalım 😀 )

Gizlenmiş Yıldız Otur akıl almaz bir şeydi. Ama ondan yapılan Gizlenmiş Yıldız Hapı ona nazaran daha akıl almazdı. Çünkü Kaynak Gökyüzü Kıtasında ki insanların bilgilerini ve sağduyularını aşıyordu. Kimse böyle bir etkinin olacağını bile düşünmeye cesaret edemezdi. Xiao Che Kaynak Gökyüzü Kıtasında Gizlenmiş Yıldız Hapını ilk kullanan kişi olduğuna tamamen inanıyordu çünkü Gizlenmiş Yıldız Hapını yapmak için gerekli tek malzeme Gizlenmiş Yıldız Otuydu ve Gizlenmiş Yıldız Otunu arıtabilecek tek şey Gökyüzü Zehir Sedef’iydi.

Xiao Che ayağa kalktı ve biçimi, sesi ve kokusu olmadan Xiao Klanına doğru yürümeye başladı.

Hava çoktan kararmıştı ve Xiao Klanının içinde ki lambalar yanıyordu.

Xiao Che kapıdan girdi ve çevresine dikkat etmeden sıradan bir şekilde yürüdü. Etrafından bazen Xiao Klanının öğrencileri geçiyordu ama kimse onun olduğu yere bakmıyordu. Gizlenmiş Yıldız Hapını içtikten sonra elde ettiği görünmezlik mükemmeldi. Masmavi Bulut Kıtasında ilk kez Gizlenmiş Yıldız Hapını kullandığında kıtanın en iyi 10 doktorundan biri olan ustası bile ona 10 adım yakınında olmasına rağmen onu fark edememişti.

Bu yolculuktan önce Xiao Che’nin cildi inanılmaz bir şekilde sakindi. Yolda birçok fısıltı duydu. Xia Qingyue’nin ustasıyla gittiğini ve Xiao Lie ve Xiao Lingxi’nin 15 sene boyunca arka dağlarda hapsedildiğini bile öğrendi.

Bugünkü toplantının sonucu açıklanmıştı ve Xiao Tarikatından gelen 4 kişiyle birlikte tarikata dönmek için Xiao Yulong seçilmişti.

Konuk salonuna geldiğinde Xiao Che adımlarını durdurdu ve içeride ki konuşmayı dinledi.

“Yulong yarın Genç lider Xiao ile birlikte Xiao Tarikatına gidişin hakkında her zaman yeniden doğma şansını sana verdiği için genç lider Xiao’nun nezaketini hatırlamalısın.”

“Xiao Yulong’un genç lider Xiao’nun büyük iyiliğini ve devasa nezaketini her zaman hatırlaması sadece doğal. Yulong bir kez daha genç lider Xiao’ya 3 bardak sunuyor.”

“… Xiao Yulong her ne kadar bugünkü mesele başarısız olsa da suç senin değildi. Kim Xia Qingyue’nin aslında Donmuş Bulut Asgard’ın öğrencisi olduğunu tahmin edebilirdi ki? Senin karakterin benim sevdiğim türden bu yüzden düzgün bir şekilde Xiao Tarikatına itaatkar olursan sana haksızca davranmam.”

“Teşekkür ederim… Teşekkür ederim genç lider Xiao. Siz gerçekten benim hayatımın en büyük asaletisiniz. Yulong kesinlikle size sadık ve vefalı olacak ve asla hainlik yapmayacak… Xia Qingyue meselesini öngöremedim…ama Xiao Lingxi hakkında ki planım… Tamamen boşa giden bir çaba değil. Her ne kadar Genç Lider Xiao ona Chu Yueli yakında olduğundan dokunamıyor olsa da bir sene falan sonra buraya geri dönmek için bir neden bulabilirsiniz. O zaman geldiğinde Xiao Lingxi nasıl kaçabilir. Hehehe”

……………..

Xiao Yulong’un ses tonu biraz dikkatsiz gibiydi ve çoktan sarhoş olmuş gibiydi. Konuşmaları dinleyen Xiao Che’nin ifadesi gittikçe daha soğuk oldu ve yumruklarını tüm gücüyle sıkıyordu. Daha sonra doğu avlusundan ayrılmak için döndü. Doğu avlusundan çıktığında elinde nerden geldiği belirsiz kısa bir hançer belirdi. Daha sonra bir kez daha kuzey avlusuna doğru yürüdü.

Kuzeydeki avlulardan 11. Avlu Xiao Yulong’undu ve şuan görünürde kimse yoktu. Xiao Che kapıyı iterek açtı ve içeri girdi. Odanın ortasında hızlıca düzene baktı. Daha sonrasında soğukça güldü ve doğrudan önünde olan pencereye doğru yürüdü. Kısa hançeri kaldırıp pencerenin ortasına sapladı ve ardından sapladığı yerden geri çıkardı. Pencerede aniden yumruk büyüklüğünde bir boşluk oluştu.

Daha sonra Xiao Che sadece yanda durdu ve sessizce Xiao Yulong’un dönmesini bekledi.

Çok fazla beklemedi. Yarım saat sonra hareket seslerinin yankıları duyulmuştu. Daha sonra odanın kapısı açıldı ve leş gibi şarap kokan ve sallanarak yürüyen Xiao Yulong ve ona yürümesinde yardımcı olan Xiao Yang içeri girdi.

“Patron Xiao Tarikatına girdiğinde bunca yıllık her zaman emrine amade olan küçük kardeşini unutmamalısın.” Xiao Yang Xiao Yulong’u yatağa götürürken yağ çekiyordu.

Ölecek olsaydı bile şuan 2 adım yanında birinin olduğunu ve onu sessiz, hareketsiz ve soğukça izlediğini asla düşünemezdi.

“Oh….. Huu….”

Xiao Yulong kendinde olmayacak kadar sarhoştu. Yatağa düştü ve iniltileri yüzünden oluşan anlamsız iki ses ile cevapladı.

Xiao Che yatağa yürüdü ve elinde tuttuğu hançeri yavaşça kaldırdı.

Kafa kafaya bir dövüş olsaydı kesinlikle Xiao Yulong’a denk değildi. Gizlenmiş yıldız otunun desteği ile birlikte bile onu öldürebilmesi kesin değildi. Çünkü biri tamamen savunmasız olsa da saldırı anında vücudun kaynak enerjisi duruma bağlı olarak serbest kalıyor ve kendisini koruyordu. Onun bedeninde temelde hiç kaynak gücü yoktu ve elinde ki hançerle 3.seviye başlangıç kaynak aleminde olan Xiao Yulong’un bedenini delebilmesi kesin değildi.

Gizlenmiş yıldız hapının kamuflaj yeteneği tamamen yenilmez değildi. Görünmezlik süresi boyunca birisi gizlenmiş vücut ile temasa geçerse görünmezlik anında bozuluyordu. Eğer saldırısını ıskalarsa ve bunun yerine rakibi tarafından dokunulursa çok kötü bir vaziyette kalacaktı. Ve bunun sonucu kendi ölümü bile olabilirdi.

Ancak şuan Xiao Yulong körkütük sarhoştu. Yani bu mükemmel bir fırsattı.

Pencerede açtığı deliğe baktı ve pozisyondan emin olduktan sonra elindeki hançere bakarak aniden onu aşağı indirdi. Tüm vücudunda ki gücü kullanarak acımasızca Xiao Yulong’un göbeğinin 2 parmak altında ki dantain’inin sol tarafına sapladı. Hemen ardından geriye atladı ve odanın köşesinde durdu.

Bir bıcak darbesiyle doğrudan Xiao Yulong’un boğazını kesebilir ve onu öldürebilirdi. Ama yine de yapmamayı seçti.

Eğer Xiao Yulong’un bu kadar basit bir şekilde ölmesine izin verirse buna nasıl dayanırdı? Böyle yapsaydı kalbindeki nefreti nasıl serbest bırakabilirdi?

Xiao Yulong’un tüm hayallerini tam anlamıyla yok etmek istiyordu. Ona cennetten cehenneme düşmeyi tecrübe ettirmek istiyordu. Ve ona ölmek istettirecekti.

Eğlenceli gösteri daha yeni başlamıştı.

————————–ÇEVİRMEN NOTU———————

Beyler cani bu vahşi tam kötü adam 😀 neyse devam 2-3 daha gelir sanırım 😀

Lin Fan neler yapacak? Shan Shan Lin Fana ne diyecek? Xue Han…. bir dakika o başka seriydi. Xiao Che nasıl işkence edecek? Xiao Yulong’a ne olacak? Küçük hala kurtulacak mı? Merak mı ediyorsunuz? O zaman bekleyin okuyun ve öğrenin…

Önceki Bölüm | Tanıtım | Sonraki Bölüm

Yorum Yap "ATG 33"