Tankların Tarihi Günceli

ATG 327 - CENNETLERİ YAKAN ÖFKE (1)

Eylül 16, 2016
Çeviren : Yusaince00 – Düzenleyen : Thelostanonking – Bağışcı : YOK


ATG 327 - CENNETLERİ YAKAN ÖFKE (1)

‘’Xiao… ah hayır,Yun Che …’’ Xiao Ze’nin bacakları titredi, ve tükürüğünü yutarken konuşmaya devam etti: ‘’Torunum Chengzhi  Xiao Kuangyun ile birlikte üç yıl önce Xiao Tarikatına gitti ve artık Xiao Tarikatı’nın Ana Tarikatının bir kişisi, lütfen…onun itibarı için lütfen … ‘’

Onlara göre, Xiao Tarikatının varlığı tanrıların bir salonu gibiydi. Xiao Tarikatına katılmak, yaşamlarındaki en büyük şan olurdu. Xiao Ze Yun Che’yi Xiao Tarikatına katılan Xiao Chengzhi’nin adını anarak biraz korkutmak istiyordu, ama konuşmasını bitirmeden önce Yun Che’nin donmuş ve belalı bakışları onun başka bir kelime konuşamamasını sağlamıştı: ‘’Xiao Chengzhi? Heh,  Xiao Tarikatına girdikten sonra  en alçak seviyede basit bir kapı korumasından başka bir şey olamaz. Eğer Xiao Tarikatının Efendisi Xiao Juetian bile gelse, bana olan borcunu ödeteceğim! Oğlunun yarattığı borçtan, babası olarak  bunun sorumluluğundan kaçamaz! ‘’

Yun Che’nin sözleri buz kadar soğuk ve kalbi delecek gibiydi. Xiao Tarikatının Efendisi, Xiao Juetian ‘ı bile böyle apaçık bir şekilde düşünmüştü. Bunu duyan hepsinin kalbi titremişti … Xiao Juetian  bile  umrunda değilse, o zaman Xiao Chengzhi birinin yellenmesi olarak bile sayılabilir mi …. Hayır, hayır! Birinin yellenmesi olarak bile sayılamazdı.

Bang!!

Yun Che bir tekme attı ve Xiao Yunhai ‘yi uzağa fırlattı. Geriye doğru uçan Xiao Yunhai’nin vücudu  arkasındaki bir düzine kadar öğrenciye yatar bir şekilde uçtu. Fakat,Yun Che  vururken öldürme hissi ile vurmamıştı. Yoksa, şuan ki kuvveti ile, gücünün %10 ‘unu kullansa bile, cesetleri bile olmadan buradaki herkesin öldürmesi için yeterliydi. Xiao Klan’ının Klan Lideri olarak, Xiao Yunhai tam anlamıyla bir aptal değildi ve bunu fark etmişti. Çırpınarak durdu  ve konuştu: ‘’Yun Che, eskiden…seni ve Beşinci Kıdemliyi uzaklaştırdık… Ama o zaman olan durum yüzünden bizde mecbur bırakılmıştık. Basitçe, Xiao Tarikatının insanlarını gücendiremeyiz… Eğer bunu yapmasaydık, bu hepimiz için kötü bir şekilde bitecekti… Xiao Klanından seni atmamızın sebebi Xiao Klanı’nın soyundan olmamandı… Ama sonuçta, biz Xiao Klanı seni on altı yıl boyunca yetiştirdik… ‘’

Xiao Yunhai  doğal olarak onuru hayatından çok umursayan birisiydi ve  boyun eğmek yerine ölmeyi yeğlerdi.Yoksa, klan üyelerini satmaz ve onlara Xiao Kuangyun için komplo düzenlemezdi. Böylece, Yun Che’nin öldürücü şekilde vurmak  istemediğini farkedince, hemen yalvarmaya başladı.

‘’Saçmalık!’’ Yun Che kaşlarını  çattığı gibi küfretti: ‘’Mecbur mu bırakıldınız? Xiao Kuangyun buraya geldiği ilk gün, Küçük Teyzemi hiç görmedi bile. Bu yüzden o, ona karşı  üzerinde nasıl kirli düşünceler doğurabilir! İkinci gün hepinizin yaptığı komplodan sonra, mecbur bırakıldığınızı  söylemeye yetecek yüzünüz mü var? Ayrıca, beni yetiştiren kişi dedem  Xiao Lie’dir. Siz Xiao Klanı değil!  Bana verdiğiniz tek şey, kibirli hor görmeler, küçümseme, alay etme ve zulmetmeydi! Bunları sonsuza dek unutmayacağım.‘’

Yun Che konuştuğu, bakışlarıyla oradaki her bir kişiye baktı. Kime bakarsa baksın, hepsi vücutlarının soğuduğunu hissedebiliyordu. Özellikle ona işe yaramaz birisi olarak alay eden insanlar, yıldırım hızında başlarını yere doğru eğiyordu. Tüm vücutları bir nefes bile alamayacak derecede titriyordu…

Eğer bu normal güçte bir varlık olsaydı, bu derece ürkmezlerdi. Sonuçta, Xiao Klanlarının bu kadar kişisi birlikte, Uçan Bulut Şehrinin en güçlü kuvveti olarak söylenebilirdi. Ama Yun Che’nin gösterdiği güç gerçekten korkutucuydu; Xia Bo, Xiao Yunhai, Xiao Li… basit güç bakımından önceden en güçlü olarak sayılan bu üçü, biraz bile savaşacak kapasiteye sahip değildi. Onun sıradan bir şekilde yeri yarması, bir çok kişinin kalbinin orada korkudan yıkılmasını sağladı.

Böyle kuvvetli baskıcı bir güçle karşılaştıklarında, sadece korkabilirlerdi  ve kolaylıkla karşı koymak için cesaret toplayamazlardı.

Xiao Bo’nun sağ kolu tamamıyla sakatlanmıştı; Xiao Li duvara çivilenmişti, perişan bağırmaları gittikçe boğuklaştı; Klan Lideri Xiao Yunhai yüzü kanla dolu bir şekilde bir ayağı üstünde diz çöktü; Xiao Cheng ve Xiao Ze’nin bacakları tamamıyla titriyor, ileri doğru bir adım bile atmaya cesaret edemiyordu… Tüm Xiao Klanında çaresizlikle dolu bir hava yayılmıştı. Ağır bir etkileyici baskı, kin ve kötücül bir niyet  yayan Yun Che’ye bakınca  içlerinde neredeyse pişmanlıktan kırılıyorlardı… Tüm dünyayı ismiyle şok etmiş şuan ki Yun Che , kötü niyetli kelimelerle eskiden dışarı atılmış olan Xiao Che’ydi! Eğer o zaman, Xiao Kuangyun’un iyiliği için öyle sinsi ve uğursuz şeyler yapmasalardı, Şuan ki Yun Che’nin ünü, Xiao Klanını yararlandırabilirdi! Xiao Klanı’nın ünü şüphesiz göklerde dalgalanırdı ve  Xiao Tarikatı’nın bir yan tarikatından aşağı kalır yanları bile kalmazdı…

Xiao Klanı’nın ismi, dünya tarafından bilinecekdi.

Ve Yun Che sayesinde,  İmparatorluk Ailesi ve Donmuş Bulut Asgard’la da bağlantılara sahip olacaklardı.

Bunlar hayal bile edemeyecekleri şeylerdi, Xiao Tarikatının üç yıl önceki önemsiz hayırseverliğinden milyonlarca kat daha büyüktü!

Ama gerçekleşebilecek tüm o şeyler, üç yıl önceki açgözlülükleri ve sinsilikleri  yüzünden yok edildi… Bunların yerini alan ise,Yun Che’nin kiniydi! Ve Gelmek üzere olan sonsuz ümitsizlikti.

Hayatlarında ilk defa, Xiao Yunhai ve o birkaç Kıdemli ‘pişmanlık’ kelimesinin  eşsiz netliğini anlamıştı. Ama bu dünyada, pişmanlık için hiçbir ilaç yoktu ve onlar için zamanı geriye sarmak ebediyen imkansızdı. Ama bu kendilerinin yarattığı bir sonuçtu ve, suçlayacak kimse yoktu. Acı çekerek, bu sonucu kendilerinin bastırması lazımdı.

Xiao Cheng dikkatlice konuştu: ‘’Evet…Bunların, hepsi bizim suçumuz. O zaman tamamıyla Xiao Tarikatının korku veren ismi tarafından kör edildik, ama … ama her şey, önceki Genç Klan Lideri Xiao Yulong’un fikriydi! Bizler sadece… Xiao Yulong ile uyum sağlıyorduk. Ve Xiao Yulong ondan sonra bunun cezasını çekti; aynı gece, onun gözleri oyulmuş, burnu, kulakları, dili kesilmiş, ve uzuvlarındaki tendonlar bile kopartılmıştı… ve… ve hadım bile oldu…. O zaman olan herşey, gerçekten bizim fikrimiz değildi! ‘’

Xiao Yulong ile ilgili olan olay, bahsedilmemesi gereken bir yasa olmuştu.Yoksa, Xiao Yunhai sinir hastalığından gidici olurdu. Ama bu sefer, yaşamak için bir şans elde etmek için, Xiao Cheng bu durumu bahsetmekten başka çaresi kalmamıştı, ve tüm suçları perişan bir şekilde ölen  Xiao Yulong’un üstüne atmıştı . Yun Che’nin bakışları kenarlara doğru yön değiştirdi, ve güldü: ‘’Haklısın, bunların hepsi, ceza… Bunların hepsi hak ettiği cezalar! Fakat sen, o gün yaptıklarından sonra, er ya da geç senin de bir gün cezanı çekeceğini düşünmedin mi !! ‘’

Yun Che’nin sesi kulaklarının yanından duyulmuş gibiydi. Vücudu aniden kayboldu, Xiao Cheng ve Xiao Ze aynı anda bir kılıç kadar keskin ve yüzlerine doğru gelen bir tsunami kadar şiddetli bir kaynak enerji dalgası hissettiler.

PA!

PA!

İki birbiriyle örtüşen tokat sesi duyuldu ve  ikisi de kulak zarını titremeden dolayı  patlatacak derecedeydi. Xiao Ze ve Xiao Cheng’in ikisi de tokattan dolayı uçtular ve bez bebek gibi uzağa doğru fırlatıldılar. Uzun bir süre boyunca ayağa kalkamamışlardı. Yaşlı yüzleri kan kırmızısı bir alan olduğu gibi, ağızlarının kenarlarından kan akıyordu.Tokat atılan yüzlerinin kenarı normal boyuttan iki üç kat daha fazla kabarmıştı. Öfkeli bir alev tarafından yakılmış gibi yaşlı yüzlerini kapattılar ve acı dolu bir şekilde düşük bir seste bağırdılar.

Vücudu tekrar kaybolmuştu ve tekrar ortaya çıktığında, Yun Che çoktan normalde durduğu yere geri dönmüştü. Hızı o kadar hızlıydı ki, orada hiç kimse onu göremiyordu. Yun Che ellerini göğsünde çaprazlaştı ve alay eder bir şekilde konuştu: ‘’Sakın endişelenme, seni henüz öldürmeyeceğim. Yoksa, çoktan  cesedin parçalanmış bir şekilde olurdu. Seni öldürmek istemediğimden değil, Dedem ve Küçük Teyzem’in ikisi de kibar, yardımsever olduğu için ve tüm hayatlarında daha önce birini öldürme günahıyla lekelenmedikleri içindir. Dahası, Dedem ve Küçük Teyze  sizinle aynı klandan; Sizleri böyle öldürmüş olsaydım, sizin ölümünüzü kendi suçları olarak hissederlerdi ve bunun yüzünden üstlerinde  suçluluk duygusunu omuzlanırlardı.‘’

Çoktan umutsuz olan birkaç kişi bunu duyduklarında, hemen aşırı sevinçlendi. Ama ardından, bir şeyi tekrar hatırladılar ve ten renkleri yeniden değişerek, öncekinden daha kötü görünmüştü.

Xiao Yunhai aceleyle çırpınarak kalktı ve konuştu: ‘’ Bu… Beşinci Kıdemliyi  cezalandıran gerçekten biziz, ve önceden yaptığımız büyük günah yüzünden, bugün ödediğimiz cezayı kesinlikle hakkediyoruz. Eğer ….bizi affedersen, o zaman  şuandan itibaren Xiao Klanımız seni lider olarak takip edecek. Eğer bu senin makul isteğinse… ah hayır, emrin, sıcak suya zıplamamız gerekse ve ateşten geçmemiz gerekse bile, kesinlikle buna uyacağız ve sadece önceden yaptığımız yanlış şeyleri karşılayabileceğimizi ümit ediyoruz. ‘’

Ten renklerindeki değişim Yun Che’nin gözlerinde tamamıyla kaydedilmişti. Bir şeyin biraz garip olduğunu hissetmişti, ama bunu kalbine kadar hissetmemişti. Xiao Yunhai’ye  soğuk gözlerle baktı: ‘’Xiao Yunhai, kesinlikle fikirlerle dolusun. O zaman beni Xiao Klanından uzaklaştırdın, fakat şimdi benimle bir bağ yaratmaya mı çalışıyorsun? Çok iyi, Xiao Klanı itaatkar bir şekilde itaat etmek istediğine göre, şimdiden  sizin bir şey yapmanızı istiyorum! ‘’

Yun Che bakışını gömdü ve soğukça konuşurken herkesi izledi: ‘’Sizlerin hepsi, Yansıma Geçitinin arka dağına doğru şimdi gidecek, Dedem ve Küçük Teyze’nin mühürlendiği yere gidip diz çökerek  Yansıma Geçitinden ayrılmaları için yalvaracaksınız! Onlara yalvararak onların oradan ayrılmalarını sağlarsanız, Hayatlarınızı bağışlamayı düşüneceğim ve kaderinizin Dedem tarafından karar verilmesini sağlayacağım. Eğer yalvararak onların oradan ayrılmasını sağlayamazsınız… O zaman ölene kadar orada diz çökmeye devam edin! ‘’

Yun Che merhametli birisi değildi, ama Xiao Lie öyleydi, Xiao Lingxi de öyle. Özellikle Xiao Lie; eğer sadakate ve aşka ağır bir şekilde önem vermeseydi, binlercesi tarafından edilen alaylara, eleştirilere nasıl katlanabilirdi ve kaynak damarları sakat olan, kan bağı bile olmayan zahmetli Yun Che’yi nasıl getirebilirdi? Yun Che bu insanların kaderi Xiao Lie’ye verilirse ne olacağını biliyordu. Xiao Lie’yi düpedüz yüzüstü bıraksalar bile, Xiao Lie onları ölümle cezalandırmazdı… Yun Che bunu tamamıyla biliyordu, ama sadece böyle bir seçim yapabilirdi. Yoksa, bu kendinin söylediği gibi olacaktı ve dedesinin kalbi  bastırması zor olan suçluluk duygusunu omuzlanırdı.

Fakat, bu sözleri söyledikten sonra, Xiao Klanının üyeleri gözlerinin önünde sevinmeyip, yüzlerinde rahatlama göstermek yerine deminkinden birkaç kat daha korkmuş bir ifade bıraktığında, Kaşlarını aniden çattı ve kötü bir his aniden kalbinden ortaya çıktı.

‘’Bu… bu… bu….’’ Bu göklerden inen, kaçırılmaması gereken büyük bir merhamet ve ümitken, Xiao Yunhai ve diğerleri  tüm vücutlarının soğuduğunu hissetti. Xiao Yunhai tekrar bir dizinin üstüne çöktü, tüm vücudu  tekrar ayağa kalkamayacak derecede güçsüzleşmişti. Derin korku taşıyan boğuk bir ses ile konuştu: ‘’Beşinci…Beşinci Kıdemli ve Xiao Lingxi… çoktan… çoktan…‘’

Yun Che’nin göz bebekleri  anında kısıldı ve tüm vücudu kötü niyetli bir aura ile son derece soğuk bir öldürme niyeti saldı. Vücudu parladı, Xiao Yunhai’nin yüzünün önüne doğru fırladı ve kanlı gözlerle  sıkıca onun yakasını  tutarak konuştu: ‘’Dedeme ve Küçük Teyzeme çoktan ne oldu? Onlara ne oldu… KONUŞ! HEMEN KONUŞ!’’

Yun Che tarafından tutulduğu gibi, Xao Yunhai  boğulmuş gibi yüzü korkunç bir derecede beyazlaşmıştı.Onların yanında  duran Xiao Cheng şişmiş yüzünü tutarak, geri çekilerek konuştu: ‘’ Onlar…onlar artık arka dağlarda değiller…’’

Yun Che’nin kafası ‘’ bzzzt’’ gibi gitti ve yoğun bir baş dönme dalgası hissetti.  

Donmuş kötü niyetli bir aura kabararak, cehennemden gelmiş gibi, hepsinin tüm vücudunu ürpertmişti. Xiao Cheng şiddetle bir  ağız dolusu tükürük yuttu ve Yun Che’nin öfkeyle aniden patlayıp onları öldüreceğinden korkarak alelacele konuştu: ‘’Bu Yanan Cennet Klanıydı… Onlar Yanan Cennet Klanı’nın insanlarıydı…’’

‘’Üç gün önce, bir grup Yanan Cennet Klanı üyesi aniden buraya geldi… Xiao Lie ve Xiao Lingxi’yi almak istediklerini söylediler…  Sebebini hiç bilmiyorduk ve onlarda bize sebebini açıklamamıştı… Bu Yanan Cennet Klanı’nın emirleri olduğundan, basitçe direnmeye cesaret edemedik ve onlar arka dağlara giderken… Beşinci Kıdemli’yi ve Xiao Lingxi’yi almalarını izledik… Onlar Yanan Cennet Klanı’nın insanlarıydı…Bunun gerçekten bizle hiç alakası yok…’’

“~!#$%…” Yun Che’nin beyni, sanki bir şey bir bang ile patlamıştı. Her bir kan damlası, her sinir küpü, her bir ruhunun tutamı, tamamıyla ve tamamen kin ve öfke ile beraber patlayarak akın etti.

Ç.N: Beni özlediniz mi 😀 . Pazar gününden beri görüşemiyorduk 😀 . Kısa bir süre görüşemedikten sonra bu bölümle size tekrar merhaba diyorum 😀

Yun Che ne yapacak? Xiao Klanındakileri katledecek mi?  Yanan Cennet Klanına karşı ne yapacak?  Dedesini ve Küçük Teyzesini kurtarabilecek mi ? Bu çevirmen niye böyle yerlerde bölümü bitiriyor ? Öğrenmek mi istiyorsunuz?

O zaman diğer bölümde görüşmek üzere 😀

Not: Diğer bölüm ne zaman diye soranlar için artık gün ve zamanda belirticem . Cumartesi günü akşamı saat 9’dan sonra gibi gelir.  Zaten Chat’ten  size haber veriyorum ama arkasından ATG gelecek mi diye soranlar var. Haber vermeme rağmen lütfen artık sormayın :/

Yorum Yap "ATG 327 - CENNETLERİ YAKAN ÖFKE (1)"