Otto Von Bismark Günceli

ATG 322 - RUH DELEN KELİMELER

Eylül 16, 2016
Çeviren : Yusaince00 – Düzenleyen : Thelostanonking – Bağışcı : YOK


ATG  322 - RUH DELEN KELİMELER

Gong Yuxian karşısındaki vahşi savaşçıyı ve vuruşunun güçlü baskısını görünce kaşlarını buruşturdu ve vücudu yere düştü. Yere indikten sonra uzun kurdele dalgalandı ve etrafındaki  olağanüstü buz parladı. Havayı dolduran karda, bir buz nilüferi gökyüzüne doğru yükselerek açtı.

‘’Zap!!’’

Gürleyen bir şimşeğe benzer bir ses ile, çılgın enerji şiddetli bir şekilde yayılan bir tsunami gibi patladı. Yerdeki buz bile aşağı yukarı kaldırılıp gökyüzünü tamamıyla kaplamıştı.

Yun Che ve Gong Yuxian aynı anda geri düştüler. O yerin neredeyse bin metre yakınındaki tüm buz ve kar  önemsiz tozlara dönüşmüşlerdi.

Mavi Rüzgar İmparatorluğunda Gong Yuxian’ın gücünü sorgulayabilecek kimse yoktu. Fakat Yun Che ve Gong Yuxian arasındaki anlık savaş birinin diğerinden üstünlük sağlamadığı bir şekilde bitti! Bu,Tüm Donmuş Bulut öğrencilerini çok şaşırtmıştı. Ama o anlık savaş, Yun Che ve Gong Yuxian’ın öfkesini uyandırmıştı. İkisi oldukları yerde bir süre durduktan sonra, Yun Che  Ejder Kusurunu salladığı gibi vahşi bir şekilde bağırdı. Vücudu ve kılıcı yanan anka kuşu alevi ile kıyaslanamaz bir biçimde yanıyordu.

Anka Kuşu Alevi kar ve buz güneşi  kapladığı gibi gökyüzünü yaktı. Kulak yaran bir sesle beraber Kılıcın gölgesi ve kurdelenin ucu durmadan birbirleriyle çarpıştılar. Bu, şimşek ve gök gürültüsü gibi korkutucu sesler bile çıkarmıştı.

Gong Yuxian’ın vücudu buz, kar ve anka kuşu alevi ile fantastik bir şekilde uçarak geziniyordu … Bu, Donmuş Bulut Asgard’ın  Mutlak Hareket Yeteneği, Donmuş Kar Dansı Adımları’ydı. Yun Che, Xia Qingyue ile Sıralama Turnuvasında kapışırken bunu bir kere görmüştü. Xia Qingyue  Donmuş Kar Dansı Adımlarını kullanırken, duruşu onu  peri gibi gösterecek kadar çok zarif  ve olağanüstüydü. Fakat Gong Yuxian için, onun adımları hayalet gibi olduğundan tamamıyla öngörülemiyordu! Yun Che buna karşı koymak için Yıldız Tanrısı’nın Kırık Gölgesini kullandı… Bu,Yıldız Tanrısı’nın Kırık Gölgesinin üçüncü seviyesi olsa bile, Gong Yuxian’ın sekizinci seviye  Donmuş Kar Dansı Adımlarından hiçbir yönden aşağıda kalmıyordu.

İki hareket yeteneğini karşılaştırınca, neredeyse tüm hayatını öğrenmek için harcadığı Donmuş Kar Dansı Adımları, ona karşı hiç avantaj sağlayamıyordu!

Gong Yuxian’ın sırtından sanal bir buz nilüferi şekli ortaya çıktı ve yavaşça sağlamlaştı. Hareket etmeyi bırakınca, kurdelenin her dalgalandırılmasıyla beraber yüzlerce Anka Kuşu aynası  ateşlendi… Yun Che ile savaşının başlangıcında, Gerçek gücünü kullanmamıştı, ama ona karşı birşey yapamadığını fark edince, kullandığı kaynak gücü miktarını yavaş yavaş arttırmaya   başladı. Fakat ne zaman kaynak gücünü bir miktar arttırdığında, rakibinin de gücünün biraz biraz arttığını, ve onun tarafından baskıya uğramadığını öğrenince şoka uğradı. Hareketlerini Donmuş Dans’dan Buz Anka Kuşu’nun Dansına değiştirdiğinde, ağır kılıcı ruhu ürperten bir ejder çığlığı çıkarmaya başladı ve tüm Buz Anka Kuşlarını böldü.

Bir göz açıp kapayıncaya kadar, ikisi de çoktan yüzlerce  kez çarpışmıştı, fakat hiçbiri bir diğerine bir şey yapamamıştı.

İkisi de güçte birbirine karşı eşit olarak gözüküyordu.

Fakat, İkisinden biri, düzinelerce yıldır ünlü olan birisiydi ve onun gücü dünyadaki herkes tarafından biliniyordu. Bu, herkesin korkuyor olduğu Donmuş Bulut Asgard’ın Hanımıydı!

Ama diğer tarafta, sadece on dokuz yaşında genç bir adamdı!

Tüm Donmuş Bulut Asgard öğrencileri bitmek bilmeyen şok içinde seslerini kaybettiler. Sonuçta, ikisi arasındaki savaş, sezgilerini tamamıyla altüst etmişti.

‘’Donmuş Cennet Tabutu!’’

Çılgınca kapışmalarının ardından ikisi de biraz mesafe ile ayrılınca, Gong Yuxian vücudunu dengeledi ve Yun Che hareketini yapmadan ellerini birleştirdi. Başarılı ‘’çatırtı’’ sesleri ile, Yun Che’nin etrafındaki yer  durmadan kristal bir buz tabut şeklini almaya başladı. Buz Tabut hiç kalın değildi, ama yüksek yoğunlukta olan Donmuş  Bulut’un gücüyle oluşturulmuştu. Birisi o buz tabutta kapatıldığında, bu onla aynı seviyede bir düşman bile olsa, bundan kısa bir sürede kurtulmak onun için bile zor olurdu.

Yun Che’yi başarılı bir şekilde mühürledikten sonra, Gong Yuxian rahatlayarak iç çekti ve sert bir sesle konuştu: ‘’ Şuan ki yaşın ve gücünle, Kutsal Yerlerin torunları ile karşılaştırılabilirsin! Neredeyse Donmuş Bulut Asgard’ımızın Xia Qingyue’si kadar güçlüsün! Aslında, Mavi Rüzgar İmparatorluğundan böyle bir dâhiyi kendi ellerimle yok edeceğimi asla düşünmezdim! Fakat, Donmuş Bulut Asgard’ımı gücendiren birini affetmemin hiçbir yolu yok ! ‘’

Yun Che ona karşı sağır gibi davrandı, ve bir ‘’bang’’ sesi oluşturan buz tabuta vurdu.

Gong Yuxian soğuk bir sesle  konuştu:  “Bu, Donmuş Bulut Asgard’ımın en güçlü mühürleme yeteneği  — Donmuş Cennet Tabutu. Birisi bunun içinde mühürlendiğinde, onlar için bundan kısa sürede çıkmak kesinlikle imkansız ol…’’

Bir çatırtı sesi ile, buz tabutun tüm  yüzeyinde uzun çatlaklar hızlıca yayıldı. Bu,Gong Yuxian’ın konuşmasını yarıda kesmesini sağladı ve  yüzünde korkutucu bir ifade gösterdi.

Yüzünde bir küçümseme ile, Yun Che’nin ikinci vuruşu buz tabuta  aniden yeniden vurdu.

‘’ Düşen Ayın Batan Yıldızı! ‘’

Bang!!

Donmuş Cennet Tabutu bir patlama sesiyle aniden parçalara ayrıldı. Gökyüzünü dolduran sayısız buz parçalarının arasında,Yun Che’nin gölgesi boşluğun kendisini yırtarmışçasına Gong Yuxian’a doğru bir hayaletmiş gibi ilerledi. Daha sonra, mavi bir kurdun şekli yüce bir şekilde arkasında belirdi.

‘’Gökyüzü Kurdu … Kesişi!’’

Ç.N :  Ocağa alındın Yun Che.

Kıyaslanamaz olan kuvvetli Donmuş Cennet Tabutu Yun Che’nin sadece iki vuruşu ile parçalanmıştı. Büyük bir şokun etkisiyle, Gong Yuxian bir anlık kendini dalgın bulmuştu. Ardından, bir dağı yok edecek kadar güçlü olan kurdun son derece ağır darbesi tarafından göğsüne vurulmuştu.

‘’Pff!!’’

Kurt şeklindeki gücün korkunçluğu, Gong Yuxian’ın beklentilerini aşmıştı. Tüm iç organları kısa bir süre içinde, çıkıklarla dolu olmuştu ve tüm vücudu kanla boyanmıştı. Ağzından kan akar akmaz, durmadan sendeledi ve on adım kadar geriye çekildi. Korkunç bir kan izi ağzının kenarında görülebiliyordu.

‘’Hanımım!’’

‘’Hanımım!!’’

Korkudan sararmış olan Donmuş Bulutun Altı Perisi, hızla Gong Yuxian’ın yanına gitti ve onun önünde bir koruma duruşu ile durdular. Soğukluk kalplerini deldiği gibi vücutlarını saran buz ruhları düzensiz bir şekilde hareket etmeye başladı. Fakat onları daha şaşırtan şey ise hala etkisini kaybettirmemişti… Sinsi bir şekilde saldırı yapmış olsa da, Yun Che’nin Gong Yuxian’ı yaralayabildiği konusu hala duruyordu.

Savaş gücü tamamıyla beklentilerini ve sezgilerinin kaynağını parçalamıştı… O en azından İmparator Kaynak Alemindeki biri kadar güçlüydü!

Yirmi yaşında bile olmayıp böyle güçlü olan birinin gelecekteki başarılarını hayal etmek neredeyse imkansızdı!

Yun Che saldırmaya devam etmedi ve kılıcının gücünü geri çekerek tüm Donmuş Bulut öğrencilerinin görüş hattından çekti. Ejder Kusuru bile bir iz bırakmadan ellerinden kaybolmuştu.

‘’Gong Yuxian…’’ Yun Che’nin  ifadesi ve gözlerinde artık sinirli olmasına dair hiçbir işaret yoktu; Onun yaşında birinde olmaması gereken bir sessizlik bunun yerini almıştı. Sanki o Donmuş Bulut Asgard’ın Hanımıyla değil sınanması gereken bir suçluyla karşılaşıyordu: ‘’Sen benim öfkemi asla anlayamazsın, bende senin Donmuş Bulut Asgard’ının kurallarının önemini  ve temiz itibarını anlayamam. Yuechan’a yaptığın her şey senin pozisyonundaki biri için tamamıyla yanlış olmayabilir, ama benim için, onu hamile olduğunda kendini riskli bir durumda olabileceği bir yerde bırakman  affedilemez bir hata! Bana bu vuruşu borçluydun!’’

Gong Yuxian iç yaralarını bastırarak yavaşça kalktı ve sert bir şekilde konuştu: ‘’ Yeteneğin şaşırtıcı ve olağanüstü olabilir, ama  sen oldukça kibirlisin, kalbin ve zihnin ise daha da bencil ve dar!  Yuechan  Donmuş Bulut Asgard’a geri getirdiğim ve  kişisel olarak eğittiğim son öğrencimdi! Hayatımın, kalbimin ve kanımın ikinci yarısının çoğunu  onu büyüterek harcadım ve sonunda onu, tüm dünya tarafından Donmuş Güzelliğin Perisi olarak bilinerek ünlü  yaptım! Yani ne olursa olsun, tarikat kurallarını ihlal etmiş olsa da, Donmuş Asgard’ın temiz itibarını lekelemiş olsa da ve  kaynak sanatlarını kendi bozmuş olsa da, onu kendi ellerimle sebepsiz yere  sakatlamış olsam bile ona hiç borçlu olmazdım ve onu Donmuş Asgard’ımızdan kovardım! Sana gelirsek… hmph! Donmuş Asgard’ımın öğrencilerini kirlettin, ayrıca Donmuş Asgard’ımın binlerce yıllık uzunlukta olan bozulmamış itibarını kirlettin. Durum böyle olunca, Seni bizzat öldürseydim bile  bu çok olmazdı. Bu yüzden, neden senin ve Yuechan’ın kirli yavrusunu korumak gibi bir hissiyatta bulunayım?! Soruların ve  şiddetli eleştirilerin  dünyadaki en büyük şaka olmalı!’’

Yun Che yavaşça kaşlarını kaldırdı ve soğuk bir şekilde konuştu: ‘’Chu Yuechan’a hiçbir şeyde borçlu olmadığını mı söyledin? Heh…Hayır! Ona borçlusun! Ona çok fazla borçlusun!  Eğer onla eskiden karşılaşmasaydın ve onu Donmuş Bulut Asgard’a getirmeseydin  o da, normal bir kızın hayatına sahip olmuş olurdu. Dünyayı altüst edebilecek güzelliği ile, kendine kolaylıkla hayatında ona eşlik edebilecek bir erkek bulabilir ve en sağlam duyguları en harika yaşama şekli ile eğlenebilirdi. Ama sen, ona  kuvvetli bir güç elde ettirmek dışında, başka ne verdin? Hiç gülebildi, ağlayabildi veya mutlu olabildi mi? Her gününü Donmuş Bulut Sanatlarına çalışarak bu donmuş gökyüzü ve karlı adada geçirdi. Senin tarikatının kuralları ile zincire vurulduğu için, Bir kadın olarak sahip olduğu duygulara dokunmasına imkanı yoktu… Onun için yaptığın şey, yaşayan bir insanı tamamıyla donmuş duygularla, bir buzdan heykele çevirmekti!!’’

‘’Neredeyse onun tüm hayatını yok ettin!’’

‘’Kısa bir süreliğine onunla eş dost olsak bile, Donmuş Bulut Asgard’da geçirdiği onlarca yılı benim için isteyerek terk etti. O kısa zamanda onu, Donmuş Bulut tarafından mühürlenmiş duygusuz bir buz heykelinden tekrar gerçek bir kadına dönüştürdüm!’’ Yun Che’nin sesi yavaşça yalnızlaştı: ‘’Senin Donmuş Bulut Asgard’ının her yerden çok güzel ve yetenekli kızları toplama geleneği ve onları Donmuş Asgard’a getirmek, yaşamlarının geri kalanı boyunca onları zincire vurmakla aynı şey. Donmuş Asgard’ının temelini devam ettirmek için, birçok eğlenmesi beklenen olağanüstü kızın bozulmamış kaderlerini yıktın! Donmuş Bulut Asgard’ının tarikat kurallarını dünyanın en vahşi zincirleri olarak çağırsam bile, seni biraz bile yanlış suçlamış olmam!  Sayısız insanın kalbinde Donmuş Bulut Asgard, Kutsal Toprak gibi  görünüyor, ama benim gözlerimde yaşayan ölülerin olduğu, dünyada var olmaması gereken bir mezar! ‘’

Ç.N: Baba rekt.

‘’Sen… sen… Kes sesini!’’ Gong Yuxian bağırdı ve yüzü bir anlığına  buruştu… Bu doğruydu, o buruşmuştu! Yun Che bile, dediklerinin ona bu kadar büyük bir reaksiyon sağlayacağını düşünmüyordu. Fakat, Donmuş Bulut’un tüm kızları daha önce kimse onların gözleri önünde, Yun Che’nin ki gibi bir konu açmadığı için boş boş bakıyordu. Konuştuğu türde  kelimeler  sadece tarikatlarını kötülemiyordu, onlara hakarette ediyordu, bu yüzden öfkeli olmalılardı ve konuştuğu şeylerin geçerliliğini suçlayarak reddetmeliydi.  Ama tüm söylediği şeyler ruhlarının sessiz derinliklerine bir büyü gibi işlemişti ve sonsuza kadar silinmesi imkansız olacak şekilde, duygularını aniden tetiklemişti  ve hareket haline getirmişti.

Yun Che sönük bir şekilde Gong Yuxian’a baktı ve devam etti: ‘’ Benim bencil birisi olduğumu söylüyorsun ve normalde son derece bencil bir kişi olarak sözlerine tamamıyla katılıyorum! Eğer benimle ilgisi olmayan sayısız masum insanın ve  Chu Yuechan’ın  arasında bir seçim yapmam gerekiyor olsaydı, Anında, o sayısız masum insanı tereddüt etmeden öldürürdüm! İşte ben bu kadar  bencilim! Chu Yuechan için, her türlü kabusu veya günahı taşıyabilirim, ama senin için …. Ve Donmuş Bulut Asgard’ın için, böyle  basit şeyleri hissetmen imkansız! ‘’

Ç.N: Baba konuştu. Yakın sigaraları yak yak yak .

Gong Yuxian : ‘’ …’’

Yun Che arkasına döndü  ve hissiz bir şekilde konuştu : ‘’ Chu Yuechan’ı Donmuş Bulut Asgard’dan kovduğun için sana gücendim, ama  aynı şekilde buna memnun oldum. Çünkü onu bulduğumda, o tamamıyla bana ait olacak ve böylece, Donmuş Bulut Asgard’ın ile Chu Yuechan arasında  hiçbir ilişki kalmamış olacak! Artık baskı altında olmayacak ve sadece birinin kalbini zincirlemeye yarayan senin ağır zincirlerinin yükü tarafından baskı görmeyecek!’’

Konuşmasını  bitirdikten sonra, Yun Che ayağını kaldırdı ve yavaşça saray kapısının dışına doğru yürüdü.

‘’Yolunu Kapatmayın!’’ Gong Yuxian elini uzatarak onu, arkasından  takip etmeyi düşünen Murong Qianxue ve Jun Lianqie ‘yi tuttu ve sararmış bir yüz ile konuştu: ‘’ Sizler … onun rakibi değilsiniz. Bırakın gitsin.’’

Konuşmayı bitirdiğinde, hiçbir büyük iç hasar almaması gereken vücudu, tüm gücünü harcamış gibi yavaşça yere battı, İki gözü de ruhunu kaybetmişti ve kulaklarının yakınında şaşırma bağırışlarını bile duyamıyordu.

Zihninde, sanki rüyadaymış gibi bir genç adamın figürü belirdi… O kişi, onun donmuş ve mühürlenmiş kalbini  hakiki hisler yoluyla eritmiş olan kişiydi ve  onunla beraber, Donmuş Bulut Asgard’da daha önceden hiç hissetmediği tüm mutluluğu hissetmişti…Fakat, O Chu Yuechan kadar cesaretli değildi… ve ilişkiden geri çekilmişti… Onunla bağlarını koparmış… ve birbirlerini daha sonra hiç görmemişlerdi… Ardından, Onun üzüntülü bir aura taşıyan  buz gibi soğuk cesedini ilk karşılaştıkları yer olan, Aşırı Buz’un Kar Bölgesinin aşırı sınırlarında buldu…

O zamandan beri çoktan on sekiz yıl geçmişti. Güzel bir rüya olması gereken şey, onun için en yürek parçalayan kabus olmuştu. Uzun bir süre hissettiği sayısız acı ve sızıdan sonra, Ruhunun çoktan donduğunu ve artık dalgalanmayacağına inanmıştı.

Yun Che’nin söylediği şey, durmadan tüm kalbiyle unutmaya çalıştığı kabusu aniden uyandırdı, ve kalbini titretti…



Ç.N:  O değilde , Gong Yuxian’da o kadar kötü değil be :/ . Gerçi pişmanlıkla dolu bir kadın gibi düşünsek yeridir.

Gördüğümüz üzere Yun Che tek attı ve hiçbir şey olmamış gibi uzun süre konuşarak yavaşça gitti  😀 .

Gelecek Bölümü merak ediyorsanız, Pazara kadar bekleyin ☺ . Çok önemli bi olay olacak 😀 . Merak edenler bekleyip okur :D.

Okuduğunuz için teşekkürler.

Yorum Yap "ATG 322 - RUH DELEN KELİMELER"