Tankların Tarihi Günceli

ATG 320

Eylül 16, 2016
Çeviren : Yusaince00 – Düzenleyen : Thelostanonking – Bağışcı : YOK


ATG – Bölüm 320

Bu, Donmuş Bulut Asgard’ın Ulu Asgard Savunma Düzeniydi.İmparatorluktaki en muhteşem tarikatın bilge bir düzeni olarak ,birisi bunun muazzam gücünü düşünebilirdi. Bunun sadece aurasını hissederek,Yun Che Gökyüzü Kaynak Alemindeki en yüksek seviyeli uzmanların bile bunu geçemeyeceklerinden emindi. Ve hatta İmparator Kaynak Aleminde birisi için bile, bunu kırıp geçmek muazzam derecede zor olurdu. İmparatorluk Şehrini incelerken, İmparator Kaynak Alemindeki uzmanların sayısı iki eliyle sayılacak kadardı.

Yun Che, Ejderha Kusuru Kılıcını tuttu ve tereddüt etmeden ileri adım attı.

Tam o saniyede, bir aura dalgası Yun Che’nin kalbini ve kemiklerini tamamıyla titretti. Buz mavisi renkli kaynak düzeni hemen dönmeye başladı ve sayısız ince buzul gül altında ortaya çıktı ve bir rüzgar gibi deldi.

Yun Che sıçradı ve Anka kuşu alevleri tüm vücudunda patladığı gibi bir kaynak enerjisi bariyeri oluşturdu. Kötülük Tanrı’sının su tohumuna sahip olduğu için su enerjisi ona zarar veremezdi. Daha fazlası, buzul sarkıtlardaki enerji Donmuş Bulut Sanatlarını içeriyordu, bu yüzden bu buz sarkıtları Yun Che’nin vücuduna direk çarpsaydı bile, ona zarar vermesi zor olurdu. Ve  Anka kuşunun alevleriyle anlaşma yaptığı için onlar hemen eriyip su damlalarına ve hatta buhara dönüşmüşlerdi. Bir anda, etrafındaki buhar yok olduğu için yoğun cızırtı sesleri Yun Che’nin vücudundan geldi.Vücudunun etrafındaki  su buharlaştığında  hızla ileri doğru, saray kapısına koştu.

Clink!!

Soğuk buz dalgası ışınları Yun Che ‘nin önünde görüldü ve yerde  yedi metre  genişliğinde bir buz nilüferi oluştu.Onun taşıdığı Korkutucu soğuk aura  alttan ortaya çıkan tüm sarkıtları dondurdu.Yun Chen’nin kaşları seğirdi ve Ejderha Kusuru Kılıcı ile yaklaşan buz nilüferinin kalbine doğru hızla ilerledi…

Bang!!

Devasa buz nilüferi bir anda patladı ve parçalanmış buz parçaları gökyüzünü doldurdu.Sarkıtlar Yun Che’nin üstüne düştüğünde, onlarda bir anda eridi.

Buz nilüferinde  olan bu devasa güç, Fen Moli gibi eşsiz ve güçlü bir uzmanı telaşlandırmaya yeterdi.Fakat Yun Che’nin kılıcının altında buz anında patladı. Fakat  Donmuş Bulut Asgard’ın koruyucu Bilge askerleri nasıl bu kadar kolay olabilirdi? Yun Che ayağını hareket ettirmeden önce soğuk bir parıltı etrafında tekrar ortaya çıktı. Arkasından, soluna, sağına … sekiz farklı yönden az önceki buz nilüferi kadar güçlü ve büyük olan sekiz tane buz nilüferi  ortaya çıktı. Ardından sekizi, kocaman bir buz nilüferi düzeni oluşturmak için birleşti ve uyumlu bir şekilde Yun Che’ye saldırdılar.

Yun Che’nin bakışı dondurucu derecede soğuktu, onun Kaynak enerjisi şiddetle kaynayıp patlarken: ‘’Mühürlenen Bulutun Kilitlenen Güneşi!’’

BANG!!!

Sekiz buz nilüferinin hepsi kat kat, Yun Che’ye çarptı. O muazzam güç dalgası sekiz bin metre uzunluğundaki bir buz dağıyla karşılaştırılabilirdi. Ve sahip oldukları soğuk aura, bir yanardağı tamamıyle söndürmeye yeterdi. ‘’Mühürlenen Bulutun Kilitlenen Güneşi’’ tekniğinin koruyucu perdesi neredeyse bozulma noktasına gelecekti, fakat hala kırılmamıştı ve sekiz buz nilüferinin korkutucu gücüne zorla dayanıyordu.Şu anda, Yun Che’nin anka kuşu kanı çılgınca patlıyordu…

‘’Yıldız Kavurucu İblis Nilüferi!’’

Whoosh!!

Buz nilüferinden birkaç kat daha büyük olan bir ateş nilüferi Yun Che’nin vücudunda ortaya çıkarak, sekiz bu nilüferini de emdi. Ardından, Yun Che’nin  tekrarlayan ve patlayan güç artışı ile birlikte, Yıldız Kavurucu İblis Nilüferi’nin gücü geçmişteki haliyle kıyaslanamazdı bile. Muazzam miktarda soğuk enerji içerek buz nilüferlerinin buzul gücü bile sadece beş nefes alışı kadar bir süre içinde eriyip buharlaşarak, anka kuşu alevinin gücüne karşı koyamamıştı.

Ateş ve su birbirini karşılıyordu. Anka kuşu alevinin yaktığı şey sadece sekiz buz nilüferi değildi, tüm Donmuş Bulut Asgard Düzeniydi. Tüm Büyük Donmuş Bulut Düzeninden ışınlar düzensiz şekilde büyümeye başlamış ve onun rotasyon düzeni büyük bir derecede düşmüştü. Yun Che kılıcını iki eliyle kaldırdı ve bir kurdun gölgesi arkasında belirdi. Büyük bir kükreme ile, bir ‘’Gökyüzü Kurt Kesiği’’ileri doğru patladı…

Ç.N:ALLAHU AKBAR!!!

Boom boom boom boom!!

Gökyüzü Kurdunun uzun kükremesinin altında, kaynak düzenini tutan, yedi metre genişliğinde ve yüz metre uzunluğunda bir delik açıldı. Tüm Büyük Donmuş Bulut Düzeni direk merkezden ikiye ayrılmıştı. Yun Che’de ki tüm ateş sönmüştü ve şekli bir gölgeye değişmişti. Sadece birkaç sıçramayla Büyük Donmuş Bulut Düzeninin alanını hızla geçti ve Donmuş Bulut Asgard’ın ana girişinin önünde durdu.

Ve o anda, sıkıca kapatılan buz kristal kapı aniden açılmıştı. Beraberinde bir kadının soğuk ve kızgın bir sesi, soğuk bir kılıcın ışığı Yun Che’nin göğsüne doğru uzatıldı, ’’Donmuş Bulut Asgard’ıma dalmaya cüret edende kim!’’

Ona doğru gelen kılıcın ışığı kıyaslanamaz biçimde dondurucuydu, ama bu Yun Che’ye karşı hiç tehdit oluşturmuyordu. Sıradan bir kol sallamasıyla, Ejder Kusuru  muazzam bir ağır kılıç rüzgar fırtınası yarattı. Kadının kılıcının ucu Yun Che’ye yedi metre bile yaklaşamadan kadın çoktan şiddetli ağır kılıcın fırtınasına yakalanıp ana girişe çevrilerek dönmüştü. Kar kadar soğuk olan güzel, açık yeşil yüzünde, bir şok ifadesi belirdi.

Donmuş Bulut Asgard’ın koruyucu büyüsünden geçmek, bu gezgin muazzam bir güce sahip olmalıydı. Bu yüzden Chu Yueli bu görevi kendi almış ve kişisel olarak ilgilenmişti; Fakat,düşmanının gücünün bu derece korkutucu olacağını düşünmemişti. Kılıcının rüzgarıyla onu ittirebilmesi…, kılıcın rüzgarı ona dokunduğu an devasa bir çekicin onun göğsünün üstüne düştüğünü sandı.

Davetsiz misafirin yüzünü gördüğünde, yüzündeki şok ifadesi abartılı bir şekilde büyüdü: ‘’Yun Che…sen ölmedin mi? Sen aslında ölmemişsin!’’

Donmuş Bulut Asgard’ın kapısı gözlerinin önündeydi ve girmek için birkaç adıma ihtiyacı vardı. Yun Che kalbindeki telaşı taştı ve Chu Yueli’ye baktığı gibi konuştu: ’’Bu doğru, Ben ölmedim! Beni içeri sok, Chu Yuechan’ı görmek istiyorum!’’

Donmuş Bulut Asgard’ın kapısı her zaman kapalıydı, dünyadan ayrılmıştı, yani Yun Che Kılıç Yönetim Terasından çoktan kaçmıştı ve dünyayı şoka uğratan bir şey bile yapmıştı. Donmuş Bulut Asgard’ı bugüne kadar Yun Che’nin yaşadığını bilmiyordu. Önceden gösterdiği onun şok eden yaşayışı veya gücü olsun, bunların ikisi de Chu Yueli’yi kalbinde çok büyük şok etmişti. Ve ‘’Chu Yuechan’’ sözcüklerini onun söylediğini duyduğu gibi onun kalbi  acı ile kaplandı.’’Sen…Hala Kız kardeşimi bulacak yüze sahipsin! Eğer sen olmasaydın, Asgard kurallarını nasıl yıkardı ve nasıl tüm dünya tarafından gülünürdü. Sen olmasaydın, kaynak sanatlarını çöpe atmaz ve Donmuş Bulut Asgard’dan sonsuza dek atılmazdı….Bunların hepsi senin yüzünden!’’

Chu Yueli’nin sözcükleri sanki bir yıldırım gibi Yun Che’nin kulağının yanında gürüldemişti. Buraya gelirken her an korku tarafından eşlik edilmiş, en çok korktuğu haberi duymayı hiç duymak istemiyordu. Ama Donmuş Bulut Asgard’a geldikten sonra Chu Yuechan hakkında ilk  duyduğu sözcük ona çoktan bir yıldırım gibi çarpmıştı.

Yun Che’nin siniri, bir ateşe dökülmüş benzin gibiydi, aniden çılgınca ve kontrolsüzce yandı. Bir ‘’whoosh’’ ile  koştu, Chu Yueli’nin yakasını tuttu ve vahşi bir suratla: ’’Ne dedin sen? Az önce ne dedin sen? Tekrar söyle…BUNU TEKRAR SÖYLE!!’’

Yun Che’nin öfkesi patladığı an, Chu Yueli göğsünde bir boğulma hissetti ve onun tüm vücudu ağır ve heybeli bir aura ile bastırılmıştı. Yun Che’nin ona doğru koşarken ki hızı, hızlı değildi fakat yakasını tutmadan önce hareket edecek bile vakti olmadan çoktan onun tarafından yakalanmıştı. Aşırı öfkeden dolayı bozulmuş olan o yüz ayrıyeten onun büyüleyici yüzüne de yakındı. Şok ve kızgınlık altında, Chu Yueli bilinçaltında bir avuç vuruşu attı ve ağır bir şekilde Yun Che’nin göğsüne vurdu.

Yun Che’nin vücudu aniden patladı ve ardışık adımlarla beş veya altı adım geriye attı… O anda Chu Yueli tümüyle bu duruma şaşırdı. Az önceki vuruş  kızdığı için neredeyse bilinciyle yaptığı  bir şeydi ve gücünün neredeyse yüzde yetmişiydi. Bunun gücü kısa bir dağı parçalamaya yeterdi, fakat Yun Che’ye vurduğunda ise, onu sadece birkaç adım geriye itti… Onun vücuduna baktığında, vücudunda hiçbir yaralanma yoktu!

Cennetsel Kılıç Köşk’ünde düştüğü zamandan beri on altı ay çoktan geçmişti. Bu on altı ay içinde ona ne olmuştu? Sadece canlı olarak geriye gelmemiş, gücü, korkutucu bir derecede yükselmişti!

‘’Chu Yuechan’ın Kaynak Sanatlarından sakat bırakıldığını ve Donmuş Bulut Asgard’dan atıldığını söyledin…Bu doğru mu!!’’  Yun Che acımasız bir şekilde Chu Yueli’ye baktı, parçalayıcı sesiyle ona doğru kükremiş gibiydi. Ardından, kendi kendine mırıldandı:   ’’O, Donmuş Bulut’un Yedi Perisinin başı. Gözlerden uzak Donmuş Bulut Asgard’ın kıdemlisi dışında, Asgard Bayanlarında onun pozisyonu ikinci geliyor….Bunu ona yapabilecek tek kişi…Donmuş Bulut Asgard’ın Asgard’ın Hanımı  olabilir….Sadece Asgard’ın Hanımı!!’’

Sıralama Turnuvasından önce, Cennetsel Kılıç Köşküne doğru yoldayken, Cang Yue’nin ona Donmuş Bulut Asgard’ın şuan ki hanımının kırk yıl önce çoktan İmparator Kaynak Alemine girmiş olan Gong Yuxian olduğunu, ve şuanda  en güçlü kıdemlilerin doruğunda, egemen olduğunu söylemişti!

Yun Che başını aniden kaldırdı, gözleri, sanki ateşle yanmış olan kan kırmızısı iki top gibiydi. Donmuş Bulut Asgard’a doğru ilerleyerek, vahşi bir kurt gibi bağırdı: ’’Gong Yuxian! Hemen burada karşıma çık!’’

‘’Gong Yuxian,hemen buraya gel…Hemen Şimdi!! Yoksa, Donmuş Bulut Asgard’ını  altüst edeceğim, Tavuklar ve köpekler bile huzur içinde ölemeyecek!! Hemen burada ortaya çık!!’’

Yun Che’nin kaynak gücü taşıyan öfkeli kükremesi, çok uzağa kadar gitti ve Donmuş Bulut Asgard’ın her köşesine uzandı. Donmuş Bulut Asgard’ın ana girişinde durup Asgard Hanımına  ‘’Hemen buraya gel’’ diye bağırmak,Yun Che kesinlikle tarihte bunu yapan ilk kişiydi!

Zirvedeki seviyeye ulaşmış olan Xiao Juetian veya Fen Duanhui bile sahip oldukları kibirli havayı Donmuş Bulut Asgard’ın bölgesine geldiklerinde  geri çekerlerdi,ve onlara karşı olabildiğince tüm saldırgan tutumlardan uzak dururlardı.

Yun Che kolayca öfkelenen biri değildi. Genellikle, dış görünüşte kızgın görünürdü, fakat zihninde oldukça sakin olurdu. Ama bu sefer, öfkesi çılgınca yandı ve bu ne olursa olsun kontrol edilemezdi: Çünkü bu olay Chu Yuechan ile ilgiliydi…ve çocuklarıyla da! Tüm duygularını kendinden ayırmadığı, ruhunu söndürmediği sürece buna karşı asla sakin kalamazdı!

Yun Che’nin yarattığı kükreme, kesinlikle Donmuş Bulut Asgard’daki herkesin öfkesini ateşlemişti. Donmuş Bulut Asgard binlerce yıldır ayakta duran kutsal bir adaydı,ve kimsenin kışkırtmak istemediği bir yerdi.Bugün,onların Asgard Hanımlarına onların bölgesinde alay ediliyordu. Bir an için, normalde sakin ve boş olan Donmuş Bulut Asgard buzul parıldamalarda her yönden ışıldadı ve tüm Donmuş Bulut öğrencileri saray kapısının önünde toplanarak,karda ortaya çıktı.

Saray kapısının üstünde beyaz kıyafetli beş kişi yere doğru indi.Her biri adayı dondurmaya yetecek kadar güçlü olan bir güç yayıyordu. Yere indiklerinde etraflarında buz ruhları uçtu ve kar rüzgarla beraber dalgalandı. Görünüşleri eşsiz şekilde güzeldi ve ölümlü dünyasına inmiş olan tanrıçalar gibiydiler, sonsuz güzellikleri tüm dünyanın rengini kaybetmesine yetti.

Xia Qingyue’den başka, Donmuş Bulutun Yedi Perisinden diğer altısı: ikinci sırada Murong Qianxue, üçüncü sırada Jun Lianqie, dördüncü sırada Mu Lanyi, beşinci sırada Chu Yueli, altıncı sırada Feng Hanyue ve son olarak yedinci olan Feng Hanxue. Altısıda Yun Che’nin önünde belirmişti.

Yirmili yaşlardan küçük gözüken Yun Che ile karşılaşınca hepsinin yüzü şaşkınlıkla boyanmıştı. Ama arkasındaki korkutucu hendeği ve fark edilemez  derecede harap olmuş olan Donmuş Bulut Büyük Formasyonunu görünce hepsinin yüzü afallanmışa döndü.

Donmuş Bulutun Yedi Perisinin görünüşü, ünleri ve onurlarını saymazsak, gururlu ve yüce yetenekleri ayrıca eşsiz güzellikleriyle, yaptıkları görüntü her erkeği büyülemeye ve ruhlarını vücutlarından çıkarmaya yeterdi. Fakat,Yun Che’nin gözleri kızgınlık ve nefretle dolmuştu ve bu güzel sahneyi sanki görmemiş gibiydi. Önüne bakarak, basık bir ses ile : ‘’Ortaya çıkmıyor musun? O zaman seni….Kendim ortaya çıkartırım!!’’

Sessizce mırıldanırken, Yun Che Ejderha Kusuru’nu tuttu ve ileri doğru saray kapısına kızgın bir çita gibi atladı.

‘’Durdurun onu!!’’

Chu Yueli  korkuyla sararmışa döndü. Buz kılıcının bir dalgasıyla, kılıcının ucundan bir buz nilüferi açtı ve Yun Che’nin göğsüne doğru parçaladı. Yukardan, Chu Yeli’nin şoka uğramış bağırışı ile, diğer beş Donmuş Bulut Perileri de bir uyum içinde saldırdı ve çok sayıda buz nilüferi aynı anda açtı. Soğuk rüzgar uğuldadı ve etraf bir anda dondu.

‘’Kaybol!!’’

Yun Che dişini sıktı ve öfkeli bir şekilde kükredi, acımasızca Ejderha Kusurunu yere doğru uçurdu. Anka Kuşu’nun alevi ve Kötülük Tanrısı’nın kaynak enerjisi kendini tutmadan ortaya çıktı. Anka Kuşu’nun ve Ejder’in kükremesi birinin kalbini ve ruhunu sallayabilirdi.

Gürler!!

Yer parçalandı ve güçlü bir kaynak savunma düzeni içeren Donmuş Bulut saray kapısı, binlerce yıldır duran zemin aniden parçalara ayrılarak moloz yığınına döndü. Enerjinin yarattığı güçlü rüzgar üç yüz metrede yakındaki her şeyi  ezip geçti, binlerce yıldır erimeyen buz ve kar ise silinip süpürülerek, tüm gökyüzünü doldurdu… Böyle bir durumda tüm Dünyayı şaşırtacak gücü olan Donmuş Bulut’un altı perisinin hepsi bir inleme sesiyle uzağa doğru, tıpkı kar beyazı  kelebeklerin fırtınada ezilip geçildiği gibi fırlatıldı.

Donmuş Bulut Asgard’ın öğrencilerinin hepsi hemen fırladı ve gördükleri ilk şey, saray kapılarının patlaması ve Donmuş Bulutun Altı Perisinin bir kılıç vuruşu ile fırlatılma sahnesiydi…O anda, hepsinin ağzı açık kalmıştı ve uzun bir süre boyunca kapanmamıştı. Şaşkınlık ve korku gözlerini doldurdu; Çünkü bu dünyada en zor inanılacak şeye az önce şahit olmuşlardı…



Ç.N: Merhaba Arkadaşlar :D. Ben Yusaince00. Geçen seneden burada olanların bazıları beni tanır . (Büyük ihtimal hatırlanmıyacağım :/) . Arifureta,MGA ,Shura’s Wrath gibi serileri çevirmiş ve uzun süre çevirmenliğini yapmış bir çevirmendim 😀 . Kısa bir süre içinde olsa Orkun ile birlikte ATG serisini çevireceğiz. Umarım iyi kaynaşırız 😀 .

Useless Notu: Sen kimdin la? Yuşa… Yuşa… Yok hatırlayamadım. Sanırım bayadır öyle birini görmedim diye hatırlayamıyorum. :/

Not: Nickimiz benzer olduğu için çeviriyi bırakmasına rağmen hala sen Yuusha  mısın diye soranlar olabilir.Hayır değilim. Sadece onu çeviri işine sokmuştum. Yuusha Fatih olurken ben Yusaince00 oluyorum :D.

Yorum Yap "ATG 320"