Tankların Tarihi Günceli

ATG 319 - KAR BÖLGESİNİN ASGARD'I

Eylül 16, 2016


ATG 319 - KAR BÖLGESİNİN ASGARD'I

Yun Che tüm cesetleri aradı ve onların boyutsal yüzüklerini aldı. Yanan Cennet Klanının yüksek rütbeli kişiler, doğal olarak iyi miktarda hazineye sahip olmalıydı. Yun CHe büyük miktarda ödül hasat etti, ve Fen Moli'nin boyutsal yüzüğünde küçük miktarda Mor Damarlı Cennet Kristali bile buldu.

"Bana bu kadar büyük bir hediye gönderdiğine göre en azından ölümün buna değmiş olarak düşünülebilir." Yun Che, küçük miktardaki Mor Damarlı Cennet Kristalini aldı ve gülerek sessizce konuşurken onu tarttı. Ancak Jasmine'nin ihtiyaç duyduğu Mor Damarlı İlahi Kristallerinin dağı ile karşılaştırıldığında bu küçük parça sadece okyanusun içindeki bir tahıl tohumu olarak düşünülebilirdi. 

"Başlangıçta, Kaynak Kulpu'nu kullanmayı bile istemişti ama onu kullanacağım fırsatın aslında olmayacağını beklemiyordum." Yun Che, Ejderha Kusurunu koyup ellerine baktı ve kendi kendine konuştu. "Şu anki gücüm on altı ay önceki Qingyue'ye rakip olmak için yeterli olmalı değil mi?"

Qingyue on altı ay önce İkinci Seviye İmparator Kaynak Alemindeydi!

Fen Moli'yi kolaylıkla yenebilen bir güç... Yun Che'nin şu anki gücü çoktan gerçek bir Taht ile aşık atabilecek düzeydeydi!

"Hayır, bundan daha fazla olmalı." Jasmine sessizce konuştu. "Anlaşılan sen Ejderha Tanrı'sının İliğinin kudretliliğini anlamıyorsun. Daha önce Ejderha Tanrı'sının altı damla kanını aldığında gücün büyük ölçüde artmıştı. Ama ilik, kemiklerin temeli ve kanın kaynağıdır. Bedenindeki Ejderha Tanrı'sının İliği ile birlikte bu sadece altı damla Ejderha Tanrı'sının kanının varlığı olmayacak. Sınırsız kan üretiminin arasında senin soyun giderek Ejderha Tanrı'sının soyuna yaklaşacak! Şu andan itibaren çalışmasan bile gücün, bu kan nedeniyle yavaş yavaş yüksek seviyelere yükselecek. İlkel Gök Mavisi Ejderhanın sana bahşettiği Ejderha Tanrı'sının İliği miktarı ile birlikte yeterli miktarda zaman geçtikten sonra bedenin, Ejderha Tanrı'sının kanının neredeyse yüzde onluk kısmını en yüksek sınırlarında sahip olacak! Demin saldırırken belli belirsiz bir şekilde bir ejderhanın kudretini ve aurasını taşıdığını henüz fark etmedin mi?"

"Yüzde... Yüzde on mu?!" Yun Che oracıkta sesinin kontrolünü kaybedecek kadar şaşırdı.

Ejderha Tanrı'sının altı damla kanı zaten bedenini ve gücünü büyük ölçüde geliştirmişti. Yani eğer bedeninde Ejderha Tanrı'sının kanının yüzde onu olursa bu nasıl bir kavram olurdu?

Soy bakımından, bu bir Gerçek Tanrı'nın soyunun neredeyse yüzde onu oluyordu!!

"Hmph, bunun için, o zamana kadar hayatta kalman gerek. " Jasmine atik bir şekilde konuştu. "Kendi başına iyice düşün. Bu üç yıl içinde kaç kere neredeyse ölüyordun?!  Kendini tehlikeye atmaya alışma ve dahası kendi sınırlarını gözünde büyütme. Eğer ölürsen şu ana kadar elde ettiklerinin hepsi boşa olacak!"

"Pekala... Anladım." Yun Che halinden memnun bir şekilde yanıtladı ancak ifadesi aksini gösteriyordu.

"Sonsuz evrenin içinde Gerçek Tanrı'lar tarafından bırakılmış bir çok miras mevcut. Onlar soy mirasları, kaynak sanatı mirasları, hazine mirasları diye devam ediyor ama bu benim ilk kez ilik ve ruh mirası görüşüm. Görünüşe göre kızı için İlkel Gök Mavisi Ejderha gerçekten her şeyini senin üzerinde riske atıyor. Ancak eğer İlkel Gök Mavisi Ejderha gerçekten bu dünyada var olan bir kıza sahipse bu gerçekten ilginç olacak... Çünkü Gerçek Tanrı'ların soyunun çoktan tükendiği bu dünyada eğer o gerçekten ortaya çıkarsa, o zaman tamamlanmış bir soya sahip bir Ejderha Tanrı'sı olacak! Sayısız yıl önce soyları tükenmiş Gerçek Tanrı'lar bir kez daha bu dünyada gözükecek. Ben gerçekten bunun nasıl anormallikleri... ya da belki de büyük bir kaosu bu dünyaya getireceğini merak ediyorum!"

"Eğer 'Tanrı'ların Alemine' gerçekten gittiğim bir gün gelirse, bunu o zaman konuşayım. Şu anki halimle bu mesele hakkında düşünmek biraz fazla gülünç." Yun Che'nin yüzü soğumaya durgunlaşmaya başladı. Kuzeye bakarken alçak sesle konuştu. "Şu an tek istediğim Küçük Peri'nin ve çocuğumun güvende olması. Aksi halde... Aksi halde..."

Aksi halde Yun Che'nin kendisi bile ne kadar çılgınca şeyler yapacağını bilmiyordu.

Figürü parladı ve arkasında bir toz izi bırakırken doğrudan kuzeye doğru yöneldi.

——————————————

Üç gün sonra.

Yun Che'nin ayaklarının altındaki yer çoktan Mavi Rüzgar İmparatorluğunun aşırı kuzey bölgesine yaklaşmıştı. O ilerledikçe gelen rüzgar bile ağır bir dondurucu sansasyon taşımaya başlamıştı. İnsan yerleşim belirtileri de tek bir insan figürünün bile görülemeyecek kadar azalmaya başlamıştı. Kaynak canavarları ve bitkiler bile daha az ve çok daha seyrek hale gelmişti.

Yol boyunca Yun Che ne zaman bir insanla karşılaşsa Donmuş Bulut Asgard'ın yerini sormuştu. Yaklaştıkça Donmuş Bulut Asgard'ın yeri de daha açık hale gelmişti. O anda gecenin perdeleri inmişti. Yun Che ışık oluşturmak için Anka alevlerini alevlendirdi ve gece yarısı yıldızlarının altında ilerlemeye devam ettikten sonra bir uyuklama dalgası ona saldırdı. Gökyüzü Zehir Sedefinden rastgele bir battaniye çıkarıp yere serdi ve onun üzerine yattı. Gözlerini kapattığı an rüyalar diyarına girdi.

Gece ilerledi, şafak habersizce geldi ve gökyüzü puslu bir şekilde aydınlanmaya başladı. Ve o anda Yun Che de gözlerini açtı... Nazik bir rüzgar eserek kulaklarından geçti. Bu rüzgar nazik olsa da yoğun bir soğukluk taşıyordu. Eğer Yun CHe bedeninde Kötülük Tanrı'sının Su Tohumunu taşıyor ve buzdan, kardan ve şiddetli soğuktan korkmuyor olmasaydı hissedeceği şey kesinlikle kalp delici ve kemik ürpertici bir soğuk olacaktı.

Ayağa kalktı ve hafif ışığı kullanarak uzağa doğru baktı... Gözleri önünde görüntülenen şey saf beyaz kar ile kaplı bir dünyaydı.

"Yani burası... Aşırı Buzun Kar Bölgesi?"

Önündeki sınırsız gözüken kar ve buzun dünyasına bakan Yun Che zihnini yeniledi. Uykudan yeni kalkmış beyni anından kendine gelmişti. Hemen ileri doğru ilerlemeden önce apar topar birkaç ağız dolusu ejderha kanı içti.

Buzun ve karın bölgesine adımını attığı an çevredeki sıcaklık, sanki sıcak yazdan herhangi bir geçiş olmadan aniden soğuk bir kışa girmiş gibi aniden düştü.  Eğer sıradan bir insan bu yere gelseydi ani sıcaklık değişikliği, o kişinin bedeninin anında katılaşmasına neden olmak için yeterliydi.

Bu bölgeye girmesinin anlamı Donmuş Bulut Asgard'dan fazla uzak olmamasıydı. Acı soğukluk Yun Che'yi biraz bile etkilemiyordu. Onun figürü rüzgar kadar çevik, yıldırım kadar hızlıydı ve çok hızlı bir şekilde kar beyazı dünyanın içinde kaybolmuştu.

Aşırı Buzun Kar Bölgesi, Mavi Rüzgar İmparatorluğunun aşırı kuzeyinde yer alıyordu. Orası yılın dört mevsimi buz ve kar ile kaplıydı, ve sonsuz ve erimeyen buz dağlarıyla kar tepeleri tarafından çevrilmişti. Bu yerdeki soğukluk bizzat deneyimlenmediği sürece hayal etmesinin imkansız olacağı derecedeydi. Burası kesinlikle normal bir insanın hayatta kalabileceği bir yer değildi. Ancak böyle son derece soğuk olan arazi, etkili bir gücün varlığı nedeniyle Mavi Rüzgar kaynak uygulayıcıların yüzünde kutsal bir bölgeye dönüşmüştü. Ancak bu, Aşırı Buzun Kar Bölgesi, Cennetsel Kılıç Villasının sahip olduğu Cennetsel Kılıç Sıradağlarından tamamen farklı olarak tamamen Donmuş Bulut Asgard'a ait değildi. Ancak bin yılın ardından basitçe Donmuş Bulut Asgard'ın özel arazisi haline gelmişti. İnsanlar ne zaman Aşırı Buzun Kar Bölgesinden bahsetse akıllarına hemen Donmuş Bulut Asgard geliyordu. Ve Donmuş Bulut Asgard'ın buradaki varlığı ile birlikte benzer bir şekilde Buz Öz nitelikli Kaynak Sanatları çalışan başka tarikatlar bu bölgeye yerleşme cüret edemiyorlardı.

Donmuş Bulut Asgard'ın, kaynak uygulayıcılarının gözlerinde bir kutsal bölgeye benzer bir varlık haline gelmesinin nedeni sadece onların gücü değildi. Bunun büyük nedeni tüm Asgard'da birinci sınıf bir güzelliğe sahip olmayan tek bir kişinin bile olmamasıydı. Mavi Rüzgar İmparatorluğunun tarihindeki tüm bir numaralı güzellikler Donmuş Bulut Asgard'dan çıkmıştı. Onların yüz hatlarından bahsetmesek bile sadece Donmuş Bulut Perilerinin eşsiz yeşim kemikleri ve buzul derileri bile dünyadaki tüm erkeklerin mest olmasına ve tüm kadınların kıskanmasına neden olmak için yeterliydi. 

Bu beyazla kaplı dünyanın içinde birisinin yön duygusunu kaybetmesi son derece kolaydı. Ayrıca tüm yıl boyunca zar zor gözüken güneş ve ay buna eklendiğinde gökyüzü beyazlık genişliğiydi ve yön tarif edebilecek tek bir şey bile bulunamıyordu. Yn duygusu son derece kuvvetli olan Yun Che bile birçok kez yönünü kaybetmişti.

Yun Che'nin zihni şu anda Chu Yuechan ve çoktan yedi, sekiz aylık olması gereken çocukları hakkında endişeyle doluydu. Daha önce asla deneyimleyemediği bir heyecan duygusu onun ne yaparsa yapsın sakinleşememesine neden oluyordu. Ve buna derin bir korku ve endişe de eşlik ediyordu... Çünkü çocuklarının gerçekten doğup doğmadığını bilemiyordu. O, şu anda Chu Yuechan'ın kucağında, kristal benzeri tatlı ve parlayarak gözlerini kırpıp babası ile ilk kez buluşmayı bekliyor olabilirdi... ya da belki... ya da belki... bir yıl önce çoktan...

 Yun Che güçlü bir şekilde kafasını sallayarak tüm gücünü düşüncelerini dağıtmak için kullandı. Hızını yavaşlattı ve keskin hislerini takip ederek adım adım ileri yürüdü.

"Küçük Peri... Benim hala yaşadığımın haberini çoktan aldın mı merak ediyorum... Bana en çok ihtiyaç duyduğun zamanda ben yeraltında mühürlüydüm. Sana destek verememekle kalmayıp bunun yerine sana en ağır darbeyi ve korkuyu verdim... Bu sefer itemesen bile, tüm Donmuş Bulut Asgard karşı gelse bile ve güç kullanmam gerekse bile, seni kesinlikle Donmuş Bulut Asgard'dan çıkaracağım!"

(Ç.N: Yürü be kim tutar seni Aslan Che!!)

Yun Che sessizce kalbinde yemin etti. O, daha önce Chu Yuechan'ın isteğini takip ettiği için pişmandı. Cennetsel Kılıç Villasında olduğu zaman onu biraz daha zorlaması gerekiyordu... O, düzinelerce yıldır Donmuş Bulut Asgard'da yaşıyordu ve Donmuş Bulut Asgard'dan gelen zihniyet çoktan onun kalbinde derince kökleşmişti. O, köklendiği andan itibaren daha fazla sabitlenemeyecek olan bu tür bir duygudan isteyerek keyif almak için kendini ikna edemiyordu. Onun en çok ihtiyaç duyduğu şey Yun Che'nin inatçılığıydı... Ancak o bunu sadece Chu Yuechan'ın, onun ölüm haberini aldığı için kan kusmasını ve bayıldığını öğrendikten sonra gerçekten anlayabilmişti...

"Kuzeybatı yönünde, on kilometre uzakta açıkça kaynak enerjisi reaksiyonu var... Eğer tüm bu kar bölgesinde tek bir tarikat varsa, o zaman aradığın bölge orası olmalı."

İki gündür aralıksız uyuyan Jasmine o anda uyandı ve çok cömert bir şekilde Yun Che'ye doğru yolu gösterdi.

(Ç.N: Az daha uyusa uyuyan güzel olacak. 2 gün ne la ben 15 saat bile uyuyamam.)

Yun Che anında ilerlediği yönü düzeltti ve kuzeybatıya doğru yöneldi.

Yun Che'nin ayakları altında on kilometrelik karlı düzlük çok hızlı bir şekilde geçildi. Her tarafta buzun auroraları akan bir saray, o anda Yun Che'nin görüş alanına girdi. 

Bu saray en saf buz ve kar tarafından yapılmış gibi gözüküyordu ve çevresinde nazik, ama yine de buz gibi soğuk bir ışık akışı yansıyarak tüm sarayın, karlı sis ile şeridi ve buz parlaklığının içine batırılmış gibi gözükmesini sağlamıştı. Uzaktan bakıldığında bulutların içinde gizlenmiş bir asgard gibiydi.

(Ç.N: Mitoloji de asgard diye bir yer var. Norveç mitolojisinde ölmüş savaş kahramanlarının ve tanrıların yaşadığı cennetsel bir yer.)

Cennetsel Kılıç Villasının büyük ve görkemli varlığı ile karşılaştırıldığında tüm saray, sanki iki kilometreden daha kısa bir mesafe işgal ediyormuş gibi sadece 'ufacık' olarak tanımlanabilirdi. Onun boyutu ve yüksekliği Xiao Tarikatının küçük bir yan tarikatınınkine bile denk değildi ve onun atmosferi korkutucu ya da iddialı da değildi. Ama bunun yerine doğrudan birinin kalbini ve ruhunu delen bir soğukluk ve insanların yaklaşma isteklerini kaybetmesine neden olabilecek bir kutsallık aurası yayıyordu.

"Yani bu... Donmuş Bulut Asgard? Yun Che durup usulca mırıldandı, ardından hızını arttırdı ve son derece hızlı bir şekilde ona yaklaştı. 

O, Donmuş Bulut Asgard'a yaklaştıkça sıcaklık da soğuyordu. Buzlu bıçaklar ve keskin kar yaprakları gibi gözüken mistik çiçekler ve garip ot sapları, buz sarayının çevresinde tamamen açarak kristaller ve değerli taşlar gibi abartılı bir parlaklıkla ışıldıyorlardı. Onlar, gören birisinin nefesini tutmasına neden olabilecek kadar güzellerdi. Bu garip bitkilerin hepsi, tek bir parça bile sıradanlık içermeden, buzun ve karın en saf enerjisi ile yetişmişti. Buradaki hava inanılmayacak derecede saf ve temizdi, bu Yun Che'nin hızlıca çalkalanan kalbinin bile yavaşlayıp sakinleşmesini sağlamıştı.

(Ç.N: Yazar gibi... Betimlemeleri okurken bile beynim yanıyor lan benim aıpsfjapfas)

Aşırı saf ve güzel çiçekler ve otlar, Yun Che'nin bile onlara zarar vermeye gönlünün el vermemesine neden oldu. Dikkatli bir şekilde bitkilerin yanından gitti ve yavaşça ilerledi. Donmuş Bulut Asgard'ın kristal gibi saray kapası çok hızlı bir şekilde Yun Che'nin önünde ortaya çıktı....Buz parlaklığı akan ve üzerini çevreleyen saray kapısı, sanki içinde mühürlü özel bir kaynak formasyonu varmış gibi belli belirsiz bir şekilde mistik işaretlerle parlıyordu.

Yine de bu noktaya kadar yürüse de hala Donmuş Bulut Asgard'dan te bir insan figürü bile görememişti. Tüm buz sarayı, sanki orada olan tek bir kişi bile yokmuş gibi soğuk ve sessizdi.

"Kıdemli Kız Kardeş, Donmuş Bulut Asgard'ın on altı ay önce inzivaya çekilmeye başladığını söylemişti..." Yun Che derinden mırıldandı ve ileri yürümeye devam etti. O anda Jasmine aniden konuştu. "İleride bir saldırı kaynak formasyonu var. Ancak senin şu anki gücünle eğer onu zorla kırıp geçmek istiyorsan seni durduramaz."

Jasmine'nin uyarısıyla birlikte Yun Che anında on adımdan daha az mesafe önünde karlı zeminin üzerinde kaynak enerjisi ipliklerinin dalgalanmalarını hissedebildi. Kaşları hafifçe hareket etti ve ilerlemeye devam etti. Yedinci adımını attığında önündeki yerden aniden buzun parlaklığı serbest kaldı ve otuz metre genişliğindeki buz nilüferi şeklindeki bir kaynak formasyonu çiçek açtı. Bu kaynak formasyonunun üzerinde buz gibi soğuk bir caydırıcılık yayan büyük on altı kelime vardı:

"Donmuş Bulut inzivaya çekilmiş durumda, ziyaretçiler hoş karşılanmaz. Eğer birisi zorla geçerse, o zaman sonuçlarıyla yüzleşecek!"

----------ÇEVİRMEN NOTU----------

Amma betimleme vardı be...


Asgard da bu kadar süredir neler oldu? Yun Che içeri girecek mi? Girecekse ne yapacak? Hava kaç derece? Bu kadar karın içinde neden kimse kar topu savaşı yapmıyor? Merak mı ediyorsunuz? O zaman bekleyin, okuyun ve öğrenin...

Yorum Yap "ATG 319 - KAR BÖLGESİNİN ASGARD'I"