Otto Von Bismark Günceli

ATG 317 - KATLİAM

Eylül 16, 2016


ATG 317 - KATLİAM

"On... On üçüncü Büyük!!"

Fen Moran'ın ikiye ayrılan bedeninin yarısı Fen Duancang'a doğru uçup ayağına inerken diğer yarısı Fen Moli'ye doğru uçtu ve neredeyse tüm yüzüne kan sıçrattı. Fen Moran'ın üst bedeni yere indi ve biraz daha kasıldı. Onun gözleri, sanki güzel bir şekilde ölemiyormuş gibi son derece genişleyerek açıldı... ve nasıl öldüğünü bile anlamadı.

Kalan altı kişi son derece şaşırmışlardı ve Yun Che'yi ilk kez görenlerin yüzleri anında solmuştu. Onlar temelde kendi gözlerine inanamıyorlardı. Fen Moran'ın Yanan Cennet Bıçağını, çıplak elle tuttuğunu görmek zaten şok ediciydi... Ama Yun Che tek bir darbeyle Fen Moran'ı iki parçaya parçalamıştı! Fen Moran sadece bir Gökyüzü Kaynak Alemi uygulayıcısı değildi, o Gökyüzü Kaynak Aleminin yedinci seviyesindeki üstün bir uzmandı. Onun genel yeteneği tüm Yanan Cennet Klanında ilk ona bile girebilirdi. Böyle bir yetenekle, böyle zorba bir kaynak savunmasıyla, o aslında bir küçük tarafından yapılan tek bir saldırıdan anında öldürülmüştü!

Ve hatta cesedi bir bütün olarak ölememişti!

Fen Duancang öfkelendi. Öfkesini serbest bırakırken Yanan Cenent Bıçağı ortaya çıktı ve sanki Yun Che'nin göğsüne doğru deliyormuş gibi sonsuz öfke ve yakıcı alev dalgası getirdi. Onların arasındaki nihai uzman olan, Fen Moli'den sonra en güçlü kişi Fen Duancang hareketini yaptığı an birkaç düzine metre çevredeki havanın sıcaklığı aniden yükseldi, ve Yun Che'nin arkasından Fen Moyu da kılıcıyla saldırdı. "Duancang seni destekleyeceğim!"

Yanan Cennet Klanının yüksek seviyeli bireyleri arasında genelde hiç biri gurursuz ve kibirli değildi, onlar iki kişinin kombine çabaları ile birlikte tek bir kişiye saldırmayı kesinlikle istemeyeceklerdi ve bu bir küçüğe karşı çok daha fazla geçerliydi. Aynı klandan olan ikisi birbirlerini birkaç düzine yıldır tanıyordu ve bu aynı anda tek bir kişiye saldırdıkları ilk seferdi... Yun Che, Fen Moran'ı aniden öldürmüştü ve bu açıkça onların ruhlarında kıyaslanamayacak kadar büyük bir şok oluşturmuştu.

İki Yanan Cennet Bıçağı, havanın içinde kıyaslanamayacak kadar kavurucu sıcaklığa sahip, iki kızıl deniz dalgası gibi olan iki alev denizi getirerek Yun Che'ye doğru ilerledi.

Yun Che'nin dudaklarının köşesinde küçümseyici bir gülümseme asıldı. Alevler gerçekten de önemli ölçüde kavurucu bir sıcaklığa sahiplerdi ve taşları lava dönüştürmek için yeterlilerdi. Ancak onun için nasıl biraz bile tehdit oluşturabilirlerdi? Yun Che, iki kişiye bile bakmadı ve kılıcını dışarı doğru savurdu. İmparator Kaynak Ejderha Kusurunun heybetli kudretinin altındaki 'Derebeyi'nin Hiddeti' gücü tamamen yeni bir boyuta ulaştı ve sanki gerçek bir ejderhadan geliyormuş gibi öfkeli bir kükreme getirdi.

BOOOOM!!

İki alev dili, bu saldırı tarafından anında parçalandı ve havayı dolduran sayısız kıvılcıma dönüştü. Fen Duancang ve Fen Moyu aynı anda uçuruldu ve yüzlerinde ki şok bir kez daha kötüleşti. Ancak onlar bir kez daha yüksek sesle aynı anda kükreyerek bedenlerini havada döndürdü ve bedenlerinden daha korkutucu Yanan Cennet alevleri çıkmaya başladı! 

"Kavurucu GÜneş Kesişi!!"

"Yanan Cennet Kan Pençesi!!"

Sadece bir değiş tokuş ile birlikte onlar, Yun Che'nin son derece dehşet verici gücünü bizzat hissetmişlerdi ve nihai saldırılarını yaparken artık biraz bile kendilerini tutmaya cüret edemiyorlardı. Muazzam mor bir alev ve gökyüzünü kaplayan bir kan pençesi kıyaslanamayacak derecede korkutucu bir kudret ile hayaletlerin feryatlarına benzeyen bir ses getirerek aynı anda Yun Che'ye doğru çarptı!

İki büyük Gökyüzü Kaynak Alemi uygulayıcısının arkalı önlü nihai saldırılarına karşı olan Yun Che'nin bakışları battı. "Huuuh!!"

"Anka Kanadının Gök Kubbe Dansı!!"

Yun Che'nin bedeninden koyu kırmızı alevler alevlendi ve kayan bir yıldız gibi tüm bedeni Fen Moli'nin bile gidişatını yakalayamadığı kadar hızlı bir hızda fırladı. Fen Moyu'nun Yanan Cennet Kan Pençesi daha önce sanki tek bir pençeyle Yun Che'yi parçalamak istiyormuş gibi sıkıca Yun Che üzerinde kilitlenmişti. Ama aniden görüşü bulanıklaştı ve inanamayacağı kadar kavurucu sıcaklığa sahip bir ateş topunun gölgesi aniden tam önünde ortaya çıkarken Yun Che görüş açısından çoktan çıkmıştı. Alevler ile yanan ağır kılıç, tüm kaynak enerjisini içine gönderdiği Kan Pençesine çarptı.

Boom!

Bir patlama sesiyle birlikte Yanan Cennet Kan Pençesi patladı ve çılgın Yanan Cennet Alevleri her yöne saçılarak birkaç düzine metrede çevredeki zemini yerle bir etti. Bu azgın kan renkli alevlerin patlamasının altında Ejderha Kusuru, bir bambuyu kırıyormuş gibi alevleri geçti ve Fen Moyu'nun göğsüne çarptı... Fen Moyu, sanki gökyüzünün ötesinden gelen bir kuyruklu yıldız tarafından darbe almış gibi sefil bir şekilde haykırdı ve yere düştü. Bir patlama sesiyle birlikte yerin derince içine çakıldı... ve bir daha hareket edemedi. O anda Yun Che durdu ve dudaklarının kenarlarında soğuk bir gülümseme oluştu. Ardından döndü ve Ejderha Kusuru ellerinden uçtu.

"Anka Kırığı!"

Chiiiiiiiiii~~~~

Anka alevleri ile sarılan Ejderha Kusuru yanan bir ankaya dönmüş gibi gözüküyordu. O nereye giderse gitsin kıyaslanamayacak derecede kulak delici bir boşluk yırtılması ve yakıcı bir ses getiriyordu. Fen Duancang, onlar Yun Che'ye yaklaşırken anka alevleri topluluğuna genişleyen gözleri ile baktı. Kılıcının bükülmesiyle birlikte tüm gücüyle ona karşı geldi. Ancak kılıcının ucu Ejderha Kusuru ile temasa geçtiği an sanki bir dağa dokunmuş gibi hissetti. Sanki görünemeyecek kadar yüksek zirveli bir dağa dokunmuştu...

Yırtılma!!

Kulak delici bir yırtılma sesiyle birlikte Yanan Cennet Bıçağı yırtıldı ve sayısız parça haline geldi. Ejderha Kusurunun kuvveti hiç azalmadı ve bir tofuya nüfuz ediyormuş gibi Fen Duancang'ın bedenine nüfuz etti.

Fen Duancang'in gözleri tümseklenirken inledi. Kırık Yanan Cennet Bıçağı güçsüzce ellerinden düştü. Kafası yavaş yavaş alçalırken gözlerini genişleterek açtı... Göğsünde, kendi beyninden daha büyük şeffaf bir delik gördü. Deliğin diğer tarafında arkasındaki manzarayı açıkça görebiliyordu.

"Urgh..." Fen Duancang'ın ağzından acı dolu bir umutsuzluk iniltisi çıktı. Gözleri bir kez daha biraz genişledi ve ardından, sonunda parıltılarını kaybetti. Bedeni havadan düştü ve 'puung' sesiyle birlikte yere çarptı.

(Ç.N: Tek atan Yun Che yapmışlar.)

Yun Che elini uzattı ve Ejderha Kusurunu havada durdu, ve ardından büyük bir ejderha uğultusunun eşliğinde uğuldayarak geri uçtu. O sabit bir şekilde Yun Che'nin ellerine indi ve kılıcın ucunda iki parlak kırmızı ışık parladı.

Genelde Yun Che ağır kılıcını geri almak istediğinde onu geri çekmek için kaynak enerjisini kullanıyordu. Ejderha Kusurunun ağırlığıyla birlikte onu zorla geri çekmek için hiç şüphesiz büyük miktarda enerji tüketimi gerektiriyordu ve düşmanlar tarafından engellenme ihtimali vardı. Ancak bu sefer farklıydı. Şu anki Ejderha Kusuru, her ne kadar yüksek olmasa da küçükte olmayan gerçek bir kılıç ruhuyla birlikte çoktan uyanmıştı.  Ayrıca Yun Che'nin bedeninde Ejderha Tanrı'sının Ruhunun olması da eklendiğinde kılıç ruhu tamamen Yun Che'ye boyun eğiyordu. Bu nedenle onu geri çağırmak isterse tek yapması gereken ruha emretmekti!

Anka alevlerinin sönmesiyle birlikte Yun Che, Ejderha Kusurunu gelişigüzel bir şekilde yere sapladı ve çoktan tahta bir at gibi afallamış halde olan dört kişiye sakin şekilde bakıp kıkırdadı. "Kendini ölüme gönderecek sıradaki kişi kim? Endişeli olmayın. Teker teker, yavaşça gelin. Ben kesinlikle kaçmayacağım. Eğer beklemeye dayanamazsanız hepinizin birlikte gelmesini öneririm."

Badump… badump… badump… (Kalp atış sesi)

Hala ayakta duran dört kişi, kalplerinin çılgınca atış sesini açıkça duyabiliyordu. Yun Che'nin bakışları onları süpürdüğünde kalpleri neredeyse boğazlarından çıkacaktı. Güç olarak en zayıf olan ikisinin yüzleri çoktan bir kül gibi solmuştu.

Ulu Büyüğün önderlik ettiği sekiz Gökyüzü Kaynak Alemi uygulayıcısından oluşan grubun bir küçüğü mümkün olan en kısa sürede öldürmesi gerekiyordu... Başlangıçta onlar, bu görevin daha kolay olamayacağını düşündükleri aşırı kolay bir görev olduğunu düşünmüşlerdi. Onların kesinlikle beklemedikleri şey böyle korkunç bir canavar ile karşılaşmaktı. Aralarında güç bakımından üçüncü sıradaki Fen Moran, Gökyüzü Kaynak Aleminin yedinci seviyesinde olmasına rağmen tek bir değiş tokuşla birlikte anında öldürülmüştü! Ve güçleri Fen Moli'den sonra gelen Fen Duancang ve Fen Moyu, onu öldürmek için birlikte çalışmışlardı ama yine de onunla yaptıkları üç saldırı değiş tokuşuyla birlikte anında hayatlarını kaybetmişlerdi!!

Onlar ne ağır yaralanmamışlardı ne de geri itilmişlerdi. Onlar anında hayatlarını kaybetmişlerdi!

Bu ağır kılıcın gücünün dehşeti ve tüm bu savaşma sürecinin hızı onların paniğe kapılmasına neden olmuştu.

Böyle derecedeki bir gücü, İmparator Kaynak Alemine yarım adım atmış Fen Moli bile kesinlikle yapamazdı!

Bu onların Ulu Klan Liderlerinin gücüne yaklaşmış gibi gözüküyordu!!

İlk başta Yun Che'yi agresif bir şekilde katletmek isteyen Fen Moli, o anda çoktan altı hissini kaybetmişti ve korku ile birlikte titriyordu. Bakışları Ejderha Kusuruna indi ve kalp atışını hızlandıran kudreti sezip aniden titreyen sesiyle konuştu. "İm... İmparator Kaynak Silahı!!"

Mavi Rüzgar İmparatorluğunda, Gökyüzü Kaynak Silahları zaten hazine seviyesinde varlıklardı ve kudretli Yanan Cennet Klanı bile sadece tek bir Gökyüzü Kaynak Silahına sahipti. Ve bu Gökyüzü Kaynak Silahı genellikle Klan Liderlerinin ellerindeydi. Yanan Cennet Klanının Ulu Büyüğü olarak Fen Moli bunu asla istemeye cüret edememişti.

İmparator Kaynak Silahlarına gelince, onlar efsanevi mistik varlıklardı. Tüm Mavi Rüzgar İmparatorluğunda onlardan bir tanesi bile yoktu! Fen Moli neredeyse yüz yıl yaşamıştı ve bu süre içinde onlardan bir tanesini asla görememişti! Cennetsel Kılıç Villasından Ling Yuefeng'in bile silahı yüksek kaliteli bir Gökyüzü Kaynak Silahıydı.

Yun Che'nin ellerindeki kılıcın her ne kadar dış görünüşü eskisi ile tamamen aynı olsa da kılıcın kudreti açıkça devasa bir değişim geçirmişti. Bu, Gökyüzü Kaynak Silahlarını tamamen bastıran ve hatta bu bastırmayı son derece büyük bir derecede yapan bir auraydı!

Yun Che kıkırdadı. "Görünüşe göre gözlerin tamamen kör değil. Aynen öyle. Ellerimdeki kılıç aslında bir İmparator Kılıcı. Bir İmparator Kaynak Kılıcının altında ölmek, gerçekten siz sekizinizin hayatlarında elde edeceği büyük bir nimet!"

Fen Moli, kalbini dolduran son derece büyük şok ve inançsızlıkla birlikte Yun Che'ye baktı. Daha önce onu kovalarken, Yun Che hayatı için kaçmak adına sürekli mücadele ediyordu. Her ne kadar geçen sefer de kaçmayı başarmış olsa da Yun Che'ye hiç hafif olmayan bir zarar vermişti. Ancak sadece iki gün geçmiş olmasına rağmen Yun Che'nin gücü aslında bu kadar korkutucu bir derecede artmıştı... Açıkça, onu bile bastırmaya yetecek noktaya ulaşmıştı!

Kendisi bile Fen Moran'ı tüm gücüyle yenmek istese en azından on nefes zamanına ihtiyaç duyardı. Ama yine de Yun Che bunu sadece tek bir nefes zamanında yapmıştı!

Bu dünyada nasıl böyle bir şey olabilirdi? Nasıl böyle bir canavar var olabilirdi?!

Yun Che daha fazla onunla konuşmadı. Elleri çarpraz bir şekilde Ejderha Kusurunu, dışarı doğru çekti ve Fen Moli'ye doğru saldırdı. Kılıcın keskinliği, çevredeki boşluğun şiddetle titremesine neden oldu.

Fen Moli'nin yüzünün rengi battı. Zorla kalbindeki şoku bastırdı ve zayıf hissetse de şiddetlice konuştu. "Kibirli küçük! Sen sadece İmparator Kaynak Silahının gücünü ödünç alıyorsun! Gerçekten sadece kendi gücünle beni yenebileceğini mi düşünüyorsun?! Madem kendini ölüme göndermeyi bu kadar istiyorsun o zaman ben bunu..."

Fen Moli sözlerini bitiremeden Yun Che'nin kılıcı çoktan onun üç metre uzağına gelmişti... Her ne kadar mesafe üç metre olsa da korkutucu fırtına çoktan ona doğru hücum edip Fen Moli'nin bedeninin bir hortumun içinde kapana kısılmış hissetmesine neden oldu ve sözlerini bile bitiremedi. Son derece şok olmuş şekilde vahşi bir kükreme atıp iki eliyle anında Yanan Cennet Bıçağını aldı ve Yun Che'nin yüzünü ısırmak için havada çılgınca atlayan düzinelerce koyu mor renkli ateş ejderhalarını savurdu.

-------------ÇEVİRMEN NOTU-----------------

Yun Che tek atabilecek mi? Fen Moli neler yapacak? Savaş bitecek mi? Savaş biterse Yun Che ne yapacak? Ejderha Tanrı'sının özellikle belirttiği Ejderha Ruhu Etki Alanının gücü kullanılacak mı? Kullanılacaksa ne kadar güçlü olacak? Merak mı ediyorsunuz? O zaman bekleyin, okuyun ve öğrenin?


Yorum Yap "ATG 317 - KATLİAM"