Tankların Tarihi Günceli

ATG 312 - VAHİM DURUM

Eylül 16, 2016


ATG 312 - VAHİM DURUM

Ancak belli ki kırmızı kıyafetli yaşlı adam bu şekilde düşünmemişti.

O, bakışları Yun Che üzerinde sıkıca kenetlenmiş bir şekilde yukarıdan bakarken kükredi ve bir kartal gibi aşağı atladı. "Küçük böcek, bu sefer nereye kaçacağını görmek istiyorum!"

İsmi Fen Moping olan kırmızı elbiseli adam Yanan Cennet Klanının ‘Mo’ neslinin Büyük seviyeli bir bireyiydi.  Mavi Rüzgar'ı küçümsemek için yeterli gurur ve üstünlük duygularının onlarca yıldır eşlik ettiği ultra güçlü Gökyüzü Kaynak Alemi uzmanı nasıl on yedi yaşına yeni girmiş bir genci ciddiye alabilirdi? Fen Duancang ve Fen Moran, Yun Che'nin ne kadar güçlü olduğunu belirse de o, buna hiç inanmamıştı. Sadece on yedi yaşında Yeryüzü Kaynak Aleminin Altıncı Seviyesine gelmek kuşkusuz şaşırtıcıydı, ama bu sonuç olarak sadece Yeryüzü Kaynak Alemiydi, ne olursa olsun Gökyüzü Kaynak Alemine denk olması imkansızdı! O, hatta Fen Duancang ve Fen Moran'in Yun Che için söylediği sözleri abartılı olduğunu ve bu abartılı sözlerin sadece kendi düşük seviyeleri ile hatalarını kapatmak için söylendiğine inanıyordu.

"Geber!"

Fen Moping belli ki Yun Che ile konuşarak zaman harcama düşüncesine sahip değildi. Elleri dışarı doğru itildi ve devasa mor-mavi alev pitonu yukarıdan indi. Birisinin kalbinin hızlıca çarpmasına neden olabilecek bir kükremenin eşliğinde sanki dans eden gerçek kızgın bir piton gibi görünüyordu.

Yun Che kafasını kaldırdı ve alev pitonunu yakalamak için uzandı. İlk anda her şey sessiz ve sakindi, ama hemen ardından bedenindeki kaynak enerjisi bir volkanik patlama gibi ileri doğru kabardı, ve Yun Che tek hareketle alev pitonunu yakaladı.

Sökme sesi!

Fen Moping'in şok olmuş bakışının ortasında, Yun Che'nin kolu alev pitonunu doğrudan geçti. Bir sallamayla birlikte  alev pitonu doğrudan ikiye ayrıldı, ve başka bir sallamanın ardından normalde korkunç görünüşlü piton şekilli alev anında havada hızla kaybolan sayısız küçük alev parçasına dönüştü.

"N… Ne!!"

Fen Moping'in yüzü şüphecilik ile doldu. Onun alevini tek eliyle doğrudan yok etmeyi Yanan Cennet Klanında bile sadece birkaç kişi başarabiliyordu. Devasa bir şokun ortasında huzursuzluk duygusu sonunda kalbinde yükselmeye başladı. Ancak o anda Yun Che ile arasındaki mesafe sadece on metreydi. Yanan Cennet Bıçağını kullanmayı seçerken yüzü anında bulutlandı. Alevleri sanki bir ejderha gibi doğrudan Yun Che'ye vurdu.

Yanan Cennet Klanından gelen sekiz büyük Gökyüzü Kaynak Alemi uygulayıcısı her ne kadar onu ayrılarak aramış olsa da aralarındaki mesafe çok büyük değildi. Fen Moping, onu bulduğu an diğerleri ile iletişime geçmiş ve onlar da bu yöne doğru yönelmiş olmaları gerekiyordu. Bu nedenle Yun Che'nin bunu en kısa sürede bitirmesi ve hemen burayı terk etmesi gerekiyordu.

Yun Che elindeki Ejderha Kusuru ile birlikte Yanan Kalbi açtı ve ağır kılıcın yoğun gücü bir tsunami gibi dışarı taştı. Fen Moping'in bıçağının üzerindeki alevlerin yarısı, baskı tarafından bir anda söndürüldü. O, sadece bedeninin bir fırtınanın içinde her an kopabilecek bir yaprak gibi hissediyordu. Büyük çabayla bastırdığı şok anında onlarca kat büyümüştü. O, açıkça Yeryüzü Kaynak Alemine ait olan bu kaynak gücünün bu kadar korkunç bir kuvvet oluşturabileceğine ne olursa olsun inanamıyordu.

Bu basitçe düşünülemezdi. Kesinlikle sağduyuya uygun değildi! Eğer böyle bir şeye bizzat şahit olmasaydı buna kesinlikle inanmazdı.

 Fen Duancang ve Fen Moran'in sözlerinin... Abartı olmadığına sonunda inanmaya başlamıştı.

Fen Moping şokun ortasında daha fazla kendini tutmaya cüret edemedi. Büyük bir kükreme üretirken tüm bedenindeki kaynak enerjisi ileri doğru taştı ve kılıcındaki alevler Yun Che'nin ağır kılıcının karşısında yeniden alevlendi.

Çatlama!!

Fen Moping'in kılıcı kırılgan bir bardak gibi küçük parçalara ayrıldı ve kılıcının üzerindeki alevler daha patlama şansı bile bulamadan tamamen söndü. Fen Moping inledi ve bedeni ipi kopmuş bir uçurtma gibi uçuruldu. Yere indikten sonra artarda yedi adım attıktan sonra kıçının üzerine düştü. Anında kalktı ve çalkalanan enerjisi ile kanını bastırmak için elinden geleni yaptı. Şok ve panik ile dolan yüzünü kaldırdı. "Sen..."

‘Sen’ dedikten sonra ağır kılıç taşıyan Yun Che'nin ona doğru koştuğunu ve aralarındaki mesafenin beş adımdan az olduğunu gördüğünde göz bebekleri şiddetle daraldı.

Bu ölüm kalım anında Fen Moping bedenindeki kaynak enerjisini çıldırmış gibi hareketlendirip güçlü bir alev bariyeri oluşturdu. Sadece bir ‘patlama’ sesi duyulabildi ve ağır kılıç ile bariyerin çarpışmasının ardından alev bariyeri anında parçalara ayrıldı. Fen Moping aynı bir kauçuk top gibi yuvarlandı ve onlarca dönüşün ardından sonunda durabildi.

Kaynak bariyerinin engellemesiyle birlikte her ne kadar hırpalanmış ve yorgun olsa da ağır bir yara almamıştı. Zorlukla ayağa kalkıp Yun Che'yi işaret etti ve titreyen bir sesle konuştu. "Sen... Kimsin sen! Ustan kim!"

On yedi yaşında Altıncı Seviye Yeryüzü Kaynak Aleminde olmak ve bu seviyede birinin, ona karşılık vermek için neredeyse enerjiye sahip olmamasına neden olmak. Fen Moping, böyle bir genç adamı yetiştiren kişinin nasıl eşsiz birisi olduğunu hayal edemiyordu! En azından Mavi Rüzgar İmparatorluğunun Dört Büyük Tarikatı bunun için kesinlikle nitelikli değildi.

Yun Che ağır kılıcını sürükleyerek yürüdü ve ağzının kenarlarında soğuk bir gülümseme oluştu. "Ben kim miyim? Ne? Sen açıkça beni öldürmek için buradasın ama yine de gerçekten ismimi unutmuşsun. Sanırım bunu sana tekrar hatırlatmalıyım. Benim adım Yun Che, Yama'ya gittiğinde ismimi söylemeyi unutma! Beni ustamın ismine gelirsek, bunu bilmek için nitelikli değilsin."

(Ç.N: Yama = Doğu Asya’da ölüm tanrısı.)

Fen Moping'in üzerine odaklanan buz gibi soğuk uğursuz öldürme niyeti, tüm bedeninin aniden soğuk hissetmesine neden oldu. Her ne kadar yaraları ağır olmasa da Yun Che'nin iki darbesi bedenindeki kanın ve enerjinin kargaşa durumuna girmesine neden olduğu için kaçmak için zar zor enerjiye sahipti. Bilinçsizce geriye adım attı ve kekeleyerek konuştu. "Sen... Eğer beni öldürmeye cüret edersen Yanan Cennet Klanı kesinlikle seni affetmez!"

"Ne şaka ama!" Yun Che sakin bir şekilde güldü. "Kimin kimi affettiği hala açık değil mi! Beni tekrar ve tekrar provoke edenler sizsiniz. Görünüşe göre Yanan Cennet Klanınız başkalarına zorbalık yapmak için güç kullanma alışkınlığına sahip ve tüm bu zaman boyunca kimi isterse öldürmüş... Ne kadar da yazık, ama beni provoke etmemeliydin!"

Yun Che, sesi kesildiğinde Fen Moping'e saldırdı ve ağır kılıcın geçtiği bölgenin çevresi hafifçe titredi.

Fen Moping kendine boğuk bir sesle bağırırken geniş bir şekilde baktı. "Küçük! Gerçekten tek başına... Beni öldürebileceğine... İnanıyor musun?"

Fen Poing'in tüm bedeni ayağa kalktı ve anında yüz adım yükseldi... Birisi sadece Gökyüzü Kaynak Alemi’ne ulaştığında Kaynak Kayma Tekniği’ni kullanıp gökyüzünde uçabilirdi. Yani yüksekte olduğu sürece Yun Che'nin temelde ona bir şey yapamaması gerekiyordu. O, yukarı uçarken daha nefes almaya bile şans bulamadan önünde aniden bir silüet parladı ve ağzının kenarlarında şeytani bir alaylı gülümseme asılı olan... Yun Che'nin silüeti ortaya çıktı.

"Sen..." Fen Moping'in göz bebekleri birdenbire bir toplu iğnenin gözü boyutuna geldi ve göz bebeklerinin içindeki kabus gibi ağır kılıç... Devasa bir sesin ardından ağır bir şekilde kafasına çarptı.

Boom...

Fen Moping'in zihni sanki kafasının içinde bir mayın patlamış gibi aniden karardı. Bilincindeki kargaşanın ardından tüm bedeni bir odun yığını gibi yere düştü. Bedeni bir gümbürtü ile yere indi ve bir daha hareket etmedi.

Tüm hayatı boyunca otoriter olan Fen Moping en sonunda genç nesilden birisinin ellerinden öleceğini asla düşünmemişti.

"Birinden çabasızca kurtuldum!" Yun Che, Fen Moping'in cesedinin yanına yürüdü ve onun boyutsal yüzüğünü çıkardı. O gerçekten Yanan Cennet Klanının büyük seviyeli bir insanı olmaya layıktı. Uzaysal yüzüğünde her türlü nadir yapraklar ve ilaçlar, ve hatta Yanan Cennet Klanının kaynak sanatlarının kayıtlı olduğu iki yeşim taş bulunuyordu. Diğer insanlar için Yanan Cennet Klanının kaynak sanatlarının kayıtlı olduğu iki yeşim taş en değerli hazine olurdu ama Anka Alevini kontrol eden Yun Che için bu temelde tamamen işe yaramazdı.

"Henüz heyecanlanma!" Jasmine soğukkanlılıkla konuştu. "Şu an büyük bir tehlike senin için geliyor."

O anda Yun Che de hızlıca arkasını döndü... Gökyüzünün yukarısında güney yönünde aniden üç siyah nokta ortaya çıktı. Üç siyah nokta son derece hızlı bir şekilde yaklaştı ve göz açıp kapayıncaya kadar üç kırmızı silüet belli oldu. Bu üçünün kaynak gücü baskıları son derece korkutucuydu. Özellikle ortada bulunan kişinin baskısı diğer iki tarafta bulunanların baskısının birleşmiş halinden bile güçlüydü!

Fen Moli!!

Yun Che'nin kaşları battı ve hiç düşünmeden kuzeye doğru kaçtı. Yun Che, onları gördüğünde onlar da Yun Che'yi görmüştü. Gökyüzünden öfkeli bir kükreme geldi. "Yun Che! Bakalım nereye kaçabileceksin!!"

Patlayıcı bir yıldırım gibi olan sesin ortasında bir buçuk metreden daha kalın devasa bir ateş ejderhası gökyüzünden indi ve uluyarak Yun Che'nin önüne indi. Bir anda yüz metreden daha geniş bir alandaki zemin düzleşti ve mor renkli alevler sanki gökyüzünü kavuruyormuş gibi yandı. Yun Che alevden biraz bile korkmuyordu ama göğsüne çarpan bu korkutucu dalga ağır bir çekiç gibiydi ve onu geriye doğru fırlattı. Kontrolünü yeniden kazandığında gökyüzündeki üç kişi çoktan aşağı inmiş ve onu ortalarına alacak şekilde bir üçgen oluşturarak çevrelemişti.

Bu üç kişi sırasıyla Fen Duancang, Fen Moyu... Ve Ulu Büyük Fen Moli idi!

Üçü, Yun Che'yi sıkıca çevreledi ve kaçabileceği tüm yönleri kapattı. Bir bakışta çok uzakta olmayan Fen Moping'in cesedini gördüler ve hepsi büyük ölçüde şok oldu. Yüzlerinden öfke ortaya çıkarken On yedinci Büyük Fen Moyu basık bir sesle konuştu. "Sen aslında Moping'i öldürdün! Beklenildiği gibi sen iyisin! Köşk Efendisi Duancang'ın korumasının altındaki Genç Klan Lideri'ni rehine olarak almana ve hatta Klan Lideri’nin öfkeli bir şekilde Ulu Büyüğün bizzat harekete geçirmesini sağlamana şaşmamalı!"

"Onun kaynak gücü baskısı tarafından oyuna getirilmeyin, onun gücü kaynak gücü seviyesi ile ölçülemez! Ben bile onun karşısında kolayca kazanamam. Moping'in kaybettiğine şaşırmadım ama bu kadar hızlı öleceğini aslında düşünmemiştim!" Fen Duancang doğrudan Yanan Cennet Bıçağını çıkarıp Yun Che'ye doğrulttu ve öfkeli bir sesle konuştu. "Yun Che, sen bizim İkinci Genç Klan Liderimizi ve klan öğrencilerimizi öldürdün, Genç Klan Liderimizi rehin alıp onu ağır yaraladın ve şimdi de klanımızın Yanan Cennet Salonu Büyüğünü öldürdün! Bugün senin cesedini bin parçaya böleceğiz!"

Fen Duancang Sekizinci Seviye Gökyüzü Kaynak Aleminde, Fen Moyu Beşinci Seviye Gökyüzü Kaynak Aleminde ve Fen Moli İmparator Kaynak Alemine yarım adım atmıştı. Üçünün güçlü üç auraları sıkıca üzerine kenetlenmişti ve göğsünün bunalmış hissetmesine neden oluyordu. Bedeni uzun süre hareket edemeyeceği kadar çok sertleşmişti.

"Neden onla konuşuyorsun!" Fen Moli öfkeli bir şekilde konuştu. Tarikatlarından sekiz süper güçlü usta bir kişiyi kovalaması ve onun izini bir kere kaybetmesi zaten tüm saygınlığını kaybettirecek bir aşağılamaydı. Yun Che'nin kaçış yolu engellendiği için uzun süredir tuttuğu sonunda patladı. "Bu yaşlı adam seni bizzat cehenneme yollayacak!"

Fen Moli yukarı atladı ve ellerini Yun Che'ye doğru itti. Aşağısındaki alan anında onlarca metre patlayarak yarılacak ve bir tofu gibi aşağı batacak kadar büyük ölçüde bozulurdu. Herhangi bir kaynak enerjisi girişi belirtisi olmadan gökyüzünde büyük bir mor renkli alev denizi ortaya çıktı ve büyük hava dalgasının eşliğinde Yun Che'ye doğru taştı.

Yun Che'nin kaşları sonuna kadar kalktı. Fen Moli'nin karşısında biraz bile kendini tutmaya cüret edemezdi. Bedenindeki tüm kaynak enerjisi açıkça kabardı ve arkasında gökyüzüne doğru uluyan devasa bir mavi kur silüeti ortaya çıktı.

"Gökyüzü Kurdu Kesişi!!"

Ejderha Kusurundan çıldırmış bir güç taştı ve devasa bir kurt figürüne dönerek gökyüzünden düşen alev denizine doğru ilerledi.

GÜMBÜRTÜ!!

Mor renkli alev denizi ve gökyüzü kurdunun gücü havada aynı anda patladı. Bir anda sanki dünyadaki tüm ses kaybolmuştu. Çılgınca hareket eden güç acımasızca alanı süpürdü. Gökyüzü kurdunun güçlü kuvveti alev denizini ikiye ayrıldı ama göz açıp kapayıncaya kadar o, mor renkli alevler tarafından tersten sarıldı.

POOM!! (İlk defa ne sesi olduğunu bilmediğim bir ses ile karşılaştım. Hiçbir fikrim yok.)

Gökyüzü Kurdunun görüntüsü yok edildi. Yun Che'nin göğsü bastırıldı ve tüm bedeni şiddetle geriye doğru uçuruldu. Bedenini işgal eden güçlü enerji dalgaları, onun tendonları ile meridyenlerini kasten yok ediyordu. Boğazından bir ağız dolusu kan yükseldi ve gökyüzüne püskürdü.

BANG!

Ağır kılıç aniden yere saplandı ve Yun Che'nin bedeni durdu. Yun Che'nin ağzının kenarından kan süzülüyordu. Sol kolu yerinden çıkmıştı ve bedenindeki tüm kan ile hava neredeyse patlayacak kadar kaynamıştı. Ancak buna rağmen küçümseyici bir kahkaha attı. "Hahahaha! Yani Yanan Cennet Klanının Ulu Büyüğü’nün çapı bu kadar. Sadece Yeryüzü Kaynak Alemindeki bir küçük olan ben, öfkeliyken yaptığı bir saldırıya aslında dayanabildi. Bu gerçekten büyük bir şaka, hahahaha!"

-----------------ÇEVİRMEN NOTU--------------

Bu hafta 7 bölüm çevirem dedim. Yine bir iş çıktı arkadaş. Bu yaz tatili ne kadar uyuz geçiyor anlatamam. Sürekli bir iş çıkıyor... Neyse ağustosun ilk haftası hedef +7 :D Ayrıca pazartesi günü geçen haftanın eksik 1 bölümü garanti olmak üzere 2 ya da 3 bölüm gelebilir de gelmeyebilirde. Ama 1 garanti. :D

Yun Che neler yapacak? Fen Moli vs Yun Che nasıl geçecek? Diğer bölüm neler olacak? Rüzgar batıdan mı esiyor yoksa doğudan mı? Fen Moli'nin ateş denizinde yüzülebilir mi? Merak mı ediyorsunuz? O zaman bekleyin, okuyun ve öğrenin...


Yorum Yap "ATG 312 - VAHİM DURUM"