Tankların Tarihi Günceli

ATG 310 - DONMUŞ BULUTA DOĞRU YÖNELMEK

Eylül 16, 2016

310 - DONMUŞ BULUTA DOĞRU YÖNELMEK
Yun Che sersemledi, “Çocuk? Chu Yuechan ve … benim çocuğumuz? Ne çocuğu? Ne demek istiyorsun?”
"Bunu bilmiyor olabilir misin?" Cang Yue biraz şaşırdı. Chu Yuechan'ın gebeliği gerçeğinin teknik açıdan bir sır olması gerekiyordu, ama her nedense, bu haber çoktan her tarafa yayılmıştı. Bunun olağanüstü sansasyonel bir haber olmasına neden olan, Chu Yuechan'ın şöhretiydi. Bir yıl önce, hemen hemen bilinen her noktaya çoktan ulaşmıştı. Bu nedenle de Donmuş Bulut Asgard kapılarını kapatmıştı. Cang Yue, Yun Che'nin hayata dönüşünden bu yana, hemen hemen herkesin bildiği bu haberleri duymuş olabileceğini ve onun kişiliğiyle, Chu Yuechan'ı görmek için hemen Donmuş Bulut Asgard'a koşmuş olacağını düşünmüştü. Bu meseleye adapte olduktan sonra, başka hiçbir şeye aldırış etmeyecekti.
Ama Yun Che'nin tepkisini görünce, bunları hiç bilmiyor gibiydi.
“Ben… bilmiyordum.” Yun Che başını iki yana salladı ve Cang Yue'nin ellerini tutarak, aceleyle konuştu, “"Kılıç Yönetimi Terasından kurtulduğum an ilk olarak buraya koştum… Az önce söylediğin şeylerle ne demek istedin? Chu Yuechan ve benim çocuğum… Ne demek istiyorsun? Olabilir mi…”
“...Küçük Kardeş Yun, öncelikle sakinleş. Bu konu hakkında, doğrusunu istersen, bu kötü bir şey değil.” Cang Yue, bir kerede teselli etti ve yavaşça konuştu, “O gün senin başına gelenlerden sonra, Chu Yuechan Kılıç Yönetimi Terası'nda baygınlık geçirdi. Yanan Cennet Villası'ndan Büyükanne Jiumu'nun muayenesinden sonra, aslında hamile olduğu ortaya çıktı.”
“!!!!” Yun Che'nin vücudu şiddetle sarsıldı. O anda, onun göz bebekleri küçüldü ve onun zihni boş bir yüksek "boom" sesiyle gitti.
Kaynak Gökyüzü Kıtası'nda yeniden doğduktan sonra, ruhu ilk kez böylesine şiddetle sarsılmıştı.
Chu Yuechan… hamileydi.
O zaman... onu hamile bırakmıştı, bir çocuk Chu Yuechan ve onun tarafından dünyaya getirilmişti.
O günden beri, on yedi ay geçmişti… Süreyi hesaplarsak, çocukları yedi ay önce doğmuş olmalıydı!
(ÇN: Çocuk 10 aylıkken mi doğmuş la :D)
Yun Che'nin kalbi sanki şiddetle yağan yağmur ve şiddetli dalgalar tarafından yutulmuş gibiydi. Şaşkınlık, çaresizlik, tereddüt, sevinç… O zamanlar, Chu Yuechan ile bir seferlik birleşmenin yeni bir nesle neden olacağını hiç düşünmemişti, bu süre içinde hiç aklına getirmeyip, tamamen hazırlıksız olduğu diğer şey, bir çocuk sahibi olacağıydı… Ama anında, korku ve endişe yüreğini ele geçirdi.
Chu Yuecahn… Donmuş Güzelliğin Perisi… Donmuş Bulut Asgard!!
O sıradan bir kız değildi, aksine, buz gibi soğuk Donmuş Güzelliğin Perisiydi, güzelliği ayak basılan her yerde ki herkesi aşmıştı. Ayrıca, isim ve itibarı yeryüzünün sarsılmasına neden olabilecek Donmuş Bulut'un Yedi Perisi'nin lideriydi! Onun her bir hareketi sadece kendisinin değil, Donmuş Bulut Asgard'ın da onurunun ve gururunun etkilenmesine yol açardı! Donmuş Bulut Asgard, öğrencilerinin erkeklere karşı duygulara sahip olmasına ya da kendilerini evliliğe adamalarına asla izin vermezdi… Onunla evlenen, Xia Qingyue dahi ona yönelik gelişmemesi gereken duygulardaki ön koşulu yerine getirmek zorunda kalmıştı! Donmuş Bulut Asgard'ın zirvesi olarak, bu, Chu Yuechan'ın kesinlikle işlememesi gereken bir suçtu!
Onun hamileliği halkta kesinlikle büyük bir kargaşaya neden olacaktır. Donmuş Bulut Asgard'ın bir milenyumdur(bin yıldır) sürdürdüğü itibarının ne kadar 'lekelendiği' çok açıktı. Donmuş Bulut Asgard'ın, böyle bir lekeyi temizlemesi hiçbir zaman mümkün olamayacaktı... Büyük bir yetki ile görev yapan, Chu Yuechan şöyle dursun, böyle bir 'ciddi suç' u sıradan bir öğrencisi yapmış olsaydı bile, Donmuş Bulut Asgard'ın bunu hazmetmesi mümkün olmazdı.

Öyleyse, O Donmuş Bulut Argard’a geri döndüğünde ne tür bir muamele ile karşılaşacaktı? Son derece katı bir cezayı kabul etmek zorunda olmamış mıdır?

Ayrıca… Donmuş Bulut Asgard… Onlar… Chu Yuechan’a çocuğunu doğurması için izin vermişler midir?
Aniden, korkusu arttı ve kalbini doldurdu… Çünkü, Donmuş Bulut Asgard’ın Chu Yuechan’a bu çocuğu doğurması için izin verme olasılığı… Hiç kuşkusuz yoktu!!
O zaman… O zaman...

Yun Che’nin kalbi şiddetle sallandı. Onun zihni karmakarışıktı ve aşırı korku içinde kol ve bacakları aniden donmuş gibi göründü. Bu tür bir korku ve kuşkuyu ilk kez hissetmişti...
Cang Yue anında Yun Che'nin ellerinin buz kestiğini hissetti. Kalbi sarsıldı ve hemen teselli etti, “Küçük Kardeş Yun, endişelenme. Sonuçta, o dünyaca ünlü Chu Yuechan. Mavi Rüzgar İmparatorluğu'nun tamamında, ona zarar verebilecek birisi yok. Çocuğunuzu da koruması kesinlikle mümkün olacaktır.”
Yun Che alnını kavramak için elini kaldırdı. Kendisini tamamen sakinleşmeye zorladı, ama başaramadı. Korkarak sordu, ‘’Nasıl olabilir… Bunun gibi bir şey nasıl meydana geldi… Böyle bir şey yaşandığı zaman, neden her şeyin kaçınılmaz olduğu bir yerde takılmak zorundayım… Ona ne olacak… Donmuş Bulut Asgard ona nasıl davranacak… Ayrıca… oradaki bizim çocuğumuz… ‘’ Panik içinde, Cang Yue’nin omuzlarını kavradı ve konuştu, “Kıdemli Kız kardeş, hemen söyle. Bundan sonrası için onun hakkında daha fazla haber var mı, o şimdi nasıl? Donmuş Bulut Asgard çocuğunun olmasına izin verdi mi?”
Cang Yue, gözleri puslanırken, başını iki yana salladı, “Fazla bir süre geçmeden, Donmuş Bulut Asgard kapılarını tamamen kapattı ve hatta uzakta ki öğrencilerinin hepsini geri çağırdı. Şimdiye kadar bile, Donmuş Bulut Asgard hala bu durumda ve o zamandan beri ondan haber alamamışlardı… Donmuş Bulut Asgard’ı ziyaret etmek isteyen herkese tüm girişler kapatılmıştı… ve orada Chu Yuechan hakkında kesinlikle haber alamamışlardı.’’
Yun Che ellerini biraz bile zorlanmadan sıktı. Uzun bir süre sonra, o zorla nefes aldı ve kontrollü bir sesle Cang Yue ile konuştu, “Kıdemli Kız Kardeş, zehir babanızdan kaldırıldı. Ayrıca o şu anda tamamen gücünü tüketmiş olsa da, iyi olmalı. Durumu iyi idare ettiği sürece, tamamen iyileşecek, bu yüzden endişe etmenize gerek yok. Babanızın durumu daha iyi bir hal aldıktan sonra Veliaht Prens ve Üçüncü Prens kesinlikle endişelenecektir. Buna ek olarak, benim sergilediklerim caydırıcılığa yol açacağından, bir süre hiçbir sorun olmamalı. Bu süre boyunca, itaatkarca sarayın içinde kalmalı ve hiçbir yere gitmemelisin.”

‘’Sen… Ayrılıyor musun?’’

‘’Evet! Ayrılmalıyım!’’ Yun Che’nin kaşları çatıldı ve kararlılıkla konuştu, ’’Hemen Donmuş Bulut Asgard’a doğru bir seyahate çıkmam lazım, aksi halde kalbim asla huzura kavuşmayacak. Bunun senin için hiç adil olmadığını biliyorum, ama daha sonra geri dönerim, söz veriyorum…’’

‘’Daha fazla konuşmana gerek yok.’’ Cang Yue elini Yun Che’nin dudaklarına bastırarak dokundu.(Parmağıyla çocuğu susturmuş) Ona sevgiyle baktı,’’Benim Küçük Kardeş’im Yun aşka meyilli olabilir, ama ayrıca o en çok etrafındaki insanlara değer veren biridir.  Küçük Kardeş Yun bu seçimi kendin yapmalısın… Yüreğini ferah tut ve git. İnanıyorum ki, bu dünyada, hiçbir şey sana işlemez. İkiniz arasındaki bu kader de bir çok rastlantı ve zorluklarla dolu olması gerektiğini hayal edebiliyorum. Tanrılar birleşmeni(cinsel ilişki) önceden tayin ettiğinden beri, kalbinin hayal kırıklığıyla yok olmasına izin vermez. İyi olacağım, ve senin çocuğunda iyi olacak. Sadece ne olursa olsun kendini güvende tutacağını ümit ediyorum. Ben sarayda kalacağım, hiçbir yere gitmeyeceğim ve her gün geri dönüşünü bekleyeceğim…‘’

Cang Yue’nin sözleri ılık bir esinti gibi Yun Che’nin kalbini sardı. O Cang Yue’nin yumuşak ve ince bedenini tuttu, ağır başını salladı ve onun alnına bir öpücük kondurdu… Daha sonra, arkasını döndü ve oradan hemen ayrıldı.
Onun sahip olduğu sözleşmeli kaynak canavarı yoktu, bu yüzden Yun Che yürümek zorunda kaldı. O tam hızda sarayın dışına doğru acele ederek bir deli gibi gitti. Geçit tarafındaki imparatorluk korumaları sadece yanlarından geçen bir fırtına hissedebildi ve onlar tepki verebilene kadar, halihazırda orada kalan yarım bir gölgeden başka bir şey yoktu.

Yun Che Donmuş Bulut Asgard’ın tam konumu hakkında emin değildi, ve sadece Mavi Rüzgar’ın kuzey sınırındaki Aşırı Buzlu Kar Bölgesinde olduğunu biliyordu, Ölümün Çölünden bile daha kuzeydeydi. Çarçabuk, Yun Che çoktan İmparatorluk Sarayının dışındaydı ve İmparatorluk Şehrinden yeterli gıda, ilaç ve su topladıktan sonra, kuzeye doğru yöneldi… Onun ilk durağı, Ölümün Çölü olacaktı. Mavi Rüzgar İmparatorluk Şehri’nden Aşırı Buzlu Kar Bölgesine gidiş yolu üzerinde Ölümün Çölü kavşağı vardı. Eğer Donmuş Bulut Asgard’a mümkün olan en kısa yoldan gitmek istiyorsa, Ölümün Çölünden geçmek zorunda kalacaktı. Ancak, Ölümün Çölü çok tehlikeli olduğu için, hemen hemen herkes dolanmayı tercih ederdi.


Ama Yun Che dosdoğru Ölümün Çölüne yöneldi. O mümkün olan en kısa zamanda Donmuş Bulut Asgard’a ulaşmak istedi.

Tüm yolculuk boyunca, rüzgara karşı seyahat etti. Kuzey rüzgarları biraz soğuktu ve onun bilinçaltını yavaş yavaş soğuttu. Zihninde yavaş yavaş kanını kaynatan bir şüphe filizlendi.

Chu Yuechan'ın gebeliğinin büyük şok edici ifşasından sonra, öncelikle bir sırrı açığa çıkaran kişi kesinlikle Donmuş Bulut Asgard'dan zorla atılır. İlk öğrenen kişi Büyükanne Jiumu'ydu, iki yüzüne yaklaşmıştı ve kesinlikle arsızca konuşacak biri değildi. O zamanlar olay yerinde başkaları olsaydı, o Cennetsel Kılıç Villası'ndan olsaydı bile, hala Donmuş Bulut Asgard'a ait çok önemli bir konuyu etrafa yayamazdı, ne de olsa eğer yayarsa ne kadar büyük bir etkiye neden olacağını ve Donmuş Bulut Asgard'ın eski zamanlardan kalma itibarının nasıl bir darbe almasına neden olacağını bilirdi.

Bu önemli haberler neden dağılsın ki… ve hatta dünyanın sonuna kadar!
Cang Yue’nin açıklamasına göre, haberler yangın gibi kısa sürede yayılmaya başlamış gibi görünüyordu… Birisi haberlerin olabildiğince hızlı yayılması için durumu ustalıkla yönetiyor gibiydi.
Bu haber yayılmış olsun olmasın, Donmuş Bulut Asgard'a göre, Chu Yuechan'ın etkisi, kuşkusuz yer ve göğün arasındaki fark gibiydi.
Birisi, bilerek bilgi dağıtmış ve ateşe benzin eklemiş olmalı.
O tam olarak kimdi?
Yun Che sessizce dişlerini sıktı... Eğer gerçekten bu şekildeyse, o zaman nerede olursan ol, bedelini sana tamamen ödeteceğim!!
Yun Che'nin hızı yüksek olmasına rağmen, hâlâ yüksek kaliteli hava Kaynak canavarıyla eşleşemezdi. Akşam yaklaşırken, Yun Che tüm gücüyle acele ettiği için, halsiz kalmaya başlamıştı. Yolda, az çok kaliteli kaynak atı satın aldı ve geceleri de yolculuk etti. Kaynak atının gücü tükendikten sonra, onu hemen terk etti ve yeni bir tane aldı. İkinci öğleden sonra ile, çoktan Mavi Rüzgar İmparatorluk Şehrin'den bin kilometre uzaklaşmıştı.
Yun Che, böyle bir telaşla ayrıldığına pişman olmaya başlamıştı; O Cang Yue'nin Dev Kar Kartalı'nı ödünç almayı unutmuştu.

Üç gün sonra, sonunda tanıdık kasaba gözlerinin önünde belirdi. Uzaktan sık sık Kaynak Canavarlarının ulumaları duyuluyordu...
Orası, dokuz yüz kilometre uzunluğundaki Ölümün Çölü idi.
Bu Ölümün Çölüne en yakın olan küçük bir kasabaydı. O zamanlar, Mavi Rüzgar İmparatorluk Şehri'nden bu yere ulaşması Yun Che'nin on gününü almıştı, ama bu sefer, sadece üç gününü bile almamıştı.

(yasmen3 Notu: Adam o kadar çabuk ulaştı ki ben bile şaşırdım ve inanmadım, o yüzden belki yanlış çeviri yapılmıştır diye bir kaç defa kontrol ettim… Ama Yun Che yine de her zaman ki gibi şaşırmaya devam ediyor… :o )

Yun Che altındaki kaynak atı halihazırda bitkindi ve artık dayanıklılığını sürdürmesi zordu. Yun Che ondan indi ve küçük kasabaya yürüdü. Tehlikeli Kaynak Canavarlarıyla dolu olan Ölümün Çölüne doğruca seyahat etmek için, bir binek sadece işe yaramaz olmazdı ayrıca bir yük olurdu.

Kasaba her zamanki gibi canlıydı, farklı yerlerden gelen maceracıların ve askerlerin yolu çok geniş olmayan bir caddeden geçiyordu. Yun Che bineğini satmak için bir yer ararken, etrafa bakındı. Birkaç adım yürüdükten sonra, aniden garip bir tür aura hissetti.

Yun Che kaşlarını çattı ve yoğunlaştı. Onun ruhsal farkındalığı sessizce dağıldı… Aniden, önden, arkadan, soldan, sağdan… ve üzerinden bile, anlık aşırı kana susamışlıkla parlayan türlü türlü bakışları hissetti.
Onlar son derece iyi gizlenmiş olmalarına rağmen, on kat daha iyi gizlenmiş olsalardı bile, onlar yine de Yun Che’nin geçmişte milyonlarca kez kovalanmasıyla bilenmiş duyularından kaçamayacaklardı.
Ve aynı zamanda auraların aralarındaki biri çok tanıdıktı, ki aynı zamanda en güçlü auraydı.
Yanan Cennet Klanı'nın Büyük Elderi... Fen Moli !
Yanan Cennet Klanı'nın mesafe katetme hızı Yun Che'nin beklentilerini aşmıştı. Onlar Yun Che’nin niyetini çoktan kavramışlardı ve onun gelmek zorunda olduğu yere ondan önce gelmişlerdi.

Yun Che gözünü bile kırpmadan, yavaş yavaş daha önce de kaldığı aynı meyhaneye girdi.

Yorum Yap "ATG 310 - DONMUŞ BULUTA DOĞRU YÖNELMEK"