Otto Von Bismark Günceli

ATG 309 - DEĞİŞEN KAYNAK KULPU

Eylül 16, 2016

309 - DEĞİŞEN KAYNAK KULPU
Mavi Rüzgar İmparatorluk Sarayı, İmparator'un Yatak Odası.
Cang Wanhe yatağında uzanmış ve solgun yüzü pembemsi bir renk ile renklenmişti. Yanında ki koruması olan Dongfang Xiu'nun, beklenti dolu bir yüzü vardı.
“Yanan Ruh Çiçeği gerçekten gerekli değil mi?” Cang Yue biraz endişeli bir ses tonuyla sordu.
“Hmm.” Yun Che onaylayarak başını salladı: “Ruh Yiyen Yaşam Bağlayıcı Parazit konağın hayat çizgisi ile bağlantılıdır. Doğrudan ortadan kaldırılır ise, onun ortadan kaldırılması ile konakta muhtemelen ölür. Ruh Yiyen Yaşam Bağlayıcı Paraziti konağın hayatının üzerinde herhangi bir etkisi olmadan ortadan kaldırmak için, onun ve konağın arasındaki mevcut hayat çizgisi bağını koparmak için gerekli ve bunu mümkün kılacak olan tek şey "Ruh ayırma" yeteğine sahip olan Yanan Ruh Çiçeği'dir. Ancak, son zamanlarda elde ettiğim özel yetenekle de bunu yapabilmem mümkün.”
“Şimdi başlayacağım... Majesteleri, vücudunuzu gevşetin lütfen ve kalbinizin sabit bir hızda atması için, yavaş nefes alın.”
Cang Wanhe onun sözlerine uyarak bir kaç kez nefes aldı ve hemen birkaç nefes sonra, sakinleştiğini hissetti. Yun Che, yatağın önünde durarak, Cang Wanhe'ye doğru sol elini uzattı. Parlak kırmızı bir parlama ile birlikte, onun Kırmızı Kaynak Kulpu küresel bir parlaklık şeklinde ortaya çıktı ve Cang Wanhe'nin göğsünün üzerinde süzüldü.
“Bu nedir?” Dongfang Xiu hayretle Kaynak Kulpuna baktı. Kaynak Gökyüzü Kıtasında, sadece Kutsal Bölgelerde yaşamış olanlar Kaynak Kulpunun varlığı hakkında bilgi sahibiydi. Ling Kun, o gün Cennetsel Kılıç Villasında on büyük tarikata Kaynak Kulpu hakkında gelişigüzel bazı şeyler söylemesine rağmen, aslında söylediği şey adından başka bir şey değildi ve hiç kimse Kaynak Kulpunun gerçekte neye benzediğini bilmiyordu.
Yun Che ona cevap vermedi. Gözlerini kapattı ve hızlı bir şekilde zihnine yoğunlaştı. Dongfang Xiu da ağzını kapattı ve tekrar bir şey sormadı. Karşısında, gözlerinin önünde ortaya çıkan tuhaf şeyi inceledi; bu tamamen onun bilgisini aşan bir şeydi.
Bir süre sonra, Yun Che gözlerini açtı: “Majesteleri, vücudunuzdaki kaynak gücünün her parçasını dizginleyin. Yakında göğsünüzde işgalci bir şey hissedeceksiniz. Bu durumda, ne olursa olsun, ona karşı çıkmayın.”
Cang Wanhe küçük bir baş hareketiyle onay verdi.
Yun Che hafifçe bir nefes verdi. Başarısı hakkında emin olsa bile, yine de, Kaynak Kulpunu bu şekilde ilk kez kullanıyordu ve yüreğinde gergin hissetmekten kendini alamadı. İşlem sırasında hiçbir hata olmamasını sağlayacak şekilde, hemen birinci ve ikinci kaynak girişlerini açtı… Tam Yanan Kalbi aktif ettiği sırada, Gözlerinin parlamasından önce ani bir değişiklik oldu… Başlangıçta kırmızı renkli olan Kaynak Kulp şaşırtıcı bir şekilde aniden turuncu renge dönmüştü… ve turuncu rengini bir saniyeliğine muhafaza ettikten sonra, hemen sarılaştı.
Kaynak Kulpunun gücünün aurası da daha öncekinin iki katı kadar artmıştı!
(MORİKAS ÇN: POWER UP MI GELİYOR YOKSA… :D)
“Bu tuhaf şey gerçekten rengini değiştirebiliyor mu?!” Cang Yue şaşkınlıkla haykırdı. Ancak, Yun Che bu ani değişime sadece boş gözlerle bakakaldı.
Burada neler oluyor!?
Nasıl kaynak kulpunun rengi sarıya dönebildi?!
Büyükbabası Kaynak Kulpu uyandıktan sonra, onun, kişinin hayatı boyunca değişikliğe uğramayacağını söylemişti! Kaynak Kulpum uyandığı zaman, açıkça en alt sıradaki Kırmızı Kaynak Kulpuydu… Peki nasıl bu şekilde değişebilir?!
Üstelik, sadece renk değiştirmekle kalmadı, gücü de Sarı Kaynak Kulpu kadar güçlü hale geldi!
Bir dakika bekle! Sakın söyleme...
Yun Che aniden olasılığı düşündü ve Kötü Ruh durumunu korurken hızlı bir şekilde ikinci kaynak girişini kapattı.
Hemen ardından, Kaynak Kulpu sarıdan turuncuya değişti.
Yun Che Kötü Ruh Kapısını da kapattı ve tüm kaynak girişlerinin kapalı olduğu durumunu devam ettirdi… Yaptığı gibi Kaynak Kulpu bir kez daha kırmızı rengine geri döndü!
Yun Che Yanan Kalbi tekrar aktifleştirdi ve Kaynak Kulpu anında kırmızıdan sarıya döndü.
Kaynak gücünün parlaklığının ve renginin sürekli değiştiği garip olayları izlerken, Yun Che'nin ifadesi bile çarpıcı bir hale büründü. Dongfang Xiu ve Cang Yue nefeslerini tuttu ve herhangi bir ses çıkarmaya cesaret edemedi, onlar fenomenlerin bir şekilde Yun Che'nin ilerlemesini yansıttığını düşündü ve sağduyu ile hareket etmeyi seçti.
Yun Che, Yun Canghai'nin onu kesinlikle aldatmayacağına inanıyordu. Buna karşın, kaynak kulplarının bu tip değişimleri kesinlikle anormaldi.
Belki de bu benim kendime özel kaynak damarlarımdan kaynaklanıyordur?
Bir kaynak kulpu kan damarları ve kaynak damarlarından oluşurdu. Onun gerçekte kaynak damarlarının hasarlı olması nedeniyle zayıf kırmızı kaynak kulpunun uyanmış olması son derece muhtemeldi ve o yenilerini sadece on altı yaşında oluşturmuştu. Normal şartlar altında ondaki Kötülük Tanrısı'nın kaynak damarları ve normal kaynak damarları arasında hiçbir fark yoktu, ama her açılan Kapıla birlikte, onun kaynak damarlarındaki güç daha da artmış olacaktı.
Aynı şekilde, her açılan Kapı ile Kötü Tanrısı'nın kaynak damarlarının gücünde bir sıçrama olacaktı… O kaynak damarları ve kaynak kulpundaki gücün birbiriyle ilişkili olduğunu zaten biliyordu, bu yüzden kaynak kulpunun mutasyona uğramasının kaynak damarları ile bağlantılı olup olmadığını merak etti ve aynı zamanda bu faktör altında kaynak gücünün de ne kadar büyük bir sıçrama yapacağını merak ediyordu... Kaynak kulpunda niteliksel bir değişimde gözlenebilir miydi?
Tek açıklaması buydu.
Onun kaynak kulpu sadece gücünün bir göstergesi değildi, aynı zamanda onun ruhunun bir göstergesi olabilirdi. Ayrıca, istediği herhangi bir zamanda bunlar arasında özgürce geçiş yapabilecekti. Onun kaynak kulpunun bu eşsizliği açıkça sağduyuyu bozuyordu, dahası Cang Wanhe'nin vücudunda bulunan zararlı paraziti ortadan kaldırabilme ihtimali de artmıştı. Ancak, o bile kötü niyetli zehri ortadan kaldırmak için başlamadan önce, böyle beklenmedik bir kazanın olacağını hiç düşünmemişti… Hayır, yanlış! Bunu bir kaza olarak adlandırmaktan ziyade, tamamen beklenmedik hoş bir sürpriz olarak adlandırmak daha iyi olurdu. Başlangıçta, Yun Klanı insanlarının kaynak kulpuna karşı olan hisleri bu kadar yoğun olmasa da, yeteneğin güçlü ve sıra dışı olmasıyla en sonunda... O, Yun Klanı halkının gözünde, ruhani bir güçten bile daha da fazlası oldu. Kaynak kulpunun gücündeki her artışın sonucunda, genel güçleri önemli bir ölçüde yükselecekti.
Kırmızı bir Kaynak Kulpu kişinin gücünün sadece yüzde onunu açığa çıkarabilirdi.
Ama Sarı bir Kaynak Kulpu kişinin gücünün yüzde otuzunu açığa çıkarabilirdi.
Açılan her Kapı kaynak kulpunun içeriğinde niteliksel bir değişim tetikleyebilirken, o halde "Araf"  açılırken, Gücünün yüzde kırkını gösterebilen Yeşil Kaynak Kulpuna dönüştürmek mümkün olacak!
Gelecekte, "Gürleyen Gökyüzü" açması mümkün olacağı zaman, tıpkı Yun Canghai'nin ki gibi Camgöbeği Kaynak Kulpuna bile dönüştürebilirdi.
(ÇN: Daha önce geçen Kapı sıralamasında [46. Bölüm], 3. Kapı “Gürleyen Gökyüzü”, 4. Kapı “Araf”, diye geçmiş ama sanırım yazar sıralamayı değiştirmiş.)
(Useless notu: Tam hatırlamıyorum ama yazar değiştirdi 3 ve 4ün yerlerini cidden :D sonra hiç bozuntuya vermeden devam etti. :D :D )
Ama, "Hades" i açması mümkün olacağı zaman, Yun Canghai'yi bile aşan ve kişinin yüzde altmış gücünü açığa çıkaran Mavi Kaynak Kulpuna sahip olabilirdi. Peki ondan sonra, Kaynak Kulpu ne kadar korkunç bir destek olacaktı?!
(ÇN: 5. Kapı daha önceki çeviride “Cehennem” diye çevirilmiş, ama ‘Hades’ “Cehennem Tanrısı” anlamına da geldiği için ve de “Cehennem” den daha iyi durduğu için “Hades” diye bırakacağım.)
Olasılıklar hakkında düşünmek, Yun Che'nin kalbinin biraz heyecanlı hissettirdi. Bir kerede tüm bu gereksiz duyguları bastırdı ve zihnini topladı… Kısa sürede, Cang Wanhe'nin göğsünün üstünde süzülen Sarı Kaynak Kulpu kayboldu ve Yun Che'nin ruhundan ayrılmış özel ruhani bir görünüme büründü. Yun Che'nin bilincinin rehberliğinde, bu ruhani görünüm ışık akımına dönüştü ve Cang Wanhe'nin vücuduna atılıp, göğsünden girdi. Onun kalp kanallarının içinde ilerlemeye devam etti ve daha derine ilerlediğinde, nihayet parazitin varlığını buldu. Sonra, parazitin vücudunu bir iğne gibi delip geçti.
Şu anda, parazit önceki(Yun Che’nin daha önce gördüğü) halinin iki katından daha büyüktü. Bu Cang Wanhe yaşam gücünü çalmıştı ve durum zaten çok korkunç bir biçimde ciddiydi. Cang Wanhe bir imparator olmasa, vücudu sayısız iksir ile desteklenemeyeceğinden, şimdiye kadar dayanması temelde imkansız olurdu. Yun Che kalbini sakinleştirdi ve kaynak kulpuyla sıkıca kavradı, parazitin vücudunu, içine yapışmış olduğu, yaşam özünün bulunduğu yerden...  Zorla çıkardıktan sonra, kaynak kulpu o yerden bir parlama ile ayrıldı ve paraziti Cang Wanhe'nin kalp kanallarının içine bıraktı.
Küçük bir "puf" sesi ile Cang Wanhe'nin göğsünde bir yumruğun yarısı kadar büyüklükte kanlı bir delik ortaya çıktı ve rengi tamamen ölüm-beyazı olan kocaman bir parazit, ondan dışarı uçtu. Cang Wanhe, parazit yere düşerken, korku içinde "Ah!" diye bağırdı. Parazitin gövdesinde, şiddetli birkaç kez çırpınıştan sonra, hiç bir hareket belirtisi olmadı. Sonra, hızla berrak bir su gölüne dönüştü ve bir iz bırakmadan kayboldu.
Cang Wanhe aniden, sanki bir kabustan uyanmış gibi oturdu. Yüzündeki ifade kıyaslanamaz ölçüde üzücü görünüyordu ve alnı ter doluydu. Yun Che kaynak kulpunu geri çekti ve Cang Wanhe'nin göğsündeki yarayı kapatmak için hızlı bir şekilde kaynak gücünü kullandı.
"Baba, sen iyi misin?" babasının eylemlerinden korktuğu için, Cang Yue hızla Cang Wanhe'nin yanına koştu ve elleriyle onu destekledi.
Cang Wanhe, korkutucu parazitin vücudundan çıkmasını ve berrak bir su birikintisine dönüşmesini izlerken, boş boş bakakaldı. Yüzü bir yükten kurtulmuş olma rengini ortaya çıkardı(ÇN:artık o nasıl bir renkse :D). Uzun bir nefes aldıktan sonra, şöyle dedi: “ Biz... iyileştik. Yun Che... teşekkürlerimizin sahibisin. Sadece bizim hayatımızın en büyük arzusunu yerine getirmekle kalmadın, şimdi hayatımızı da kurtardın. Biz... iyiliğinin karşılığını ödeyemeyiz.”
Yun Che, bu paraziti daha önceki anlatışında, konağın hayat bağına bağlandığını ve kendi besini olarak kullanıp büyüdüğünü. Bu konakla hayat çizgisini paylaştığını ve onlar arasında ölen kim olursa olsun, diğerinin de aynı anda öleceğini söylemişti. Ama şimdi, parazit dışarı da ölmüştü ve Yun Che önceki anlatışına da benzer şekilde, ölüm şekli berrak bir su göletine dönmüştü. Bununla birlikte, dayanılmaz bir ağrı hissi olsa bile, o hala hayataydı... bu Yun Che'nin onun tedavisinde başarılı olduğu anlamına geliyordu.
Yun Che, konuşurken hafifçe gülümsedi: “Neyse ki, paraziti ortadan kaldırmakta başarılı oldum. Bütün bu süreç düşündüğümden daha sorunsuz gitti. Sonuçta, bir parazit yalnızca böylesine zayıf ruhani bir gücün tek darbesiyle yıkıldı... Şimdi, Majesteleri, küçük bir iyileşme için iki haftaya, daha ılımlı bir iyileşme için yarım aya ve büyük ölçüde bir iyileşme için başka bir on beş güne daha ihtiyacınız var…(anlayacağınız, her 15 günde bir gözle görülür ilerleme olacak) Vücudunuz iki ay içinde de tamamen iyileşecek ve hastalanmadan önceki gibi sağlıklı ve enerji dolu olacak."
“Ge… gerçekten mi?” Cang Yue ve Dongfang Xiu aynı anda konuştu: "O gerçekten tamamen iyileşebilir mi?"
“Hahahaha! Eğer Yun Che söylüyorsa, Biz……. kesinlikle inanıyoruz!” Cang Wanhe bir imparatorun görkemli tavrını tamamen korumasına rağmen, sesi açıkça heyecanla titredi. Başlangıçta, birkaç yıldır yatalak ve ölümün eşiğinde olan, çoktan umutlarını kaybetmiş bir kişiye, yun Che'nin sözlerini işitmek, şüphesiz cennetsel bir müzikten farklı olmayacaktır.
“Mn!” Yun Che başını salladı, bir kesinlik ifade ederek: “Majestelerinin kötü sağlığı nedeniyle bedeninden uzaklaşan büyük bir miktar yaşam gücü var. Ama yaşam gücü kanın özünden farklıdır, ve yavaş yavaş geri kazanılabilir. Ayrıca, İmparatorluk Ailesi'nin bir üyesi için, yaşam gücünü geri kazanma süreci çok fazla zaman almayacaktır. Ancak, tamamen iyileşebilmek için, sağlığına iyi bakmalı. Kaynak gücüyle sürekli vücudunu sertleştirmesi ile, hayatında böyle bir durumla tekrar karşılaşmayacaktır.”
"Harika ... gerçekten harika!"
Dongfang Xiu bu hoş sürprizle bir kahkaha attı. Cang Yue neredeyse bayılma noktasına kadar mutlu oldu. Desteklemesi için Yun Che'nin koluna tutundu ve gözlerinin kenarında gözyaşları belirdi: “Teşekkür ederim, Küçük Kardeş Yun. Ben… Ben…’’
Hissettiği hoş bir sürpriz ve diğer sayısız duygularla birlikte, gerçekten bu durumda ne diyeceği hakkında hiçbir fikri yoktu. Beklenmedik bir şekilde, Cang Wanhe onun davranışlarına gülmeye başladı: “Yue'er, bundan sonra ona teşekkür etmene hala gerek var mı? Zaten ona tüm kalbini verdin. Ona teşekkür etmek için bundan daha değerli herhangi bir yöntemin yok mu. Hahahaha.”
(ÇN: Bu kral baya kafa adammış :D. Şöylede diyebilirim bu kral baya kral adammış :P :D)
“Baba…” Herkesin önünde birbirine sıkıca sarılmış ve birbirlerine aşk duygularını iletmiş olmalarına rağmen Cang Wanhe'nin açık açık konuşması hala utangaçlık ile yanaklarını kızartıyordu. Ancak, Yun Che'nin kolunu kavrayan yeşim elinin, gevşemeye dair herhangi bir belirtisi yoktu.
Yun Che'nin yüzünde de utangaç bir yüz ifadesi görünür görünmez, o acilen konuştu: “Um... Kıdemli Kız kardeş, babanızın uygun bir şekilde dinlenmesi gerekiyor, bu yüzden şimdi çıkmalıyız. Saray Şefi Dongfang, Majestelerinin göğsündeki yaranın yanı sıra onun kişisel güvenliğine de dikkat edin. Bu Gu Qiuhong denen kişinin Majestelerine tekrar yakınlaşmasına izin vermemeniz en iyisi olur. Tıp öğrenmemiş birisi için onun hileli yollarını fark etmek çok zor olur.”
“Mn!” Dongfang başıyla onayladı. “Bunun hakkında endişelenme. Majestelerine karşı kimsenin tekrar kumpas kurmasına izin vermem. Gu Qiuhong'a gelince... humph! Ona karışmamış olmama rağmen, şimdiye kadar yaptıklarını ona geri ödemek için bir fırsatım olursa eğer, feci bir ölümle yüzleştiğinden emin olacağım.”
Yun Che ve Cang Yue onların iznini aldı ve yatak odasından uzaklaştı. Ardından, yan yana dolaştılar ve Ay Kucaklayan Saraya geldiler.
(ÇN:Burdan sonrasını kesin tahmin ediyorsunuzdur :D Bakalım ne olacak :D)
Ay Kucaklayan Sarayı süsleyen tüm kırmızı kurdeleler ve kırmızı ışıklar bu zamana kadar ortadan kaldırılmış ve bunların birinden bile geride iz kalmamıştı. Bu durumu görünce, Cang Yue de sessizce rahat bir nefes verdi. O, Yun Che'nin süslemeleri görünce rahatsız olacağından korkuyordu.
Onların bu sefer ki tekrar bir araya gelmelerinden sonra, nihayet yalnız olma şansları vardı. Cang Yue Sarayın kapısını kapattı ve sıkıca Yun Che'ye sarıldı. Gözlerini kapatırken ona yaslandı ve onun bir daha gitmesine izin vermek istemedi.
“Küçük Kardeş Yun, Gerçekten mutluyum… seni kaybetmediğim için.” Cang Yue usulca mırıldandı.
“Bende mutluyum… sizi kaybetmediğim için.” Yun Che nazik bir sesle karşılık verdi.
“Pffft…” Cang Yue aniden hafif bir kahkaha attı ve sahte bir hoşnutsuzlukla konuştu: “ 'Sizi' yerine 'seni' demen gerektiğini düşünüyorum, yanlış mıyım? Sen kötü bir adamsın, her zaman gösteriş yapmaya çalışıyorsun, sadece on altı ay önce neredeyse hayatını kaybediyordun, ama aynı zamanda romantik bir geçmişin ortaya çıktı... hmph!”
Konuşurken en ufak bir kızgınlığı olmamasına rağmen, Cang Yue aynı anda burun ve dudak ucunu hafifçe kaldırdı. Yun Che'yi kaybettikten sonra, ona tekrar kavuştuğundan, zaten göklere sonsuz derecede müteşekkirdi. Ondan burada tekrar ayrılmaya hiçbir şekilde istekli olmazdı, bu yüzden nasıl onun ilişkileri hakkında onu kınayabilir veya itiraz edebilirdi?
"Err? Romantik ... geçmiş?" Yun Che boş boş bakakaldı: "Sen ne... "
“Sen ve Xia Qingyue'nin resmi olarak evli bir çift olduğunuzu biliyordum. Ama hiç düşünmemiştim aslında... aslında Chu Yuechan ile... hmph-hmph! Sen neredeyse dünyanın tüm erkeklerinin genel düşmanısın!”
“...!?” Yun Che aniden gözlerini genişletti ve kekeleyerek sordu: “Bu, bu, bu… Ben ve Küçük Peri… Ah hayır, Chu Yuechan hakkında demek istediğim… Bu şey… nasıl olabilir...?’’
‘’O senin ölüm haberini duyduktan sonra, Kılıç Yönetimi Terasına koştu ve aklını kaybetmiş gibi, Cennetin Cezalandırma Kılıcını yok etmek istedi… Sonra, orada kan kustu ve bilincini kaybetti. Sana olan aşkının gerçekten derin olması, şaşırtıcı biçimde en ufak bir şekilde kıskandırmadı. Yine de hiç kimse buz gibi bir yüze sahip, onun gibi soğuk kalpli ve soğuk ruhlu olan birinden böyle bir şey beklemiyordu. O zaten sayısız, birinci sınıf ve üstün yetenekli olan gencin delicesine aşık olma hedefiydi, ama hiç kimse soğuk ve güzel perinin sana aşık olacağını düşünmezdi… hehe! Bu sadece Küçük Kardeş Yun'umun muazzam ve çok üstün olduğunu göstermektedir. Küçük Kardeş Yun istediği sürece, bu dünyada fethedemeyeceğin hiçbir kadının var olmadığına inanıyorum.”
Bütün bu şeyleri anlatırken, Cang Yue'nin yüzü gururla doluydu.
(Çocuğa gel la artık :D Burda herkes meraktan ölüyo :D)
Bir süre şaşkınlıktan dili tutulurken Yun Che'nin ağzı hafifçe açık kalakaldı. Chu Yuechanın ona karşı tekrar tekrar kararlı duygular sergilemesi, ve ardından ikisinin Cennetsel Kılıç Villasında tekrar bir araya gelme deneyimi, Küçük Perinin başkalarına söylemesinin imkansız olduğu bir şeydi ve onun da başkalarına söyleme niyeti yoktu. Başlangıçta, Chu Yuechan kararında tereddüt etmedikçe ve hiçbir ilerleme olmadıkça, ilişkilerinin sonsuz bir sır olarak kalacağını düşünüyordu. Bunun göklerin altındaki herkes tarafından bilinerek sonuçlanacağını hiç düşünmemişti.
Yun Che kafa derisinin uyuştuğunu hissetti… O, Ling Yuefeng ve Xiao Juetian gibi üstün kişilerin ondan nasıl iliklerine kadar nefret ettiğini hayal edebiliyordu! Onların sadece hayalini kurabildiği soğuk ve güzel peri, genç kuşaktan biri tarafından ele geçirilmişti!
“Bu... Bu mesele... öhö öhö... bu... Yuanba'ya ne oldu? Oh doğru, o şimdi nerede? O iyi mi?” Yun Che aslında konuyu değiştirmek istemişti, ama Xia Yuanba'dan bahsettiği zaman, kalbi hemen gerildi. Yuanba'nın o günden beri depresyonda olabileceğinden korkuyordu.
“Yuanba… bilmiyorum.” Cang yue kafasını iki yana salladı: “Sen Cennetin Cezalandırma Kılıcı tarafından hapsedildikten sonra bayıldım. Ardından, çok uzun bir kabus gördüm. Ertesi gün, kendime geldiğimde, Saray Şefi Qin'in onun tek başına oturduğunu ve hiç kimsenin ona engel olmamasını veya onu takip etmemesini söylediğini duydum. Nereye gittiğini kimse bilmiyor. O zamandan bu yana, onu aramaya gitmesi için insanlarımızdan birçok kişi gönderildi. Ama onun nerede olduğuna dair herhangi bir ipucu bulamadık. Sanki Mavi Rüzgar İmparatorluğu'ndan ansızın kaybolmuş gibiydi.”
“Ancak, Yuanba'nın kesinlikle iyi olduğuna inanıyorum. çünkü ayrılmadan önce, Saray Şefi Qin'e senin karşılığında hayatının var olduğunu söyledi, o yüzden ne olursa olsun, kendisinin kolayca ölmesine izin vermecektir.” Xia Yuanba'dan bahsederken, Cang Yue'nin de yüzünde endişe belirdi.
“Yuanba…” Yun Che hafifçe adını andı. Bir süreliğine dalgın olduktan sonra, hafifçe konuştu: ‘’Bu çok iyi. Yuanba, seni bulduğum zaman, gerçekten büyümüş ve sorumlulukları yükünü almış olacağını umuyorum… Kendinden vazgeçmemek için diretmenin de bir nedeni olduğuna inanıyorum."
"Bu arada!" Cang Yue vücudunu Yun Che'nin göğsünden kaldırdı ve sordu: “Küçük Kardeş Yun, İmparatorluk Şehrine geri gelmeden önce Chu Yuechan... ve çocuğunu görmeye gittin mi? Çocuğun bir erkek mi yoksa kız mı?”

(ÇN: Ve bölüm tam da yerinde bitti. :D)

Yorum Yap "ATG 309 - DEĞİŞEN KAYNAK KULPU"