Otto Von Bismark Günceli

ATG 305 - BÖLÜM ADI - GİZLİ

Eylül 16, 2016

305 - BÖLÜM ADI - GİZLİ ( Bakmak İsteyen En Alta Baksın, Ama Bakmanızı Önermem )
Alev nilüferi acımasızca çiçek açınca, çok sayıda mürit içinde tuzağa düştü. Yanan Cennet Sanatları’nı öğrenmek alev yeteneklerine karşı direnci geliştirmesine rağmen, Anka alevi karşısında, hiçbir şekilde yeterli olmadı.
Muazzam alev nilüferinin altında, öğrencilerin yüzlercesi acımasızca yanıp kül olmadan önce birkaç nefeslik zaman için çırpındı. Yun Che'ye saldıran Gökyüzü Kaynak Alemindeki Elder de alev nilüferi içinde yutuldu… Kızıl alev yaprağı yaklaştığı zaman, o soğukkanlıkla gülmüştü. Çünkü bir kızıl alev temelde Kaynak Alevlerinin en düşük derecelisi olarak kabul edilirdi. Elder mor alev ile karşılaştırdığında, bu konuda pek düşünmedi. Ancak, o hemen bir domuz katlediliyormuş gibi gelen bir çığlık kopardı. Onun çığlığının ardından, saçı, sakalı ve giydiği tüm giysileri anında yandı. Bütün vücudu bir haşlanma ve bir demirle dağlanma gibi acı hissetti. Çığlık atarken, vücudunun içindeki tüm kaynak gücünü aktive etti ve çılgınca kaçıştı. Sonunda alev nilüferinden kaçtığında, vücudundaki tüm giysiler çoktan yanmıştı. Sakalı ve saçının yarısı yanmışken çok darmadağınık ve acınası görünüyordu. Vücudunun her yerinde çok sayıda yaralanma bile vardı.
Yaklaşan alev nilüferi tarafından arkasından kovalanırken Fen Moran anında korktu ve aceleyle kaçtı. Zorla onlarca metre uzaklaştıktan sonra bile, yüzü hala şok doluydu.
Zarif ama tehlikeli alev nilüferi herkesin kalbini ve ruhunu hayrete düşürdü. Onların gözlerinin önündeki sahne gerçekçi olmayan bir hayal gibi görünüyordu… Yun Che'den gelen alev dehşet vericiydi. Aslında kaynak enerjileri için bir destek olarak ruh kuvvetlerini de kullanan Yanan Cennet Klanı öğrencilerinin, hakkından gelebilmişti! Mavi Rüzgar İmparatorluğu'nun en güçlü ateş nitelikli kaynak sanatı uygulayıcıları böyle bir acınası bir şekilde yanmıştı!
Fen Juecheng gözleri genişleyerek baktı ve onun ifadesi kaskatı kesilmiş gibi görünüyordu. Onun yanındaki Fen Duancang şaşkınlıkla şöyle dedi: “Bu… Anka Alevi! Onun Anka Alevini kullanabildiği söylentisi... aslında gerçek!”
Yun Che'nin Anka Alevi önceki Sıralaması Turnuvası’nda zaten 'açığa çıkmıştı'. Fen Duancang Yanan Cennet Klanı'nın bir Köşk Ustasıydı ve tüm hayatı boyunca ateş nitelikli kaynak sanatlarını yetiştirdiğinden Kaynak Gökyüzü Kıtası’nın en güçlü alevinin kudretinin elbette farkındaydı - Anka Alevi ve imzası,
Ankanın Dünya Şiiri .
Yıldız Kavurucu İblis Nilüferi'nin çiçek açması Yanan Cennet Klanının müritlerini daha fazla karamsarlaştırdı. Alev nilüferi nihayet ortadan kaybolduğunda, çevredeki tüm müritler korku içinde baktı ve onlardan biri bile ileri adım atmaya cesaret edemedi. Bu noktada, Yun Che'nin arkasından kızgın bir kükreme patlak verdi: "Velet, hayatını teslim et!"
Yun Che'nin alevleri Fen Moran'ın içindeki öfke alevlerini tamamen körüklemişti. O tüm gücüyle peşine düşmüş ve Yun Che'yi arkasından pençelemişti. Onun mor alevleri çılgınca tutuştu ve onun çabukluğu, uzun mor alev silüetlerinin içinden üstüne atılırken, Yun Che ise uzaktan mor bir pitonun avı gibi görünüyordu.
Yun Che, Fen Moran'ın karşısında dikkatsiz olmaya cesaret edemedi. Ancak, onun ne korkusu ne de saldırıyı önlemek için herhangi bir niyeti vardı. Sadece Ejderha Kusurunu salladı ve ileri bir "Derebeyi'nin Hiddeti" yolladı. Hiçbir üst rütbelinin karşısında daha önce asla korkmamıştı.
"AHH! Dikkatli ol!" Yun Che eylemi sırasında Cang Yue'nin endişelenmesine neden oldu.
"Çabuk onu atlat!" Dongfang Xiu şokla birlikte istemsizce bağırdı. Fen Moran da Gökyüzü Kaynak Aleminde olmasına karşın, onun kaynak gücü bir önceki eldere kıyasla çok daha üstündü. O Gökyüzü Kaynak Alemi'nin yedinci seviyendeydi! Onun gücü tüm Yanan Cennet Klanı içinde kolayca ilk on arasında yer bulurdu! Onun bu saldırısı öfkesinin etkisi altında gerçekleştirilmiş ve neredeyse tüm gücünü kullanmıştı. Yun Che ne kadar güçlü olursa olsun, Gökyüzü Kaynak Alemi'nin yedinci seviyesindeki birinin tüm gücüyle yaptığı saldırısını engellemesi mümkün olmayacaktı… Sanki ölümü arzuluyormuş gibi saldırıyı kafa kafaya alıyordu.
Ancak tavsiye Yun Che'nin kulağından döndü. Ağır kılıcın gücü, Fen Moran'ın alevli pitonuna ağırca çarparken patlayan bir volkan gibi görünüyordu.
BOOOM~~~~
Yüksek sesli patlama, gökyüzünde çarpışan iki bulut gibi iç karartıcıydı. Ağır kılıcın salınımı ile çarpışan kavurucu mor piton, anında tuz buz haline gelmeden önce şekli bozuldu… Ağır kılıcın gücü de çarpışmadan sonra tamamen kaybolmuştu ve her iki taraf da herhangi bir şekilde hasar almadı.
Bu sonuç, Yun Che'nin değiş tokuşu kesinlikle kaybedeceğini ve ağır yaralanacağını düşünen bu insanları hayrete düşürdü.
Bu, Gökyüzü Kaynak Alemi'nin yedinci seviyesindeki, bir zirve kaynak uygulayıcısının, bir saldırısıydı. Dahası, Yun Che saldırıyı tamamen kafa kafaya almayı başarmıştı! Bu herkesin anlama kapasitesinde tamamen mantıksız bir şeydi. Dongfang Xiu gibi nihai bir uzmanın bile yüzünde bir inançsızlık vardı… Gerçek Kaynak’ta, Ruh Kaynağı yenme, Ruh Kaynak’ta, Yeryüzü Kaynağı yenme, bütün bir alem yukarıdaki bir rakibi yenmek son derece zor olmasına rağmen, daha önce tarih kitaplarında yazıldığı olmuştu. Bu nedenle, bu gerçekleşmiş olsa bile, fazla mantık dışı olmayacaktı. Bununla birlikte Yun Che sadece Yeryüzü Kaynak Alemindeydi ve Gökyüzü Kaynak Alemi'nin yedinci seviyesindeki güçlü bir rakibinin saldırılarına karşı koymayı başarmıştı. Bu Mavi Rüzgar İmparatorluğu'nun tarihinde tamamen duyulmamış bir şeydi.
Güçlü bir av köpeği bazen vahşi bir kurta rakip olabilirdi, ama bir kedi yavrusu ile bir kaplanın başabaş olması, tamamen duyulmamış birşeydi!
En çok şok olan kişi kuşkusuz Fen Moran'dı. O daha önceki saldırısında ne kadar güç kullanmış olduğunu açıkça biliyordu. Böyle genç bir yaşta bu kadar güce sahip olmak, bu bir gencin karşısında, korku içinde kaldığı hayatındaki ilk seferiydi… Yanan Cennet Klanını ne olursa olsun ortadan kaldırmak için yeminliyken, böyle genç bir yaşta böyle bir güce sahip olmak... Bu çocuk kesinlikle hayatta kalmamalı!
"Yanan Cennet Kan Pençesi!"
Fen Moran, Yun Che'nin gücü yüzünden dikkatli olmaya başladı ve yüreğinde, onu öldürmek zorunda olduğunu biliyordu. Onun şimdi ki saldırısı şüphesiz klanındaki bitirici hamlelerden biriydi... Bu sadece bir Gökyüzü Kaynak Alemi uygulayıcısının kavrayabileceği mutlak bir beceriydi. Anında, kan dalgaları önünde sarmalandı. Dalgaların içindeki büyük kan kırmızısı bir pençe şiddetle ileri atıldı, Yun Che'ye doğru saldırdı.....
Kan Pençesi'nin yarattığı muazzam baskı mor pitonun taşıdığından birkaç kat daha güçlüydü. Yun Che'yi tek hamlede öldürmek istediği belliydi!
Yun Che kaşlarını çattı. Darbeyi kafa kafaya almak için ciddi şekilde hazırlandı ama aniden, arkasından, birkaç güçlü auranın hızla yaklaştığını hissetti… Gökyüzü Kaynak Aleminde olan diğerleri de Yun Che'nin gücünü kabul etti ve artık ona yukarıdan bakmaya cesaret edemedi. Hepsi Yun Che'ye saldırmak için atıldı.
Yun Che kaldırmak üzere olduğu Ejderha Kusuru'nu hızla indirdi ve Fen Moran'ın kan pençesine karşı koymak için doğrudan vücudunu kullandı.
Fen Moran deli gibi gülmeye başlamadan önce boş boş bakakaldı: “Yaşamak için hiçbir şansın kalmadığını farkettiğinden mi ölümü bekliyorsun? HAHAHAHAHA! Yanan Cennet Kan Pençemin altında ölmek için yeteneğin var, kesinlikle boşuna yaşamadın!"
Yun Che'nin eylemleri çevredeki insanların kalplerinin bir kez daha durmasına neden olmuştu. Bedeninin kan pençesinden uzaklığı bir inç den daha az olmuşken, anında vücudunu çevreleyen yarı saydam bir bariyer ortaya çıktı.
“Mühürlenen Bulutun Kilitlenen Güneşi”
Muazzam kan pençesi Kötülük Tanrısı'nın güçleri tarafından oluşturulan bariyere şiddetle çarptı ve kan dalgalarının büyük bir miktarı havaya fışkırdı. Devasa güç birkaç kilometre uzaktaki insanların yere düşmesine neden olarak, onları oldukça uzun bir süre için ayağa kalkmaktan aciz hale getirdi. Bununla birlikte, Mühürlenen Bulutun Kilitlenen Güneşi'nin koruması altındaki Yun Che, bir parça bile zarar görmedi. Bunun yerine, yakınlardaki Gökyüzü Kaynak Alemi uygulayıcıları önceki devasa çarpışmanın etkisine dayanıyordu, arkalarındaki yanan Cennet Klanı müritleri ve direkt Fen Juecheng de. O gökyüzü boyunca kayan kuyruklu bir yıldız gibi ilerledi.
Görme yeteneği olan bir Gökyüzü Kaynak Alemi uygulayıcısı, Yun Che'nin herhangi bir yaralanma acısı olmadığını ve yerine Fen Moran'ın gücüne dayanarak, anında, Fen Juecheng'e ulaşmak için engelleri aştığını, kolayca görebilirdi… Fen Moran'ın olanların şokundan kurtulması mümkün olmadığından, uzun bir süre boş boş baktı.!
"Aferin velet!" Dongfang Xiu yüksek sesle övdü!
"Aferin velet!" Fen Duancang, Fen Juecheng'in yanındaydı, yine de onu övmekten kendini alamadı. Daha sonra, sakin bir ifade tutarak, Fen Juecheng'in önüne atıldı. Şu anda, Yun Che de aynı noktaya henüz ulaşmıştı... Fen Duancang'dan, Fen Moran'dan daha güçlü bir baskı hissediyordu, ama içinde en ufak bir korku yoktu. Ejderha Kusuru tıpkı, gökten avının üstüne dalan bir kartal gibi, tahrip edici bir baskıyla birlikte gökyüzünden aşağı salındı.

Ağır kılıçtan gelen baskı Fen Duancang’ın biraz duraksamasına neden oldu. Avucundaki kaynak gücü arttı ve gücünün neredeyse yüzde doksanını (%90) kullandı.
BOOM!!

Fen Duancang’ın avucundaki tutuşmuş mor alevler, ağır kılıç ile şiddetle çarpıştı. Gürültülü bir patlamayla birlikte, Yun Che şiddetle geriye itildi ve geri tepme nedeniyle geriye takla attı. Ayrıca Fen Duancang da üç adım geriye doğru sürüklendi ve bütün sağ kolu uyuştu. O son derece şok olmuştu, kaynak gücünün yüzde doksanını(%90) kullanmasına rağmen, yine de saldırısı Yun Che tarafından neredeyse mükemmel bir şekilde engellenmişti.

Bu genç yaşta bu kadar inanılmaz olmak, onun geleceği sınırsız olmalı.
Fen Duancang buna çok şaşırdı. Yun Che olgunlaştığı zaman, o kuşkusuz tarihe geçecek ve tüm Kaynak Gökyüzü Kıtasını sallayacaktı. Eğer genç yaşta ölürse, yazık olurdu… Ancak, Yanan Cennet Klanı’nı bir düşman olarak seçmişti ve onların birçok üyesini öldürmüştü. Yanan Cennet Klanı’nın bir üyesi olarak, kesinlikle onun o güne kadar yaşamasına izin veremezdi.

Aniden Fen Duancang’ın zihninde tıpkı Fen Moran’daki gibi kana susamışlık ortaya çıktı. Sol elini aniden dışa doğru itti ve aynı Yanan Cennet Kan Pençesi’ni agresifçe serbest bıraktı ve o Yun Che’ye şiddetle saldırırken, Yun Che hala dengesini kazanmaya çalışıyordu.
Bang!!
Devasa kan dalgası yukarıya püskürdü ve Yun Che ateşlenmiş bir mermi gibi gökyüzünden aşağıya indi. O zemini çökerterek, büyük bir çukur yarattı... Toz henüz dağılmaya başlamışken, aniden uçan bir figür görüldü.


‘’N… Ne?!’’ Fen Duancang anında şok oldu.

Onun önceki Yanan Cennet Kan Pençesi Yun Che’ye şiddetle vurmuştu
ve onun vücuduna isabet eden vuruş zeminde büyük bir çukura neden olmuştu. Bu tür bir güç Yeryüzü Kaynak Alemi’nin yüksek seviyelerinin kolaylıkla parçalanıp ezilmesine neden olabilirdi. Eğer aynı seviyedeki biri bile olsaydı, böyle bir darbeyi direkt aldıktan sonra, kendine gelmesi en yaz yarım gün sürerdi. Ama her nasılsa, Yun Che, sanki hiçbir şey olmamış gibi görünürken hâlâ bir karşı atak gerçekleştirebiliyordu.

Bu, Yun Che'nin, Fen Moran'ın Yanan Cennet Kan Pençesi'nden gelen şoka dayandığına inanmak yerine zarar görmediği gerçeğini farkettirdi...
Fen Duancang anında merak etti, birkaç koruyucu özel hazineye ya da kaynak tekniğine mi sahipti?

Fen Duancang’in yüzü gaddarlaştı.
Dışa uzattığı avucunu kapattı ve elinde yedi ayak uzunluğunda alev kılıcı belirdi. Eğer Yanan Cennet Klanındaki bir Köşk Ustasının bir çocuğa karşı bir silah kullanmak zorunda kaldığı yayılırsa, şüphesiz onlar alay konusu olurlardı. Halbuki, kalbi, Yun Che’nin karşısında,çoktan gitgide huzursuz olmaya başlamıştı. Onun aklındaki tek düşünce, onu mümkün olan en kısa sürede öldürülmesi gerektiğiydi… Eğer Yanan Cennet Kan Pençesini engelleyebildiyse,Yanan Cennet Kılıcını bile engelleyebilmesi mümkün olur muydu?

Fen Duancang’ın Yanan Cennet Kılıcı’na bakan Yun Che hiç kaçınmadı. Ejderha Kusurunu kavradı ve bir saldırı duruşu aldı. Fen Duancang’in Yanan Cennet Kılıcını görmemiş gibi görünüyordu..…. Yanan Cennet Kılıcı ona acımasızca inerken bile, o kaçma belirtisi göstermedi.

‘’Geber!!’’

Yanan Cennet Kılıcı son derece sıcak bir hava dalgasıyla birlikte aşağı indi, Yun Che’nin sol omzunun üzerine şiddetle çarptı. Patlama, anında büyük bir miktar kan sıçrattı ama kılıç onun etini kesip geçmeyi başaramadı; bunun yerine omzundaki kemik tarafından durduruldu.

‘’Ughh… ‘’ Fen Duancang’in gözleri
 aşırı şoktan dolayı bir çan kadar genişledi. Onun savuruşu genellikle çok etkili olurdu, bir Gökyüzü Kaynak uygulayıcısı bile tüm gücüyle savunmuş olsa, yine de iki parçaya kesilmiş olurdu. Ama, Yun Che sadece omzunu kullanarak engellemişti… Ve o anda, Yun Che elindeki Ejderha Kusurunu Fen Deancang’ın göğsüne sağlam bir şekilde vurdu.

‘’Defol!!’’

Gürültülü bir patlamayla, Fen Duancang’in koruyucu kaynak gücü parçalanmadan önce sadece bir nefeslik zaman boyunca dayanabildi. Üst gövdesindeki tüm duyularını kaybetti ve zihninde sayısız arının vızıltı sesi yankılandı. Tüm vücudu uzak bir mesafeye saman yığını gibi uçtu...
Yuh Che, Fen Duancang’in saldırısını kolaylıkla engelleyebilmek için ‘’Mühürlenen Bulutun Kilitlenen Güneşi’’ kullandı. Ama, ‘’Mühürlenen Bulutun Kilitlenen Güneşi’’ kullanılırken, tüm kaynak gücü savunmaya konsantre olur ve saldırı için kullanılamaz. Bu nedenle, Fen Duancang'a karşı bir saldırı şansı daha elde etmek için omuzu ile savunmayı seçti... O bedenindeki ejderha kanının güçlendirmesi ve üçüncü aşamadaki Buda’nın Büyük Yolu’nun korumasına inandı, Karşısındaki Fen Duancang bile olsa, onu kesmeyi başaramazdı.

Normal bir değiş tokuşta, Fen Moran'ı büyük olasılıkla yenerdi, ama Fen Duancang için bir tehdit olamazdı. Ama çeşitli garip yöntemleri vardı. Ancak, birkaç tuhaf yönteme sahipti. Saldırısını saptırmak kolay olmadığından, Fen Duancang'ı öldürmek bile istese, onu öldürme ihtimali kuşkusuz en az %50 olurdu.


305 - DURDURULAMAZ


Yorum Yap "ATG 305 - BÖLÜM ADI - GİZLİ"