Otto Von Bismark Günceli

ATG 304 - BÖLÜM ADI - GİZLİ

Eylül 16, 2016

304 - BÖLÜM ADI - GİZLİ ( Bakmak İsteyen En Alta Baksın, Ama Bakmanızı Önermem )
Hiç kimse aslında ilk harekete geçenin Yun Che olacağını tahmin etmemişti! Aslında gerçekten harekete geçmişti… Ve o harekete geçtiğinde, Yanan Cennet Klanının bu korkunç grubuna karşı geldiği ve artık geri dönmesi için bir yeri olmadığı anlamına geliyordu!
İki binden fazla kişiden oluşan bu grubun hepsi Yanan Cennet Klanının elitleri idi. Bırakın tek bir genci, Mavi Rüzgar İmparatorluğu içinden Dört Büyük Mezhepten başka bir mezhebin bile, onlara karşı çıkması mümkün olan bir olasılık değildi!
Yun Che'nin eylemleri, artık kibirli ve kuduz olarak isimlendirilemezdi... Basitçe deli idi!
"Küçük Kardeş Yun, dikkatli ol"
Cang Yue, Yun Che’nin birçok şok edici eylemine alışık olmasını rağmen, bu defa, yine de Yun Che tarafından kalbi neredeyse göğsünden dışarıya fırlayacak kadar çok korkutulmuştu… Bu sefer, sadece Fen Juecheng’e karşı değildi, dahası, tüm heybetli Yanan Cennet Klan grubuna karşıydı! Bunlar arasında, sekiz (8) Gökyüzü Kaynak Aleminin üst düzey uzmanları bile vardı!

Ayrıca Cang Wanhe’nin rengi şoktan soluk bir hale dönmüştü. Yun Che’nin sağ salim döndüğünü görünce, çok şaşırdı ve kesinlikle onun böyle bir yerde düşmesine istekli değildi. Telaşlı bir sesle,’’Dongfang Xiu, acele et ve onu durdur! Tüm gücümüzle onu korumak istiyoruz, kesinlikle onun burada ölmesine izin vermeyeceğiz!’’ dedi.

Ama Dongfang Xiu herhangi bir harekette bulunmadı. O Yun Che’ye baktı ve sakince konuştu, ’’Şimdi ki durum durdurabileceğim bir şey değil. Ayrıca Majesteleri endişelenmeye gerek yok, durumun gidişatını sakince izleyelim. Ben kesinlikle bu on yedi(17) yaşındaki canavar gibi dehanın on yedi(17) yaşında olduğuna inanmıyorum, ve bir tarikat desteği olmadan, yine de sıralama turnuvasında üst düzey pozisyon elde edebildi ve kendini ölümüne sebep olacak aptalca bir şey yapacağını sanmıyorum. Onun bazı planları olabilir.’’

“Defol!”

Gürültülü bir kükreme herkesin kulaklarını salladı. Yun Che bir düzineden fazla ateş ejderhasının kombine saldırısı karşısında, onları görmemiş gibiydi, sıyrılmadı ya da onları savunmadı ve o büyük kızıl alevlerin onun bedenini yakmasına izin verdi. Onun Ejderha Kusuru yükselerek, bir Derebeyi’nin Hiddeti ile önündeki alanı paramparça etti.
Boom!!

Gürülülü bir patlamayla büyük bir parça toprak(zemin) şiddetle parçalandı. Onlar gayzer gibiydiler, kum ve kayalar otuz metreden daha fazla yüksekliğe fırladı ve Yun Che’yi çevrelemiş ve saldırmış olan düzinelerce Yanan Cennet Klanı uzmanının hepsi, geriye uzağa doğru savrulurken bağırıyorlardı. Yun Che'nin çevresini kuşatmış alevlerin hepsi de yarılarak birbirinden ayrıldı,
ve sonra onları çabucak dağıttı.
‘’N… Ne!?’’


‘’Bu nasıl olabilir!?’
Bu sahne, herkesin şoktan yüzlerinin solmasına sebep oldu… Yun Che ile ilgili söylentiler ülke çapında biliniyordu ve onun gücü doğal olarak uzun süredir herkes tarafından biliniyordu. On altı(16) ay önce, o Sıralama Turnuvasında birinci sıradayken, onun kaynak gücü onuncu(10.) seviye Gerçek Kaynak Alemindeydi, hatta o, Yeryüzü Kaynak Aleminde olan Xia Quingyue’yi zar zor yenmeyi başarmıştı. O açıkça gücünün en yüksek sınırlarını göstermişti ve onun savaş gücü Yeryüzü Kaynak Aleminin erken aşamasıyla kıyaslanabilirdi. Ve onu daha öncesinde kuşatmış ve saldırmış olan on üç(13) kişinin hepsi, Yeryüzü Kaynak Aleminde olan uzmanlardı.

Yine de, bunların hepsi Yun Che tarafından yapılan tek bir darbeyle püskürtüldü.

Hayır, bu doğru değil!

Onlar kuşkusuz sadece püskürtülmedi. Gerçekte uçarak gönderilmiş olan Yanan Cennet Klanı öğrencilerinin hiçbiri yere ayak bastıktan sonra ayakta duramadı… Açıkça onların her birinin yarılarak açılan göğüslerinden devasa bir şekilde kan sıçrıyordu.
Tek bir saldırı ile, o Yeryüzü Kaynak Alemi uzmanlarının onlarcasını ağır yaraladı!
Sadece tek bir saldırı ile, tek bir saldırı değiş tokuşu ile!!

Herkes orada şaşırmış bir şekilde ayakta duruyordu ve imparator bile, Cang Wanhe’nin göz bebekleri büyük bir dereceye kadar küçülmüştü. Yun Che’nin eski gücüne aşina olan Qin Wushang bile daha fazla şok oldu ve kendi gözlerinin gördüklerine inanmaya cesaret edemedi.

(yasmen3 Notu: Adamın nutku tutuldu :D :D :D )


Yun Che'nin gücü söylentilerin çeşitli versiyonlarında büyük ölçüde abartılmıştı. Ama şuanda, herkesin gördüğü, onun gücünün söylentilerden bir kaç kat daha güçlü olduğuydu. Bir saldırısıyla birlikte onlarca Yeryüzü Kaynak Alemindeki uzmanı ağır bir şekilde yaralıyordu, en azından orta düzey Gökyüzü Kaynak Aleminin gücüne sahipti.
Yanan Cennet Klanının üyeleri bile şiddetli bir biçimde şok oldular. Hatta
Fen Juecheng’in göz bebekleri neredeyse göz çukurlarından dışarı fırladı. Onun önceki sakin yüzü anında panikle doldu. Onun vücudu yavaşça geri çekilmeye başladı ve bilinçsizce mırıldandı, ’’İmkansız… Bu imkansız’’

‘’Öyle görünüyor ki, Bu Yun Che’nin gücü söylentilerden bile daha abartılı.’’
Fen Duancang, Fen Juecheng’in yanında belirdi ve bir kaşını hafif çatarak söyledi,’’ Bu genç yaşta, aslında böyle bir kuvveti var. Bu temelde düşünülemez! Yanan Cennet Klanımızdan hiç kimse onunla karşılaştırılamaz; o gerçekten büyük olan kibrine sahip olmak zorunda mı…
Eğer o, kendini saklamış ve kanatlarının tamamıyla yayılmasını beklemiş olsaydı, gelecekte korkutucu bir düşman olabilirdi. Ama, o dışarıya atladı ve hatta sadece bu derece güçle karşımızda böyle davranıyor, o basitce çok cahil ve aptal.’’

"Üçüncü Amca, harekete mi geçiyorsun?" Fen Duancang'ı yanında görünce, Fen Juecheng'in paniği anında tamamen kayboldu.
“Yine de bir küçüğün aykırı hareketlerine karşı canımı sıkmam. O ne yaptığını bilmeyen biri değil gibi. Ona bakınca, onun hedefi buraya size gelmek olmalı. Benim şimdi ki görevim sizi korumaktır. Eğer o yeteneklerini gerçekten abartıyorsa, saçınızın tek bir teline bile dokunabileceğini aklından geçirmemeli" Fen Duancang sakince söyledi.
Fen Duancang söylediklerinde haklıydı. Doğal olarak, toy bir şekilde Yun Che'nin korkunç Yanan Cennet Klanı'na karşı gelmesinin gerçekten mümkün olduğu düşünülemez. Karşısındaki, ister Fen Moran isterse de Fen Duancang olsun, sadece tek bir Gökyüzü Kaynak Alemi’nin son aşamasındaki uzmana karşı zafer kazanması için basitçe gücü yetmezdi. Onun hedefi, Fen Juecheng'di... Fen Juecheng, Yanan Cennet Klanının gelecekteki Klan Lideri iken, onu yakalayabildiği sürece, o zaman kesinlikle yeterli idi!
Bununla birlikte, Fen Juecheng burada ağır koruma altındaydı, bu yüzden oradaki herkesin gözünde, ona ulaşmak temelde imkansız bir şeydi.
Yun Che ileri yürürken, direk Fen Juecheng'in olduğu yön doğrultusunda gitti. Onun yolunu kapatan insanların hiçbiri uzman değildi, bununla birlite, Yun Che'nin gücünün ne tür bir seviyeye ulaşmış olduğunu kafalarında canlandırmaktan kuşkusuz tam anlamıyla acizlerdi ve onun elindeki ağır kılıcın kudretinin ne kadar korkunç ve zalim olduğunu anlamaktan bile daha acizlerdi.
“Haah!”.
Yun Che ağır kılıcını yatay bir şekilde savurdu ve bir patlama ile, saldırmak için ön tarafından gelen yirmi küsür Yanan Cennet öğrencilerinin hepsini gökyüzünde uzağa savurdu, çığlıkları gökyüzünde yankılanıyordu. Normal silahların baskılayıcı gücü genelde sadece tek bir kişi ya da birkaç tane insanı hedefleyebilirdi, oysa, bir ağır kılıcın baskısı bir kez kurulduğunda, kullanan kişi asker ve atlardan oluşan büyük bir orduyla karşı karşıya olduğunda bile, o hala durdurulamaz olurdu. Yanan Cennet Klanının uzmanları, Yun Che'nin ağır kılıcının etkisi altında, hafif durumlarda, ağır yaralanır, ağır durumlarda ise, öldürülürdü… İlk etapta Yanan Cennet Klanı onu öldürmek istemişti, bu yüzden doğal olarak, Yanan Cennet Klanı ile daha da büyük bir düşmanlık kurmaya aldırmazdı. Onun saldırılarında en ufak bir merhamet yoktu ve Yanan Cennet Klanı bu duruma tepki veremeden, öğrencilerinden birkaç düzinesi zaten kılıcının vahşi kudreti altında şehit olmuştu.
BOOM!!
Ve başka bir patlama sesi. Yanan Cennet Klanındakilerin 10'larcası onun 10 metre yakınına bile yaklaşamadan önce, bir patlama ile savruluyorlardı. tam önündeki üç kişinin organları anında ikiye parçalandı ve gökten kan yağdı… Bu korkunç kudret seyircilerin hepsinin, ifadelerinin korkudan solmasına neden oldu.
“Huaah!!”
Yanan Cennet Klanı grubunun içinden, büyük miktarda öfkeli kükreme geliyordu ve arkasından toplam elli küsür Yanan Cennet Klanı öğrencisi yukarı fırladığı gibi onlarca kızıl Yanan Cennet Kılıcı Yun Che'nin üzerine indi. Her yerden, daha bile yoğun sayıda Yanan Cennet müridi dolup taştı. Böyle metalik bir davul sesi benzeri konsantre saldırıların oluşumu altında, dev bir baskı hissi Yun Che'yi sıkıca sardı. Yun Che'nin ifadesi karardı. Yıldız Tanrısı'nın Kırık Gölgesi'nin etkisi altında, aniden kayboldu ve herkes hazırlıksız yakalanırken, bedeni çoktan yetmiş küsür metre kadar yukarıda, gökyüzünde belirmişti...
"Hepiniz, defolun!!"
Yun Che'nin figürü kayan yıldız gibi indi. Ejder Kusuru'nu acımasızca aşağıya savurdu ve inerken bir Batan Ayın Düşen Yıldızı kullandı. Vahşi bir yıkıcı güç dalga dalga aşağıya doğru ilerledi, ve anında, yaklaşık yüz Yanan Cennet müridi, son derece şiddetli güç altında Mt. Tai'ye kadar düşmüş gibilerdi. Bunların yarısından fazlası baskıdan dolayı anında zemine yapıştı… Ve bu güç onların umutsuzluğa düşmesine neden oldu, o anda dahi onlara acımasızca saldırıldı.
“BOOM!!”
Toprak bir anlığına ağırca sarsıldı ve sokakların iki tarafında bulunan bir kaç bina bir anda çöktü. Toprak onlarca metre derinden tamamen yükseldi ve daha sonra, alçalarak, cesetleri örtüp şiddetli güç ile tamamen paramparça etti. Ayrıca güç patlamasının çevresindeki Yanan Cennet müritleri ağır bir çekiçle vurulmuş gibi uzağa savruldu. Arkadaki, aslında ona saldırmak isteyen Yanan Cennet Klanı müritlerinin hepsi tutulmuş dilleriyle olay yerine baktı. Vücutları titriyordu ve ileriye tek bir adım atmaya cesaret edemediler.
Çevrede yeterince seyirci olmasına rağmen, korkutucu şok dalgası nedeniyle yerde sersemlemiş olan hala birkaç insan vardı. Tamamen serseme dönerek, yere oturmuş ve ayağa kalkmayı tamamen unutmuşlardı.
Bu söylentilerdeki Yun Che miydi?
Söylentilerin hepsi yalan mıydı? Açıkçası, o söylentilerden, on kat... yüz kat daha güçlüydü! Bu gücün dehşeti onların olağan yaşamlarında gördükleri her şeyi aşmış gibi görünüyordu! Onun önünde. Yanan Cennet Klanı'nın bu sayısız elit uzmanı, gerçekte tıpkı bir grup karınca kadar savunmasızdı.
Yun Che'nin bedenini çevreleyen, birkaç düzine metre büyüklükte bir krater ortaya çıktı. Onun iniş noktası doğrudan büyük kraterin merkeziydi ve Ejderha Kusuru toprağa derinden saplanmıştı. Ancak, onun duraklaması sadece kısa bir an sürdü ve Ejderha Kusuru anında dışarı çekilmişti bile. Vücudu ışıktan bir çizgiye dönüşüp Yanan Cennet Klanı topluluğuna doğru gitti ve anında Fen Juecheng'in olduğu konuma doğru yüklendi!
Cesetlerden oluşan geniş bir alan üzerinde ilerledikten sonra, onun önüne yaklaşan Yanan Cennet Klanı müritlerinin başka bir hıncahınç kalabalığı vardı. Ancak, şu anda üzerine yüklenen bu Yanan Cennet Klanı öğrencilerinin koşu adımları aslında yavaş ve ürkekti, ve yüzlerindeki korku açıkça okunabiliyordu. Onlar, bu gencin açıkça yirmi yaşını geçmiş gibi görünmeyişinden, bu tür korkunç bir güce sahip olmasının mümkün olduğunu nasıl hayal edebilirdi… Ve esas nokta bu değildi. En korkunç şey bu kişinin saldırılarıydı ki onun gücü bu yüzden korkunçtu, gerçekte merhamet için yer kalmamıştı ve her hareketini öldürmek niyeti ile yapmıştı! Ayrıca, kılıcının altında ölen klan üyelerinin hiçbirinin bedenleri sağlam kalmamıştı.
Bu dünyada, kaç kişi Yanan Cennet Klanının öğrencilerini öldürmeye cesaret edebilirdi? İki büyük tarikat arasında bir çatışma olsa bile, en fazla, sadece ağır yaralanmalar olurdu. Her iki taraf da ölümcül bir darbe vurmaya cesaret edemez ve tamamen gerçek çatışma içine girilmezdi...
Ancak, bu Yun Che, basitçe çılgın bir adam gibiydi!
O aslında gerçekten pervasızca, şiddetle ve soğukkanlılıkla onların Yanan Cennet Klanı üyelerini öldürüyordu! Ve hatta, onlardan birbiri ardına bir sürü öldürüyordu!
Böyle bir sahne herkes için tamamen beklenmedik bir şey oldu. Bu ceset yığınlarına baktıktan sonra, Fen Duancang'ın görünümü bile, temelde ciddiye alınmayacak kadar, tedirginliğe değişmişti.

“Böyle bir genç yaşta, aslında bu kadar acımasız ve merhametsiz. Yanan Cennet Klanımız ile can düşmanları olma yolunda aşırı kararlı mı!?” Fen Duancang öfkeyle dolu bir ifade ile homurdandı. “Elderler, statünüzü umursamıyorum, hemen harekete geçin! Aksi takdirde, müritlerimizden daha da fazlası ellerinin altında ölecek.”
Yanan Cennet Klanı müritlerinin onlarcası, Yun Che'nin tam önüne hızla yaklaşıp karşı karşıya geldikleri gibi, ileri atıldılar. Bu noktada, gökyüzünden patlayıcı bir kükreme geldi. "Kurtçuk, öl!!"
Beyaz saçlı yaşlı bir adam gökten Yun Che’nin üzerine indi. Onun iki eli pençe ile donatılmış ve onun tüm vücudu alevlerle dalgalanıyordu.

‘’Küçük Kardeş Yun, dikkatli ol!’’ Cang Yue bağırdı. Çünkü şu anda Yanan Cennet Klanı grubundaki sekiz(8) büyük Gökyüzü Kaynak uzmanından biri Yun Che’ye doğru saldırıyordu.

Gökyüzü Kaynak Aleminin korkunç gücü altında, Yun Che’nin etrafındaki hava hareketlendi, ve sonra, aniden, devasa müthiş bir güç gökten saldırıya geçtiği gibi eşsiz bir ısı girdabı yükseldi, sanki onu parçalara ayırmak istiyor gibiydi


Bu tür baskıcı aura altında, Yun Che’nin ifadesi kötüleşti ve onun gözleri
olağanüstü bir biçimde en soğuk yıldız gibi soğuktu. Ejderha Kusurunu, karşısındaki devasa mor alev girdabına doğru savurdu.
Bang!!

Bir darbe patlamasıyla, bir kaç metre yüksekliğinde olan devasa mor alev girdabı, Ejderha Kusuru tarafından aslında doğrudan ikiye kesilmişti. Sonra, göz açıp kapayıncaya kadar bir iz bırakmadan ortadan kayboldu.
“N… Ne!?” Gökyüzü Kaynak Alemindeki o elder, eğer harekete geçerse, herhangi sıradan bir darbenin onu ezmek için yeterli olacağını düşünmüştü. O gücünün toplam yüzde seksenini koyduğu saldırının, aslında Yun Che tarafından kolayca ortadan kaldırılacağını beklemiyordu. Gözleri son derece genişledi, ve bir an için, zihni tamamen boşaldı, az önce gördüğü şeyleri kolayca hazmetmesi mümkün değildi.
‘’Önümde ateşle mi oynuyorsun?’’ Yun Che soğuk bir kahkaha atarken, kaşlarını çattı. ‘’Ölümle flört ediyorsun!’’
Arkasından, tehlikeli bir durum olağanüstü bir hızda yaklaşıyordu. Fen Moran çoktan çılgınca üzerine atılmıştı. Yun Che arkasını dönmedi, aksine, o saldırmayı planlıyordu, etrafını kuşatan Yanan Cennet Klanı üyelerine baktı. Soğukça gülümseyerek, Ejderha Kusurunu salladı ve devasa ateş nilüferi bedenini merkezi alarak çılgınca çiçek açtı.

‘’Yıldız Kavurucu İblis Nilüferi!!’’


304 - ADIM BAŞINA ON İNSAN ÖLDÜRMEK

Yorum Yap "ATG 304 - BÖLÜM ADI - GİZLİ"