Dünyanın Oluşumu Günceli

ATG 302 - KENDİ KENDİNE ZARAR VERMEK

Eylül 15, 2016


ATG 302 - KENDİ KENDİNE ZARAR VERMEK


‘’Ordaki gelen kim!’’

Karşımızda Yanan Cennet Klanının öğrencileri yüksek bir sesle haykırdılar ve panik içinde ileri atıldılar. Oluşum içindeki hareket ilerdeki güzergahı kapattı. Aşılmaz silindirik bir oluşum hızla Fen Juecheng’in etrafında oluştu. Buna rağmen onlar ona baksa bile aşağı yukarı zorlu bir düşmanla karşılaştıklarını hissetti. Ama onların yüzünde herhangi bir panik belirtisi yoktu, çünkü orada Yanan Cennet Klanı vardı. Mavi Rüzgar İmparatorluğu içindeki herkesin korkmasına gerek yoktu. Çünkü önlerindeki bu kişi gerçekten burada bir kargaşa çıkarmak isteseydi, o zaman bu gerçekten ölümle flört etmek olurdu.

Havadaki kişi yere inmişken ses dalgası oluştu ve onun etrafındaki herkesin dilinin tutulmasına sebep oldu. Bunlar arasında, bu tür bir hızla inmek şöyle dursun, sadece bu korkunç sarsıntı tarafından onların büyük bir kısmını öldürmek yeterli olacaktı.

Yukardaki durgun toz yavaşça süpürülmüşken, donmuş bir göl gibi soğuk olan Yun Che’nin yüzü ortaya çıktı. Korkunç derecede soğuk bir ışık gözlerinde saklıydı ve bu büyük ejderha kusuru tamamıyla açıktaydı.

Yukarıdan aniden önlerine inen bir kişinin olması ile bu kişinin güçlü ve presjtijli gözüktüğü gerçeği karşılarındaki kişinin kesinlikle yüksek seviyeli bir rakip olduğunu gösteriyordu. Ama Fen Juecheng’in en ufak korkusu yoktu; daha ziyade, o dalgın bir şekilde ileriye bakmayı sürdürdü. Yine de Yun Che’nin siması, yanı sıra onun elindeki Ejderha Kusuru onun görüşüne girmiş ve onun yüzü kasıldı ve istemsizce bağırdı.’’Yun… Yun Che!’’

Yun Che'nin adı zaten ateş gibi Mavi Rüzgar İmparatorluğu'nda yayılmıştı ve hemen hemen herkes tarafından tanınırdı. Onun portresi uzun zamandır halk arasında bilinirdi. Onun yüzünü gören insanlar zaten onu tanıdı ve gittikçe Fen Juecheng’in sözleri tüm sokakta doğrudan kısık bir çılgınlık patlamasına sebep oldu.

Yun… Yun Che? O Yun Che… Olabilir mi?

‘’O diğer Yun Che olabilir mi? Garip bir şekilde bu kişinin görünüşü ve onun elindeki büyük tuhaf şekildeki kılıç, her şey söylentilerdeki gibi.’’


‘’Ama o zaten bir yıl önce ölmemişmiydi? Bu on büyük tarikatların kendi gözleriyle gördüğü bir gerçek, yani bu da muhtemelen ona benzeyen bir kişi olmalıdır, ya da değil mi?’’

‘’Yani sanırım…?’’


…………………...

Kalabalıktan gelen gürültü sesleri duyulabilen tüm diğer sesleri bastırdı, Çoktan ölmüş bu kişiyle ilgili diğerleri onu hayali birisi olarak görebilirdi ama Fen Juecheng’in onu tanımaması mümkün değildi.
Yüz özellikleri benzer olabilir ama bu Gökyüzü Kaynak Ağır Kılıcına karşın bu korkutucu aura… Bu dünyada, Sadece bir tane var! Ayrıca, O zamanki Yun Che Kılıç Yönetim Terasının altına kapatılmıştı. Onun bakışları, davranışları ve bu tam olarak anlaşılmayan tavırları, bunların hepsi onun bildiği Yun Che ile aynıydı.

Gözleri önündeki tam olarak ölümden dirilmiş olarak görülen Yun Che’ye bakan Fen Juecheng zaten olduğundan daha fazla şok olamayacağı bir seviyede şok olmuştu. “Sen…..Sen ölü değilsin!”

‘’Heh!’’ Yun Che gözlerini biraz kaldırdı ve Fen Juenheng’a soğukkanlılıkla güldü ‘’Ben, Yun Che, oldukça uzun bir hayatım var. Sen bile çok iyi yaşıyorsun, bu yüzden böyle ölmek benim için nasıl uygun olabilir… Benim hala hayatta olmam seni hayal kırıklığına mı uğrattı?!’’

Bu ses, aynı zamanda kesinlikle Yun Che’nin. Fen Juecheng’in öğrencilerinin gözleri bir an için küçüldü, bunun ardından yine sakinleştiler. Daha sonra, O aniden yüksek sesle bağırdı, ‘’Hahahaha, gerçekten ilginç, Yun Che. Senin hayatın gerçekten inatla iyi. Mu Tianbei seni öldüremedi ve bunun yerine senin tarafından öldürüldü. Herkes senin şeytan tarafından öldürüldüğünü düşünmüştü, ama bu kadar uzun zamandan sonra sen beklenmedik bir şekilde hayatta kaldın. Sana olan saygım zaten hat safhada. Hayal kırıklığına gelince, pek bir şey vermiyorsun. Buna karşılık, O gün ki ‘’kolay’’ ölmünden beri yinede seni canlı görmek beni oldukça memnun etti. İkinci kardeşimi öldürdüğün için bize büyük borcun var, biz Yanan Cennet Klanı hala düzgün bir ödeme yapmak zorunda!’’

Yun Che ve Fen Juecheng bu birkaç sıra çevreleyen kalabalığın arasından tekrar tetiklenen büyük bir patlama alış verişinde bulundu.

‘’O gerçekten… gerçekten bu Yun Che açıkça ölmemiş mi?’’

‘Yaşı, görünüşü, silahı… Herşey uyuyor!  Bu kadar genç yaşta canavarca bir güce sahip olan ve turnuvada ilk sırayı almış Yun Che’den başka kim, sadece yere inerek yeryüzünde böyle çatlaklar oluşturabilir! Yun Che dışında başka kim Yanan Cennet Klanının tören alayının yolunu kapatmaya cesaret edecekti!’’

‘’Ben o zamanlar bu Yun Che’nin son derece kötü biri taradından ciddi yaralanmış olduğunu duydum ve o zamanlar o Kılıç Yönetim altındaki o kişiyle bastırılmıştı… Ama kimse onun cesedini görmemişti! O zamanlar aslında o ölmemişti ve şimdi yeniden geri geldi. Biz yanılabiliriz ama Genç Klan Efendisi nasıl yanılabilir?!’’


‘’Büyük haber! Bu gerçekten tüm ülkeyi şok edecek büyük bir haber!’’

Mavi Rüzgar İmparatorluğunun eşsiz efsanesi olarak Yun Che bir zamanlar hemen hemen eşi benzeri görülmemiş büyük bir kargaşaya sebep oldu ve şu anda, orijinalde ölü olan bu efsanenin canlı bir şekilde geri geldiği haberi açıkça büyük bir kargaşayı tetikleyecekti.
Hemen hemen herkes bir ses iletişim yeşim taşı vardı ve herkes ilk anda yayın yapmaya başladılar. Yun Che’nin görünüşünden beri sadece bir düzine ya da çok nefes geçmişti ve onun hala hayatta olma haberi akın eden dalğacık gibi çabucak yayılmıştı.

 
“Majesteleri! Büyük bir şey.... Büyük bir şey oldu! Bir ses iletimi geldi, Yun Che... Yun Che geri döndü! O ölmedi, hayatta geri döndü!”

İmparatorluk savaş arabası içinde, sadece Cang Wahne Ay Kucaklayan  Sarayı terk etmişti. Aslında bu haber üzerine keyifsiz ve cansız titriyordu, ‘’Ne dedin sen? Yun Che mi? İmkansız, bir sürü saçmalık var, Yun Che Cennetsel Kılıç Villasında öldü ve bu herkesin bildiği bir şey, O aniden nasıl geri dönebilir!’’

‘’Kesinlikle doğru! O İmparatorluk Saray önünde ortaya çıktı ve şimdi Yanan Cennet Klanının geçit töreninin yolunu engelliyor. Olay yerindekilerin hepsi onu çok net gördü!’’

Haremağası daha konuşmayı yeni bitirmişti ki tepeden tırnağa altın zırh giyen bir imparatorluk koruması apar topar ileri doğru koştu ve aceleyle konuştu. ’’Majesteleri! İmparatorluk sarayının önünde büyük birkaç şey meydana geldi. Ölü olması gereken Yun Che aslında canlı ortaya çıktı, ve şimdi Yanan Cennet Klanının geçit törenini engelliyor!’’

Bu işte, Cang Wanhe, onun yaşam gücü orjinali gibi güçlü olmadığı halde, elektirik verilmiş gibiydi. Doğruldu ve tikrek bir sesle söyledi,’’ Çabuk, çabuk! Bizi öne getirin… çabuk!’’

Çok ilerde olmayan, Qin Wushang ve Qin Wuyou şok içinde kuşku dolu gözlerle bakıştılar. Ondan sonra, her ikisi de şiddetli rüzgarlar haline gelerek İmparatorluk Sarayının dışına doğru gititler.

Şu anda tüm sokak karışıklık içindeydi. Bu günün ana krakteri Fen Juecheng olması gerekiyordu ama Yun Che görünümü ile tüm ilgi ve dikkatler onun tarafından çalınmıştı. “Ölümünden” sonraki dönemde yaptığı etki açıkça görülüyordu.


Fen Juecheng’in yanında bir siluet parladı ve Fen Moran dışarı fırladı. Yun Che’ye bakarak ağır konuştu, ‘’O Yun Che? Hmph , ölü olmadığını bilmek daha iyidir. İkinci Genç efendinin ölümüne sebep olan, eğer bu şekilde ölürse, onun için çok kolay olurdu! Burada onu parçalara ayıracağımve klanımız için onu geri getireceğim!’’

‘’Bekle!’’
Fencg Juecheng onu durdurmak için elini uzattı ve daralmış gözlerle şöyle dedi, “13. Büyüğün bugünkü meseleler ile ilgilenmesine gerek yok. Bugün ben ve Prenses Cang Yue için keyifli bir gündür. Eğer kazara kan görecek olsaydık, talihsiz olurdu. Yun Che, gerçekten bencil aptallığın için alay etmelimiyim yoksa övgüye değer cesaretinden dolayı seni takdir etmelimiyim bilmiyorum.
Senin için hayatını kurtarmak kolay değildi ama itaatkar bir şekilde uzata gizlenmek yerine kendi ölümüne teslim olmayı seçiyorsun. Fakat şansın kötü değil.  Bugün keyfim yerinde, bu yüzden yaşamak için birkaç gün daha size ödül vereceğim. İkinci kardeşimin meselesine gelince, Prenses Cang Yue ile düğünümüz bitince seninle düzgün bir şekilde bu meseleyi halledeceğim, merak etme… Ben fikrimi değiştirmeden önce, en iyisi şimdi defol!’’

Fen Juecheng ifade ve tonlamaları ilgisiz bir yargıç gibiydi. Sonuçta, yanında iki bin(2000) seçkin Yanan Cennet Klan öğrencileri, yanı sıra sekiz(8) Gökyüzü Kaynak Alemi uzmanları vardı. Bu gücün aşılması, tüm mavi rüzgar imparatorluğunda yanyana yürümek için yeterli olmalıydı. Eğer o tek başına olsaydı Yun Che ile konuşurken korkudan kendini kesinlikle frenlerdi ama yanındaki böyle bir ordu ile Yun Che’yi nasıl bir tehdit olarak görebilirdi... Ancak bugün Yun Che’nin gitmesini istemesinin nedeni tabii ki de “mutlu hissetmesi” değildi. Bunun nedeni Yun Che’nin topladığı ve arkasında bıraktığı etkinin çok büyük olmasıydı. O, Yanan Cennet Klanından  olsa bile bu kadar izleyicinin önünde Yun Che’ye bir şey yapmak onun için iyi olmazdı. Eğer bunu yaparsa alenen kınanması son derece kolay olacaktı.

Fen Juecheng’in sesi sadece kesilmişti ve sonra genç bir kız titrek bir sesle arkasından, ‘’Küçük kardeş Yun… gerçekten… gerçekten sen misin!?’’

Cang Yue aşırı duygusallaşan sesiyle konuşurken çoktan tahtırevandan atlayıp hiçbir şeyi umursamadan Yun Che’ye doğru koşmuştu. Onun gözü dönmüşlük ile ateşlenen koşuşu sırasında Fen Juecheng bilinçsizce elini uzatsa da onu tutamamıştı. O sadece Cang Yue’nin Yun Che’nin önüne koşmasını ve kolları ile ona sıkıca sarılmasını izleyebilmişti.

‘’Küçük Kardeş Yun… gerçekten… hala hayattasın… Küçük Kardeş Yun… Küçük Kardeş Yun…’’

O kendisinden sadece birkaç santim uzaktaydı ama yine de Cang Yue gözlerine inanamıyordu. Onun göz yaşları dışarı bir göl gibi yayıldı ve gelgitleri, konuşması tutarsızdı. Onun özellikleri, gözleri, kılıcı, aurası… Onunla ilgili her şey bu kişinin sonsuza kadar kaybettiğini düşündüğü Yun Che olduğunu ve onun tamamen canlı bir şekilde yanında olduğunu söylüyordu. Bu fantezi gibi yoğun şaşkınlık onun neredeyse bayılmasına sebep oluyordu.

Ama Cang Yue’nin aksine, Yun Che’nin ifadesi özellikle durgundu, sanki o hiç hareket etmiyordu. Ona sarılmak için bile hareket etmemişti. Onun tamamen göz yaşlı yüzüne baktı, kibarca söyledi, “Benim… Kıdemli Kız Kardeşimin evliliğini yakalamak için….Tam zamanında….Geri geldim..”
Cang Yue’nun narin vucudu sallandı ve o aceleyle başını salladı, “Hayır… Böyle değil… Küçük Kardeş Yun… Gördüğün gibi değil, Ben…”
“Artık söylemene gerek yok, anlıyorum.” Yun Che onun sözünü kesti ve onun devam etme şansı yoktu. Onun yüz ifadesi o kadar sakindi ki Cang Yue’nin heyecandan iki ayağı bir papuca girmesini ve aynı zamanda dehşete düşmesini sağladı. O mucizevi bir şekilde geri dönmüştü ama yine de kendisini ilk gördüğü yer düğün törenine gitmek için kendisine eskortluk yapılan sahneydi. O kendi bile şu anda ne kadar affedilemez olduğunu biliyordu. Ancak onun gerçekten Fen Juecheng ile evlenmek için isteği yoktu ama yine de onun korkusu bu durumu açıklayamamaktı...Ancak onun bugün evlenmek için buradan ayrılıyor olması tartışılmaz bir gerçekti.
O anda Yun Che bir elini yıldırım kadar hızlı bir şekilde uzatıp Cang Yue’nin göğsünü kaptı. Eli doğrudan onun geniş kırmızı elbisesinin içine girdi ve daha sonra hızlı bir şekilde dışarı çıktı...Elinde bıçak kısmı yaklaşık 8 santim olan ince bir hançer vardı. Onun ucundaki ılıman yeşillik lekesinden hafif bir titreme vardı….Bu son derece tehlikeli bir zeytin parlaklığıydı!

Yun Che’nin burnu zehirlere karşı son derece hassastı bu yüzden Cang Yue yaklaştığında hemen zehrin kokusunu almış ve onun göğsünde sakladığı zehir kaplı hançeri hızlıca çıkarmıştı!

Zehre batırılmış hançeri tutan Yun Che herkesi şaşırtan bir şey yaptı. Bir panik çığlığının altında elini salladı ve hançeri acımasızca kendi göğsüne hareket ettirdi...O anda göğsünden kan damlaları fışkırdı ve hançerin yaklaşık sekiz santimlik bıçak kısmı tamemen kendi bedenine girdi.
...                                                                                                                                  ...  

Yasmen3 Notu: Son kısımda aksiyon oluyor ve ben bu olaylar akıcı ve güzel bir şekilde anlatamam o yüzden son kısımları olduğu gibi bırakıyorum. Üttekilere de bir şey diyeceksen aralarında anlayıpta türkçeye çeviremediklerim ve anlamayıpta yapamadıklarım var o yüzden bu acemi elinden geleni yaptı. Umarım fazla sıkıntılı bir çeviri olmamıştır   Let’s See You Later ☺

Useless Notu: Hatalarını görmüşsündür. Biraz oynama yaptım o kırmızı bıraktığın yerlerde. Okuyanlar da birkaç şey söyler zaten garanti. Öyle işte umarım diğer bölümlerde daha iyi olursun :D

Yorum Yap "ATG 302 - KENDİ KENDİNE ZARAR VERMEK"