Tankların Tarihi Günceli

ATG 299 - GÜN IŞIĞINI TEKRAR GÖRMEK

Eylül 15, 2016


ATG 299 - GÜN IŞIĞINI TEKRAR GÖRMEK

Karanlık yeraltı bölgesinde Yun Che üç gün ve üç gece diz çöktü.

Yun Canghai için ölüm bir rahatlama türüydü. Son yüz yılda o sayısız kez ölmek istemişti ama önemli bir nesne ve muazzam bir sır taşıdığı için bunu yapamamıştı. Şimdi o her şeyi Yun Che'ye emanet etmişti ve sonunda onun için rahatlama elde edecek zaman gelmişti. Bunun yanı sıra bunu yaparak Yun Che'nin özgür olmasını sağlamıştı.

Ayrıca bu sadece Yun Che'nin özgür olmasına izin vermiyordu ayrıca onun güvenliğini garantiye alacak en iyi yoldu. Cennetin Cezası Kılıcı ve Gök Taşı Zincirleri Kudretli Cennetsel Kılıç Bölgesi tarafından yapılmış şeylerdi. Yani Yun Che zorla Cennetin Cezası Kılıcının bastırıcı gücünden kaçarsa Kudretli Cennetsel Kılıç Bölgesi bunu kesinlikle fark eder ve onun nasıl kaçtığını araştırırdı. Eğer o Yun Canghai ile birlikte kaçarsa sonuçlar daha inanılmaz olurdu. Yun Che şu anki gücü ile Kudretli Cennetsel Kılıç Bölgesinin karşısında bir karınca olarak bile değerlendirilmezdi. Yun Che'nin güvenle kaçmasını sağlayacak en iyi yöntem Yun Canghai'nin ölmesiydi.

Yun Che bunları anlıyordu ama onun için bu çok acımasızcaydı. Çünkü Yun Canghai onun iki dünyada da bulduğu ilk kan bağlı akrabasıydı ve onun sayesinde kan bağı olan akrabalar ile birlikte olduğunda deneyimleyebileceği sıcaklık duygusunu öğrenmişti. Ama şimdi Yun Canghai onun önünde bu dünyadan sonsuza kadar ayrılmıştı.

Orijinalde bu yerden çıkmak isteyen Yun Che özgürlüğünü kazandıktan sonra hemen buradan çıkmamaya karar verdi. Bunun yerine Yun canghai'nin bedeninin önünde 3 gün diz çöktü...Onun yanında kalarak üç gün boyunca onu izledi ve ayrıca bu süreyi kalbindeki tüm kederi ve dalgalanmaları sakinleştirmek için kullandı.

Aynı zamanda bilinç denizinin içine bir isim bu üç gün boyunca iyice kazındı.

Kudretli Cennetsel Kılıç Bölgesi!

Üç gün geçti ve Yun Che sonunda hareket etti. Gözlerini açtı ve kıyaslanamayacak kadar yavaş bir şekilde kalktı. Dikkatlice Yun Canghai'nin bedenini Gökyüzü Zehir Sedefine koydu ve nazikçe alçak bir sesle konuştu. Büyükbaba, sen yüz yıldır zorluk çektin, sen memleketine dönmeyi kesinlikle özlemiş olmalısın. Hayali İblis Ülkesine gidecek kapasiteye sahip olacağım güne kadar bekle ben seni tüm bu zaman boyunca endişelendiğin ve özlediğin klanına geri götüreceğim. Ben senin memleketinin toprağında huzur içinde yatmanı sağlayacağım. Çocuklarımın olmasını bekle ben karımı ve çocuklarımı getireceğim ve her yıl seni ziyaret edeceğim. Ben senin yalnız kalmana izin vermeyeceğim..."

Alçak sesli sözlerinin ortasında Yun Che düz bir şekilde durdu ve gökyüzüne baktı....Kudretli Cennetsel Kılıç Bölgesi kötü ol ya da olma, haklı ol ya da olma, erdemli ol ya da olma, sadece Büyükbabamın ölümüne kadar peşinde olduğunuz ve beni kurtaran Xiao Amca'yı öldürdüğünüz için yeteri kadar güçlendiğimde kesinlikle Büyükbabamın ve Xiao Amcamın cennetteki ruhlarına sunmak için size en ağır bedeli ödeteceğim!

(Ç.N: Ödet ulan arkandayız!!! )

Yun Che'nin mizacı sıradan bir insanınkinden çok daha güçlüydü. Üç günlük sonsuz yasın ardından ve Yun Canghai'yi Gökyüzü Zehir Sedefine yerleştirdikten sonra gözlerindeki ifade bir buz alanı haline geldi.  Kalbi de boş ve tetikteydi. Kafasınaı kaldırdı ve hafif bir nefes alıp zıpladı.

Bang!!

Titreyen bir ses ile birlikte Yun Che artık herhangi bir bastırıcı güce sahip olmayan yukarıda ki alanı süpürdü.

…………………………

Cennetsel Kılıç Villası'nın Kılıç Yönetim Terası, sabah saat dördü kırk beş geçe.

Sabahın ilk ışıklarında Ling Jie her zamanki sabah egzersizi için Kılıç Yönetim Terasına geldi. Ama son birkaç gündür kafası Fen Juecheng ve Prenses Cang Yue'nin evliliği ile ilgili düşünceler ile dolu olduğundan hep dalgın bir şekilde çalışıyordu.

RIP!

Göksel Yang Kılıcı ellerinden uçtu ve ellerine uçarak geri dönmeden önce ışık dalgalanmalarına neden oldu. Ve aynı anda aşağıdan aniden alışılmadık bir gürleme geldi. Bu alışılmadık ses hareketlerini durdurmasına neden oldu. Tam yoğunlaşıp bu sesi dikkatlice dinleyecekken önündeki Cennetin Cezası Kılıcının yüzeyi yırtıldı ve içinden siyah bir siluet uçarak dışarı çıktı.

“AHHH!!”

Ling Jie bu ani ön görülmemiş değişiklik nedeniyle ürktü ve panik içinde istemsizce çığlık atarak geri çekildi. O insan silüeti onlarca metre uçtu ve hızlıca hareket ederek ağır bir şekilde Ling Jie'nin önüne indi. Ejderha Kusuru tarafından getirilen büyük baskının altında onun altındaki alanın büyük bölümü parçalandı.

"Sen..." Ling Jie geriye bir adım daha attı ve bilinçsizce Göksel Yang Kılıcını önünde yatay olarak tuttu. Bir söz söyledikten sonra gözleri aniden genişledi ve istemsiz bir çığlık attı. "P....Patron!!"

Ling Jie'nin görünüşü basitçe güpegündüz bir hayalet görmüş biri gibiydi.

Bir yıldır öldüğü kabul edilen biri aniden önünde ortaya çıkmıştı. Eğer bir hayalet değilse o ne olabilirdi? Anında Ling Jie efsanelerdeki zombilerden biri ile karşılaştığına gerçekten inandı.

(Ç.N: Hahahahaha :D )

"Küçük Jie?" Yun Che ona şaşkınlıkla baktı. O dışarı çıktığında ilk karşılaşacağı kişinin Ling Jie olacağını hiç düşünmemişti. 16 ay sonra Ling Jie çoktan büyümüştü ve her ne kadar ifadesi hala çocukça bir doğa barındırsa da çoğu yönü bir kılıcın ucu kadar keskindi.

Onun sesini duyup ondan yayılan güç aurasını hissedince Ling Jie sanki bir rüyadan uyanmış gibi yüzünde muazzam bir hoşnutluk ortaya çıktı. Göksel Yang Kılıcını geri çekti ve ona koşarken kıyaslanamayacak derecede heyecanlı bir şekilde konuştu. "Patron, s-s-sen.....sen ölmedin. Sen aslında ölmedin.....Sen gerçekten ölmedin..."

"Saçmalık. Eğer ölseydim nasıl burada durabilirdim?" Yun Che gülümsedi ama aynı zamanda kalbinde iç çekti. Hiç şüphesiz bu zaman diliminde herkes onun öldüğünü düşünmüştü. Onu önemseyenler için bu hiç şüphesiz kederli ve kalp kırıcı olmuştu...

"Ama iblis tarafından çekildiğin ve onunla birlikte yer altında mühürlendiğin gün basitçe hayatta kalman için hiç şans yoktu..." Ling Jie konuşurken bilinçsizce Cennetin Cezası Kılıcına baktı. Aniden Cennetin Cezası Kılıcının biçimsiz bastırıcı kuvvetinin kaybolduğunu fark etti. Son birkaç gündür ne zaman Kılıç Yönetim Terasında eğitim yapsa bir şeylerin doğru olmadığını hissediyordu ama asla Cennetin Cezası Kılıcına dikkat etmemişti.

Ling Jie genişçe baktı ve konuştu. "O gün ağır yaralandıktan sonra ölmemiş ve ardından iblis sana saldırmayı denememiş olabilir mi....Hayatta kaldıktan sonra geri gelmek için o iblisi mi öldürdün? Wahahahaha! Bu doğru, böyle olmuş olmalı. Sadece o iblis öldükten sonra Cennetin Cezası Kılıcının bastırıcı gücünden kaçma şansı olabilir! Patron sen gerçekten çok harikasın....ahhhh! Ling Jie'nin patronu olmaya layıksın senin gerçekten yapamayacağın bir şey yok.Ben gerçekten bu Ling Jie'nin patronunun bu kadar kolay öleceğini düşünecek kadar aptalım.....Hahahahaha! Patron biliyor musun sen şu an Mavi Rüzgar İmparatorluğunda geçilmez bir efsanesin. Hayatta kaldığının haberleri yayıldığında sen daha büyük bir efsane haline geleceksin!!"

"Wow! Şu anki kaynak gücün auran abimden bile güçlü. Kaynak gücün 4.seviye Yeryüzü Kaynak Aleminden yüksek olabilir mi?" Yun Che'nin kaynak gücü aurasının zenginliğini fark ettikten sonra Ling Jie şok içinde bir daha bağırdı. 16 ay önce Yun Che'nin kaynak gücü sadece 1.seviye Ruhsal Kaynak Alemindeydi ama şimdi onun kaynak gücü aurasının zenginliği çoktan 4.seviye Yeryüzü Kaynak Aleminde olan Ling Yun'u geçmişti! Bu Ling Jie'nin neredeyse çenesinin şok içinde düşmesine neden olacak kadar şaşırtıcıydı.

Yun Che 10.seviye Gerçek Kaynak Alemindeyken Yeryüzü Kaynak Aleminde olan Xia Qingyue'yi yenecek kapasitede birisiydi. Şimdi Yun Che 4.seviye Yeryüzü Kaynak Aleminden yüksek bir seviyede olmalıydı yani onun dövüş kapasitesi basitçe tahmin edilemez düzeydeydi!

"Ben şu anda 6.seviye Yeryüzü Kaynak Alemindeyim....Ben İblisi öldürmedim o, beni özgür bırakmak için kendi kalp damarlarını kopardı." Yun Che kıyaslanamayacak bir sakinlikle konuştu.

"6.Seviye...Yeryüzü Kaynak Alemi?" Ling Jie'nin gözlerinin kenarı seğirirken zorla yutkundu. 16 aylık bir sürede 1.seviye Ruhsal Kaynak Aleminden  6.seviye Yeryüzü Kaynak Alemine girmek ve bunu hiç kaynak olmadan yapmak....bu hız basitçe efsaneviydi. Bu muazzam şok ile karşılaştırılınca Yun Che'nin sözlerinin diğer yarısı basitçe önemsizdi. Genişlemiş gözleri ile Yun Che'ye baktı ve şaşkın şaşkın konuştu. "Patron, sen basitçe her şeye gücü yeren bir tanrı gibisin. Sana karşı olan hayranlığım ve saygım artık herhangi bir dilde tarif edilemez...Her ne kadar ben bir yıldır çok sıkı çalışsam da sadece 10.seviye Ruhsal Kaynak Alemindeyim....Beni hala küçük kardeşin olarak kabul edecek misin?"

Genç neslin eski bir numarası Ling Yun'u ezen, Cennetsel  Kılıç Villasını sallayan ve Mavi Rüzgar İmparatorluğunu şaşırtan 17 yaşında 10.seviye Ruhsal Kaynak Alemine girerek son derece memnun hisseden Ling Jie bu başarıların 1.seviye Ruhsal Kaynak Aleminden sadece 16 ayda 6.seviye yeryüzü Kaynak Alemine giren Yun Che'nin karşısında sadece önemsiz olduğunu aniden fark etmişti.

Yun Che sıradan bir şekilde gülümsedi ve konuştu. "Ben Yeryüzü Kaynak Alemine geçmek için çok özel bir yöntem kullandım aslında bunda gerçekten olağanüstü bir şey yok. Ben yokken Mavi Rüzgar İmparatorluğunda bir çok şey olmuş olmalı..."

"Mn, mn, mn, mn!" Ling Jie hemen başıyla onayladı. "Patron sen bilmiyorsun. Sen öldükten sonra...ah, pooh, pooh, pooh! Sen iblis tarafından çekildikten sonra başarıların tüm Mavi Rüzgar İmparatorluğuna yayıldı. Mavi Rüzgar İmparatorluğunun her bir köşesinde senin hakkında konuşuldu özellikle hiçbir arka plana sahip olmayan genç kaynak uygulayıcıları seni bir din haline getirdi. Senin sayende Mavi Rüzgar İmparatorluk Ailesi yüce bir şan ve onur elde etti. Bu seneki Mavi Rüzgar Kaynak Sarayı ve diğer Kaynak Saraylarının üye alımlarında 7 kat artış gözüktüğü bile söyleniyor! Mavi Rüzgar Kaynak Sarayının İç Sarayında senin kaldığın küçük avlu da bağımsız olarak korunaklı bir yer haline geldi. İç Sarayın Yüce Kaynak Salonunun önünde senin heykelin bile yapıldı! Heykelin açıklama kısmında senin Mavi Rüzgar Kaynak Sarayı tarihinin en üst düzey öğrencisi olduğunun yazılı olduğunu bile duydum! Şu ana kadar Mavi Rüzgar İmparatorluğunun her yerinde senin ile ilgili hikayeler dolaştı. Söyleniyor ki....Patron! Sen çok harikasın! Senin yaptığın şeyler....onları nasıl yaptın?"

(Ç.N: Ayıp oldu biraz daha uzun olmalıydı paragraf :D )

"…." Yun Che'nin yüzü şaşkınlık doluydu. O sıralama turnuvasında birinci olmamış mıydı? Bir sansasyon oluşması normaldi ama bu derecede olmamalıydı değil mi?

O hala Mavi Rüzgar İmparatorluğunda böyle bir sansasyonun oluşmasında sıralama turnuvasını kazanmasının sadece ikincil neden olduğundan habersizdi. Ana neden kimsenin onu arkadan desteklememesiydi. Hemen hemen kimsenin tanımadığı birisi bir numaralı güzellik olarak kabul edilen ve genç neslin şu anki bir numarası Xia Qingyue ile evliydi ve hatta eski bir numaralı güzellik olan ve sayısız tarikat liderinin onun hayalini kurduğu Donmuş Güzelliğin Perisi onun çocuğuna hamileydi! Hatta o en asil kimliğe sahip olan Mavi Rüzgar İmparatorluğunun tek prensesinin kendisiyle evlenesi için planlar yapmıştı...

Böyle biri sadece beş kelime ile tarif edilebilirdi.....Ölümüne şekil am*na koduğumun bebesi!

(Ç.N: Cool as fuck değimini ilk kez duydum bende bir arkadaşa sordum bu ne diye o a da bu cevabı verdi :D )

O bir erkek olduğu sürece onlar ona ibadet edecek kadar hayranlık duyacaklardı ya da onun cehennemin 18.seviyesine gitmesini isteyecek kadar kıskanacaklardı.

(Ç.N: Çin mitolojisinde cehennemin 18 seviyesi vardır. 18 en kötüsüdür. )

"Bu gerçekten bu kadar abartıldı mı?" Yun Che alçak sesle mırıldandı ve ardından sordu. "Ben Cennetin Cezası Kılıcı tarafından bastırıldıktan sonra Prenses Cang Yue, Yuanba ve diğerlerine ne oldu? Daha sonra neler oldu?"

Ling Jie derin bir nefes aldı ve kaçamak bir şekilde konuştu. "Patron bir şey var....uh....bunu söyledikten sonra kızmamalısın....bu kesinlikle Prenses Ablamın gerçek niyeti değil....uh....Prenses Ablam......o.....o.....Fen Juecheng ile.....evlenmek üzere...."

"N....Ne!!" Yun Che'nin bedeni sallandı ve ifadesi anında battı.

"Patron şu an bunun hakkında endişelenme Prenses Ablam kesinlikle buna rıza göstermez. Belki de zorlanmıştır ya da son çaresi bu kalmıştır..."

"Söyle bana. Ne zaman evlenecekler ve nerede olacak?"

Yun Che kıyaslanmayacak kadar sakin bir ses ile birlikte Ling Jie'nin sözünü kesti....Onun sesi o kadar sakindi ki Ling Jie'nin soğuk terler dökmesine ve bilinçsizce cevaplamasına neden oldu. "Yanan Cennet Klanı geline eşlik etmek için çoktan İmparatorluk Şehrine doğru yola çıktılar. En geç yarın sabah 7-9 arası oraya varırlar. Onlar Yanan Cennet Klanının Ateşli Güneş Salonunda evlenecekler..."

Ling Jie'nin sözleri bittiğinde Yun Che çoktan şiddetli bir rüzgar gibi göz açıp kapayıncaya kadar onlarca adım ileri girmişti.

"Bekle! Patron!!"

Ling Jie yakalamak için hızlıca koştu ve aynı anda sol elini uzattı. Bir ışık çizgisinin ardından altı metre uzunluğunda bir kuş ortaya çıkarak Yun Che'ye doğru atıldı. "Bu benim sözleşmeli Şiddetli Esinti Kuşum. Onun hızı ile.... zamanında yetişebilirsin!"

(ÇN.: Adamsın Jie! )

Şiddetli Esinti Kuşu yüksek seviye bir Yeryüzü Kaynak Canavarıydı. Hız bakımından o Şiddetli Fırtına Şahininden aşağı değildi ve hatta 10 kat daha dayanıklıydı. Yun Che dönüp ona zıpladı ve Şiddetli Esinti Kuşunun uzun haykırışıyla beraber uçuşa geçerek Mavi Rüzgar İmparatorluk Şehrine doğru yöneldi.

"Phew....kesinlikle zamanında yetişecek! Ling jie sıkıca yumruğunu sıktı ardından aniden Cnu Yuechan'ın 16 ay önce hamile kaldığı haberi geldi ve anında bağırdı. "Patron! Bekle çok önemli başka bir şey daha var..."

Şiddetli Esinti Kuşunun hızıyla birlikte onlar çoktan gökyüzünde küçük bir siyah nokta haline gelmişlerdi. Onun sesinin duyulması imkansızdı....ve şu an endişe ile yanan Yun Che onun sesini duysaydı bile arkasını dönmeyecekti.

---------ÇEVİRMEN NOTU---------

Bu bölüm ile birlikte 3. kitap olan Kaynak Gökyüzünü Sallayan İsim'i bitirdik ve diğer bölüm ile birlikte 4. Kitap olan Gökleri Yakan Öfke'ye gireceğiz. Bu bölümden itibaren bir süre yeni çevirmeniniz ile devam edeceksiniz. Ben de issth ile ilgileneceğim tabi haftasonları da thiefden bölüm atmayı unutmayacağım :)

Yun Che zamanında yetişebilecek mi? Evlilikte neler yaşanacak? Prensesin düşüncesi ne? Yun Che çocuk olayını öğrenecek mi? Merak mı ediyorsunuz? O zaman bekleyin okuyun ve öğrenin...


Yorum Yap "ATG 299 - GÜN IŞIĞINI TEKRAR GÖRMEK"