Dünyanın Oluşumu Günceli

ATG 294 - ##Gizli Bölüm İsmi##

Eylül 15, 2016


ATG 294 - ##Gizli Bölüm İsmi##

Sadece uzun bir aradan sonra Yun Che gücünü sonunda topladı. Yerden kalktı ve tamamen memnuniyet dolu göğsünü okşadı. %60 gücünü kullanan Kaynak Kulpunu yenmek kuşkusuz başka bir çok büyük adımdı.

“HAHAHAHA…” İblis ona baktı ve aniden çılgınca yüksek sesle güldü.

"Neye gülüyorsun?" Yun Che sordu.

"Ben bu dünyadaki en gülünç ve en çelişkili şeyi yaptığım için kendime gülüyorum." İblis bir kahkaha ile ulurken konuştu. "Yaşayanlardan daha ölü yine de 100 yıldır ölmeyi hala istemeyen ben aslında bir küçüğü beni daha hızlı öldürmesi için eğitiyorum. Eğer bunu yapan başka birisi olsaydı ben kesinlikle onun bir deli olduğuna inanırdım. Ve tesadüfe bakın ki ben aslında böyle bir deliyim. Ben aslında bunu yaptığım için pişmanlık duymuyorum aksine senin gün be gün geliştiğini görünce aslında memnun hissediyorum...HAHAHAHA. Ben gerçekten delirmiş olabilir miyim?"

"Sen deli değilsin tabi ki deli değilsin." Yun Che hafifçe gülümsedi. Ben senin bunu neden yaptığını anlayabiliyorum. Sen kötü biri değilsin ve bende değilim. Dahası biz nefret ettiğimiz o aşağılık insanlar gibi de değiliz. Biz aynı kaderden acı çektik....ve daha önemlisi ben senin emanetine layık biriyim."

(Ç.N: Buradaki emanet İblis daha önce yapmam gerekenler var falan demişti sanırım onları kastediyorum bana bırakabilirsin ben buna layığım diyor.)

Yun Che'nin son cümlesi  Yun Canghai'nin candan kahkahasını aniden durdurdu.

Yun Che sakin bir şekilde konuştu. "Her ne kadar ben gittikçe sana daha çok saygı duyuyor ve sana daha fazla minnettar hissediyor olsam da bunu yapmak için yeteri kadar yetenek elde ettiğimde seni kuşkusuz öldüreceğim. Çünkü bu bana özgürlüğümü kazandıracak ve seni de serbest bırakacak....Ve aynı zamanda bana emanet etmek istediğin meseleyi halletmek için kesinlikle tüm gücümü kullanacağım."

Yun Canghai'nin bedeni sallandı ve Yun Che'ye bakan bakışları nispeten titredi. O yavaşça başıyla onayladı ve nispeten titreyen sesiyle konuştu. Güzel! Güzel! Senin bu sözlerin benim beklediğim ve her zaman istediğim şeylerdi. Ben bu sözleri isteyerek söylersen kesinlikle bunları başaracağına inanıyordum. Güzel...Güzel!!"

Yun Che sert bir ses tonuyla konuştu. "Her ne kadar sen ve ben usta öğrenci ritüelini yapmasak da bu zaman diliminde sen benim için çoktan bir yarı usta oldun. Bir öğrencinin görevini yerine getirmek için bile olsa ben kesinlikle senin emanetini tamamlayacağım."

“Haha… Hahahaha…” Yun Canghai yeniden yüksek sesle gülmeye başladı ve kahkahası neşe ile memnuniyet doluydu. "Gökler....seni buraya göndererek sonunda bana biraz merhamet gösterdi. Ben yüz yıldır burada baskı altına alındım ve uzun süreden beri bir canlıdan daha çok ölüyüm. Cennetin Cezası Kılıcının bastırması ve Cennetin Kudretli Ruh Mühürleme Oluşumunun mührüne ek olarak burasının Kaynak Gökyüzü Kıtası olması gerçeğini ekleyince ben zaten buradan bir gün kaçmamın basitçe imkansız olduğunu kabul etmiştim. Yaşamak bunun yerine klanımın insanları için bir endişe ve bir yük olacaktı. Kudretli Cennetsel Kılıç Bölgesi de beni sadece uygun zamanda kullanacakları bir pazarlık kozu olarak tutuyorlar...Ancak ben hala benim için önemli ve tüm Hayali İblis Ülkesi için ciddi ölçüde önemli bir şeye sahibim. Bu yüzden ölemem...Ne olursa olsun ölemem. Şimdi ben sonunda onu emanet edebileceğim birini buldum....Ve sonunda majestelerine eşlik etmeye gidebilirim."

Yun Canghai konuşurken gözleri belli belirsiz ağlamaklıydı.

"Hayali İblis Bölgesi için son derece önemli bir şey mi? Sen onu Hayali İblis Ülkesine mi vermemi istiyorsun?" Yun Che şaşkınlıkla sordu. Zihninde şaşırırken bakışları iblisin tüm bedenini süpürdü....İblisin sadece bir parça yırtık pırtık elbisesi vardı ve bir şeyleri saklayacak bir yer yoktu. O kendine bir alan açabilecek ölçüde güçlü olsa bile içindekiler Kudretli Cennetsel Kılıç Bölgesinin insanları tarafından kesinlikle ele geçirilecekti. Kudretli Cennetsel Kılıç Bölgesinin böyle önemli bir nesnenin onunla beraber kalmasına izin vermesinin imkanı yoktu....Ama söylediğine göre o şey hala onunlaydı. Eğer öyleyse tam olarak nerede sakladı?

"Henüz değil! İblis kafasını salladı. "Sen hala çok zayıfsın. Sadece şuan ki beni öldürebileceğim gün geldiğinde onu sana veririm. Bu yüzden beni öldürdükten sonra özgürlük elde etmek istiyorsan o zaman tembellik etme. Her ne kadar ilerlemen son derece hızlı olsa da sen hala çok zayıfsın ve Hayali İblis Ülkesinine gitmek için zerre kadar gücün yok."

"Biliyorum." Yun Che başıyla onayladı. Ardından elinde büyük bir parça ejderha eti tutup ikiye ayırdı ve yarısını elinde kavurmaya başladı. "Hazır lafı açılmışken Kıdemli siz tam olarak nasıl Kudretli Cennetsel Kılıç Bölgesinin eline düştünüz? Duyduğum kadarıyla siz....bir komploya maruz kalmış gibi görünüyorsunuz."

İblisin gözleri daralırken içlerinde eşsiz bir nefret parladı. O dudak büktü ve konuştu. "Benim sizin Kaynak Gökyüzü Kıtanızın 4 Büyük Kutsal Bölgeyi anlayışım senden çok daha büyüktür. Bildiğim kadarı ile bu sözde 4 Büyük Kutsal Bölge her zaman görevlerinin Kaynak Gökyüzü Kıtasını dışarıdan korumak olduğunu resmen bildiriyor ediyor. Bu görünüşte kıyaslanamaz biçimde asil görevin ışık halkasının altında onlar "Kutsal Bölgeler" olarak adlandırılıyor ve tüm Kaynak Gökyüzü Kıtasındaki en güçlü varlıkları topluyor. Ve onların Kaynak Gökyüzü Kıtasını "korudukları" düşmanlarda....bizim Hayali İblis Ülkesi!"

"HAHAHAHA! Ne muazzam bir şaka. Boyut açısından Hayali İblis Ülkesi sizin Kaynak Gökyüzü Kıtasını aşar. Kaynaklar açısından Hayali İblis Ülkesi daha büyük bir farkla kazanır! Her ne kadar Hayali İblis Ülkesi çok uzun zaman önce Kaynak Gökyüzü Kıtasını fark etse de biz herhangi bir vahşi hırsa sahip olmadık ve böyle bir hırsı doğurmak için herhangi bir nedenimizde yoktu. Bunun yerine o "Kutsal Bölge Koruyucuları" adını taşıyan aşağılık adamlar bizim Hayali İblis Ülkemizi tüm Kaynak Gökyüzü Kıtasını yutmak isteyen kötü adamlar olarak atfetti ve ardından kendilerine bu haydutları ele geçirmek üzere yönettiler! Hayali İblis Ülkesinin en büyük hazinesini ele geçirmek için hiçbir şekilde durmadılar ve benim Hayali İblis Ülkemi işgal ettiler. Ardından İblis İmparatoru kayboldu ve her ne kadar kabul etmek istemesem de İblis İmparatoru çok büyük ihtimalle çoktan onların kötü niyetli gazapları ile karşılaştı. İblis İmparatorunu aramak için ben tek başıma Kaynak Gökyüzü Kıtasına gittim fakat dikkatsizce Kudretli Cenentsel Kılıç Bölgesi tarafından kurulan Cennetin Kudretli Ruh Bastırma Oluşumuna yakalandım ve Kılıç Efendisi Xuanyuan Wentian tarafından ağır yaralanarak buraya düştüm....Benim Hayali İblis Ülkem ve Kaynak Gökyüzü Kıtası arasındaki nefret ve kin çoktan aynı gökyüzünün altında olmak istemeyecekleri boyuta ulaştı!"

Yun Che sessizce dinledi ve konuştu. "Ben sonuçta Kaynak Gökyüzü Kıtasındanım senin sözlerine tamamen güvenemem. Ayrıca Kaynak Gökyüzü Kıtasında kutsal bölgeler peri masalları gibi kutsal varlıklar olmuştur. Onların güçleri rakipsiz ve onların prestijleri lekelenmeye izin vermez. Eğer bu sözlerini tüm Kaynak Gökyüzü Kıtasına söyleseydin bile sana inanan neredeyse hiç kimse olmazdı. Sonuçta bir çok insanın Kaynak Gökyüzü Kıtasının huzurlu olmasının sebebinin 4 Büyük Kutsal Bölgenin koruması olduğu adına kökleşmiş inançlara sahip. Ayrıca 4 Büyük Kutsal Bölgenin zayıfı ezdiği yönünde kötü şöhretli söylentiler de yok ve böyle..."

Yun Che buraya kadar konuştuğunda aniden Masmavi Bulut Kıtasındaki mükemmel bir şöhret ve üne sahip olan sözde namuslu ve dürüst klanların Gökyüzü Zehir Sedefi için ustasını öldürmek adına takip ettiklerini hatırladı. O derin bir nefes aldı ve konuşmaya devam etti. "Ama ben senin sözlerinden de tamamen şüphe duymuyorum. Sonuçta ben senin ait olduğun Hayali İblis Ülkesi hakkında çok fazla bilgiye sahip değilim ve dahası 4 Kutsal Bölgeye de yabancıyım. Gerçek durumun nasıl olduğunu Hayali İblis Ülkesi ve 4 Büyük Kutsal Bölgeye dokunacak kadar güçlü olduğum gün kendi gözlerimle göreceğim."

"Güzel! İyi dedin!" Yun Canghai taktir ile birlikte başıyla onayladı. "Senin söylediğin şeyler gerçekten henüz 20 yaşına ulaşmamış bir gençten gelen şeyler gibi görünmüyor. O zaman sen benim işlerim yüzünden 4 Büyük Kutsal Bölge ve Hayali İblis Bölgesi arasındaki dargınlığın içine dalmaktan korkmuyor musun? Bu senin hayal bile edemeyeceğin kadar büyük bir girdap."

"Tabi ki korkuyorum." Yun Che dürüst bir şekilde konuştu. "En azından şuan ki ben için Hayali İblis Ülkesi ve 4 Büyük Kutsal Bölge içinde olduğumuz dünyadaki besin zincirinde en tepede bulunan sadece uzaktan bakabileceğim büyük yaratıklar. Ama korku sözlerimi ve inancımı çiğneyeceğim anlamına gelmez. Sen zaten hayatın ile birlikte bana özgürlüğümü vermeye karar verdiğinden için ben ne olursa olsun senin emanetini yerine getireceğim. Sadece bunu yapmak için gereken zaman biraz daha uzun olabilir."

“HAHAHAHA!” Yun Canghai kahkaha ile birlikte uludu. "Bu aslında "korku" kelimesini bu kadar yankı yapıcı ve kahramanca söylediğini duyduğum ilk sefer. Eğer sen dosdoğru bir şekilde korkmadığın söyleseydin ben daha fazla minnettar olacaktım ama aynı zamanda biraz hayal kırıklığına uğrayacaktım. Çünkü eğer korkuyu bilmeseydin kendini gözünde büyütecektin ve düşmanlarını hafife alacaktın bu yüzden de belki de çöküşünle çok daha erken bir zamanda karşılaşacaktın. Ama senin bu sözlerin ile ben artık çok daha rahatım."

Yun Che gülümsedi ve çoktan pişmiş olan ejderha etini Yun Canghai'ya verdi. İkisi biri oturarak diğeri ayakta ejderha etini yalayıp yuttular. Ejderha etinin lezzetliliği onların bu karanlık ve gri alandaki tek zevkleri haline gelmişti.

İkisi aynı anda midelerini doldurdu. Yun Che yere oturup gözlerini kapadı ve kaynak enerjisini yeniden kazandı. Sırada o Kaynak Kulpunun gücünün %70ine meydan okumayı deneyecekti.

Yun Canghai'nin de gözü kapalıydı ve ağzından durmadan alçak sesli mırıldanmalar geliyordu...

"Aradan yüz yıl geçti ve Majestelerinden herhangi bir haber duyulmadı...O gerçekten çoktan öldü mü..."

"Eğer Güneş Ay İlahi Salonunun Cennetsel Hükümdarı Ye Meixie ve Kudretli Cennetsel Kılıç Bölgesinin Kılıç Efendisi Xuanyuan Wentian birlikte ise o zaman gerçekten de onların Majestelerini öldürmek için yetenekleri var....Hayır.... bu imkansız...Ben buna inanmıyorum...."

"Prensin düğününü bitirmesi lazım....Kudretli Cennetsel Kılıç Bölgesinden gelen o kişi Prensin Küçük İblis İmparator olarak başarılı olduğunu....ardından ertesi gün düşüncesizce 4 Büyük Kutsal Bölgeye gittiğini ve....onun da öldüğünü söyledi...."

"Hayali İblis Ülkesinde....resmin tamamını dikte ettirecek tek kişi Küçük İblis İmparatoriçesi..."

(Ç.N: Dikte ettirmek = Zorla kabul ettirmek.

"Küçük İblis İmparatoriçesi....O olabilir mi....Belki de odur...Veliaht Prens yeryüzü ve gökyüzünden korkmuyordu ve sadece ondan korkuyordu. Veliaht Prensin İmparatoriçesi olarak onunla birlikte tahta yükselişi...Her ne kadar o bir kadın olsa da onun gerçekten dikte ettirecek yeteneği var...İç çekme..."

Yun Che'nin kulakları Yun Canghai'nin kendi kendine mırıldandığı şeylerle dolmuştu ama o herhangi bir tepki vermedi. Çünkü her gün Yun Canghai bunları bir çok kez söylüyordu. O burada olduğu her an Hayali İblis Ülkesi hakkında düşünüyordu. Onun Hayali İblis Ülkesi Kraliyet Ailesine olan sadakatine  yeryüzünün ve gökyüzünün kendisi tarafından bile şahitlik edilebilirdi. Yun Che de onun ve İblis İmparatorunun ilişkisinin yarısının Kral ve kul olduğunu ve diğer yarısının da kardeşler olduğunu söyleyebilirdi.

Yun Che'nin kaynak enerjisi hızlıca kendine gelirken zihni ve nefes alışı da sakinleşti. O gözlerini açtı ve önündeki zifiri karanlığa bakarken zihninde birbiri ardına hayali figürler ortaya çıktı...Önemsedikleri arasında Xia Qingyue ve Chu Yuechan hakkında endişelenmiyordu sonuçta onların güçleri ile birlikte Mavi Rüzgar İmparatorluğunda kimsenin onlara zarar veremeyecekleri söylenebilirdi. Ama Cang Yue ve Xia Yuanba hakkında endişelenmeden edemiyordu....Hepsi çoktan onun ölmüş olduğunu düşünüyor olmalılardı. İmparatorluk Ailesinin altında olduğu huzursuzlukta Cang Yue'nin kendini nasıl saklayıp koruyabileceğini hayal edemiyordu. Yine de Cang Yue'nin en çok ona ihtiyaç duyduğu en önemli ve en çaresiz anında ona söz verse de yanında kalıp ona eşlik edemiyordu.

Xia Yuanba kesinlikle derinden kendini suçlama içine düşecekti. O sadece bu kendini suçlamadan çıkabilmesini ve ardından gerçekten büyüyebilmesini umut ediyordu.

Büyükbaba ve Küçük Halam....Onun verdiği 3 yıllık sözden geriye sadece 1 ay kalmıştı.

Burada hapsolduğundan Yun Canghai'yi bir ay içinde öldürmek için yeterince güç elde etmesinin imkanı yoktu. Onun ayrılmadan önce verdiği söz çoktan yerine getirmenin imkansız olduğu bir şey olmuştu.

Yun Canghai çok acınasıydı. Burada 100 yıldır umutsuzluk içinde bastırılırken her türlü sefaleti çekmişti. Ama en azından o birkaç yıllık şana, İblis İmparatorla birlikte tepeden baktığı insanlara, kendi muazzam ailesine ve kendi aile üyelerine sahipti. Her ne kadar onlar 100 yıldır görüşemiyor olsalar da o hala sevgili ailesini düşünüyordu ve ailesi de hala onu düşünüyordu...Yine de Yun Che hala onu dünyaya getiren ebeveynlerinin kim olduğunu bilmiyordu.

“Haah…” Yun Che sessizce iç çekti ve onu dünyaya getiren ebeveynlerinden geriye tek kalan şey olan kolyeye dokunmak için bilinçsizce boynuna dokundu. Sadece parmağı cildine dokunduktan sonra onu Masmavi Bulut Kıtasından geri döndüğünde Samsara'nın Aynası ile çok büyük bir ihtimalle alakalı olduğundan Gökyüzü Zehir Sedefine koyduğunu hatırladı.

Yun Che Gökyüzü Zehir Sedefinden ufak kolyeyi çıkarıp elinde tuttu ve ona sessizce baktı...Onu doğuran ebeveynlerinin nasıl kişiler olduğunu ve onların hala hayatta ve sağlıklı olup olmadığını hayal ediyordu.

Yun Canghai de mırıldanmalarının içinde yarı dalgın bir durumdaydı. Başını kaldırdığında bakışları yanlışlıkla Yun Che'nin elindeki bakır renkli küçük kolyeye düştü...Anında sanki 9 gökten gelen kaynak yıldırımı tarafından vurulmuş gibi oldu. Tüm bedeni aniden sallanırken gözleri genişleyerek ona sabitlendi. Ağzından bir canavarın yoğun kükremesi gibi bir bağırış çıktı...

"O elindeki şey ne........O ELİNDEKİ ŞEY NE!!!!!"

ATG Bölüm 294 - O Elindeki Şey Ne

----ÇEVİRMEN NOTU----

İblis çıldırdı :D tüm ruh hali tamamen değişti artık dostluk falan bitti bu bölümden sonra :D Devam bakalım ^^


İblis neden aniden böyle bir tepki verdi? Kolyeyi biliyor mu? Biliyorsa nereden biliyor? Merak mı ediyorsunuz? O zaman sonraki bölüme tıklayın ve öğrenin :D

Yorum Yap "ATG 294 - ##Gizli Bölüm İsmi##"