Tankların Tarihi Günceli

ATG 291 - KAYNAK KULPU

Eylül 15, 2016


ATG 291 - KAYNAK KULPU

 Ağzındaki büyük bir parça ejderha etinin yuttuktan ve bir ağız dolusu ejderha kanı içtikten sonra Yun Che kalktı ve parmaklarıyla büyük bir parça ejderha etini iki eşit parçaya böldü ardından İblisin önüne gelene kadar acele etmeden bariyerin içinde dolaştı. O hayati bir saldırıdan istediği gibi kaçabileceği yer olan İblisin bir adım ilerisinde durdu.

"Ben ejderha etini yedikten sonra ejderha etinin lezzetliliği ile diğer kaynak canavarlarının etlerinin mutlak suretle kıyaslanamayacağını öğrendim. Ancak bundan kendi başıma zevk almak oldukça sıkıca. Kıdemli, biraz ister misiniz?" Yun Che kesilmiş ejderha etinden büyük bir parça aldı ve İblisin önünde sundu.

(Ç.N: İblisin kalbine giden yok midesinden geçer :D )

İblis kafasını çevirdi ve kayıtsızca konuştu. "Bana acıyor musun? Senin ve benim aramda sadece bir kişi hayatta kalabilecek. Bana bu kadar yakın olduğuna göre benim aniden seni öldürmeye çalışacağımdan korkmuyor musun?"

(Ç.N: Sıradaki paragrafta kullanacağım "Yoldaş" kelimesinin İngilizcesi "Fellow" ama o kelime çok farklı anlama geliyor. Hemcins, Akran, Dost, Yoldaş, Aynı derecede olan biri, Bilim adamı unvanı, koca, eş, sevgili.... diye gidiyor. Bu Çin romanlarında aynı yolun yolcularına kullanıyor genelde. Mesela aynı tarikata giderler fellow disciple (öğrenci) derler. Diğer paragrafta da bu şekilde bir kullanımı var ben yoldaş olarak kullandım malum ikisi de bu karanlık yerde falan.)

Yun Che'nin tüm bedeninde kaynak gücünün tamamen sıfır koruması vardı ve o nazikçe konuşurken ifadesi bir tedbir belirtisi içermiyordu. "Her ne kadar seni öldürmek hakkında düşünmediğim bir an bile olmasa da seni öldürmek istememin nedeni sadece hayatta kalmak ve özgürlük uğruna, yani sana içerlediğim yada senden tiksindiğim için değil. Aksine ben senin kötü bir adam olmadığına ve hele ki bir alçak olmadığına eminim! Eğer sana acıdığımı düşünüyorsan… hrm, bu doğru. Ama bu mağdur bir yoldaş için olacak bir tür acıma. Bizim durumumuza gelince bizim ne farkımız var? Sadece senin üstündeki kısıtlamalar benimkinden biraz daha fazla."

İblisin ifadesi bir süre sabit bir şekilde Yun Che'ye bakarken değişti. Ardından o aniden gülümsemeye başladı. "Haha…iyi! Gerçekten de mağdur yoldaş! O zaman ben senin bu "acımanı" kabul edeceğim!"

O konuşmayı kestiğinde Yun Che'nin ellerindeki ejderha etini yakaladı ve ağzının kenarına koyup çılgınca ısırdı. Her ne kadar tuz yada yağ olmasa da yüz yıldır bir şey yemeyen İblis için bu cennetten gelen incelikten başka bir şey değildi. Ejderha eti bir kez ağzına girdiğinde o duramadı. O şiddetle yiyordu ve vahşice ısırıyordu sanki o vahşi bir kurt gibi yemeğini yiyip bitiriyordu ve Yun Che'nin neredeyse açlıktan öleceği zamanki halinden aşağı kalmıyordu. Yun Che hafifçe gülümseyip kendi ejderha etini kaptı ve ısırdı ama karşılaştırıldığında o İblisten daha zarif bir şekilde yiyordu.

Göz açıp kapayıncaya kadar İblisin elindeki büyük parça ejderha eti temiz bir şekilde ortadan yok oldu ve midesine girdi. Yüz yıldır boş olduğundan(midesi) kireç taşı kadar soluk yüzü şimdi biraz kırmızı göründü. O beş parmağını emdi ve yüksek sesle gülmeye başladı. "Nefis! Gerçekten nefis! Hayatımda hiç bu kadar nefis bir yemek yememiştim! Hahahaha…Küçük Kardeş ben, Yun Canghai hayatımda daha önce kimseye borçlu olmamıştım! Her ne kadar sen bana sadece bir yemek vermiş olsan da benim için bu yine de büyük bir iyilik! Senin nezaketini hatırlayacağım! Ne yazık ki bu sadece bir et ve hiç şarap yok. Aksi halde benim saygınlığımı koruyan ve benim aşağılık bir alçak olmadığıma inanan sen ile birlikte büyük bir kadeh içerdim."

"Eh? Kıdemli sizin soy adınız da mı Yun?"

(Ç.N: Belki bilmeyen olur bizden farklı olarak onlarda ilk başta gelen soyadları oluyor.)

İblis gözlerini genişletti. "Ne dedin sen? Senin soyadın da mı Yun? Burada yarım yıl hapsolduktan sonra bile seni küçük deli çocuk bana soyadının ne olduğunu bile söylemedin. Tüm bunları yaptıktan sonra görünüşe göre biz beklenmedik bir şekilde aynı klandanız, hahahaha!"

O İblisi öldürmek zorunda olduğu can düşmanı olarak düşünmediğinde İblisin aurası insanları iğrendirmeyen yada korkutmayan bir hale gelmesinin yanı İbliste bir samimiyet duygusu bile vardı. Yun Che nazikçe gülümsedi ve konuştu. "Bu küçüğün aile adı Yun ve adı da Che'dir."

"Yun Che…bulutlar(Yun-) kadar özgür ve su(Che-) kadar temiz ne kadar güzel bir isim! Görünüşe göre baban senin ismini verirken senin endişe olmadan hayatını tasasız yaşayabilmeni ve bu maddesel dünyaya yakalanmamanı istemiş. Ama ne yazık ki böyle baştan aşağı canavar gibi küçük bir çocuk olarak senin kesinlikle kaderinde havuzdaki küçük bir varlık olmak yok. Korkarım ki ailen fazlasıyla hayal kırıklığına uğrayacak."

(Ç.N: Hayal kırıklığı meselesi ailesi onun tasasız bir hayat yaşamasını istemiş ona göre isim verirken ama böyle canavar gibi olduğundan tasasız bir hayat sürmesi mümkün değil o yüzden de hayal kırıklığına uğrarlar diyor.)

Yun Che kalbindeki hüsran ve hayal kırıklığı ile boş boş baktı. Masmavi Bulut Kıtasında ustası olan "Yun Che" adını vermişti bunun tam olarak nedeni ustasının onun hiçbir endişesi olmadan tasasız bir hayat çekmesini ve herhangi bir dünyevi anlaşmazlıklara katılmadan su gibi temiz olmasını istemişti. Ancak en sonunda onun hayatı son derece farklı bir yön almıştı ve o.....kalbindeki nefretle sayısız insanı katletmişti....

Kaynak Gökyüzü Kıtasındaki biyolojik ailesi ustası ile aynı isteğe sahip olmalılardı.

Yun Che büyük bir kadeh ejderha kanı aldı ve yarısını başka bir kadehe boşaltıp İblisin önüne koyarken konuştu. "Kıdemli, sizin ve benim burada birlikte mühürlenmemiz ve ikimizin de Yun olarak adlandırılması gerçekten fantastik bir kader. Aynı kaderi ve aynı acıları paylaşmak bizim birbirimize empati duymamızı sağlıyor bizim bir kadeh içmemiz gerek...her ne kadar biz lezzetli bir şaraba sahip olmasak ta ejderha kanının kokusu ve lezzeti en güçlü şaraptan kesinlikle aşağı değil. Ben bu ejderha etine bir şarap gibi davranacağım ve Kıdemli ile birlikte kadeh kaldıracağım! Biz bu "kan şarabını" içtikten sonra benim Kıdemliyi öldürmek zorunda olduğum gün geldiğinde Kıdemli ölüler diyarına giden yola girdiğinde bana içerlemeyeceğini umuyorum."

(Ç.N: İlk içelim eğlenelim ama günün birinde öleceksin :D )

İblis kadehi aldı ve Yun Che'ye bakmak için gözlerini kaldırdı. Aniden onun gözleri daha içerlerde bir şey içeriyormuş gibi gözüktü. "Sen ve ben aynı aileden değiliz bu yüzden kıdem arasında ayırt yapmamıza gerek yok. Eğer biz bu kan şarabını içiyorsak kadeh kaldıran ben olmalıyım....Benim için kadeh kaldırmak istiyorsan o zaman hemen şimdi beni ustan olarak kabul etmek zorundasın!"

(Ç:N: Bunların ilişki çok hızlı değişmedi mi :D Takmıyordu iblis Yun Che de onu öldürmek istiyordu şimdi biri kadeh kaldırıyor diğeri öğrencim ol diyor :D )

“Huh??” Yun Che sanki biraz hazırlıksız yakalanmış gibi gözleri genişledi ve ağzı açık kaldı. Her ne kadar ikisinin arasındaki konuşmada bir düşmanlık olmasa da dürüstçe konuşmak gerekirse ikisi sadece birinin yaşayabileceği zor bir durumdalardı. Yun Che'nin gönüllü olarak ejderha etinin yemek için paylaşması onun doğal bir içgüdüsüydü ve o herhangi bir şey ummuyordu. O asla ejderha etinin böyle bir duruma yol açacağını düşünmemişti...İblis ona karşı minnettar olsa bile yine de bu adım biraz fazla büyük değil miydi?

Onu ustam olarak kabul etmek mi? Ne öğretmek istiyor? Onu nasıl öldüreceğimi mi öğretecek? Bu gerçekten biraz....bir saniye bekle! Bu olabilir mi...

"Ne? İstemiyor musun?" İblisin ifadesi dikkatliydi ve herhangi bir oynak fikirden yoksundu. "Ben tüm hayatımda oğluma ilk yaşlarında rehberlik yapmak dışında herhangi bir öğrenciyi asla resmi olarak kabul etmedim. Sen ölçülemez bir potansiyeli olan dudak uçuklatan birisin ama benim gücümle birlikte ben senin ustan olmak için fazlasıyla yeterliyim. Hayali İblis Ülkesinde bir çok insan beni kabul etmek istedi ama hepsi kapımda reddedildi!"

Kudretli Cennetsel Kılıç Villasının bu İblise verdikleri önem ile onun Hayali İblis Ülkesinde ne kadar korkunç olduğu hayal edilebilirdi. Yun Che onun sözlerinden en ufak bir şüphe duymadı. Bu oluşumun içinde mühürlüyken İmparator Kaynak Aleminin gücünü sergileyebilen birini ustası olarak kabul edebilmek genç bir kaynak uygulayıcısı için kesinlikle karşı konulamaz bir cazibe ve hoş bir sürprizdi tabi ki Yun Che içinde bunlar geçerliydi. Ama ne yazık ki o içinde kendisini anormal bir seviyeye yükselten bir usta taşıyordu. Eğer onun önünde başka bir usta kabul ederse o zaman....

(Ç.N: O zaman Jasmine ve Gazabı Yakında Sinemalarda! :D )

Sonuçlar hiç şüphesiz son derece korkunç olacaktı!

"Hayır, hayır, kesinlikle hayır!" Yun Che elini salladı ve ciddiyetle konuştu. "Kıdemli bu Cennetin Kudretli Ruh Bastırma Oluşumun içinde çok güçlü olabiliyor bu durumda Kıdemlinin gerçek gücü kesinlikle benim hiçbir şekilde anlayamayacağım bir seviyede olmalı.  Sizin gibi bir uzmanı ustam olarak kabul edebilmek benim için bir onurdur ve kesinlikle ben isteksiz olduğum için değil...Ama benim....zaten bir ustam var. Eğer Kıdemliyi ustam olarak kabul edersem bu oldukça uygunsuz olacaktır."

"Ne var bunda?" İblis elini salladı. "Senin ustan benden bile daha güçlü olabilir mi?"

İblisin sözleri güçlü bir kibir duygusuna sahipti ve bu kibir kesinlikle delilikten değildi. Yun Che için Hayali İblis Ülkesinin içinde İblis Kralın nasıl bir varlık olduğunu bilmesi imkansızdı. O İmparatorun ardından gelen ikinci adamdı ve on bin vatandaşın üzerindeydi.

Ama İblis için Yun Che'nin şuan ki ustasının nasıl bir kavram olduğunu hayal etmek daha da imkansızdı.

Yun Che biraz düşündü ve karşısındakinin öz saygısına zarar vermeyebilecek kadar hafif bir ses tonuyla konuştu. "Benim ustam gerçekten de Kıdemliden biraz daha güçlü..."

(Ç.N: Biraz? :D Savaşsalar bence tek yer :D )

"Hahahaha! Ne şaka ama!" İblis deli gibi güldü. "Sizin Kaynak Gökyüzü Kıtasında benimle aşık atabilecek 5 kişiden daha az kişi var! Senin ustan Kudretli Cennetsel Kılıç Bölgesinin Kılıç Efendisinden daha güçlü olabilir mi?"

Yun Che Kılıç Efendisinin ne olduğunu bilmiyordu. Ama Jasmine'nin gösterdiği korkunç güç ve Kaynak Gökyüzü Kıtasından bahsettiğinde gösterdiği küçümsemeden Kılıç Efendisinin bile Jamsine'nin küçük parmağının dürtmesiyle bile karşılaştırılamayacağı anlamını çıkarmak için yeterliydi.

Tabi ki bu sözleri konuşsaydı İblis dövülerek öldürülecek olsa bile bunlara yine de inanmayacaktı.

Yun Che daha fazla açıklamadı ve doğrudan konuştu. "Kıdemlinin iyi niyete sahip olduğunu biliyorum ama ben bunu kabul edemem. Ben şuan ki ustamın yüzünü kara çıkaramam."

Yun Che konuştuktan sonra ejderha kanının olduğu kadehi tuttu ve bir dikişte bitirdi. Ardından boş kadehi İblise doğru ima etmek için kullandı. "Bu kan şarabı kadehini kıdemliyi öldürmek zorunda olmamın özrü olarak kabul edin....Kıdemli lütfen...."

İblis kaşlarını biraz hareket ettirdi ve daha fazla konuşmadı. Ardından benzer bir şekilde kadehi içti ve onu Yun Che'ye geri iade ettikten sonra konuştu. "Eğer beni ustan olarak kabul etmezsen benim sana bu konuda baskı yapma hakkım yok. Ama ben boşuna boş yere bu ejderha etini yiyip ejderha kanını içemem. Her ne kadar senin kaynak gücünün gelişimi ne kadar hızlı olursa olsun bunu savaşta sağlamlaştırmak ve stabilize etmek için hiçbir fırsatın yok. Sen benimle savaştığında tüm saldırılar sadece bir kıvılcım zamanı içinde bitti ve bunun kesinlikle bir yararı olmaz....Bu günden sonra ben resmen senin antrenman partnerin olacağım."

Belli ki İblis hala onun gelişmesine yol göstermek istiyordu...Onu öldürmek zorunda olan birinin gelişmesine yol göstermek. Bunu duyması bile garipti. Ancak Yun Che onun niyetini zayıf olarak anlayabildi. Geriye bir adım çekildi ve konuştu. "Kıdemli sizin bedeniniz burada kilitli yani benim antrenman partnerim olmak isteseniz bile bu...."

“Hehe…” İblis zayıf olarak güldü. "Sadece burada kilitliyim diye seni güzelce eğitemeyeceğimi mi düşündün?"

O konuşmayı bitirdiğinde İblisin sol eli aniden camgöbeği ışık ile titreşirken önünde devasa bir camgöbeği avuç ortaya çıktı ve anında Yun Che'ye doğru uçtu.

Bu ona daha önce vuran avuçtu ama şuanda bu elin gücü açıkça İblis tarafından bastırılıyordu. Her ne kadar o hala inanılmaz bir şekilde baskıcı güce sahip olmasına rağmen Yun Che'yi tamamen ezmek için yeterli değildi. O Ejderha Kusurunu yakalarken bedeni dümdüz ileri bakarken hızlıca geri çekildi. Onun kılıcı aşağı doğru vurduğunda...beklentilerinin tamamen dışında olan bir şey oldu ve bir yetenek aracılığıyla oluşturulmuş olması gereken bu camgöbeği renkli el aniden yönünü değiştirdi ve sanki zekaya sahipmiş gibi yerini değiştirerek kılıçtan sıyrıldı. Ardından onun şekli de değişti ve elindeki Ejderha Kusuru ile aynı şekli aldı. Sadece bu o şiddetle omuzuna doğru çarparken bu ağır kılıç camgöbeği rengindeydi.

(Ç.N: Çok şekil yetenek değil mi :D )

Yarım yıl boyunca Yun Che hayatını riske atarak iblisi öldürmeyi bir çok kere denedi ve bu apansız ortaya çıkan garip camgöbeği ışıkla bir çok kez karşılaştı. Onlar savaşırken İblis ile en fazla 2-3 kez yüz yüze gelmişlerdi ve bu camgöbeği ışık bir an için ortaya çıkmıştı bu yüzden de o her zaman bunun ofansif kaynak gücü ışık ışını olduğuna inanmıştı.

Ve kaynak ışık ışını onun bedeninden ayrıldığında onun yörüngesinden dışarı doğru genişlediğinde zayıflıyordu. Ama şimdi Yun Che şaşırtıcı bir şekilde camgöbeği ışığın sadece şekil değiştirebilmekle kalmayıp onun aynı zamanda inanılmaz bir şekilde hızlı olduğunu ve aurasının başından sonuna kadar hiç zayıflamadığını keşfetti....Tıpkı bağımsız bir şekilde var olan garip bir varlıktı!

O bir avuç, bir kalkan, bir kılıç yada bir mızrak haline gelebiliyordu....O daha yavaş yada daha hızlı ve daha büyük yada daha küçük hale gelebiliyordu. Her ne kadar İblis onun gücünü özenle bastırsa da bu yine de Yun Che'yi telaşlı ve boğulmuş bir hale gelecek noktaya kadar bastırmıştı. Bu aynı seviye bir uzmanla karşı karşıya gelmekten birkaç kat daha zordu. Yun Che yüksek sesle bağırdı ve Düşen Ayın Batan Yıldızı camgöbeği ışığı kenara itti. Ardından o hızlıca geri çekildi ve endişeyle sordu. "Bu şey de ne?"

İblis hafifçe gülümsedi. Sol kolunun parlamasıyla ağır kılıca dönüşmüş olan şey tekrar camgöbeği ışığa dönüştü ve onun koluna geri döndü. "Bu....benim Kaynak Kulpum! Bu kaynak damarlarımı ve kan damarlarımı kullanılarak oluşturulur ve ruhum ile kontrol edilir. O sayısız şeye dönüşebilir ve tamamen benim dövüş tarzım için kullanılabilir...Bu sadece benim İlahi İblis Kraliyet Aileme cennet tarafından bahşedilmiş bir beceridir!"

----ÇEVİRMEN NOTU----

Bir bölüm daha geçti. Bu aralar performans çok düştü. Normalde bugun son bölümün kalması lazımdı :( Neyse devam bakalım


Yun Che ve İblis arasındaki muhabbet nasıl devam edecek? İblis Masmavi Bulut Kıtası İsmini daha önce hiç duydu mu? Kaynak Kulpunun işlevi ve seviyeleri ne? Merak mı ediyorsunuz? O zaman sonraki bölüme tıklayın ve okuyun :D

Yorum Yap "ATG 291 - KAYNAK KULPU"