Otto Von Bismark Günceli

ATG 287 - EKSTREM ÇALIŞMA

Eylül 15, 2016


ATG 287 - EKSTREM ÇALIŞMA

Yun Che başarılı oldu ama bu sürecin içindeki acıyı ve tehlikeyi sadece Yun  Che'nin kendisi biliyordu. Her ne kadar o Kötülük Tanrısının Kaynak Damarlarına ve Buda'nın Büyük Yoluna sahip olsa da Ruhsal Kaynak Alemindeki bedeniyle İmparator Kaynak Ejderhasının taze kanını bu kadar fazla içmesi ve hatta kanın içindeki gücün büyük çoğunluğunu arıtırken hayatta kalması sadece bir mucize olarak düşünülebilirdi. Eğer bu mucize olmasaydı Yun Che'nin sonu kapsamlı bir ölümdü.

Ama o sanki çıldırmış gibi yeni çıktığı ölümün abisine bir kez daha girmişti.

Yun Che'nin tekrar kemiklerinin ve bedeninin patlamasından sadece birkaç dakikalık zaman aralığı geçmişti. Göz açıp kapayıncaya kadar bedeninin yüzeyi dehşet verici yakılmış siyaha dönüştü ve yaşam gücü azalarak son belirtilerine kadar azalmıştı ama eskisi gibi bu ufacık yaşam alevi ne olursa olsun ölmek istemiyordu.

Garip küçük pagoda yeniden ortaya çıktı....Tüm bu süreç eskisi ile neredeyse tam olarak aynıydı.

Bu seferki fark Yun Che'nin tekrar ayağa kalkmasının sadece 6 saat sürmesiydi. Bütün bedenindeki siyahı döktü ve tüm bedeni ikinci kez yeniden doğdu!

Kaynak gücü de hızla 3.seviye Ruhsal Kaynak Alemine yükselmişti!

İblis sabit bir şekilde Yun Che'ye baktı ve şok olmuş bir ses tonuyla konuştu. "Nasıl.....yaptın bunu?"

(Ç.N: Sen bekle öldüreceğim ulan seni :D )

Hayali İblis Ülkesinin kudretli İblis Kralı böyle şok olmuş bir ses tonuyla sadece 17 yaşındaki bir gence "nasıl yaptın bunu" diye soruyordu!

Bugüne kadar bırak diğerlerini kendi bile böyle şok olmuş bir ses tonuyla bir küçüğe böyle bir soru soracağı bir günün geleceğine asla inanmazdı.

Ama Yun Che'nin gösterdiği şey kalbini sakinleşmekten aciz azgın dalgalar ile taşırmıştı.

Yüksek seviyeli bir kaynak canavarının eti ve kanı kesinlikle bir hevesle dikkatsizce  tüketilebilecek şeyler değildi. İmparator Kaynak Canavarının etini ve kanını tüketmek isteyen bir Taht bile olsa onun dikkatli olması gerekirdi. Ve bir Taht için İmparator Kaynak Canavarının eti ve kanı hiç şüphesiz kaynak güçlerinin gözle görülür bir ilerleme yaşaması için yeterli son derece iyi bir tamamlayıcı türüydü. Her ne kadar bu tür bir ilerleme abartı olmasa da o acı acı kendini geliştirmeye gerek olmadan geliyordu. Aynı zamanda eğer bir Taht tek başına aynı seviyede olduğu bir İmparator Kaynak Canavarını öldürmek isterse bu temelde imkansız olurdu. O zirve seviyelerdeki bir Taht ve karşısındaki başlangıç seviyelerdeki bir İmparator Kaynak Canavarı olsa bile onu yenmesi kolay olurdu ama öldürmesi son derece zor olacaktı.

Bu nedenle bir Taht'ın tüm hayatında bile bir İmparator Kaynak Canavarının hazinelerinden zevk almak için sadece birkaç şansı olurdu.

Ama sadece Ruhsal Kaynak Aleminde olan Yun Che ejderha tipli İmparator Kaynak Canavarının kanını içip etini yese de.....mucizevi bir şekilde yaşıyordu! Bu durumdan hayal bile edilemeyecek kadar anormal bir sonucun çıkması açıkça son derece gülünçtü! Bir gün bile almayan bu kadar kısa bir süre içinde Yun Che'nin kaynak gücü 2 seviye atlamıştı!

Ayakta duran Yun Che'ye ve inanılmayacak kadar muazzam büyüklüğe sahip ejderhaya bakınca İblisin kalbi çılgın bir düşünceye sahip olmadan edemedi....O bu Alev Ejderhasının tümünü yavaşça yemeyi ve onu kendi gücüne dönüştürmeyi istiyor olamaz değil mi?"

Ölümün abisinde olduğu 2 büyük krizden sonra 2 kere yeniden doğuş! Yun Che yeniden doğuşu nedeniyle etinin zayıflamadığını tam tersine daha fazla güçle dolduğunu hissetti. Kemikleri de Ejderhanın eti ve kanının etkisi ve arıtılmasıyla daha esnek olmuştu. Kendi kanı nispeten yapışkan hale gelmişti ve hatta kalbinde bir tür garip güç duygusu vardı.

Daha önce hissettiği kabus gibi açlık hissi tamamen yok oldu. Yeniden doğmuş bedenine bakarken patlayarak artan gücünü hissetti. Yun Che sırıttı ve gülmeye başladı. Sanki gökler her an ona göz kulak oluyor gibi görünüyordu onun hayatıyla bahis oynadığı kumar tamamen onun zaferi ile sonuçlanmıştı. Ve bu tür bir zafer göklerin altında sadece ona olabilirdi...Eğer onunla benzer bir kaynak gücü olan birisi onun yerinde olsaydı uzun süre önce kömür yığını haline gelirdi.

O iblise baktı ve alçak bir sesle konuştu. "Senin soruna cevap verme zorunluluğum yok. Tekrar söylememe izin ver. Buradan çıkmak için seni kesinlikle öldüreceğim!!"

Yun Che'in soğuk ve kararlı ifadesini görünce İblis bir süre sessiz kaldı ardından kıkırdamaya başladı. "Güzel! Ben aniden o günü dört gözle beklemeye başladım! Benim kaynak gücüm bastırılarak İmparator Kaynak Alemine düşürüldü. Sen gerçekten İmparator Kaynak Alemi ile Ruhsal Kaynak Aleminin arasındaki farkın kolayca telafi edilebileceğini mi düşünüyorsun?"

Yun Che tekrar konuşmadı. O Alev Ejderhasının iskeletini geri çekti ve bedeni kaynak enerjisi ile patlarken Ejderha Kusurunu aldı. Onun güçlü sallamalarıyla oluşan her bir saldırısı kulak yarıcı bir homurtu ve eşsiz bir kudret içerirken bir çok rüzgar oluşturdu.

Kıyaslanamayacak kadar ağır Ejderha Kusuru Yun Che'nin elinde bir kum fırtınası oluşturdu ve uzun durmayan fırtına yeraltındaki bu bastırılmış alanı doldurmaya başladı. Dramatik bir şekilde artan kaynak gücünü en iyi pekiştirme yolu onu sürekli olarak serbest bırakmaktı. Ayrıca o anda Yun Che kendine bir hedef belirledi —— Kaynak gücüne seviye atlatmak yapabileceği tek şeydi ve aynı zamanda yapması gereken tek şeydi.

2 saat sonra Yun Che durdu. O Ejderha Kusurunun arkasını sırtına koydu ve oturdu. Çok hızlı bir şekilde meditasyon durumuna girdi. Güçlü kaynak enerjisi akımı bedeninde hareket ederken kaynak damarlarındaki 54 kaynak girişi tamamen açıldı.

Meditasyon durumundayken zaman çok hızlı bir şekilde geçti. Farkında olmadan Yun Che gözünü açtığında 16 saat geçmişti. Bedeninde şimdi bolca kaynak enerjisi vardı ama karnından gelen açlık guruldamaları duyulabiliyordu.

"Tekrar acıktım." Yun Che karnını ovuştururken konuştu. İblisin dikkatli bakışlarının altında Alev Ejderhasını geri çıkardı ve muazzam kuyruğundan başka bir büyük parça kesti. Onu kavradığında et parçasından ejderha kanı damladı ve ardından kaynak ateşi ile onu pişirmeye başladı. Ancak bu seferki açlığı dünkü açlığı ile karşılaştırılamazdı. Ne yavaş ne hızlı bir şekilde tamamen telaşsızca onu kızarttı ve çok geçmeden Yun Che'yi yutkundurtan tatlı pişmiş et kokusu tüm bölgeye nüfuz etti.

Ejderha etinin lezzetliliği dünyaca ünlüydü ve diğer kaynak canavarlarının onunla karşılaştırılabilmesi mümkün değildi. Ama tüm Kaynak Gökyüzü Kıtasında ejderha etini deneyecek kadar şanslı sadece birkaç kişi vardı. Pişmiş ejderha etinin tarifsiz aroması İblise doğru süzülerek onun burnunun titremesine ve tüm parmaklarının seğirmesine neden oldu. 100 yıldır yemek yemeyen İblis için dünyanın en müsrif etinden gelen koku hiç şüphesiz büyük bir çekiciliğe sahipti ve onu kontrolden çıkarmaya yeterliydi.

Ama görkemli İblis Kral bir yemek için nasıl bir küçüğe yalvarabilirdi? O dilinin ucunu ısırdı ve kafasını başka bir tarafa çevirerek koku duyusunu mühürledi. Ama hemen ardından ejderha etinin Yun Che'nin dişleri tarafından çiğnenmesini ve yenilmesini duydu. Tüm parmakları neredeyse eklemlerinden kayacak kadar çok sallandı.

Yan etki akabinde yaklaştı. Yun Che bir kez daha hemen sonsuz acı ve tehlike dolu vaftiz ile yüzleşti. Ama bu sefer sadece eskisi gibi eşsiz bir kararlılığa sahip değildi üstelik daha sakin görünüyordu...Ejderha etinin patlayıcı gücünün altında o akan ejderha kanını su gibi içti...

Jasmine tarafından anında öldürülen bu Alev Ejderhasının bir yıldan fazla süredir Gökyüzü Zehir Sedefinde olan varlığını Yun Che neredeyse unutmuştu. Yine de o sadece Yun Che'yi açlıktan ölmenin tehlikesinden çıkarmamıştı üstelik aynı zamanda onun her ne kadar kıyaslanamayacak kadar tehlikeli olsa da hızlıca kaynak gücünü arttıracak bir yol bulmasını sağlamıştı. Birinci ve ikinci seferin ardından tıpkı İblisin beklediği gibi üçüncü seferde de Yun Che'nin bedeni enerjinin etkisiyle patlamıştı ve Yun Che'nin bu sefer ejderha gücünü emmeyi bitirmesi ve bedenini onarması 11 saat sürmüştü. Ardından o çılgınca kılıcıyla eğitim yapmak, meditasyon yapmak, kılıcıyla eğitim yapmak, meditasyon yapmak diye devam eden bir sürece başlamıştı....Acıkınca ejderha eti yiyip susayınca ejderha kanı içiyordu ve bunu akla hayale sığmaz bir biçimde tekrar ve tekrar yapıyordu.

Bu süreç sırasında Yun Che'nin kaynak gücü gökleri kızdırabilecek kadar hızlı bir hızda arttı.

Güçünü yükseltmek açısından burası Yun Che için mükemmel bir yerdi. Dış dünyada bu şekilde tam bir konsantrasyona sahip olması basitçe imkansızdı. Her zaman onu bağlayan ve dikkat dağıtan konular ile çeşitli insanlar vardı. Ama burası kasvetli ve sessizdi. Dış dünyadan tamamen kopmuş bu yerde onu engelleyecek ve dikkatini dağıtacak hiçbir şey yoktu. Onunla burada olan tek kişi de özgürlüğünden mahkumdu. Ve dış dünyada onunla ilgili olan her şey onun buradan çıkmak için mümkün olan en hızlı şekilde gücünü arttırması için motivasyon oluyordu!

Böylece o tüm zamanını çalışarak geçiriyordu....Delice bir çalışma! Mümkün olan en kısa sürede İblisi öldürmek ve buradan çıkmak onun tek amacıydı. Buna ek olarak sahip olduğu tüm özlemi ve endişeleri bastırmıştı ve onlar hakkında düşünerek canını sıkmadı.

————————————————

Masmavi Bulut Kıtası, Büyük Uyanış Klanının arka dağı.

Zümrüt yeşili bambu ormanında birlikte kurdukları küçük bambu ev Su Ling’er'in en favori yeriydi. Her ne kadar Su Hengshan ona her zaman oraya tek başına gitmemesini söylese de Su Ling’er'in her zaman tüm öğleden sonra bambu evin önünde oturmak için gizlice oraya gitmeden edemiyordu...Su Ling’er'in sadece orada oturup bambu ormanının rüzgarında banyo yapıyordu ve her zaman tamamen mutluluk dolu bir suratla onunla olduğu geceyi düşünüyordu.

Bu öğleden sonralar eski öğleden sonralar ile aynıydı. O yine gizlice kendi başına buraya geldi. Elleri yanaklarındayken bambu eve yaslandı ve zaman zaman kıkırdarken sulu gözlerle sallanan yeşil bambulara baktı. Onun ne düşündüğü bilinmiyordu.

Zaman yavaşça geçti ve gece yavaş yavaş yaklaştı. Yola çıkacağı zaman gelmişti. Su Ling’er ayağa kalktı ve kafasını alçaltıp kendi küçük ellerine, küçük bacaklarına, hassas bedenine ve henüz çiçeklenmeyen göğsüne baktı. "Wuu…ben ne zaman büyüyeceğim...Ben gerçekten yarın büyümek isterdim böylece Büyük Kardeş Yun Che benimle evlenmek için gelirdi."

Küçük bir kızın hayalini taşıyan Su Ling’er mutluluk ve endişe ile karışıktı. O anda kulak delici bir ses geldi:

"Oh? Bu benim sevgili kardeşim değil mi? Neden buraya tek başına geldin? Oh, nedenini biliyorum muhtemelen tekrar senin şu uh…Büyük Kardeş Yun Che'ni düşünmek için geldin." Su Haoran bir anda geldi ve tamamen gülüş dolu yüzüyle birlikte gündelik adımlarla Su Ling'er'e doğru yürüdü.

"Abi...." Su Ling'er, Su Haoran'a yakın değildi ama yine de uygun kibarlıkta bir selam verdi ve hatta itaatkâr bir şekilde cevapladı. "Mn! Ben onun daha erken geleceğini umarak her gün buraya gelip Büyük Kardeş yun Che hakkında düşünüyorum."

“Hahahahahaha!” Su Ling'er'in görünümünü görünce Su Haoran komik bir şaka duymuş gibi yüksek sesle güldü. "İnanamıyorum, benim aptal küçük kardeşim senin görünümün gerçekten kahkahamı tutamamamı sağlıyor...İç çekme! İyi, her ne kadar diğer insanların anladığı bazı şeyler olsa da kimse sana bunu söylemek istemiyor. Ama tabi ki ben senin abin olarak senin kendi iyiliğini düşünmeliyim. Bu nedenle o kötü adam ben olabilirim...Sana tavsiyem bu gereksiz kuruntuları bırak. Senin Büyük Kardeş Yun Che'n asla seni bulmak için geri gelmeyecek. Babama seninle evlenmesini istediğini söylemesinin tek nedeni İkinci Amcam Su Hengyue'ye karşı olmasıydı. Bu sadece o zaman yaptığı geçici bir bahaneden başka bir şey değildi."

(Ç.N: Sizde sevmediniz dimi bu herifi.)

Su Ling’er küçük yüzü kızgınlıktan kızarırken hemen kafasını kaldırdı. "Yalan söylüyorsun! Büyük Kardeş Yun Che ben büyüdüğümde benimle evlenmek için geleceğini söyledi...Yalan söylüyorsun! Yalan söylüyorsun!"

"Heh, sadece senin gibi aptal küçük bir kız böyle bir yalana inanır." Su Haoran dudaklarını küçümseme ile kıvırdı. "O Yun Che'nin arka planı bizim Büyük Uyanış Klanımızdan birkaç kat daha saygın. Onun karısı.....Hmph!" Su Haoran kıskançlıkla dişlerini sıktı. "O sadece bir tanrıca gibi gözükmüyor üstelik bizim büyük büyük babamızdan daha güçlü! Senin neren onunla karşılaştırılabilir? Onun yanında zaten son derece mükemmel bir partneri var yani senin gibi 10 yaşındaki küçük bir kızı neden isteyecek! Bırak onu, onun yerine başka birisini koysan bile asla sadece bir gün bile senin gibi küçük bir kızla evlenmek istemez. O zaman söylediği şey sadece Babamın İkinci Amcam ile arasındaki meseleyi çözebilmesi için uydurduğu bir şeydi ve buna sadece sen inanıyorsun."

"Ve neden bunu yaptığına gelince, hrm, bunun nedeni muhtemelen Babamın onlara o güzel kız komada iken yaralarını iyileştirebilecekleri bir sığınak önermesiydi. Ve böyle büyük bir ailede doğan onun gibi birisi açıkça bizim gibi aşağı bir klandaki insanlara herhangi bir şey için borçlu kalmak istemez. Bu yüzden bize yardım etti ve bunu iyiliğimizin karşılığı olarak saydı. Ama sen aslında onun seninle evlenmek için gerçekten geri döneceğini düşünerek kendini kandırıyorsun. Ben onun bırak seni hatırlamak şuana kadar çoktan 'Büyük Uyanış Klanı' ismini unuttuğunu farz ediyorum."

----------ÇEVİRMEN NOTU---------

Su Ling'er sen haklısın yalan söylemedi :( Dönebilirse döner 6 yıl içinde olmazsa müsait olunca kesin gelir. Tabi sen yada o ölmezse :D Devam bakalım.


Su Ling'er ne cevap verecek? Su Haoran neden orada? Bambu Ormanı'nın ne önemi var? Su Ling'er'in babası Yun Che hakkında ne düşünüyor? Merak mı ediyorsunuz? O zaman sonraki bölüme tıklayın ve öğrenin :D

Yorum Yap "ATG 287 - EKSTREM ÇALIŞMA"